BAŞLIK

Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne düşündüklerini bilir. O'nun huzuruna çıkarıldıkları gün herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her şeyi bilir. (NÛR - 64)

Resimler

Dost Siteler

Başlık

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2) O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ TEFSİR ORUÇ ABDEST

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ İLMİHAL BİLGİLERİ MEZHEP CANLI TV MÜBAREK GÜN VE GECELER HADİS NAMAZ KURAN-I KERİM DİNLEPEYGAMBERLER HAYATI NAZAR BESMELENİN FAZİLETİ CİNLER NASİH

Akıllı kimdir

Akıllı kimdir
Sual: "İslamiyet akıl dinidir. Bundan dolayı aklımın almadığı
şeye inanmam" demek doğru mudur?
CEVAP
Bu sözün ikinci kısmı yanlıştır. İslamiyet akıl dinidir. Hadis-i
şerifte (Aklı olmayanın dini de yoktur) buyuruluyor. Fakat akıl eşit
değildir. Akıl akıldan üstündür. Bir cahil ile bir âlimin aklı aynı
değildir. Akıllar eşit olsaydı, herkes aynı şeyi düşünürdü. İslamiyet’te
aklın ermediği şeyler çoktur. Fakat, selim akla uymayan birşey
yoktur. Zaten (İslamiyet akıl dinidir) demenin manası da budur.
Yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip yanılan kimseye felsefeci
denir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği yanıldığı
yerlerde, İslam ışığı altında akla doğruyu gösteren büyüklere İslam
âlimi denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet de ışık gibidir. Göz karanlıkta
cisimleri göremez. Görmesi için ışık gerekir. Akıl da hakikatı
göremez. Görmesi için İslam ışığı gerekir. Eğer İslam, hak ile bâtılı
bildirmeseydi, aklımızla bulmamız mümkün değildi. Hadis-i şerifte,
(Akıl, hak ile bâtılı birbirinden ayıran bir nurdur) buyuruluyor. Şu
halde hak ile bâtılı ayıramayana akıllı denmez.
Akıllı kimdir? Hadis-i şerife, (Akıllı, Allah’a ve Peygambere
inanıp ibadetlerini yapandır) buyuruluyor. Demek ki dinsiz,
imansız kimse veya inandığı halde ibadet etmeyenin aklı tam
değildir. İnanıp ibadet edenler arasında en akıllı kimdir? Hadis-i
şerifte, (En akıllı, Allahü teâlâdan en çok korkandır) buyuruluyor.
Kur’an-ı kerimde ise mealen, (Allah’tan en çok korkan âlimlerdir)
buyuruluyor. Şu halde âlimler en akıllı kimselerdir. Peygamber
efendimize sual edildi ki:
-Ya Resulallah en âlim kimdir?
-En akıllı olandır.
-En çok kim ibadet eder?
-Aklı en çok olan
-En faziletli kimdir?
-Aklı en üstün olandır.
Demek ki ilmi ve ibadeti çok olan daha akıllıdır. Bir kimsenin
akıllı olduğu nasıl bilineceği sual edildiğinde Peygamber efendimiz,
(Haramlardan daha çok kaçan, hayırlı işlere daha çok koşan
daha akıllıdır) buyurdu.
Âişe validemiz sual etti ki:
-Ya Resulallah üstün olmanın ölçüsü nedir?
-Akıldır. Aklı çok olan daha üstündür.
-Herkesin üstünlüğü yaptığı işe göre ölçülmez mi? İyi iş yapan
daha kıymetli değil mi?
-Ya Âişe, insanlar akıllarından daha fazla mı iş yaparlar?
Herkes aklı nispetinde iyi iş yapar, ona göre de mükafatını alır.
İbni Abbas hazretleri de, (Aklın başı, kendisine zulmedeni
affetmek, kendinden aşağıda görünen kimselere tevazu göstermek,
düşündükten sonra konuşmaktır. Akılsızlığın başı ise, kendini
beğenmek, lüzumsuz yere konuşmak ve kendisinin yaptığı şeylerde
insanları ayıplamaktır) buyurdu. Hadis-i şerifte, (Akıllı şu kimsedir
ki, açıkta yapınca utanacağı işi gizli yerde de yapmaz)
buyuruldu. Hikmet ehli, ibadetlerini ihlasla yapan, insanlarla iyi
geçinen, onlara daima iyilik eden ve belalara sabreden kimsenin
akıllı olduğunu bildirmişlerdir.
Zeka, sebep ile netice arasındaki bağlılıkları anlama ve
düşünebilme kabiliyetidir. Her akıllı zeki olmayabilir. Her zeki de
akıllı değildir. Zeki kimse, tecrübelerle, akıllı kimselerden öğrendiği
bilgi ve usullerle büyük işler başarabilir. Nitekim birçok gayrı
müslimin zeki olduğu bilinmektedir. Bir aslanın zekâsı, insan zekâsı
kadar kuvvetli olsaydı, bu aslan, öteki aslanlardan on bin kat daha
korkunç olurdu. Akılsız, dinsiz kimse de, zekâsının çokluğu kadar
topluma büyük tehlike olur. Aklın çok çeşitli dereceleri vardır.
Müminin dini ve dünyevi aklı olduğu gibi, kâfirin de dini ve dünyevi
aklı vardır. Kâfirin dünya işlerine eren aklı, ahiret işlerine eren
aklından daha üstündür.
Sual: Yaşlandığı halde, hâlâ dünya peşinde koşana akıllı
denebilir mi?
CEVAP
Dünya, Allahü teâlânın rızasına mani olan haram ve
mekruhlardır. Akıllı kimse ise, Allahü teâlânın emrettiklerini yapan,
yasakladıklarından kaçan kimsedir.
Risale-i Münire’deki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Akıllı, nefsine uymaz ve ibadet eder. Ahmak da nefsine
uyar, sonra da Allahü teâlânın rahmetini bekler.)
(40 yaşını geçtiği halde, iyiliği, kötülüğünden çok olmayan
Cehenneme hazırlansın!)
(Dünyayı seven, ahiretine, ahireti seven dünyasına zarar
verir. Devamlı olanı geçici olana tercih edin!)
(Ateşle su bir kapta bulunamayacağı gibi, dünya ve ahiret
sevgisi de bir müminin kalbinde birlikte bulunmaz.)
(Sonunun ne olacağını bilmeyip dünyaya aldanan insan,
ipek böceği gibidir. İpek böceği kendine yuva örer ve sonunu
bilmez. Bir müddet sonra oradan çıkmak ister, çıkacak yer
bulamaz, ördüğü yuvada ölür ve çalışması başkalarının işine
yarar.)
(Akıllı, Allah’a ve Resulüne inanan ve ibadetini yapan
kimsedir.)
Sual: Bir kimsenin akıllı olup olmadığı nasıl bilinir?
CEVAP
Allahü teâlânın emir ve yasaklarına riayette kim daha titiz ise o
daha akıllıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Biri camiye gider, namaz kılar, Allah indinde sivri sinek
kanadı kadar kıymeti olmaz. Başka birinin de kıldığı namaz,
sevap bakımından Uhud dağı kadar kıymeti olur, sebebi, bunun
daha akıllı olmasıdır. Haramdan daha çok sakınan daha
akıllıdır.) [Hakim]
Sual: Akıllı kime denir?
CEVAP
Her Müslüman, Cennet ve Cehenneme inanır. Cehennemden
kurtulmak, Cennete girmek isteyen akıllı kimsenin ölüme hazır
beklemesi gerekir. Çünkü Peygamber efendimiz, (Akıllı kimse,
kendisini hesaba çekip ölüm için hazırlanan kimsedir)
buyuruyor. Bir şey için hazırlanmak, onu sık sık hatırlamakla olur.
Hatırlamak ise, hatırlatıcı şeylere bakmakla, onları yapmakla
mümkündür. Genel olarak bütün insanlar ölümden gafildir. Bir âyet-i
kerimede mealen, (Hesap görme zamanı yaklaşmasına rağmen,
insanlar gaflet içinde, bundan yüz çeviriyorlar) buyuruluyor.
(Enbiya 1)
Dünyanın faydasız zevklerine aldanan, ölümden habersiz yaşar.
Ölümden bahsedilince, nefret eder. Peygamber efendimiz, (Kim
ölümden nefret ederse, Allah da ondan nefret eder) buyuruyor.
Allahü teâlâ da, (Kendisinden kaçtığınız ölüme mutlaka
yakalanacaksınız) buyuruyor. (Cuma
Günahlardan kaçıp ibadetlerini yapan, ölümü istemese,
ölümden nefret etmiş sayılmaz. Çünkü, o kusurlarını telafi
peşindedir. Birine sevgilisi hemen gel dese, o kimse de, yıkansa,
traş olsa, yeni elbiseler giymekle, sevgilisine hediyeler almakla
meşgul olsa, geciktiği için sevgilisine kavuşmaktan nefret etmiş
sayılmaz. Yani ölümden hoşlanmamasında mazurdur. Çünkü ölüme
hazırlanmaktadır.
Ebu Süleyman Darani hazretlerine salih bir zat dedi ki:
(Ben ölümü sevmem. Çünkü birisine karşı bir kabahat işlesem,
onun yüzüne bakmaya utanırım. Onu görmek istemem. Bu kadar
günah içinde iken, günahlardan kurtulmadan, nasıl olur da Allah’ın
huzuruna çıkmayı isterim?)
Arifler ise, ölümü devamlı hatırlar. Çünkü onlar ölüme her
zaman hazırdır. Ayrıca onlar bilir ki, ölüm sevgili ile buluşma
zamanıdır. Ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. Bu köprüden
geçmeyen sevgiliye kavuşamaz. Arifler bunun için ölümü severler.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ölümü çok hatırlayanın kalbi ihya olur, ölümü de
kolaylaşır.) [Deylemi]
(Demir paslandığı gibi, kalbler de günahla paslanır.
Kalblerin cilası ölümü çok hatırlamak ve Kur'an-ı kerim
okumaktır.) [Beyheki]
(Ölümü çok anmak, insanı dünyadan çeker, günahlardan
sıyırır.) [İbni Lal]
“Ölümü çok anıp günahlardan kaçanın kabri, Cennet bahçesi
olur. Ölümü unutup günahlara dalan kimsenin kabri de Cehennem
çukuru olur." (Süfyan-ı Sevri)
Hazret-i Mevlana da, Hazret-i Azraile, (Tez gel, haydi canımı
çabuk al, beni Rabbime hemen kavuştur) dedi. Öyle ya, seven
sevgilisi ile buluşacağı günü hiç hatırından çıkarır mı, o günün bir an
gelmesini arzu etmez mi? Hatta ölümün gecikmesine canı sıkılır. Bir
an önce ona kavuşmaya can atar.
Hazret-i Huzeyfe, ölüm döşeğinde, (Dost âni bir baskınla geldi,
pişmanlık faydasızdır. Ya rabbi, yaşamak hakkımda hayırlı ise
yaşamamı nasip eyle, ölüm, hakkımda hayırlı ise, ölümü bana
kolaylaştır) diye dua etti. İşte ölümü de, yaşamayı da değil, hangisi
hakkında hayırlı ise onu tercih eden, yani işi Allah’a havale eden,
Allah’ın takdirine rıza gösteren, en üstün rütbeye kavuşmuş olur.
Dünyanın faydasız zevklerine sımsıkı sarılan kimse bile, ölümü
anmakla dünyanın kirli işlerinden uzaklaşmaya başlar. Zamanla
dünya, ona ağır gelir, zevklerinden hoşlanmaz. Böylece dünyanın
faydasız işlerinden soğutan her şey, bir kurtuluş sebebidir. Bir zat,
bir kimseden bahsederek onu çok övdü. Orada bulunan Peygamber
efendimiz, (O kimse ölümü hatırlar mı?) buyurdu. O zat da,
(Ölümü hatırladığını duymadık) dedi. (Ölümü anmayanın değeri
olmaz) buyurdu. Demek ki değerli olmak, ölümü hatırlamakla da
anlaşılıyor. Ölümü hatırlamak, ölüme hazırlanmakla olur.
Hesaba hazırlanmak
Allahü teâlâ yegane mülk ve kudret sahibidir. Nasıl istiyorsa
öyle yapar.
Cennet müminler için ebedi mükafat yeri, Cehennem de kâfirler
için ebedi ceza yeridir. Cennet, hatıra, hayale gelmeyen nimetlerle
doludur. Cehennem de, akıl almayacak azaplarla doludur.
Mükafat ve ceza büyük olduğu için sorgu-sual işi de büyük
olacaktır. Allahü teâlâ, (Salih kullarım için gözlerin görmediği,
kulakların işitmediği, hatta hatıra gelmeyen, hayal edilemeyen
nimetler hazırladım) buyuruyor. (Müslim)
Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
(Artık onlar için yaptıklarına mükafat olarak göz aydınlatıcı
ne nimetler saklandığını [hazırlandığını] hiç kimse [Hatta melekler
ve peygamberler bile] bilemez.) [Secde 17 Beydavi]
Cehennem azabının şiddeti de çeşitli âyet-i kerimelerle
bildirilmiştir. Böyle büyük mükafat ve büyük ceza için elbette büyük
imtihan olacak ve ince şeyler sorulacaktır. Âyet-i kerimede
buyuruluyor ki:
(Zerre kadar hayır yapan sevabını, zerre kadar şer yapan da
cezasını görecektir.) [Zilzal 7,8]
Ahirette hiç kimseye zulmedilmeyecektir. Kur'an-ı kerimde
mealen buyuruluyor ki:
(Rabbin kullarına zulmedici değildir.) [Fussilet 46]
Haksızlık yapılmayacak ama, mükafat verilirken de bol bol ihsan
edilecektir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Şüphesiz Allah, zerre kadar haksızlık etmez. Zerre kadar
bir iyiliğin sevabını da kat kat artırır, kendinden de büyük
mükafat verir.) [Nisa 40]
İlkokul imtihanı ile üniversite imtihanı aynı olmadığı gibi, her
fakültenin imtihanı da farklıdır. Çöpçülük imtihanında da fizikten,
cebirden sorulmaz. Kuyumculardaki küçük terazilerde küçük
ağırlıklar tartılır. Ona niçin beş on kiloyu tartmadın diye sorulmaz.
Kırk elli tonluk büyük basküllere, kantarlara da niye beş-on gramı
tartmadın diye sorulmaz. Herkes gücüne göre imtihana tâbi tutulur.
Herkese ne nimet verilmişse, onun hesabı sorulur. A’maya göz
nimetinden sorulmaz. Dilsize dilden sorulmaz. Başbakanın
mesuliyeti ile odacınınki farklıdır. Âlim ile cahilinki de farklıdır.
Her insanda bulunan kiramen katibin melekleri, insanların
yaptığı bütün işlerin resmini çekmekte, her anını filme almaktadır.
İnsanların yapacağı işleri Allahü teâlâ ezelde bildiği için levh-i
mahfuza da kaydetmiştir. En ufak bir yanlışlık ve haksızlık
olmayacaktır. Âyet-i kerimede buyuruluyor ki:
(Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlası ile yükümlü
kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır. Hiç kimse
haksızlığa uğratılmaz.) [Müminun 62]
Milyarlarca insanın hesabı çok kısa bir zamanda yapılacaktır.
Kur'an-ı kerimde "Vallahü seriulhisab" ifadeleri geçmektedir.
(Allah, hesabı çok çabuk görür) demektir. Herkes hesaba
hazırlanmalıdır!





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 160044 ziyaretçi (499095 klik) kişi burdaydı!

DUYURU PANOSU

SİTEMİZDE ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMADIĞINIZ KONULARI MESAJLA BİLDİREBİLİRSİNİZ.... İSLAMİ BİLGİLER

Video

TR.GG REKLAM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=