BAŞLIK

Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne düşündüklerini bilir. O'nun huzuruna çıkarıldıkları gün herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her şeyi bilir. (NÛR - 64)

Resimler

Dost Siteler

Başlık

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2) O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ TEFSİR ORUÇ ABDEST

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ İLMİHAL BİLGİLERİ MEZHEP CANLI TV MÜBAREK GÜN VE GECELER HADİS NAMAZ KURAN-I KERİM DİNLEPEYGAMBERLER HAYATI NAZAR BESMELENİN FAZİLETİ CİNLER NASİH

Kıyamet günü

Kıyamet günü
Kıyamet elbette gelecektir
Sual: Bazıları Kıyamete inanmıyor, hepsi bu dünyadadır diyor.
Kıyamet hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kıyamet vardır. O gün, elbette gelecektir. O gün; göklerin
parçalanacağı, yıldızların dağılacağı, yeryüzü ve dağların
parçalanacağı ve yok olacağı Kur’an-ı kerimde bildirilmektedir.
(Müzzemmil 14, İnfitar 1-5)
Kıyamette, bütün mahlûklar, yok olup, tekrar yaratılacak, herkes
mezardan kalkacaktır. Allahü teâlâ, çürümüş, toz olmuş kemikleri
yine diriltecektir. O gün, terazi kurulacak, herkesin hesap defterleri
uçarak, iyilere sağ taraflarından, fenalara sol taraflarından
gelecektir.
Cehennem üzerindeki sırat köprüsünden geçilecek, iyiler geçip
Cennete gidecek, Cehennemlikler, Cehenneme düşecektir.
Bu bildirdiklerimiz, olmayacak şeyler değildir. Muhbir-i sadık
[doğru haber veren] Muhammed aleyhisselam haber verdiği için,
kabul etmek, inanmak gerekir. Hayale kapılarak şüpheye
düşmemeli. Allahü teâlâ, (Resulümün getirdiklerini alınız) yani,
her sözüne inanınız buyuruyor. (Haşr 7)
Kâfirler, hesaptan sonra, Cehenneme girecek, Cehennemde ve
azapta ebedi kalacaklardır.
Müminler, Cennette ve Cennet nimetlerinde sonsuz olarak
kalacaklardır.
Günahı, sevabından çok olan müminlerin, Cehenneme girip,
günahlarına karşılık, bir müddet azap görmeleri caiz ise de, bunlar,
Cehennemde sonsuz kalmayacaklardır. Kalbinde zerre kadar iman
olan bir kimse, Cehennemde sonsuz kalmayacak, rahmet-i ilahiyeye
kavuşarak Cennete girecektir. (3/17)
Ne zaman kopacak?
Sual: Kıyametin kesin olarak ne zaman kopacağı belli değil
midir?
CEVAP
Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi, (Onu ancak Allah
bilir) buyuruldu. (Araf 187, Ahzab 63)
Onu ancak Allah bilir
Sual: Bazı gençler, âyetlerdeki sayıları toplayıp çıkarıyor ve
bölüyorlar, kıyamet şu zaman kopacak diyorlar. Kıyametin ne
zaman kopacağı belli midir?
CEVAP
Senelerdir böyle söyleyen zındıklar çıkmıştır. Hiç birinin aslı
çıkmamıştır. Çıkması da mümkün olamaz; çünkü Allahü teâlâ hiç
kimseye bunu bildirmediğini söylüyor. Ben hesapla bilirim diyen
Allahü teâlâyı yalanlamış olur. Birkaç âyet meali:
([Resulüm] Sana, kıyametin ne zaman gelip çatacağını
soruyorlar. Onlara de ki: Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini,
Ondan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını
kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir. Sen sanki
biliyormuşsun gibi sana ısrarla soruyorlar. Onlara de ki: "Onu
bilmek ancak Allah'a mahsustur" ama insanların çoğu bu
gerçeği bilmezler.) [Araf 187]
(İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; Onlara de
ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de
zamanı yakındır.) [Ahzab 63]
(Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnız Allah’a aittir.
Onun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi
gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: "Bana koştuğunuz ortaklar
nerede?" diye seslendiği gün: "Sana, buna dair bizden hiçbir
şahit olmadığını arz ederiz" derler.) [Fussilet 47]
(Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
[Allah bildirmedikçe] sen onu nereden bilirsin ki? Onu ancak
Allah bilir.) [Naziat 42-44]
Görüldüğü gibi, kıyametin ne zaman kopacağını ancak Allahü
teâlâ biliyor. Tek Müslüman var olduğu müddetçe kıyamet
kopmayacaktır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Yeryüzünde Allah diyen [Müslüman] var oldukça kıyamet
kopmaz.) [Müslim, Tirmizi, İ.Ahmed]
Her şey yok olacak mı?
Sual: Kıyamette bütün mahlûklar yok olacak mı?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Âlimlerden birkaçı,
(Yedi şey, yani Arş, Kürsi, Levh, Kalem, Cennet, Cehennem ve Ruh
denilen mahlûklar yok olmayacak, sonsuz var olacaktır) dediler. Bu
sözleri, (Bunlar yok olamaz demek) değildir. Allahü teâlâ, var etmiş
olduğu şeylerden, dilediklerini tekrar yok edecek, dilediklerini de,
yalnız kendi bileceği fayda ve sebeplerden dolayı, hiç yok
etmeyecek, bunlar sonsuz var olacaklardır. (3/57)
Ölülerin diriltilmesi
Sual: Bir ateist, (Kemikleri çürüyüp toprak olmuş bir ceset tekrar
dirilmez. Dirilecek demek eskilerin masallarıdır) diyor. Buna nasıl bir
cevap verebiliriz? Bu konuda âyet yok mudur?
CEVAP
Müslümanlar nasıl ki Müslüman atalarının yolunda ise,
ateistlerin de dinsiz atalarının yolunda olduğu yukarıdaki sorudan
anlaşılmaktadır. Bakın onların bir atası da aynı şeyi savunmuş:
Bir kâfir, eline bir insan kemiği alır, Resulullah efendimizin
yanına gelir, kemiği ufalayıp üfledikten sonra, meydan okurcasına
(Ölülerin, dirileceğini söylüyorsun. Bu çürümüş kemik, nasıl
dirilir?) diye sorar. Resulullah efendimiz, (Elbette, kâinatı yoktan
yaratan Allahü teâlâ, onu canlandırır, seni de öldürüp, diriltir ve
Cehenneme sokar) buyurur. (Beydavi, Hâkim)
Sonra şu mealdeki ayetler iner:
(İnsan bilmez mi ki, biz onu bir damla nutfeden yarattık. O
[inkârcı], apaçık düşman kesilip kendi yaratılışını düşünmeden
bize örnek getirmeye kalkışarak “şu çürümüş kemikleri kim
diriltir” der. De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecektir.) [Yasin 77-
79]
Bu konuda çok ayet var, ateist ayete inanmaz; ama biz yine de
bazılarını bildirelim:
(İnkârcılar, "Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra
dirilecek miyiz? And olsun ki, bu tehdit, bize olduğu gibi, daha
önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin masallarından
başka bir şey değildir" dediler.) [Neml 67, 68]
(İlk yaratışta acizlik mi gösterdik? [diriltmekten niçin âciz
kalalım] Onlar dirilteceğimizden niye şüphe ederler ki?) [Kaf 15]
(Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de
[kendilerinin aynı olan insanları da] tekrar yaratmaya kadir
olduğunu düşünemiyorlar mı? Allah onlar için elbette belli bir
ecel tayin etmiştir. Buna rağmen zalimler, inkârlarında
direnirler.) [İsra 99]
(Bizi kim diriltir derler. De ki, sizi ilk defa yaratan diriltir.
[Alaylı bir tarzda] başlarını sallayıp “Ne zaman” derler. De ki,
yakındır.) [İsra 51]
(Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüpheniz
varsa, [bilin ki] biz, sizi [Âdem'den, Âdem'i de] topraktan, sonra
nutfeden [spermadan] sonra alekadan [embriyodan] sonra yapısı
belli belirsiz bir et parçasından yarattık. Dilediğimizi belli bir
süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra bir bebek olarak
çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız.
Kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra,
ömrünün en verimsiz çağına ulaştırılır ki bilirken bilmez hale
gelir. Yeryüzünü de kupkuru, ölü bir halde görürsün; ama biz
onun üzerine yağmur indirince, harekete geçer, kabarır ve her
çeşit, çift çift bitki bitirir. Bütün bunlar gösteriyor ki, Allah
elbette haktır, ölüleri o diriltir ve o her şeye kadirdir. Kıyamet de
şüphesiz gelecek ve muhakkak Allah kabirlerdekileri de
diriltecektir.) [Hac 5-7]
(O gün yer yarılıp, halk kabirlerinden süratle çıkar. Bunları
diriltip toplamak bizim için kolaydır.) [Kaf 44]
(Göğün ve yerin Onun emri ile durması da Onun [Allah’ın
varlığının] delillerindendir. Sonra sizi çağırdı mı hemen
topraktan (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.) [Rum 25]
(Kâfirler, öldükten sonra dirilmeyeceklerini sandılar. De ki,
Rabbime yemin ederim ki, elbette diriltileceksiniz ve
işledikleriniz size bildirilecektir. Bu Allah için kolaydır.)
[Tegabün 7]
(Ölüleri ancak biz diriltiriz.) [Yasin 12]
(İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayız mı
sanıyor? Evet, biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün
incelikleriyle, yeniden yaratmaya kadiriz.) [Kıyamet 3,4] (Bilindiği
gibi herkesin parmak izi farklıdır. Bu daha yakın zamanda keşfedildi.
Allahü teâlâ, hepinizde farklı olan parmak uçlarınızdaki çizgilere
kadar aynen yaratmaya gücümüz yeter buyuruyor.)
Herkes ameline göre haşrolur
Sual: Kıyamette insanlar haşrolurken herkes iyi kötü karışık mı
olacak, yoksa iyiler ayrı mı olacak?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde mealen, (Hepiniz bölük bölük gelirsiniz)
buyurulmaktadır. (Nebe 18)
Peygamber efendimize bu âyet-i kerimenin manası sorulmuş, O
da uzun şekilde açıklamıştır. İnsanların yaptığı amellere göre çeşitli
şekillerde haşrolunacağı bildirilmiştir. Hadis-i şerifin sonunda
buyuruluyor ki:
(Maymun suretinde olanlar kovuculuk edenlerdir. Hınzır
şeklinde olanlar haram yiyenlerdir. Başı üstü sürünenler, riba
yiyenlerdir. Körler, hüküm verirken haksızlık edenlerdir. Dilsiz
ve sağır olanlar, amellerini beğenenlerdir. Dilleri göğüslerine
sarkık olanlar, işleri sözlerine uymayan âlimlerdir. El ve ayakları
kesik olanlar, komşularını incitenlerdir. Pis kokulu olarak
gelenler, içki içen ve zina eden ve zekât vermeyenlerdir.
Katrandan elbise giyenler, insanlara karşı büyüklenip
kibirlenenlerdir. Allahü teâlâ hepsinden korusun!) [Tibyan]
Daha başka şekillerde de hesap yerine gidileceği bildirilmiştir.
Burada bildirilenler, günah işleyip de tevbe etmeden ölenler içindir.
Tevbe edenler veya sevabı günahından daha fazla olan kimseler o
şekilde haşredilmezler.
Akıllı kimse, hiçbir günahı küçük görmemeli, hepsinden
kaçmalıdır.
Kıyamette herkes çıplak mı olacak?
Sual: Kıyamet ve Ahiret kitabında deniyor ki: Peygamber
efendimiz, (Halk kıyamet günü çıplak haşr olunur) buyurunca,
Âişe-i Sıddîka validemiz, (O zaman herkes birbirine bakmaz mı?)
diye sordu. Peygamber efendimiz, şu mealdeki âyeti okudu: (O gün
herkesin kendine göre derdi vardır.) [Abese 37] Yani kıyametin
şiddeti ile insanların birbirlerine bakacak halleri kalmaz.
Yukarıda bildirilen hadis-i şerife göre, evliya ve enbiya da çıplak
olarak mı haşr edilecektir?
CEVAP
Aynı kitabın daha önceki sayfalarındaki ifadeler ise şöyledir:
Peygamber efendimiz, (Herkes elbisesiz, hepsi çıplak ve
sünnetsiz olarak haşr olunur) buyuruyor. Fakat gurbette elbisesiz
olarak vefat etti ise, onlara Cennetten elbise getirilip giydirilir.
Şehidler ve sünnet-i seniyyeye, yani dinin emir ve yasaklarına uyup
ölenler elbisesiz kalmaz. Çünkü hadis-i şerifte, (Ölülerinizin
kefenlerini bol yapın; çünkü benim ümmetim kefenleriyle haşr
olunur. Diğer ümmetler ise çıplaktır) buyuruldu.
Yukarıdaki ifadelerden, şehidlerin, dinimizin emir ve yasaklarına
riayet edenlerin çıplak olmayacakları, elbiseli olacakları
anlaşılmaktadır. Dinin emrine uyanlar çıplak olmayacaklarına göre,
evliya ve enbiya elbette elbiseli olarak haşr edileceklerdir. Şair diyor
ki:
Mahşerde insanların çoğu çıplak olacak,
Dine uygun yaşayan örtülü olur ancak.
Peygamber efendimiz de buyurdu ki:
(Kıyamette, yalınayak, başı açık ve sünnetsiz haşrolunur.
İlk elbisesi giyilmiş olan İbrahim aleyhisselamdır. Allahü teala,
“Dostum İbrahim giyinsin ki, insanlar onun faziletini bilsinler”
buyuracaktır. Ondan sonra diğer insanlar, amelleri nispetinde
giydirilir.) [Ebu Nuaym]
Mizan ve hesap
Sual: Ahirette imanlı ve imansızların hâli nasıl olacaktır?
CEVAP
İmanı olmayanlar, yani bütün kâfirler, ölünce sonsuz
Cehenneme gidecek ve orada sonsuz kalacaktır. İmanlı olanların
sevapları, günahları tartılacaktır. Sevabı fazla gelenler Cennete
gidecek ve orada sonsuz kalacaktır.
Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazılarının mealleri şöyledir:
(Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. O zaman hiçbir
kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan her işi, bir hardal
tanesi kadar da olsa, adalet terazisine getiririz. Herkesin
hesabını görmeye yeteriz.) [Enbiya 47]
(Kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, onlara
gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!) [Araf
6]
(Yaptıkları her şeyi kendilerine bir bir anlatacağız; çünkü
onlardan uzak değiliz.) [Araf 7]
(Kıyamet günü kurulacak mizan haktır, gerçektir. Tartıda
sevapları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.) [Araf 8]
(Sevapları tartıda hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı
haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.)
[Araf 9]
(Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size
mutlaka ödenecektir. Cehennem ateşinden uzaklaştırılıp
Cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur.) [A.İmran 185]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Âdemoğlu kıyamette getirilir ve mizanın kefeleri önünde
durdurulur. Ona bir melek tayin edilir. Eğer mizanı ağır gelirse,
vazifeli melek, "Filan kimse bundan sonra ebedi olarak
kurtulmuştur” der. Mizanı hafif gelirse, melek "Falan kimse de
kaybetmiştir" der.) [Ebu Nuaym]
(Kulun Kıyamette ilk hesaba çekileceği ameli namazdır.
Eğer o düzgün çıkarsa, diğer amelleri de düzgün olur. Eğer o
bozuk çıkarsa diğer amelleri de bozuk olur.) [Taberani]
Ameller nasıl tartılır
Sual: Kıyamet günü, ameller terazi ile nasıl tartılır?
CEVAP
Kıyamet günü, amelleri, işleri ölçmek için, bilmediğimiz bir
(Mizan), bir ölçü aleti, bir terazi vardır. Yer ve gök bir gözüne sığar.
Sevap gözü, parlak olup, Arşın sağında Cennet tarafındadır. Günah
tarafı, karanlık olup, Arşın solunda, Cehennem tarafındadır.
Dünyada yapılan işler, sözler, düşünceler, bakışlar, orada şekil
alarak, iyilikler parlak, kötülükler karanlık ve iğrenç görünüp, bu
terazide tartılacaktır. Bu terazi, dünya terazilerine benzemez. Ağır
tarafı yukarı kalkar, hafif tarafı aşağı iner denildi. Âlimlerin bir
kısmına göre, çeşitli teraziler olacaktır. Âlimlerin birçoğu da,
(Terazilerin kaç tane ve nasıl oldukları dinde açık bildirilmedi,
bunları düşünmemelidir) buyurdular.
Sevabı ağır gelen kurtulur
Sual: Kıyamet günü mizanda sevabı ağır gelen mümin Cennete
gidecek deniyor. Hâlbuki Kur'anda buyuruluyor ki:
(Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını görür.) [Zilzal
7,8]
Biliyoruz ki, Müslüman günahlarına tevbe edemeden öldüyse,
hayatta iken işlediği günahlarının cezasını yine hayattayken çektiği
sıkıntı, hastalık vb. nimetlerle ödeyememişse, vefatından sonra
kabir azabıyla, yine yetmiyorsa, mahşer sıkıntıları çekerek ödüyor,
şefaatle de bunlar giderilemiyorsa, Cehennemde günahlarının
karşılığı kadar kalıyor. O halde yukarıdaki söz yanlış değil mi?
CEVAP
O söz de, sizin bildirdikleriniz de yanlış değildir. Evet, günahları
sevaplarından çok olursa öyle olacaktır. Yani hayatta, ölüm anında,
kabirde ve mahşerde çektiği sıkıntılar yine yetmezse o zaman kalan
günahları kadar cezasını çekecektir. Hadis-i şerifte, (Günahsız
insan olmaz) buyuruluyor. O zaman her günah için azap çekersek
yandık demektir. Sevabın faydası, günahları yok etmek içindir.
Mesela kul hakkı çok önemli, bunu nafile ibadetlerle ödeyemeyiz.
Farz ibadetlerimizle bunu ödememiz gerekir. Eğer birisinin kalbini
kırarsak kul hakkı geçer. Onunla helalleşmek gerekir. O hakkını
helal etmezse ne olacak? Farz ibadetlerimizden ona verirler. Yahut
onun işlediği büyük günahları bize yüklerler. Evet, zerre kadar
günah ve zerre kadar iyilik zayi olmaz. Günahlar mizanda tartılır.
Hangisi ağır gelir ise ona göre muamele edilir.
Dört sual
Sual: Kıyamette hesaba çekilen herkes sıkıntıya maruz kalacak
mı?
CEVAP
Hesaba çekilen herkes sıkıntı görür. Sorgusuz sualsiz Cennete
girmeye çalışmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette hesaba çekilen, helak olmuştur.) [Buhari]
(Hesaba çekilen azap görmüş olur.) [Bezzar]
Sorgusuz sualsiz Cennete girmek kolay mı? Herkes mutlaka
hesaba çekilmeyecek mi? Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe
hesaptan kurtulamaz:
1- Ömrünü nasıl geçirdi?
2- İlmi ile nasıl amel etti?
3- Malını nereden, nasıl kazandı, nereye harcetti?
4- Bedenini nerede yordu?) [Tirmizi]
Ancak hesabı çok kolay geçenler de olacaktır. Mesela (Sen
falanca mısın?) diye sorulacak, sonra bekletmeden Cennete
konacaktır. Mesela Hazret-i Osman bunlardan biridir. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Osman’ın şefaati ile hepsi Cehennemlik olan yetmiş bin
kişi, sorgusuz sualsiz Cennete girecektir.) [İbni Asakir]
(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Kulumla ahdim vardır.
Namazlarını vaktinde, eksiksiz kılarsa, ona azap etmem ve onu
hesapsız [sorgusuz sualsiz] Cennete koyarım.) [Hakim]
(Kıyamet günü insanlar hesaba çekilirken, bir münadi üç
defa "Allah’tan alacağı olanlar, kalksın ve Cennete girsin" diye
seslenir. Bunu duyanlar, "Allah’tan alacaklı olanlar kimler ki?"
derler. "İnsanları affedenlerdir" denir. Bunun üzerine binlerce
kişi ayağa kalkar, sorgusuz sualsiz Cennete girerler.) [Taberani]
(Hacca giderken veya gelirken ölenin, bütün günahları
affolur. O kimse, hesaba çekilmeden ve azap görmeden
Cennete girer.) [İsfehani]
(Sabırlı ve ihlâslı olanlar, hesaba çekilmeden Cennete
girer.) [Taberani]
(Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mümin, hesaba
çekilmeden Cennete girer.) [İ.Hibban]
(Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin, her adımında
70 günahı affedilir ve ona 70 sevap verilir. Bu iş bitinceye kadar
böyle devam eder. İş yapılınca, bütün günahları affedilir. Bu işi
yaparken ölürse, sorgusuz sualsiz Cennete girer.) [İ.Ebiddünya]
(Ümmetim üç sınıftır. Bir kısmı sorgusuz sualsiz Cennete
girer. Bir kısmı hafif hesaba çekilerek girer. Bir kısmı da
günahlardan temizlenerek girer.) [Taberani]
Suda boğularak ölen şehidlerin kul borçları da affedilir. Hak
sahipleri, bu şehidden haklarını istedikleri zaman, Allahü teâlâ,
(Ondaki haklarınızı benden isteyin) buyuracak, hak sahiplerine
alacaklarını fazla fazla verecektir. Şehid de, sorgusuz sualsiz
Cennete girecektir.
Cennete sorgusuz sualsiz giren fazilet sahiplerine, sizin
ameliniz ne idi diye sorulduğunda, (Dünyada bize yapılan hakarete
ve zulme sabreder ve bunları affederdik) derler.
İnce hesap
Sual: Ahirette herkes, niçin iğneden ipliğe hesaba çekiliyor?
CEVAP
Allahü teâlâ yegâne mülk ve kudret sahibidir. Nasıl istiyorsa
öyle yapar. Cennet müminler için ebedi mükâfat yeri, Cehennem de
kâfirler için ebedi ceza yeridir. Cennet, hatıra, hayale gelmeyen
nimetlerle doludur. Cehennem de, akıl almayacak azaplarla doludur.
Mükâfat ve azaplar bir hal işidir. Yaşanmadıkça anlatılamaz.
Mükâfat ve ceza büyük olduğu için sorgu-sual işi de büyük olacaktır.
Allahü teâlâ hadis-i kudside buyurdu ki:
(Salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların
işitmediği, hatta hatıra gelmeyen, hayal edilemeyen nimetler
hazırladım.) [Müslim]
Kur'an-ı kerimde de mealen, (Onlar için, yaptıklarına mükâfat
olarak göz aydınlatıcı ne nimetler hazırlandığını hiç kimse
bilemez) buyuruldu. (Secde 17)
Cehennem azabının şiddeti de çeşitli âyet-i kerimelerle
bildirilmiştir. Böyle büyük mükâfat ve büyük ceza için elbette büyük
imtihan olur ve ince şeyler sorulur. Âyet-i kerimede mealen
buyuruluyor ki:
(Zerre kadar hayır yapan sevabını, zerre kadar şer yapan
cezasını görür.) [Zilzal 7, 8]
Ahirette hiç kimseye zulmedilmez. Âyet-i kerimede mealen
buyuruluyor ki:
(Rabbin kullarına zulmedici değildir.) [Fussilet 46]
Haksızlık yapılmayacak; ama mükâfat verilirken de bol bol ihsan
edilecektir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Şüphe yok ki, Allahü teâlâ zerre kadar haksızlık etmez,
[kötülüğün cezasını adaletle verir], zerre kadar bir iyiliğin sevabını
da kat kat artırır, kendinden de büyük ecir verir.) [Nisa 40]
İlkokul imtihanı ile üniversite imtihanı aynı olmadığı gibi, her
fakültenin imtihanı da farklıdır. Çöpçülük imtihanında fizikten,
cebirden sorulmaz. Kuyumculardaki küçük terazilerde küçük
ağırlıklar tartılır. Niçin 3–5 kiloyu tartmıyor diye sorulmaz. 40–50
tonluk büyük basküller, kantarlar da niye 3-5 gramı tartmıyor
denemez. Herkes gücüne göre imtihana tâbi tutulur. Herkese ne
nimet verilmişse, onun hesabı sorulur. A’maya göz nimetinden,
dilsize dilden sorulmaz. Genel Müdürün mesuliyeti ile odacınınki
farklıdır. Âlim ile cahilinki farklıdır. Dağda, ormanda veya çölde
yaşayıp da Müslümanlığı duymayanlar, hesaba çekilmez. Kur'an-ı
kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kendilerine peygamber gönderilenlere ve gönderilen
peygamberlere de elbette hesap soracağız.) [Araf 6]
(Biz, peygamber göndererek bildirmeden önce azap yapıcı
değiliz.) (İsra 15)
Müslümanlığı duyanlara mutlaka hesap sorulur. (Rabbin hakkı
için, onların hepsine yaptıklarının hesabını elbette soracağız)
mealindeki âyet-i kerime bunu bildirmektedir. (Hicr 92, 93)
Her insanda bulunan kiramen kâtibin melekleri, insanların
yaptığı bütün işlerin resmini çekmekte, her anını filme almaktadır.
İnsanların yapacağı işleri Allahü teâlâ ezelde bildiği için levh-i
mahfuza da kaydetmiştir. En ufak bir yanlışlık ve haksızlık olmaz.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlası ile yükümlü
kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır. Hiç kimse
haksızlığa uğratılmaz.) [Müminun 62]
Herkesin hesabı çok kısa bir zamanda yapılacaktır. Kur'an-ı
kerimde, (Vallahü seriulhisab) ifadeleri geçmektedir. (Allah,
hesabı çok çabuk görür) demektir.
Herkes hesaba hazırlanmalıdır! Bir iş yapmadan önce hatırına
gelene dikkat etmelidir. İyi şeyler geliyorsa yapmalı, kötü şeyler
geliyorsa, nefsin arzusundan olduğunu düşünerek Allahü teâlâdan
utanmalı, kendine böyle istek geldiği için nefsini ayıplayıp ona
kızmalıdır! Bu işin kötülüğünü, zararını ve kıyametteki cezasını
düşünmesi farzdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kulun isteyerek yaptığı her iş için önüne üç defter konur:
Niçin yaptın, nasıl yaptın, kim için yaptın? Birinci niçinin
manası, bunu Allah için mi, nefsine veya şeytana uyduğun için
mi yaptın? Bundan kurtulursa nasıla sıra gelir. Her hakkın bir
şartı, edebi ve ilmi vardır. Yaptığını ilme uyarak mı, yoksa
cahilliği kolay görerek mi yaptın? Şartlarına uygun yapıp bu
sualden de kurtulursa, kim içine sıra gelir. Bunu ihlâsla, yalnız
Allah rızası için yaptıysan mükâfatını görürsün. Başkası için
yaptıysan karşılığını ondan iste. Dünya için yaptıysan zaten
nasibin yok. Başkası için yaptıysan sıkıntıya ve cezaya maruz
kalırsın, denir.)
Bunları bilen, kendini hesaba çekmekten gafil olmaz.
Hayvanlara sual yoktur
Sual: (Boynuzsuz koç, boynuzlu koçdan hakkını alacaktır)
hadis-i şerifine göre, hayvanlara da, âhirette hesap ve sual var
mıdır?
CEVAP
Hayır, yoktur. Bu hadis-i şerif mecazdır. Herkesin, hakkını
alacağı bildiriliyor. Mazlum zalimden hakkını alır, yani güçlüler
gücüne güvenip zulmederlerse, güçsüzler yarın âhirette haklarını
alırlar, zalimin zulmü yanına kalmaz demektir.
Kameraya alınan işler
Sual: Kiramen kâtibin melekleri insanların günah ve sevaplarını
yazıyorlar. Kişi o günahına tevbe etmiş olabilir veya aynı
mezhepteki başka bir âlime göre o şeyi işlemek caiz olabilir. Bu
işlerde bir karışıklık olmaz mı, bu yazdıkları şeyler hesap gününde
de aynen geçerli mi olacak? Yeniden gözden geçirilmesi söz konusu
mudur?
CEVAP
Her işte karışıklık, yanlışlık olabilir ama Allahü teâlânın işinde
asla karışıklık ve yanlışlık olmaz. Karışık ve yanlış iş yapan nasıl
ilah olabilir?
Melekler, bir şey üzerine, harf ile yazmaz. Bilgileri, zihnimizde
topladığımız gibi, bir yere toplarlar. Kolay anlaşılması için
günümüzden örnek verelim.
Yaptığımız bütün işler kameraya alınıyor. Hesap günündeki
canlı yayında bütün detayları ile gösteriliyor. Bu filmleri kendimiz de
seyredeceğiz. Hiç kimsenin itiraz edecek hali kalmayacak, herkesin
içinde rezil olacaktır. Hem yapılanları aynen göreceğiz, hem de
uzuvlarımız da, cansız şeyler de lehimize veya aleyhimize şahitlik
edecektir.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(O gün, dilleri, elleri ve ayakları onların yaptıkları her şeye
şahitlik edecektir.) [Nur 24]
(Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri
yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler.)
[Fussilet 20]
(Derilerine, “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz” diye sorarlar.
Derileri de, “Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi
hiç yok iken de o yarattı, yine ona döndürülüyorsunuz” derler.)
[Fussilet 21]
(Gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahitlik
edeceğinden korkmuyor, kötü işlerden çekinmiyordunuz.
Allah’ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmeyeceğini sanıyordunuz.
[Dirilmeye inanmıyordunuz.]) [Fussilet 22]
(O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri
anlatır, ayakları [ve bütün uzuvları] da şahitlik eder.) [Yasin 65]
Tevbe ettiğimiz günahlar beyaz sayfa olarak görülecektir.
Kendimize bile burada ne günah işlediğimiz hatırlatılmayacaktır.
Kendimiz de unutacağız, bilemeyeceğiz. Allahü teâlânın sevgili kulu
olarak ölürsek, yaptığımız çirkin işlerin hiç birisi, hiç kimseye
gösterilmeyecektir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(O gün, Allah, Peygamberini ve iman edip onunla beraber
olanları rezil etmez.) [Tahrim 8]
Peygamber efendimiz, hesap defterleri [kamera ile çekilen
filmler] benim elimde olsun, hiç kimse görmesin diyecek, (Ya Rabbi,
ümmetimin kusurlarını hiç kimsenin duymaması için onların
hesaplarını bana ver!) diye ricada bulunacak, Allahü teâlâ da,
(Onlar senin ümmetin ise, benim de kullarımdır. Ben onlara
senden daha merhametliyim. Hiç kimse kusurlarını görmeden,
hesaplarını gizli görürüm) buyuracaktır.
Böyle kullardan olmak için, itikadımızı düzelttikten sonra
günahlardan sakınıp ibadetlerimizi doğru yapmaya çalışmamız
gerekir. Doğru itikadı, doğru ibadetin nasıl yapılacağını öğrenmek
için de Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını okumayı tavsiye
ederiz.
Hesap sorulmayanlar
Sual: Enbiya ve evliyadan başka hesap görmeden Cennete
gidecek kimse var mıdır?
CEVAP
Muhammed aleyhisselamın ümmetinden ehl-i sünnet itikadında
olan müminlerin çoğu, hesap görmeden Cennete gireceklerdir.
Resulullah efendimiz, (Allah rızası için ve isteyerek namazını
kılan, orucunu tutan, haccını yapan, zekâtını veren, hesapsız ve
azapsız Cennete girer) buyurdu.
Kıyamette inciden yapılmış minberler üzerinde oturan, yüzleri
nur gibi parlayan zatlar görülür. Bunlara Peygamberler ve şehidler
bile imrenir.
Bunların kim olduğu sorulduğunda Peygamber efendimiz,
(Ülkeleri ayrı ayrı olduğu halde, bir araya gelen, Allah rızası için
birbirini seven ve Allahü teâlâyı anan kimselerdir) buyurdu.
Demek ki, akrabalık, hemşehrilik gibi yakınlıkları olmadığı
halde, sırf Allah rızası için birbirini seven kimselere ne mutlu.
(Kıyamette bir grup insan, rüzgâr gibi mahşer halkının
üzerinden geçip Cennete girecektir. Bunlar, her an ölüme hazır
olan kimselerdir) hadis-i şerifi, üzerinde bulunan kul ve hak
borçlarını ödeyip her an ölüme hazır bekleyen mesut kimseleri
bildirmektedir.
Peygamber efendimiz, kıyamette çeşitli sıkıntıların olacağını
bildirince, Eshab-ı kiram, bundan kurtulmanın çaresini sual ederler.
Resulullah efendimiz buyurur ki:
(Dünyada âlimlerin eteğine yapışmaktır. Kıyamet günü
Allahü teâlâ, âlimlerle zahidleri toplar. Zahidlerin Cennete
girmelerini emreder. Zahidler Cennete gider. Âlimler kalır.
Allahü teâlâ, âlimlere, buyurur ki: “Sizleri burada bırakmam,
hapsetmek maksadıyla değildir. Zahidler, dünyada yalnız kendilerini
düzeltmekle meşgul oldular. Ahirette de yalnız kendilerini
bağışladım. Fakat sizler, dünyada kendinizden başka, diğer
insanlarla da meşgul oldunuz, onlara kurtuluş yolunu gösterdiniz.
Şimdi size uyanları da yanınıza alıp Cennete girin!” Âlimler de
arkadaşlarını alıp Cennete götürürler.) [El-Envar]
(Kıyamette nurdan kürsüler üzerinde yüzleri ay gibi
parlayan zatlar görülür. Herkes hesap ile meşgul iken bunlar
gayet neşelidir. Melekler bunlara “Hangi amel sayesinde bu
derecelere yükseldiniz?” diye sorarlar. Onlar da, “Bizim öyle fazla
amelimiz yoktu. Ancak beş vakit namazımızı doğru olarak kılar,
Resul-i ekremin adı anılınca, ona olan sevgimizden dolayı ağlar,
Allahü teâlânın verdiğine şükreder, yoksulluğumuza sabrederdik.
Allahü teâlânın bize olan bu mükâfatı iki şey karşılığıdır. Biri
dünyaya gönül bağlamadığımız, diğeri de Habibullahı sevdiğimiz
içindir” derler.) [El-Envar]
Hesap sorulmadan Cennete gireceklerle ilgili hadis-i şeriflerden
birkaçı şöyle:
(Cehennemlik 70 bin kişi Osman’ın şefaati ile hesap
vermeden Cennete girecektir.) [İ.Asakir]
(Günahlarını hatırlayıp ağlayan, hesap görmeden Cennete
girer.) [İ.Gazali]
(İlim öğrenen talebe, kocasına itaat eden kadın, anababasına
iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber hesapsız
olarak Cennete girer.) [İ.Rafii]
(Helal olmak şartıyla, oruç tutup iftar eden, sahur yemeği
yiyen ve Allah yolunda gözcülük eden kimselere yediklerinden
dolayı hesap yoktur.) [Bezzar]
(Kul, sahur, iftar ve dostları ile yediği yemekten mesul
değildir.) [İ.Gazali]
Aslında herkese hesap sorulacaktır. Fakat kiminin hesabı öyle
basit olacak ki, buna hesap denmez. Mesela şehidlerin, Eshab-ı
kiramın hesapları çok kolay olacaktır. (Sen sahabeden misin, sen
şehid misin?) denecek, o da (Evet) diyecek, hiçbir sıkıntı görmeden
Cennete gidecektir.
Nasıl haşrolacaklar?
Sual: İnsanlar nasıl haşrolacaktır?
CEVAP
Herkes ameline göre haşrolacaktır. Bir kimse, salihler gibi amel
işlese, fakat günahkârlarla düşüp kalksa, iyi amelleri boşa gider,
Kıyamette kötülerle beraber haşrolur. Bir kimse de, kötüler gibi amel
işlese fakat salihleri sevse, onlarla beraber olsa, günahları iyiliğe
çevrilir, iyilerle beraber haşrolur. (Ka’b-ül-Ahbar)
İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Kıyamette onları [kâfirleri] kör, dilsiz ve sağır bir hâlde
yüzüstü haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer
Cehennemdir.) [İsra 97]
(Beni anmayan, sıkıntılara düçar olur, Kıyamette de kör
olarak haşrolur.) [Taha 124]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları da şöyledir:
(Amellerini yapmasa bile, bir milletin yaptığını seven
onlarla haşrolur.) [Hatîb]
(Kişi sevdiğiyle haşrolur. Kâfirleri seven kâfirlerle
beraberdir. İyi ameli kendisine hiçbir fayda sağlamaz.)
[Taberani]
(Abdestten sonra Kadir suresini bir defa okuyan
sıddıklardan, iki defa okuyan şehitlerden yazılır. Üç defa
okuyan, peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi]
(Müslümana sözle yardım eden veya onun için bir adım
yürüyen, Kıyamette emin olarak, peygamberlerle haşrolur ve 70
şehid sevabına kavuşur.) [Hatîb]
(Çoluk çocuğu çok ve rızkı az olup, namazlarını şartlarına
uygun olarak kılan ve Müslümanları gıybet etmeyen, benimle
birlikte haşrolur.) [M. Masumiyye]
(Mehr vermemek niyetiyle evlenen, Kıyamette hırsızlarla
haşrolur.) [R. Nasıhin]
(Allahü teâlânın rızası için, helali ve haramı açıklayan kırk
hadisi, ümmetime bildiren, âlim olarak haşrolur.) [Ebu Nuaym]
(Beş vakit namazı cemaatle kılmaya devam eden kimse,
Sırat köprüsünü ilk ve şimşek gibi geçenlerden olur. Allah, o
kimseyi salihlerle haşreder, namazına devam ettiği her gün ve
gece için de bin şehit sevabı alır.) [Taberani]
(Malım çoğalsın diye dilenen, Kıyamette, yüzünün eti
yenmiş olarak haşrolur ve Cehennemden yiyeceği de kızgın taş
olur.) [Taberani]
(Ölü arkasından ağlamayı sanat edinen kadınlar, ölmeden
önce tevbe etmezlerse, üzerlerinde katrandan elbiseyle uyuzlu
olarak haşrolur.) [Müslim]
(Kabirden kalkınca, [herkes ameline göre] binitli, yaya,
sürünerek veya yüzüstü haşrolacaktır.) [Hâkim]
Kabirden kalkarken
Sual: İnsanlar kabirden nasıl kalkacak?
CEVAP
Hazret-i Muaz, (Hepiniz bölük bölük gelirsiniz) mealindeki
âyetin tefsirini sorunca, Peygamber efendimize şöyle buyurmuştur:
(Kıyamette ümmetimden 12 sınıf aşağıda bildirildiği şekilde
haşrolacaktır:
1- Zekât vermeyen, kabrinden karnı yılan ve akreplerle dolu
olarak,
2- Namazda gevşeklik gösteren, domuz suretinde,
3- Alışverişte yalan söyleyip aldatan, ağzından kan gelerek,
4- Komşularına eza eden, el ve ayakları kesik olarak,
5- Allahü teâlâdan korkmayıp, gizlice günah işleyen, leşten
daha pis kokar hâlde,
6- Yalan söyleyen, yalancı şahitlik yapan, dili kesik olarak,
7- Haklı bir şahitliği yapmayan dilsiz olarak,
8- Zina eden, avret yerinden irin akarak,
9- Haksız yere yetim malı yiyen, karnı ateşle dolu olarak,
10- Alkollü içki içen, yüzleri kızarmış, gözleri yerinden
fırlamış, dişleri öküz boynuzu gibi sivrilmiş, dudağı karnına,
karnı da uyluğuna sarkmış olarak,
11- Ana babasına âsi olan, cüzzamlı, baraslı olarak,
12- İyi işler yapan, namazı cemaatle kılan ve günaha tevbe
edip ölense, yüzü dolunay gibi haşrolur, Sıratı şimşek gibi
geçer.) [Tibyan]
Buradakiler, günahlarına tevbe etmeden ölenler içindir. Tevbe
eden veya sevabı günahından daha fazla olan kimse, o şekilde
haşrolmaz. Yine bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kovuculuk eden,
maymun; haram yiyen, hınzır şeklinde; faizci, başı üstü
sürünerek; haksız hüküm veren, kör olarak; ucbeden yani
amellerini beğenen, dilsiz ve sağır olarak; işleri sözlerine
uymayan âlim, dili göğsüne sarkık olarak; kibirli, katrandan
elbise giyerek haşrolur.) [Tibyan]
Mezardan kalkış
Sual: Herkes mezardan bu bedenle mi kalkacak?
CEVAP
Evet, herkes mezardan dünyadaki gibi kalkacaktır. Cennete ve
Cehenneme girecekleri zaman başka şekil alacaklardır. Cennetlikler
genç, yakışıklı ve güzel olacaktır. Üç hadis-i şerif meali:
(Cennet ehli sakalsız, siyah kirpikli olacaktır.) [Tirmizi]
(Cennet ehli sürmeli, sakalsız ve Yusuf aleyhisselamın
güzelliğinde olacaktır.) [İbni Asakir]
(Cennette herkes genç olur.) [Tirmizi]
Cehenneme giden kâfirler ise, çok çirkin olacaklardır. Çok azap
görmeleri için vücutları da çok büyük olacaktır. Üç hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Cehennemden birisi dünyaya gelse, onun korkunç
görünüşü ve saçtığı pis kokudan herkes ölür.) [İbni Ebi-d-dünya]
(Kâfirin bir dişi, Uhud dağı kadar büyük olacaktır.) [Müslim]
(Kâfirin iki omuz arası, atla gidilen üç günlük yol kadar
uzun olacaktır.) [Buhari]
Cennet ve Cehennem
Sırat köprüsü
Sual: Cahil hocalardan biri, (Kur’anda ve hadiste Sırat köprüsü
diye bir şeyden bahsedilmez. Eğer öyle bir köprü varsa, Allah beni
oradan geçirmesin) diyor. Sırat köprüsü yok mu?
CEVAP
Sırat köprüsünü aklını dinden üstün gören Mutezile denilen
sapıklar inkâr ediyor. Ehl-i sünnet âlimleri, sırat köprüsünün hak
olduğunu âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle ispat etmiştir. Kendi
tercüme ve yorumları denmemesi için, kasten piyasadaki
meallerden, A. Fikri Yavuz mealinden aldığımız bir âyet-i kerime
meali:
(Onları Cehennem Sıratına [Sırat köprüsüne] götürüp
hapsedin! Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.) [Saffat 23, 24]
Nuhbet-ül-Leali kitabında diyor ki:
Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Bir âyet-i kerime meali
şöyledir:
(İçinizden hiç biri istisna edilmemek üzere mutlaka
Cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir
hükümdür. Ancak Cennetlikler yanmadan geçecekler,
Cehennemlikler ise ateşe düşeceklerdir.) [Meryem 71]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan
ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.) [Buhari]
(Kıyamet gününde Cehennemin üzerine Sırat köprüsü
kurulur. Bu köprüde kaypak yerler, ayakların kayıp sabit
kalamayacağı kısımlar, kapanlar, demirden kelepçeler, dikene
benzer kılçıklar vardır. İmanlı kişiler, amellerine göre, göz açıp
kapamadan, ya şimşek gibi, ya hızla uçan bir kuş gibi, ya iyi
koşan asil bir at hızıyla geçer giderler. Böylece bir Müslüman
ya hiç zarar görmeden veya yara bere içinde geçip kurtulur.
Yahut feci şekilde Cehennem ateşine düşer.) [Buhari, Müslim]
(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin
geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, “Dilediğini iste, istediklerine
şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır” buyurur. Ümmetime
şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana
“Ümmetinden ihlâsla bir defa La ilahe illallah diyen ve imanla
ölen herkesi Cennete koy” buyuruncaya kadar yerimden
kalkmam.) [İ. Ahmed]
(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi
göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması
gibi, kimi koşan at gibi Sıratı geçerler. Nuru çok az olan da
yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır.
Nihayet, sürüne sürüne kurtulur.) [Taberani]
(Sırat köprüsünden en kolay geçecek olanınız, Ehl-i beytimi
ve Eshabımı çok seveninizdir.) [Deylemi]
(Cehennem ateşi, Sırattan geçen müminlere der ki: “Ey
mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi
söndürüyor.”) [Taberani]
(Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler
ki: “Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi?”
Melekler de şöyle cevap verirler: “Siz Cehennem üstündeki
Sırattan geçtiniz, fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan
çekilip, örtülmüştü.”) [Cami-us-sagir]
(Bir kimse, din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan
kurtulması için sultana [devlet dairesine] gidip uğraşırsa,
kıyamet günü Sırat köprüsünden, herkesin ayakları kaydığı
zaman, Allahü teâlâ onun süratle geçmesi için yardım eder.)
[Taberani]
(Bir Müslümanın sıkıntısını giderene, Allahü teâlâ iki nur
verir. Bu iki nurla Sıratta o kadar çok kimse aydınlanır ki,
sayısını ancak Allah bilir.) [Taberani]
(Kıyamette mizan ve Sırat köprüsü, şehidi rahatsız etmez.)
[Beyheki]
(Sırat köprüsünden geçerken âbid’e “Sen Cennete gir,
ibadetin sebebiyle oradaki nimetlerden faydalan” denir. Âlime
de, “Sen burada dur ve sevdiklerine şefaat et! Senin şefaatin
mutlaka kabul olacak” denir.) [Deylemî, Ebu-ş-şeyh]
(Kıyamette, dünyadayken belâya maruz kalmış kimseler
için divan ve mizan kurulmaz, Sırat köprüsü engel olmaz,
üzerlerine ecir, dökülür de dökülür.) [İ. Neccar]
(Sırat köprüsünü şimşek gibi ilk geçenler, beş vakit namazı
cemaatle kılmaya devam edenlerdir.) [Taberani]
(Bana getirilen salevat, Sırat köprüsü üzerinde size nur
olur.) [Dare Kutnî]
(Kıyamette Sırat köprüsü üzerinde, müminlerin alametleri,
“Rabbim, bize selamet ver” demeleri olacaktır.) [Tirmizî]
(Namaz, Sırat köprüsü üzerinde nurdur.) [Dare Kutnî]
(Sırat köprüsü, Cehennemin üzerinde, Cennete giden
yoldur.) [Hatîb]
(Ümmetimden birisi, Sırat köprüsünde sürünerek ve
emekleyerek yol alırken, bana getirdiği salevatlar onu elinden
tutarak ayağa kaldırır. Böylece Sıratı geçer.) [Taberani]
(Kurbanlarınız iyi ve semiz olsun. Onlar Sırat köprüsünde
bineklerinizdir.) [Deylemi]
(Cennete girene kadar, Sırat köprüsünde göz kırpması
kadar bekletilmemeyi isteyen, Allah’ın dini hakkında, kendi
görüşüyle hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]
(Bir idareci, Müslümanların işini üzerine aldığı halde
aralarında adaleti gözetmezse, Cehennemin üzerine kurulan
Sırat köprüsünde durdurulur. Sırat, bütün organları yerinden
çıkıncaya kadar sallanır.) [İbni Asakir]
(Allahü teâlâ, kullarına, her gün beş kere namaz kılmayı farz
etti. Bir kimse, güzel abdest alıp, namazını doğru kılarsa,
kıyamet günü, yüzü, on dördüncü gündeki ay gibi parlar ve
Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.) [H.S.Vesikaları]
(Hiçbir bid’at ehli Sırattan geçemeyecek, Cehenneme
düşecektir.) [İbni Asakir]
Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler,
mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara
derler ki:
- Hesap gördünüz mü?
- Hayır, biz hesap falan görmedik.
- Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
- Hayır, Sırat falan görmedik.
- Cehennemi gördünüz mü?
- Hayır, Cehennemi de görmedik.
- Siz ne amel işlediniz de, böyle hesap görmeden, Sırata
uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
- Biz iki hasletimiz sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan
utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az
rızka razı olurduk.
- Bu nimetler sizin hakkınızdır. (İbni Hibban)
İmam-ı Rabbani hazretleri Mektubat kitabında buyuruyor ki:
Cehennem üzerindeki Sırat köprüsünden geçilecek, iyiler geçip
Cennete gidecek, Cehennemlikler, Cehenneme düşecektir. (3/17)
Köprü denilince, bilinen köprüler zannedilmemeli! (Sınıf geçmek
için imtihan köprüsünden geçilir) diyoruz. Hâlbuki imtihanın köprüye
benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya
imtihan köprüsüne hiç benzemez. (S. Ebediyye)
Hadis-i şerifte de bildirildiği gibi, bid’at ehli zaten Sırat
köprüsünden geçemez. Bu kadar vesikayı inkâr eden elbette
Sırattan geçemez. (İnkâr eden, mahrum kalır) sözü meşhurdur.
Sorulacak sualler
Sual: Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?
CEVAP
Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan
geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.
2. durakta namazdan sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu
ki:
(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en
faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi
geçiricidir.) [M.Cenne]
(Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün
olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın,
hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
[Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz
dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin
kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]
3. durakta zekâttan,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı
gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.
Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak,
kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler.
Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları
sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, "Allah’ım selamet
ver" diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi, bir
kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir
kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da
sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür,
ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar, günahı nispetinde
Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin
verilir.) [Buhari]
(Sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir. Melekler, müminleri
kurtarmaya çalışır. Cebrail aleyhisselam beni belimden tutar.
Ben de, "Ya Rabbi ümmetime selamet ver, onları kurtar" diye
dua ederim. O gün ayağı sürçüp düşen çok olur.) [Beyheki]
(Servetiyle Allahü teâlâya itaat eden ve malının hakkını
ödeyen kimse, Kıyamette Sırata gelince, malı "Haydi geç,
çünkü sen, bende olan Allah’ın hakkını ödedin" der. Daha
sonra malındaki Allah hakkını ödemeyen kimse gelir, malı,
"Neden bende olan Allah hakkını ödemedin?" der. O da "Yazık
bana, ne yaptım?" diye söylenir.) [Beyheki]
(Cennete girene kadar, Sıratta göz kırpması kadar
bekletilmemeyi isteyen Allah’ın dini hakkında kendi görüşüyle
hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]
Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın
birisinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi
temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler,
Zümer suresinde bildirildiği gibi, (Sizlere selam olsun, hoş
geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!) derler. Sonra Cennet
elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer.
Cennet ve Cehennem ebedidir
Sual: Cennet ve Cehennem sonsuz değil midir?
CEVAP
Cehennemin ve Cennetin sonsuz olduğuna dair birçok âyet-i
kerime vardır. Mesela Bekara 25, A.İmran 116, Maide 85, Enam
128, Tevbe 68, Hud 107.
Âyet-i kerimede Cehennem için de, Cennet için de (Hüm fiha
halidun = Onlar orada ebedi kalırlar) buyuruluyor. (Bekara 81, 82)
Ebedilik sıfatı
Sual: Kur’an-ı kerimde, kâfirlerin Cehennemde, müminlerin
Cennette, ebedi kalacağı bildiriliyor. Böyle olunca, Allahü teâlâdan
başka şeyler için de, ebedilik sıfatı kullanılmış olmaz mı?
CEVAP
Bunların var olmaları, varlıkta durmaları, kendilerinden olmadığı
gibi, ebedi olmaları da, kendilerinden değildir. Bunları, ebedi yapan,
Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, “Ol!” derse, var olur, “Yok ol!” derse,
yok olur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mahlûkların yok olacaklarına inanmak, yoktan var edildiklerine
inanmak gibi, imanın şartıdır. (Arş, Kürsi, Levh, Kalem, Cennet,
Cehennem ve Ruh denilen mahlûklar yok olmayacak, sonsuz
var olacaklardır) ifadesi, bunlar yok olamaz demek değildir. Allahü
teâlâ, var etmiş olduğu şeylerden, dilediklerini, tekrar yok edecek,
dilediklerini de, yalnız kendi bileceği fayda ve sebeplerden dolayı,
hiç yok etmeyecek, bunlar ebedi, yani sonsuz var olacaklardır
demektir. Allahü teâlâ, dilediğini yapar ve istediğini emreder. Demek
ki, âlem yani her şey, Allahü teâlânın dilemesi ve kudreti ile vardır.
Var olmaları için ve varlıkta kalmaları için, Allahü teâlâya muhtaçtır;
çünkü baki olmak demek, varlığın her an devam etmesi demektir.
Başka bir şey olmak demek değildir. Hem var olmak, hem de
varlıkta kalabilmek, Allahü teâlânın iradesi, dilemesi ile olur. (3/57)
Cennet de, Cehennem de dolacaktır
Sual: (Cennette boş yer kalınca, doldurmak için yeni insanlar
yaratılacaktır) diyenler olduğu gibi, (Cehennemdeki bütün insanlar
çıkacak, böylece Cennet dolacak, Cehennemde kimse
kalmayacaktır) diyenler de var. Hangisi doğrudur?
CEVAP
İkisi de doğru değildir. Allahü teâlâ, Cenneti de, Cehennemi de
dolduracaktır. Müminler, Cennette ebedi kalacak ve sayıları hiç
eksilmeyecektir. Kâfirler de, Cehennem de sonsuz kalacak ve
sayıları eksilmeyecektir. Cehennemden sadece, günahkâr
müminler, cezalarını çektikten sonra çıkıp Cennette girecek ve
orada sonsuz kalacaklardır.
Ebedi olan Cennet ve Cehennemin dolacağını bildiren bir hadisi
şerif meali şöyledir:
(Cennet, “Bana güçsüzler ve yoksullar girecektir” diye bazı
deliller bildirdi. Cehennem de, “Bana da, cebbarlar ve kibirliler
girecektir” dedi. Allahü teâlâ da buyurdu ki: “Ey Cehennem,
sen benim azabımsın; dilediğim kimseleri [kâfirleri] seninle
cezalandırırım. Ey Cennet, sen de benim rahmetimsin;
dilediğim kimselere [müminlere] seninle rahmet ederim. İkinizi
de dolduracağım.”) [Müslim]
Allah’ın merhameti
Sual: (Sonsuz merhamet sahibi Allah, kendi yarattığı
kullarını, kâfir de olsa, sonsuz cehennemde yakmaz) deniyor. Bu
doğru mudur? Kâfirler, Cehennemde sonsuz kalmayacak mı?
CEVAP
Kâfirler Cehennemde sonsuz kalacaktır. Söyledikleri çok
yanlıştır. Allahü teâlâ elbette sonsuz merhamet sahibidir; fakat
kimlere, nasıl merhamet edeceğini de kendisi bildirmiştir. İki âyet-i
kerime meali şöyledir:
(O gün merhametim yalnız, benden korkarak kâfir olmaktan
ve günah işlemekten kaçınanlara, zekâtını verenlere, Kur’an-ı
kerime ve ümmi nebi olan Resule inananlara mahsustur.) [Araf
156, 157]
(İnkârcıları, zalimleri Allah asla affetmez, onları içinde ebedi
kalacakları Cehennem yoluna iletir. Bu da Allah'a kolaydır.)
[Nisa 168, 169]
Allahü teâlâ merhamet sahibi olduğu gibi, aynı zamanda intikam
alıcı ve ganidir. İstediğini yapmakta hiç kimseden çekinmez. (Rıyadun-
nasıhin)
Cehennem ebedi değil mi?
Sual: (Nebe suresi 23. âyetinde, sonsuz olarak değil, asırlar
boyunca cehennemde kalınacağı bildiriliyor. Dolayısıyla, kâfirler de
cehennemde ebedi kalmayacaktır) diyorlar. Bu doğru olabilir mi?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. Bahsedilen âyet-i kerimenin meali
şöyledir:
(Onlar orada ahkâb [hukublar, devirler] boyunca
kalacaklardır.) [Nebe 23]
Ahkâb, hukub kelimesinin çoğuludur. Hukub, birçok seneleri
ihtiva eden bir devir demektir. İmam-ı Kurtubi hazretleri tefsirinde
buyuruyor ki:
Devirler boyunca orada kalacaklar demek, devirler devam ettiği
sürece cehennemde kalacaklar demektir. Bu devirlerin ardı arkası
kesilmeyecektir. Her bir devir geçtikçe bir başkası gelecektir.
Sonsuza kadar, ardı ardınca günler gelecek demektir. Eğer beş ya
da on ahkâb denilseydi ya da buna benzer bir ifade kullanılmış
olsaydı, o zaman belirli bir zamana delalet ederdi. Ahkâbın söz
konusu ediliş sebebi, hukubun onlar nazarında en uzun süreyi
kapsadığından dolayıdır. Böylelikle onların anlayışlarının
benimsediği ve bildikleri şekilde onlara hitap etmiş olmaktadır.
Burada bu ifade, ebedilik için kullanılmıştır. Yani onlar orada
ebediyen, sonsuz olarak kalacaklardır. Ahkâb ifadesi kalblere daha
bir dehşet verir ve ebediliğe daha açık bir delil teşkil eder. Anlamlar
birbirine yakın olduğu için ahkâb ifadesi kullanılmıştır. (Câmi’ul
ahkâm)
Beydâvî, Celâleyn, Medârik tefsirlerinde de, (Sonsuz devirler
boyunca içinde kalacaklar) buyuruluyor. Bu husus şu mealdeki âyeti
kerimelerde, daha açıkça bildirilmiştir:
(Kötülükleri [günahları, küfürleri] kendilerini çepeçevre
kuşatanlar Cehennemliktir, orada ebedi kalırlar.) [Bekara 81]
(Şüphesiz, kâfirlere Cehennem azabı ebedidir, sonsuzdur.)
[Zuhruf 74]
Cennet ve Cehennem şimdi vardır
Sual: Bir tek Cehennem mi var yoksa birkaç tane mi? Şimdi
bunlar mevcut mu?
CEVAP
Cehennem yedi tabakadır, kâfirler durumuna göre tabakaların
birinde azap görecektir.
Feraid-ül fevaid kitabında buyuruluyor ki:
Cehennem yedi tabakadır. Birbirinin altındadırlar. Her tabakanın
ateşi, üstündekinden daha şiddetlidir. Günahı affedilmemiş olan
müminler; birinci tabakada günahları miktarı yanıp, sonra
Cehennemden çıkarılarak Cennete götürüleceklerdir.
Diğer altı tabakada çeşitli kâfirler sonsuz yanacaklardır.
Cennet ve Cehennem şimdi mevcuttur. Bazı âlimlere göre,
Cehennemin nerede olduğu kesin bilinmemektedir. Bazılarına göre,
yedi kat yerin altındadır. Arz küresi, güneş ve bütün yıldızlar birinci
sema [gök] içinde olduklarına göre, yeryüzünün neresinde olursak
olalım, yedi kat yerin altında sema vardır. Cehennemin yedi kat
semadan birisinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Her Müslüman bilir ki…
Sual: Bugün Cennet ve Cehennem var mıdır?
CEVAP
Her Müslüman bilir ki, ilk insan ve bütün insanların babası olan
Hazret-i Âdem, yıllarca Cennette yaşadı. Yasak ağaçtan yiyince,
dünyaya indirildi. Bu hususta Kur'an-ı kerimde birçok âyet-i kerime
vardır. Mesela Bekara suresinin 35 ve 36, Araf suresinin 17. âyet-i
kerimesinden 27. âyet-i kerimesine kadar. Taha suresinin 117-119.
âyet-i kerimeleri bu hususlardan bahsetmektedir. Kur'an-ı kerimde
ayrıca müminler için Cennetin, kâfirler için de Cehennemin hazır
vaziyette beklediği bildiriliyor:
(Takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve
yer kadar olan Cennete koşun.) [Al-i İmran 133]
(Kâfirler için hazırlanmış olan Cehennem ateşinden
sakının!) [Al-i İmran 131]
Peygamber efendimiz de, Miraca gidince, Cennet ve
Cehennemi de gezdi. Gördüğü şeyleri anlattı. Bunlardan birkaçı
şöyle:
(Cennete girdim. İnciden kubbeler gördüm.) [Müslim]
(Miraca çıktığım zaman Cennetin kapısı üzerinde
"Sadakanın sevabı on, ödünç vereninki ise on sekiz mislidir"
yazılı olduğunu gördüm.) [İbni Mace]
(Miracda Cehenneme baktım. Kokmuş leşler yiyenler
gördüm. Bunların kim olduğunu sordum. Cebrail aleyhisselam,
"Bunlar, gıybet etmek suretiyle insanların etlerini yiyenlerdir"
dedi.) [İ. Ahmed]
Cennet nerede?
Sual: Cennetin bildiğimiz gezegenlerden birinde olacağı
mümkün müdür?
CEVAP
Bugün bildiğimiz bütün yıldızlar ve gezegenler birinci kat
semadadır. Semalar ise yedi kattır. Diğer katların ise bilinen bu
semadan çok büyük olduğu bildirilmiştir. Cennet hakkında Kur'an-ı
kerimde ve hadis-i şeriflerde bilgi vardır. Cennetin genişliğinin yer ile
göğün genişliği kadar olduğu Kur'an-ı kerimde bildirilmiştir. (Hadid
21)
Bu durumda Cennetin gezegenlerde olması mümkün değildir.
Cennet daha yukarı semalardadır. (Deylemi)
Sekiz Cennet
Sual: Sekiz Cennetin isimleri nelerdir?
CEVAP
1- Dâr-i celal,
2- Dâr-i karar,
3- Dâr-i selam,
4- Huld,
5- Meva,
6- Adn,
7- Firdevs,
8- Naim.
Kimler Cennete girer?
Sual: Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?
CEVAP
Allahü teâlâya inanan, Onun emir ve yasaklarına riayet eden,
hepsini beğenen kimse yani Müslüman olarak ölen Cennete gider.
Bunun tersi olan da Cehenneme gider. Genelde iyi huylular
Cennete, kötü huylular Cehenneme gider. Bir hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Cennete gidecek olanları haber veriyorum, dikkatli
dinleyin. Zayıftır, mazlumdur, güçleri yetmez. Bir şey için yemin
ederlerse, Allahü teâlâ, bu Müslümanların yeminlerini,
muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları da
bildiriyorum: Sertlik gösterirler ve kendilerini üstün görürler.)
[Tirmizi, Ebu Davud]
Cennet mi, Cehennem mi daha kolay?
Sual: Cennete gitmek mi, yoksa Cehenneme gitmek mi daha
kolaydır?
CEVAP
İkisi de kolaydır. Doğru inanan, Müslüman olarak ölen Cennete,
inanmayan, kâfir olarak ölen Cehenneme gider.
Nefsine uyanın Cehenneme gitmesi çok kolay, Cennete gitmesi
ise çok zordur. Cehenneme gitmek için hiçbir yasağa riayete ihtiyaç
yoktur; ama Cennete gitmek için birçok kurallar vardır. Önce doğru
iman, sonra haramlardan kaçmak ve ibadetleri yapmak... İki hadis-i
şerif meali:
(Cehennem nefse hoş gelen, Cennet ise nefsin hoşuna
gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır.) [Buhari]
(Cenneti isteyen de, Cehennemden korkan da uyumaz.
Cennet zorluklarla kuşatılmıştır, dünya ise lezzet ve şehvetlere
bürünmüştür. Onun lezzet ve şehvetleri sizi Cennetten
alıkoymasın.) [Ramuz]
Cennete girecek hayvanlar
Sual: İstisna olarak cennete girecek hayvanlar hangileridir?
CEVAP
Cennete girecek olan hayvanlar:
1- Salih aleyhisselamın devesi,
2- İbrahim aleyhisselamın danası,
3- İsmail aleyhisselamın koçu,
4- Musa aleyhisselamın sığırı,
5- Yunus aleyhisselamın Yunus ismi verilen balığı,
6- Üzeyr aleyhisselamın merkebi,
7- Süleyman aleyhisselamın karıncası,
8- Belkıs’a gönderilen hüdhüd,
9- Eshab-ı Kehf’in Kıtmir isimli köpeği,
10- Muhammed aleyhisselamın devesi.
Bu hayvanların, Cennete koç şeklinde gireceği bildirilmiştir.
(Mişkatül-Envar, Şir'at-ül-islam şerhi)
Deli Cennete gider mi?
Sual: Deli, ahirette nereye gider? Doğuştan deli ise veya
sonradan delirmişse ne olur?
CEVAP
Allahü teâlâ, iman ve ibadette kullarından gücü yetmediği
şeyleri istememiştir. Bunun için, Müslüman iken deli olan, uykuda
iken ölen kimse, bu halinde imanlı olduğunu tasdik etmiyorsa da,
Müslümanlığı devam etmektedir. Kâfir iken deliren de küfrünü ilan
etmiyorsa da, önceki küfür hâli devam etmektedir.
Doğuştan deli olan Müslüman evladı Cennete gider. Kâfir
çocukları için yedi tane farklı kavil vardır. O kavillerden birisi onlar
da Cennete gidecektir. O kavillerin birine göre de, hesaptan sonra
toprak olacaktır.
Son sözün önemi
Sual: (Son sözü La ilahe illallah olan cennete girer) hadis-i
şerifinden murat nedir? Bir mümin aniden ölse, Allah diyemese
cehenneme mi gider?
CEVAP
Son sözün kelime-i tevhid olması şart değildir. İmanlı ölen
herkes er geç cennete girecektir. (Son sözü La ilahe illallah olan
cennete girer) hadis-i şerifinden murat; cehenneme uğramadan
cennete gireceğinin müjdesidir. Yoksa her Müslüman, velev ki fâsık
olsun, günahlarının cezasını çektikten sonra da cennete girecektir.
(İbni Abidin)
Demek ki son sözü kelime-i tevhid olmak ayrı bir müjdedir.
Cennete giremez
Sual: Fıkıh kitaplarında, cemaatle namaz kılmanın önemi
anlatılırken, (Cemaati özürsüz terk eden, Cennet’in kokusunu
duyamaz) deniyor. Kokusunu duyamaz ne demek? Yani cemaat
sünnetini terk eden kâfir olmayacağına göre, Cennete gider de,
Cennetteki kokuları mı duyamaz?
CEVAP
(Cennetin kokusunu duymaz) demek, Cennete hiç girmez,
kokusu duyulacak yerlerden bile geçemez demektir. Yani cemaati
kasten terk eden, önem vermeyen kâfir olur. Sadece cemaat
sünnetini değil diğer sünnetleri de, yapmayan değil, onlara önem
vermeyen kâfir olur. Yapmayan sevabından mahrum kalır. Ama
(Sünnetin ne önemi var) derse, sünnete kıymet vermemiş olur. Bu
da küfürdür. Bir özürle veya tembellikle cemaate gitmeyen kâfir
olmaz.
Cennetin anahtarı
Sual: Cennetin anahtarı nedir?
CEVAP
Cennetin anahtarları çoktur. Birinci anahtarı iman ve namazdır.
Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Dua rahmetin anahtarı, abdest namazın anahtarı, namaz da
Cennetin anahtarıdır.) [Deylemî]
(Cennetin anahtarı namazdır.) [Deylemi, Darimi]
(La ilahe illallah, Cennetin anahtarıdır.) [İ. Ahmed]
(Kılıç, Cennetin anahtarıdır.) [İ. Asakir]
(Cennetin anahtarı “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike-leh”
demektir.)
(Her şeyin bir anahtarı vardır, Cennetin anahtarı da fakirleri
sevmektir.) [İbni Lâl, İ. Süyûti]
Sekiz Cennetin sekiz kapısı ve sekiz de anahtarı vardır.
Birincisi, beş vakit namaz kılan müminlerin imanıdır. İkincisi,
Besmele-i şerifedir. Altısı da, Fatiha-i şerifenin içindedir. (İslam
Ahlakı)
Fatiha suresinde zaten altı âyet-i kerime var. Her namazda
Fatiha-i şerife okuyoruz. Müslüman namaza durunca, Cennetin
sekiz kapısı açılır. Namazda her rekâtta Besmele okunur. Besmele
de anahtardır. Diğer altısı da Fatiha-i şerifede gizlidir. Her namazda
ve her rekâtta Fatiha-i şerife var. İşte Müslüman namaza durduğu
zaman, sekiz Cennetin sekiz kapısı açılır. Namaz kılmadan Cennete
gireceğini düşünmek, akıl kârı değildir.
Cennetin bedeli
Sual: Deylemi’de bildirilen, (Cennetin bedeli Lâ ilâhe illallah,
nimetin bedeli de Elhamdülillah’tır) hadisine göre, bir
gayrimüslim, lâ ilâhe illallah dese, Cennetin bedelini ödeyip, onu
satın almış olmaz mı?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin bazı âyetleri, diğerlerini açıkladığı gibi, hadis-i
şeriflerin bir kısmı da diğerlerini açıklar. (Şartsız bildirilen haberler,
şartlı olarak anlaşılır) ifadesi, dinimizde bir kuraldır. Müslüman
olmayan kimse, kesinlikle Cennete giremez. Bir gayrimüslim,
ilâhe illallah dese de Cennete giremez. İmanın altı şartına inanma
mecburiyeti vardır. İnanmak da yetmez, ayrıca beğenerek söylemek
gerekir. Dille söylemek de yetmez, kalble tasdik etmek de şarttır.
İhlas da şarttır, (Ancak ihlâsla, lâ ilâhe illallah diyen Cennete
girer) hadis-i şerifi ihlâssız söylemenin değersiz olduğunu
gösteriyor. Peki, ihlâs nedir? Bunu da Peygamber efendimiz
açıklıyor, (İhlâs, haramlardan sizi menetmesidir) buyuruyor.
(Bezzar, Hatib)
İmanın alameti, farzları yapıp haramlardan sakınmaktır.
Haramlardan sakınılmıyorsa, ihlâs yok demektir. Sadece ihlâs
yetmiyor, kalble tasdik de gerekiyor. Bir hadis-i şerif meali:
(Kalble tasdik edip, ihlâsla kelime-i şehadeti söyleyen
Cennete girer.) [Taberani]
Bir de bunları beğenmek şartı vardır. Bir hadis-i şerif meali
şöyledir:
(İnanarak, beğenerek ihlâsla Lâ ilâhe illallah diyene Cennet
vardır.) [İbni Hibban]
Kalble tasdik, ihlâs, haramlardan kaçmak ve beğenmek de
yetmez. Bir hadis-i şerif meali:
(İhlâsla, “Rabbimin Allah, dinimin İslam ve Peygamberimin
Muhammed aleyhisselam olduğuna razıyım” diyen Cennete
girer.) [İ. Ahmed]
Demek ki gayrimüslim, diğer bütün dinleri bâtıl, İslamiyet’i de
tek hak din olarak kabul etmezse, Muhammed aleyhisselamı kendi
peygamberi olarak kabul etmezse, Cennete giremez. Ayrıca,
Amentü’de bildirilen imanın altı esasına da inanmak şarttır. Biri
noksan olursa, iman olmaz.
(Nimetin bedeli Elhamdülillah) emrine uyarak, sadece
Elhamdülillah demekle nimetin bedelini vermiş olur muyuz? Bir
kimsenin eline bir miktar para geçse, onunla şarap alıp içse,
(Elhamdülillah, elime para geçti, şarabımı alabildim) dese, nimetin
şükrünü eda etmiş olamaz. O nimeti, dinimizin yasaklamadığı yerde,
hattâ dinimizin emrettiği yerlerde kullanırsa, ancak o zaman
şükretmiş olur.
Cenneti istemek ve Allah rızası
Sual: Okuduğum muteber eserlerde, (Cenneti istemem; Allah’ı
görmek isterim) demenin caiz olmadığı bildiriliyor. Yunus Emre ve
daha başka evliyanın böyle sözler söylediği görülüyor. Bunların
izahı nasıldır?
CEVAP
Allahü teâlâ, Cenneti beğenmekte ve onu övmektedir. Bir
kimsenin, övülen, beğenilen Cenneti, beğenmemesi, istememesi,
Allahü teâlânın beğendiğini beğenmemek, Onun isteyin dediği şeyi
istememek olur. Bu bakımdan Cenneti istememek caiz değildir.
Yunus Emre gibi Hak âşıklarının, vahdet-i vücuda mensup
evliyanın sözleri ancak teville anlaşılır. Yunus Emre hazretleri diyor
ki:
Cennet Cennet dedikleri,
Birkaç köşkle, birkaç huri
İsteyene ver sen anı.
Bana seni gerek seni.
Böyle sözleri bir veli söylerse, o zaman tevil edilir. Yunus Emre
bu sözleriyle, (Ben yalnız Cennete gitmek niyetiyle değil, sırf senin
rızan için ibadet ediyorum) demek istiyor. Zaten her müminin de,
Allah rızası için ibadet etmesi gerekir. Sadık kul, Cenab-ı Hakka hep
(Senin rızan, senin rızan) der. Bunun için aşık Yunus da (Bana seni
gerek seni) diyor. Hallac-ı Mansurun (Enel Hak) demesi de böyle
tevil edilir. Bu sözüyle (Ben yokum, Allah vardır) demek istiyor.
Tasavvuf sarhoşluğu
Vecd ve hal sahipleri, tasavvuf sarhoşluğu ile şuurlarını
kaybettikleri zaman, sözlerinde ve işlerinde mazur olurlar. Tasavvuf
sarhoşlarının dine uymayan sözlerine ve işlerine, başkalarının
uymaları caiz değildir. Kendileri günaha girmezlerse de, bunlara
uyanlar günaha girer. (Merec-ül-bahreyn)
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâyı istemek ve sevmek, ahireti istemek ve sevmektir.
Çünkü Allahü teâlâya kavuşmak, ahirette vâd edilmiştir ve Allahü
teâlânın kulundan rızası, ahirette belli olacaktır. Hak teâlâ, ahireti
sever. Beğenilenden yüz çevirmek, sekrdir. Allahü teâlânın davet
etmesine ve beğenmesine karşı gelmektir. Yunus suresinin 25.
âyetinde (Allahü teâlâ, Dar-üs-selama [Cennete] çağırıyor)
buyurmaktadır. Allahü teâlâ, ahirete çağırmaktadır. Ahiretten yüz
çevirmek, Hak teâlâya karşı gelmek olur. Onun beğendiği şeyi
ortadan kaldırmaya uğraşmak olur. (1/302)
Büyükler, Cenneti, Allahü teâlânın razı olduğu yer olduğundan
ve Cenneti isteyenleri sevdiği için, isterler. Cehennemden
sakınmaları da, Allahü teâlânın gazap ettiği yer olduğu içindir.
Yoksa Cenneti istemeleri, nefislerine tatlı geldiği için değildir.
Cehennemden kaçınmaları, orada azap ve sıkıntı olduğu için
değildir. Çünkü bu büyükler, sevgilinin yaptığı her şeyi güzel görür.
Bunları kendilerinin, matlubu, maksadı bilirler.
Yunus Emre aynı şiirinde diyor ki:
Aşkın ile yanıyorum, bana seni gerek seni
Adını hep anıyorum, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni.
Aşkın aşığı öldürür, aşk denizine daldırır
Arananı buldurur, bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem
Sensin benim hep endişem, bana seni gerek seni.
Âşıklara Mevla gerek, Mecnunlara Leyla gerek
Sofulara Cennet gerek, bana seni gerek seni
Eğer beni öldürseler, külüm göğe savursalar
Toprağım yine çağıra bana seni gerek seni.
Yunus Emre benim adım, gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum bana seni gerek seni.
Cenneti istemek
Sual: Herkes gibi Cennet sevdası, Cehennem korkusu
yüzünden ibadet ediyor ve haramdan sakınıyoruz. Sanki burada
Allah’ın rızası ikinci planda kalıyor gibi görünüyor. Allah kullarım size
Cennet Cehennem yok, sadece benim rızam için ibadet edin dese,
bana öyle geliyor ki, kimse ibadet etmez. Şu halde, Cennet sevdası
ve Cehennem korkusundan dolayı yapılan ibadet kabul olur mu?
CEVAP
Bu fikir yanlıştır. Hiçbir Müslüman Cennet Cehennem için ibadet
etmez. Allah için eder, O emrettiği için eder. Onun rızasına
kavuşmak için eder. Onun sevdiklerini sever, Onun sevmediklerini
sevmez. Mesela Müslümanları sever, kâfirleri sevmez.
Cenneti istemek Allah rızasına aykırı değildir. Allah’ı seven,
Onunla buluşmayı ister. Buluşma yeri Cennettir. Cenneti isteyen,
aslında Allahü teâlâ ile buluşmayı, Ona kavuşmayı istemektedir.
Bizde gazete dağıtıcısı olarak çalışan bir gençle konuşuyorduk.
Genç dedi ki:
- Eskiden Allah rızası için hizmet ediyordum, şimdi ise ne
kadar çok gazete satarsam o kadar para alırım diyorum ve
ihlâsım kalmadı, Allah rızası ikinci plana düştü, hatta hiç Allah
rızası kalmadı, sadece parayı düşünüyorum.
- O zaman sana bol paralı bir iş var. Falanca gazeteden bize
telefon ettiler, eleman arıyorlarmış. Şu kadar para veririz dediler. Ne
dersin?
- Açlıktan ölsem manevi değerlerime saldıran o gazeteye
gitmem.
- Hani sende ihlâs yoktu? Gördün mü sen para için değil Allah
rızası için çalışıyorsun.
Cennet istenmez mi?
Sual: Ben yalnız Allah rızası için ibadet ediyorum. Cenneti
istemek ve Cehennemden korkmak hatırıma gelmiyor. Yani (Yâ
Rabbi, Cennetini ver, Cehenneminden koru) demiyorum. Bu uygun
mu?
CEVAP
Uygun değildir, çünkü İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâya, korkuyla ve nimetlerine kavuşmak için ibadet
eden evliya zatların korkuları ve arzuları, kendi nefsleri için değildir.
Bunlar, Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için ve Onun
gazabından, gücenmesinden korktukları için ibadet ederler. Bunlar
Cenneti de isterler, çünkü Cennet, Allahü teâlânın rızasının,
sevgisinin bulunduğu yerdir. Yoksa Cenneti istemeleri, nefslerinin
zevkleri için değildir. Bunlar Cehennemden de korkar.
Cehennemden korunmak için dua ederler, çünkü Cehennem, Allahü
teâlânın gazabının bulunduğu yerdir. Yoksa Cehennemden
korkmaları, nefslerini azaptan kurtarmak için değildir, çünkü bu
büyükler, nefslerine köle olmaktan kurtulmuşlardır. Allahü teâlâ için
halis kul olmuşlardır.
Evliya zatlar Cenneti isteyip, Cehennemden korkunca, bizim de
elbette Cenneti isteyip, Cehennemden korkmamız gerekir. Birkaç
hadis-i şerif meali şöyledir:
(Namazı bitiren kimse, hiç konuşmadan “Allahümme ecirnî
min-en-nâr ve edhılnil Cennete” demezse melekler, “Yazık şuna,
Cehennemden korunmasını istemekten âciz kaldı”, Cennet de,
“Yazık şuna Cenneti istemekten âciz oldu” der.) [Taberani]
(Kim Allah’tan üç kere Cenneti isterse, Cennet, “Yâ Rabbi
bunu Cennete sok” diye dua eder. Kim de Cehennemden üç
defa azatlık isterse, Cehennem de, “Allahım onu ateşten
uzaklaştır” der.) [Nesai]
(Allah’ım, senden Cenneti ve ona yaklaştıracak her türlü
söz ve işi diliyor, Cehennemden ve ona yaklaştıracak her türlü
söz ve davranıştan sana sığınıyorum.) [İbni Mace]
(Allah’ım, mağfiretini, her günahtan korunmuş olmayı, her
iyiliği kazanmayı, Cenneti elde edip Cehennemden kurtulmayı
bize nasip et!) [Hâkim]
(Allah’ım, her günahtan selâmeti, her iyiliği kazanmayı,
Cennete girmeyi ve Cehennemden kurtulmayı nasip et!) [Hâkim]
Demek ki, Cenneti istemek ve Cehennemden korunmak için
dua etmek dinimizin emridir.
Cenneti istememek
Sual: (Milletin refahı için Cenneti feda ederim. Millet
perişanken, Cennet bana zindan olur. Ben bu hâlde Cenneti
istemem, Cehennemde yanmaya razıyım. Yansam da gönlüm neşe
saçar) demek uygun mudur?
CEVAP
Bu, dine aykırı ve cahilce bir sözdür. Çünkü (Millet için Cenneti
feda ederim) demek, onların kurtulması için (Günah işlerim)
demektir. Hâlbuki günahtan kaçmak, ibadet yapmaktan, Emr-i
maruf yapmaktan önce gelir. Bir gayrimüslim kız, (Benimle dans
edersen Müslüman olurum) dese, kâfir Müslüman olsun diye,
kendimizi feda ederek onunla dans edemeyiz. Günah işleyerek
Allah’ın rızasına kavuşulmaz.
En önemlisi de, Allahü teâlâ, Cenneti beğenmekte ve onu
övmektedir. Tasavvuf sarhoşluğu müstesna, bir kimsenin, övülen,
Cenneti, beğenmemesi, istememesi; Allahü teâlânın beğendiğini
beğenmemek, Onun (İsteyin!) dediği kıymetli şeyi istememek olur.
Bu bakımdan Cenneti istememek, Cehennemi tercih etmek, Allah’ın
rızasını değil, gazabını istemek olur. Bu ise, aklı başında olan bir
Müslümanın söyleyeceği söz değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri
buyuruyor ki:
Allahü teâlâya, korkuyla ve nimetlerine kavuşmak için ibadet
eden evliya zatların korkuları ve arzuları, kendi nefisleri için değildir.
Bunlar, Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için ve Onun
gazabından, gücenmesinden korktukları için ibadet ederler. Bunlar
Cenneti isterler, çünkü Cennet, Allahü teâlânın rızasının, sevgisinin
bulunduğu yerdir. Yoksa Cenneti istemeleri, nefislerinin zevkleri için
değildir. Bunlar Cehennemden de korkar. Cehennemden korunmak
için dua ederler, bilirler ki, Cehennem, Allahü teâlânın gazabının
bulunduğu yerdir. Yoksa Cehennemden korkmaları, nefislerini
azaptan kurtarmak için değildir, çünkü bu büyükler, nefislerine köle
olmaktan kurtulmuşlar, Allahü teâlâ için hâlis kul olmuşlardır. (1/24)
Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, evliya zatlar, Cenneti
isteyip, Cehennemden korkunca, bizim farklı bir şey söylememiz
nasıl uygun olur?
Cennet nimetleri hayal edilemez
Sual: Bal yiyen baldan bıkar, Cennet ne kadar güzel olsa da,
insan bu nimetlerden bıkmaz mı? Monoton hayat insanı sıkmaz mı?
CEVAP
Bu çok yanlış bir düşüncedir. Bu, Allahü teâlânın sonsuz
kudretinden şüphe etmek olur. Hâşâ Onu âciz sanmak olur.
Cennette monoton hayat yoktur. Dinimiz, iki günü aynı olanın
ziyanda olduğunu bildirir. Ahirette de her gün nimetler artacak, iki
gün eşit olmayacaktır. Her gün aynı şeylerden farklı ve daha fazla
zevkler alınacaktır. Yine her gün, farklı şeylerle, farklı nimetlerle
karşılaşılacaktır. Allahü teâlânın kudretinden şüphe edilmez. İnsan,
bilmediği şeyleri, bildiği şeylerle mukayese eder. Hâlbuki bilinmeyen
şey, bilinen şeye kıyas edilmez. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Dünya, mümine zindan gibidir.) [Müslim]
(Dünya, ana rahmine göre Cennet, Cennete göre ise çöplük
gibidir.) [M. Name]
Çöplükle Cennet mukayese edilir mi? Ana rahmindeki bir
çocuğun, nasıl ki, dünyaya gelip, çeşitli olaylarla karşılaşacağını
bilmesi mümkün değilse, Cennete gidecek müminin de, orada
kavuşacağı nimetleri bilmesi mümkün değildir.
Allahü teâlâ, Cennette, cemal sıfatıyla görünecektir. Mümin,
Allahü teâlâyı görünce, cennetteki bütün nimetlerden aldığı
zevklerden daha fazla zevke kavuşacaktır. Bir âyet meali:
(Kıyamet günü ışıl ışıl parlayan yüzler, Rablerine
bakacaklardır.) [Kıyamet 22, 23]
Yunus suresinin, (Güzel amel edenlere, hüsna [Cennet] ve
ziyadesi de vardır) mealindeki 26. âyet-i kerimesindeki ziyade
kelimesini Resulullah efendimiz rüyet [Allahü teâlâyı görmek] olarak
açıklayıp, (Dolunayı gördüğünüz gibi kıyamette Rabbinizi açıkça
görürsünüz) buyurdu. (Buhari)
Bir insanın Rabbimizin kudretiyle yaratılacak nimetleri hayal
etmesi asla mümkün değildir. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cennette hiç kimsenin görmediği, işitmediği ve hayal bile
edemediği nimetler vardır.) [Müslim]
(Cennet nimetleriyle, dünyadakiler arasında yalnız isim
benzerliği vardır.) [Beyheki]
Rüya ile dünya hayatı bile mukayese edilmez. Rüyada
gözlerimiz kapalı olduğu halde çok yerleri görürüz. Dilimiz
oynamadığı halde konuşuruz. Yani görmemiz gözle, konuşmamız
dille değildir. İşitmemiz kulakla, yürümemiz ayakla değildir. Rüyada
hükümdar olsak ne çıkar. Az sonra uyanınca, hayal olduğu görülür.
İşte dünya hayatı da, rüya gibidir. Asıl hayat olan ahirette hükümdar
olmak gerekir. Hadis-i şerifte (İnsanlar uykudadır, ölünce
uyanırlar) buyuruldu. Nasıl ki, rüyadaki şeyleri bile dünyadaki
nimetlerle mukayese etmek uygun değilse, dünyadaki şeyler de,
Cennetteki nimetlerle mukayese edilmez.
Allahü teâlânın sonsuz kudretine inananın, Onun bildirdiği her
şeye inanması gerekir. Cenab-ı Hak, Cennette hiçbir sıkıntı, üzüntü,
pişmanlık, bıkkınlık olmayacağını, Cennet ehline istedikleri her
nimetin verileceğini bildiriyor. Cennet nimetleri yanında, dünya
nimetleri, onların gölgesi, resmi gibi bile değildir. Ağacın resmiyle
kendisi nasıl aynı şey değilse, Cennet nimetleri yanında
dünyadakiler de öyledir. Allahü teâlâ, dünyaya mahsus nimetleri,
yoktan yarattığı gibi, ahirette de, hatıra, hayale gelmeyen nimetleri
yoktan yaratacaktır. Allah için güçlük olmaz. Birkaç âyet-i kerime
meali:
(İyilik edenlere, en güzel mükâfat ve daha fazlası vardır.
Yüzlerinde keder ve zilletten bir eser yoktur. İşte bunlar
Cennette devamlı kalacaklardır.) [Yunus 26]
(İman edip salih amel işleyenler, Firdevs Cennetlerinde
sonsuz kalır, oradan hiç ayrılmazlar.) [Kehf 107-108]
(Cennetin neresine bakarsanız bakın, bol nimet ve büyük
saltanat görürsünüz.) [İnsan 20]
(Mümin olarak salih amel işleyeni, sıkıntısız güzel bir hayat
içinde yaşatacağız. Bunları, yaptıklarının en güzeli ile
mükâfatlandıracağız.) [Nahl 97]
(İyi amellerinin mükâfatı olarak, insanları memnun edecek
neler hazırlandığını hiç kimse bilemez.) [Secde 17]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, “Salihlere gözlerin görmediği, kulakların
işitmediği ve insanın hatırına gelmeyen şeyler hazırladım”
buyurdu.) [Buhari]
(Cennete giren ölmez, ebedi yaşar. Hep mutlu olur,
üzülmez, ümitsizliğe düşmez, elbisesi eskimez ve gençliği
gitmez.) [İbni Ebiddünya]
(Cennet ehli, hiç hastalanmaz ve yaşlanmaz; hiç üzülmez
ve hep neşeli olur.) [Müslim]
(Cennet ehlinin aralarında anlaşmazlık olmaz, gönülleri
birdir.) [Buhari]
(Cennetinki hariç, her nimet yok olur. Cehenneminki hariç,
her kaygı biter.) [İbni Lâl]
(Ancak Cennete giren rahata kavuşur.) [İ. Ahmed]
(Cennete giren, “Bir ata bineyim” derse biner, “uçayım” derse,
uçar.) [Tirmizi]
(Hak teâlâ, Cennet ehline “Razı mısınız” buyurur, onlar,
“Elbette razıyız, sayısız nimetler ihsan ettin” derler. Sonra “Daha
iyisini vereyim mi” buyurur. Cennet ehli “Daha üstünü de mi var”
diye sorarlar. “Sizden hep razı olur, size asla gücenmem”
buyurur.) [Buhari]
Cennet nimetleri
Mümin için hazır bekleyen cennet,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Günbegün katlanır, çoğalır nimet,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Cennet ehli ölmez, ebedî yaşar,
Hayrete kapılır, görünce şaşar,
Her çeşit ihsanlar dolar da taşar.
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Cennette monoton yaşayış yoktur,
Kaybolmaz hiçbir şey, arayış yoktur,
Ayıplayan olmaz, kınayış yoktur,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Rahata kavuşur, cennete giren,
Mest olur solmayan gülünü deren,
Nimete gark olur, Mevla’yı gören,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Hiçbir rahatsızlık, sıkıntı yoktur,
Aranan şey olmaz, hepsi pek çoktur,
Bunları yaratan Cenab-ı Hak’tır.
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Üzüntü ve keder asla bulunmaz,
Rahatımız kaçmaz, canımız yanmaz,
Lütuf değişiktir, kimse usanmaz,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Dünya mümin için, benzer zindana,
Müjdeler pek çoktur ehl-i imana,
Cennete girince erer ihsana,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
İman ile ölmek büyük ganimet,
Hayal edilemez verilen nimet,
Kıyas edilir mi, zindanla cennet,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Cennet ehli yaşar, hiç hastalanmaz,
Asırlar geçse de, asla yaşlanmaz,
Kötüden, çirkinden, eser bulunmaz,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Cennet ehli, kötü sözler işitmez,
Giydiği eskimez, yediği bitmez,
Aynı yaşta kalır, gençliği gitmez,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Günahkâr mümine, şefaat vardır,
Cennette muazzam saltanat vardır,
Her yönden mükemmel bir hayat vardır,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Namaz, oruç gibi, ibadet yoktur,
Kıskançlık, haset yok, rekabet yoktur,
Her gün bayram olur, saadet çoktur,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Kalblerden geçeni Rabbimiz bilir,
İstenilen şeyler anında gelir,
Önüne her çeşit nimet serilir,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Cennetin her yeri döşeli olur,
Üzüntü yok, herkes, neşeli olur,
Yok yoktur, arayan her şeyi bulur,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Hoca orda, günah işlemek yoktur,
Öyle birbirini şişlemek yoktur,
Kimse kötülenmez, taşlamak yoktur,
Akıl almaz nimetlerle doludur.
Mehmet Ali Demirbaş
Cennet nimetleri
Sual: Cennetin en aşağı derecesinde olana da en yüksek
derecedeki çok nimet verilecek mi?
CEVAP
Derece farkı elbette olacak; ama en aşağı derecedeki bile, akla
hayale gelmeyecek nimetlere kavuşacaktır. Bir hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Cennetin en aşağı derecesinde olan kişiye, “Ne istersen
iste” denecek. O da, hatırından ne geçiyorsa hepsini isteyecek.
Ona, “Her istediğinin iki katı sana verilecektir” denecek.)
[Müslim]
Bir şeyin gölgesi
Sual: Dünyada gördüğümüz güzel manzaralar, güzel yiyecekler
ve içecekler diğer güzellikler Cennette de olacak mı?
CEVAP
Bu dünyadaki güzelliklerin hepsi bir gölgeden, görüntüden
ibarettir. Bunlar cennet nimetleri yanında bir şeyin gölgesi gibidir. Bir
elma düşünün bir de gölgesini veya resmini düşünün. Gölgesi veya
resmi elma yerine geçer mi? İşte dünya meyveleri, dünya nimetleri
birer gölge gibidir. Müminler için bunlar, Cennetteki asıllarının
müjdecisidir.
Herkes 33 yaşında olacak
Sual: Ahirette herkes, bütün insanlar 30 yaşında oluyorlarmış.
Mesela 60 yaşında ölen adam 30 yaşında olacak. 21 yaşında ölsem
ben de 30 yaşında mı olacağım?
CEVAP
Herkes 30 değil, 33 yaşında olacaktır. Siz de 33 yaşında
olacaksınız.
Cennette üzüntü ve pişmanlık yoktur
Sual: (Cennet'te üzüntü yok, ama pişmanlık var) deniyor. Bu
ikisi, birbirine zıt değil mi?
CEVAP
Cennette hiçbir üzüntü, sıkıntı olmadığı gibi,
Cehennem'dekilerin pişmanlığı gibi bir pişmanlık da yoktur.
Cennet'te monoton bir hayat da yoktur. Hayal bile edilemeyecek
nice nimetler olacak, bunlardan alınacak zevk de her an artacaktır.
Bunu, dünyadaki nimetlere benzeterek anlamak mümkün değildir.
Cehennem ehli, (Keşke biz de iman etseydik de Cennet'teki
sonsuz nimetlere kavuşsaydık) diye üzülürler. Cennet ehli ise,
(Daha çok iyilik, ibadet etseydik de, daha yüksek derecelere
kavuşsaydık) temennisinde bulunur. (Ne kadar gafletteymişiz ki,
Allah'ı zikretmeden geçirdiğimiz anlar olmuş) derler. İki hadis-i şerif
meali şöyledir:
(Cennet ehli hiçbir şeye pişmanlık duymaz. Yalnız, Allah'ı
zikirsiz geçirdikleri vakitler için pişman olurlar.) [Hâkim]
(Kıyamette, fâsık salih herkes pişman olur. Fâsık, fıskı
[günahı] bırakıp doğruluk ve takva üzere bulunmadığına, salih
ise daha çok ibadet etmediğine pişman olur.) [Feraid-ül fevaid]
Padişahın biri, gece bir yerden geçerken askerlerine, (Buradaki
taşlardan alın) der. Kimi emre uyar az veya çok taş alır, kimi taşın
yükünü niye çekeyim diye almaz. Ülkelerine gelince, aldığı taşlara
bakarlar ki hepsi kıymetli taşlar. Almayan pişman olduğu gibi,
alanlar, niye daha çok almadım diye pişman olur. Çok alan da, niye
daha çok almadım diye pişman olur. Elbette çok alanla hiç
almayanın pişmanlığı aynı olmaz. Cennet'te gittikçe artan nimetlere
kavuşan insanın pişmanlığı da üzüntü meydana getirmez.
Cehennemi görmek
Sual: Öldükten sonraki dirilmeye, Cennete, Cehenneme
inanmayan, Müslümanlara gerici diyen dinsizlerin, Cehennemde
nasıl azap çektiklerini ahirette görme imkânı var mıdır?
CEVAP
Elbette vardır. Mutaffifin suresinde iman edenlerin, kâfirlerin
çektikleri azapları gülerek seyredeceklerini bildiren âyet-i kerimelerin
tefsirinde Hazret-i Kab buyuruyor ki:
(Cennetten, Cehennemi seyretme imkânı vardır. Bir mümin,
Cehennemdeki düşmanını görmek istese, [hemen önüne gelir, bir
televizyon gibi] düşmanına yapılan azapları görerek sevinir.)
[Tibyan]
Cehennemdekileri gören üzülmez mi?
Sual: Bir hadis-i şerifte, (Cennetten, Cehennemi seyretme
imkânı vardır. Bir mümin, Cehennemdeki bir zalimi görmek
istese, ona yapılan azapları görerek sevinir) buyuruluyor.
Cennette üzüntü olmadığı da bildiriliyor. Bir kimse, Cehennemde
azap gören zalim ana babasını veya çocuğunu görse üzülmez mi?
CEVAP
Dünya haliyle ahiretinki farklıdır. Bilinmeyenler, bilinenlere kıyas
edilemez. Orada nefsimiz olmayacağı için nefisten gelen duygular
da olmayacaktır. Tevbe edilen günahlar affolup, ahirette o günahlar
unutturulup, hiç hatıra bile getirilmediği gibi, Cehenneme giden
yakınlarımız da unutturulur. Üzülecek bir durum meydana gelmez.
Allahü teâlânın işinde karışıklık olmaz. (Cennette üzüntü olmaz)
buyurduğuna göre, hiçbir şekilde üzüntü olmayacaktır.
Cennette zahmet yoktur
Sual: Cennette sakal olacak mıdır? Sakalımızı orada da tıraş
etme zahmeti olacak mıdır?
CEVAP
Cennette erkeklerin sakalı çıkmayacaktır. Ne tıraş olma
zahmeti, ne de başka zahmet olacaktır. Mesela tuvalet ihtiyacı da
olmayacaktır. Namaz, oruç gibi herhangi bir ibadet de olmayacak,
akla hayale gelmeyen nimetlere kavuşulacaktır. Sakalla ilgili iki
hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cennet ehli sakalsız, siyah kirpikli olacaktır.) [Tirmizi]
(Cennet ehli sürmeli, sakalsız ve Yusuf aleyhisselamın
güzelliğinde olacaktır.) [İbni Asakir]
Cennette herkes 33 yaşında olacaktır. Peygamber efendimiz,
yaşlı bir kadına, (Cennete kocakarı girmez) buyurunca, kadıncağız
ağlamaya başlar. Bunun üzerine, kadına, (Sen o zaman genç
olursun) buyurur. (Tirmizi)
Herkes genç olacak
Sual: Çocukken ölenler de, ihtiyar dedeler de, Cennette 33
yaşında genç olacakmış. 33 yaş, pek genç sayılmaz. Niye 20
yaşında değil de 33 yaşında oluyorlar?
CEVAP
Bizim peygamberimizin ümmetinden çok az kimse yüz yaşını
geçebiliyor. Eski ümmetler, bin yaşından fazla yaşıyorlardı. 33 yaş,
onların yanında çok küçük sayılırdı. 33 yaş, küçüklere büyük bir yaş
gibi geliyorsa da, bizim gibi yaşlılar için genç yaşıdır. Bir diğer husus
da, orada herkes en güzel, en yakışıklı olacaktır. Gerek yaş
yönüyle, gerekse başka yönden, Cennette hiçbir üzüntü ve sıkıntı
olmayacaktır.
Cennete pişmanlık
Sual: (Cennete giren de pişman olacak) deniyor. Cennette
üzüntü, sıkıntı olmayacağına göre, niye pişman olacaklar?
CEVAP
Evet, Cennette üzüntü, sıkıntı asla olmayacak. Cennette
peygamberle evliyanın, âlimle de cahilin derecesi aynı olmaz.
Şehidle şehid olmayanın derecesi de aynı olmaz. Cennete giden,
keşke biraz daha çok ibadet etseydim, ilim sahibi veya şehid
olsaydım da, şu arkadaşlarıma Cenab-ı Hakk'ın ihsan ettiği
nimetlere, köşklere ben de kavuşsaydım diyecek. Bu pişmanlık
sadece bir imrenmedir. İmrenmek üzüntüye sebep olacak bir durum
değildir.
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
Kıyamet günü, tehlike büyüktür. O öyle bir gündür ki, insanlar,
başkalarından hak almak, günahlarını başkasının sırtına yüklemek
ister. Âhirette, bir Müslümandan hakkını isteyen kula, Allahü teâlâ,
(Başını kaldır Cennetlere bak) buyurur. Hak sahibi bakıp der ki:
- Yâ Rabbi, gümüşten yapılmış şehirler, incilerle süslenmiş
altından yapılmış yüksek binalar ve köşkler görüyorum. Acaba
bunlar hangi peygamberin veya hangi sıddıkın yahut hangi
şehidindir?
- Onun bedelini kim verirse ona veriyorum.
- Onun bedeli nedir?
- Müslüman kardeşini affetmektir.
- Yâ Rabbi, ben bu kardeşimi affettim, hakkımdan vazgeçtim.
Bunun üzerine Allahü teâlâ buyurur ki:
- Haydi, kardeşinin elinden tut, onu da Cennete götür!
(Hâkim)
Cennette evlilik vardır
Sual: Cennette evlilik var mıdır?
CEVAP
Evet, vardır, ama nasıl olduğu belli değildir. Çünkü orada nefs
yoktur. İslam âlimleri buyuruyor ki:
Dünyada olan şeyler birer görüntüdür. Her görüntünün bir de
aslı olur. Asıl olmadan görüntü meydana gelmez. Dünyadaki
şeylerin hepsinin asılları, gerçekleri Cennette vardır.
Cennette nefis yoktur. Nefis olmayınca günah işlemek de
yoktur. Haremlik selamlık yoktur.
Bir kimse rüyada çeşitli meyveler yese, uyanınca bunun gerçek
olmadığını anlar. Cennete giden insan da, dünyadaki şeyleri böyle
hayal gibi görür, hakiki şeylere kavuşur. Dünyadaki şeyler,
Cennettekilerin gölgesi, sureti gibidir. Hadis-i şerifte, (İnsanlar
uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. Ölüp ahirete gidince
dünyadakiler, rüyada görülenler gibi olacaktır. Bir hadis-i şerif meali:
(Cennet nimetleriyle, dünyadakiler arasında yalnız isim
benzerliği vardır.) [Beyheki]
İki günü aynı olan ziyandadır buyuruluyor. Ahirette de her gün
nimetler artacaktır. Her gün aynı şeylerden farklı ve daha fazla
zevkler alınacaktır. Yine her gün farklı şeylerle, farklı nimetlerle
karşılaşılacaktır. Allahü teâlânın gücünden şüphe edilmez. İnsan,
bilmediği şeyleri, bildiği ile mukayese etmeye çalışıyor. Hâlbuki
bilinmeyen şey, bilinen şeye kıyas edilmez. Hadis-i şerifte
buyuruluyor ki:
(Dünya, ana rahmine göre Cennet, Cennete göre ise çöplük
gibidir.) [M.Name]
Çöplükle Cennet mukayese edilir mi? Ana rahmindeki bir
çocuğun, nasıl ki, dünyaya gelip, çeşitli olaylara karşılaşacağını
bilmesi mümkün değilse, Cennete gidecek müminin de, orada
kavuşacağı nimetleri bilmesi mümkün değildir. Bir hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Cennette işitilmeyen ve hayal bile edilemeyen nimetler
vardır.) [Müslim]
Evliliğin de hakikisi orda olacaktır. Herkese eşi, çok güzel
görünecektir. Benim eşimden daha güzeli, daha yakışıklısı yok
diyecektir. Orada diğer zevkler gibi, evlilik zevkleri her gün
artacaktır. Sonsuza kadar böyledir. Cennette evliliğin olacağı âyet-i
kerime ve hadis-i şeriflerle sabittir. Kur’an-ı kerimde iyilere verilecek
nimetler bildirilirken mealen buyuruluyor ki:
(Bunun yanı sıra biz onları, sürmeli gözlü [ceylan gözlü]
hurilerle evlendiririz.) [Duhan 54]
(Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için
yeniden yarattık; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini aynı
yaşta kıldık.) [Vakıa 35-38]
(İçlerinde huyu güzel, yüzü güzel kızlar vardır.) [Rahman 70]
(Takva sahipleri için bahçeler, üzüm bağları, tomurcuk
göğüslü aynı yaşta kızlar, içecek dolu kâseler vardır.) [Nebe 31-
34]
(Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri
gözlü eşler vardır. Onlar, gün yüzü görmemiş bembeyaz
yumurta gibidir.) [Saffat 48-49]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Rabbine itaat edip, kocasının hakkını ödeyen, ona hıyanet
etmeyen kadınla şehit arasında, bir derece fark kalır. Kocası
güzel ahlaklı bir mümin ise, onun kocası olur. Kocası uygun
birisi değilse, Cennette Allahü teâlâ onu bir şehitle evlendirir.)
[Taberani]
(Şehit, Cennette bir huri ile evlendirilir.) [İ. Ahmed]
(Cennet kızlarından biri dünyaya gelse, yerle gök arası
güzel koku ile dolar ve ikisinin arasını aydınlatırdı.) [Buhari,
Müslim]
Çocuk veya bekâr olarak ölenler de Cennette evlenecektir.
Herkes aynı yaşta olacaktır.
Hangisiyle beraber olacak?
Sual: Cennette herkes eşi ile beraber olmayacak mıdır? Bir de
iki evlenen kadının durumu nasıl olacak? İlk kocasını veya ikinci
kocasını daha çok seviyorsa, kadına tercih hakkı yok mudur?
CEVAP
İkisi de Cennetlik olursa herkes genelde eşi ile olacaktır. Ümm-i
Habibe validemiz, kocası öldükten sonra, birisi ile evlenen, ondan
da ayrılıp başka bir erkekle evlenen kadın, ahirette bu üç kişiden
hangisi ile evlenecek diye bir suali sorunca, Resulullah efendimiz
(Böyle bir kadın, serbesttir. Hangi kocası güzel huylu ise
ahirette onunla olur. Güzel ahlak sahibi olan, dünya ve ahiret
iyiliğine kavuşur) buyurdu. Demek ki, kadın, üç kişiden hangisini
daha çok seviyorsa, onunla beraber olur. Üçünü de istemiyorsa,
hiçbirisi ile beraber olmaz. Cennette üzüntü yoktur. Çocuk veya
bekâr olarak ölenler de Cennette evlenecektir. Herkes aynı yaşta
olacaktır.
Bekâr olanlar
Sual: Ölünce Cennete evli olarak gidenlere huri verilecekmiş,
bekâr olanlar ne oluyor?
CEVAP
Dünyadaki evlilikler sona eriyor. Yani herkes oraya bekâr olarak
gidiyor. Evli gittiği halde eşi imansız olarak ölmüşse Cehenneme
gider ve ebedi orada kalır.
Cennet ehlinin hepsine hizmet edecek huriler, gılmanlar
verilecektir. Bekâr kimse kalmayacaktır.
Ahirette rahmet Müslümanadır
Sual: İtikadı düzgün Müslümanlar, Cehenneme hiç girmez
diyorlar doğru mudur?
CEVAP
Evet doğrudur. Cehenneme hiç girmez demek, girse de azap
görmez demektir. Müminin nuru, narı [ateşi] söndürecektir. Bir
hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ümmetime Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi
olacaktır.) [Ebu Nuaym]
Dünyadan imanla yani Müslüman olarak ayrılan herkes
Cennete gidecektir. Allahü teâlânın rahmeti gazabını aştı. Üç âyet
meali:
(De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın
rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü
Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder.
Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.)
[Zümer 53]
(Kötülük eden, nefsine zulmeden, af dilerse, Allah’ı çok
affedici, çok merhametli bulur.) [Nisa 110]
(Allah şirk hariç, bütün günahları, istediği kimselerden
affeder.) [Nisa 48]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İşlediği günahı, Allah’ın bildiğine inanan, tevbe etmese
bile, Allah onu affeder.) [Taberani]
(Allah’ın rahmetinin çokluğunu kâfir bilseydi, Cennetten
ümit kesmezdi.) [Buhari, Müslim]
(Ömründe bir defa Allahü teâlâyı anan veya Ondan korkan
Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]
(Cebrail “mümin olarak ölen herkes Cennete girer” dedi. "Zina
ve hırsızlık eden de Cennete girer mi?" dedim. “Evet” dedi. Üç defa
sordum. "Evet şarap içse de Cennete girer" dedi.) [Tirmizi]
(Eğer Allahü teâlânın affının çok olduğu bilinseydi, hiç
kimse günahtan çekinmezdi.) [Nesefi]
(Allahü teâlâ, kullarına bu kadının çocuğuna olan
merhametinden daha merhametlidir.) [Buhari]
(Günah işlemeyen olsaydı, Allahü teâlâ günah işleyecek
kimseler yaratır, sonra onları affederdi. Çünkü Allahü teâlâ, çok
affedici, çok merhametlidir.) [Taberani]
(Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmeyecek şekilde,
günahkârları affeder.) [Beyheki]
(Havf ve reca arasındaki mümin, umduğuna kavuşur,
korktuğundan emin olur.) [Tirmizi, İbni Mace] (Havf, Allah’ın
azabından korkmak, Reca, Allah’ın rahmetini ümit etmek.)
(Ümmetim hariç, her ümmetin bir kısmı Cennette, bir kısmı
Cehennemdedir.) [Deylemi]
(Allah’ı Rab, beni de Peygamber bilene, Cehennem haram
olur.) [Hakim]
(Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir,
kıyamette onlara azap yoktur. Azapları ancak dünyada
aralarındaki fitnelerledir.) [Taberani, İbni Asakir]
Bu vesikalar gösteriyor ki, küfür hariç, mümin ne kadar büyük
günah işlerse işlesin, affa ve şefaate kavuşarak Cehenneme girmez,
girse bile ona hamam sıcaklığı gibi olur.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kelime-i tevhidi söyleyip, bunun manasını kabul eden
Müslüman, Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın
Peygamberidir, her sözü doğrudur, ona uygun olmayanlar yanlıştır,
kötüdür diye inanırsa ve son nefesinde de böyle ölüp, ahirete, bu
iman ile giderse, küfür pislikleri varsa, onların cezasını çektikten
sonra Cennete gider. Yani kâfirlere mahsus olan âdetlere ve
bayramlara katılır, kâfirlerin mukaddes bildikleri günlerinde ve
gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa muhakkak Cehenneme
girer; ama kalbinde zerre kadar imanı olduğu için, Cehennemde
sonsuz kalmaz. Küfür pislikleri temizleninceye kadar azap çekip
sonunda Cehennemden çıkar.
İmanla ölen ve küfür pisliği olmayan her günahkâr Müslümanın
yerine bir kâfir yanacaktır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden bazıları
şöyledir:(Bu ümmet rahmete kavuşmuştur. Azapları dünyada ve
birbirlerindendir. Kıyamette her Müslüman için bir müşrik
ayrılır, “Bu senin Cehennemden fidyendir” denir.) [İbni Mace]
(Ümmetim, mağfiret olunmuştur. Dünyadaki sıkıntıları
onlara kefarettir. Kıyamette her Müslümana bir Yahudi veya
Hıristiyan verilir, “Bu ateşten senin fidyendir” denir.) [Taberani]
(Kıyamette, her Müslümana bir kâfir verilir, “Bu senin
ateşten fidyendir” denir.) [Müslim]
(Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir,
kıyamette onlara azap yoktur. Azapları ancak dünyada
aralarındaki fitnelerledir.) [Taberani, İbni Asakir]
(Kıyamette bütün Müslümanlar secde halinde iken, onlara
denir ki: “Başınızı kaldırın, küfür ehlinden sayınız kadar size
karşılık fidye kıldık.”) [İbni Mace]
(Kıyamette bir melek, bir kâfirle gelir. Mümine ”Şu kâfir,
ateşe karşı fidyendir” der.) [Hakim]
(Ümmetime ahirette azap yoktur. Kıyamette onlar yerine
bedel olarak bâtıl din ehlinden bir kâfir verilir. Bu onların
Cehennemden fidyesidir.) [Hatib, İbni Neccar]
Bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm halinde idi. Kalbine
teveccüh ettim. Kalbi kararmış idi. Uğraşmama rağmen o zulmet
temizlenmedi. Nihayet, o siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve
sıfatları olduğu ve küfür ile olan bağlılığından olduğu anlaşıldı. O
zulmetlerin ancak, küfrün cezası olan, Cehennem ateşi ile
temizleneceği anlaşıldı; fakat kalbinde zerre kadar iman nuru da
görüldüğünden, bunun sayesinde cezasını çektikten sonra
Cehennemden çıkarılacaktır. Cehennem azabı küfür için ve küfür
sıfatları ve bulaşıklıkları içindir.
Küfürden kaçınan, iman sahiplerinin yaptıkları büyük günahlar,
ya imanları hürmetine, Cenab-ı Hakkın merhameti ile veya kalb ile
tevbe ve dil ile istiğfar ederek ve beden ile hayırlı bir iş yaparak veya
şefaate kavuşmaları ile af olunur. Günahta kul hakkı varsa, hak
sahibi ile helalleşmek lazımdır. Böyle af olmayanlar, dünya sıkıntıları
ve dertleri ile veya son nefeste can verirken, çekecekleri zahmetler
ile temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı
çekmekle affa kavuşur. Bazıları ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve
kıyamet gününün şiddetleri ile af olunup, günahları biter ve
Cehennem azabı ile temizlenmeye lüzum kalmaz. Küfürden başka
günahlara Cehennemde azap olunacağını bildiren haberler, hep bu
günahlarda küfür bulaşıklığı olduğu içindir. Mesela, günahı hafif
görerek, önem vermeyerek işlemek, İslam dininin emirlerini aşağı
görerek, namaz kılmamak ve günah yapmak gibi küfür bulaşan
günahlardır. (1/266)
Cennete gitmek için Müslüman olarak ölmek lazımdır.
Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek, kâfirleri kâfir olduğu
için sevmemek lazımdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul
edilmez.) [Al-i İmran 85]
Hamam sıcaklığı
Sual: (Ümmetimin müminlerine, Cehennemin sıcaklığı
hamam sıcağı gibi olacaktır) hadis-i şerif, günahkâr olan her
mümin için mi bildirilmiştir? İstisnası var mıdır?
CEVAP
İstisnasız her mümin içindir. Cehennemin şiddetine göre,
hamam sıcaklığı gibidir.
İmam-ı Rabbani hazretleri, itikadı doğru olan yani küfür pisliği
olmayan müminlerin, günahkâr olsa da, Cehenneme hiç
girmeyeceğini bildirmektedir. (1/266)
Cennet kapıları açılır
Sual: Bir hadiste, (Ramazanda Cennet kapıları açılır,
Cehennem kapıları kapanır) deniyor. Cennetin kapıları açılır,
Cehennemin kapıları kapanır ne demektir? Bir iyilik yapınca da
Cennetin kapısını açtın deniyor. Cennetin kapısı kapalı da, biz mi
açıyoruz?
CEVAP
Biz açmıyoruz, amelimize göre açılıyor. İman edip salih amel
işleyenlere Cennetin kapıları açılır, kâfirlere ise Cehennem kapıları
açılır. Müslüman birisine Cennetin kapısını açtın demek, Cennete
girmeye vesile olacak iş yaptın, Cennete girmeye layık oldun,
demektir.
Bu tür teşvik edici, müjde veren hadis-i şerifler, itikadı düzgün
Müslümanlar içindir. Kâfirler Müslüman olmadıkça, ne yaparlarsa
yapsınlar Cennete giremezler.
Cennetin kapıları ne zaman açılır, yani insan Cennete girmeye
ne zaman layık olur? Hangi işleri yapınca Cennete girebiliriz? Bu
konudaki hadis-i şerif meallerinden bazıları şöyledir:
(Receb ayında 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları
kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır.) [Taberani]
(Bugünlerde oruç tutanın Cennete gidebileceği bildiriliyor.)
(Namaz kılmaya duran kimseye Cennet kapıları açılır.)
[Taberani] (Namaz kılanın Cennete gideceği bildiriliyor.)
(Cuma, Pazartesi ve Perşembe günleri Cennetin kapıları
açılır.) [Müslim] (Bugünler daha çok ibadet edilmesi tavsiye
ediliyor.)
(Besmele ile başlayıp, güzelce aldığı abdest esnasında her
uzvu yıkarken, kelime-i şehadet okuyana ve abdestten sonra
da, (Allahümme ec'alni minettevvabine vecalni minel mütatahhirin)
diyene Cennetin sekiz kapısı açılır. Dilediği kapıdan içeri girer.)
[Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Hâkim] (Sünnetlerine,
müstehablarına riayet ederek alınan abdest ve okunan duaların, o
kimseyi Cennete götürebileceği bildiriliyor.)
(İlim öğrenmek için evinden çıkana Cennette bir kapı açılır.)
[İ.Asakir] (Müslümanlara faydalı olmak için, Dine uygun ilim
öğrenenlerin Cennete girebileceği bildiriliyor.)
(Allah rızası için ana babasına muti olarak sabahlayana
Cennetten iki kapı açılır. Ana babadan biri varsa bir kapı açılır.)
[ İ. Asakir] (Ana babasını dine uygun şekilde razı eden Müslüman
evladın, Cennete gidebileceği bildiriliyor.)
(Beş vakit namaz kılan, Ramazan orucunu tutan, zekâtını
veren ve yedi büyük günahtan kaçınana, Cennetin bütün
kapıları açılır, selamet ve emniyet içinde gir denilir.) [Nesai]
(Farzları yapıp haramlardan kaçan Müslüman’ın Cennete
girebileceği bildiriliyor.)
(Hâ-mim’ler yedidir. Cehennemin kapıları da yedidir. Her
biri, Cehennemin bir kapısına gelir, “Ya Rabbi, bana inanıp da
beni okuyanı bu kapıdan sokma!” der.) [Beyheki] (Kur’an-ı
kerimde bahsedilen âyetleri okuyanın Cennete gidebileceği
bildiriliyor.)
(Doğru olun. Doğruluk, Cennet kapılarından bir kapıdır.
Yalandan sakının. Yalan, Cehennem kapılarından bir kapıdır.)
[Hatib] (Doğru olanların Cennete, yalancıların Cehenneme
gidebileceği bildiriliyor. Böyle ifadeler, zikrül cüz, irâdetül kül
cinsindendir. Yani meselenin bir veya bir kısmı bildirilir, tamamı kast
edilir. Kâfir de doğru söyleyebilir, ama kâfir doğru söylese de
Cennete girmez, Müslüman yalan söylese de Cennete sonunda
muhakkak girer.)
Müslümanlar Cehenneme girecek mi?
Sual: Müminun suresinin (Tartıları hafif gelenler, kendilerine
yazık edendir, cehennemde ebedi kalırlar) mealindeki 103. ayeti,
Cehenneme giren Müslümanların da ebedi cehennemde kalacağını
göstermiyor mu?
CEVAP
Hayır, Cehennemde temelli kalan, kâfirlerdir. Günahı çok
Müslümanlar, affa ve şefaate kavuşamazsa, cezası kadar
Cehennemde kalacaktır. Bu, yanlış düşünce meal okumanın,
Kur’an-ı kerime kendi görüşüne göre mana vermenin neticesidir.
Herkes Cehenneme girecek, kimi hiç azap çekmeden çıkacak;
kimi az, kimi çok, kimi de sonsuz olarak kalacaktır. Bir âyet-i kerime
meali:
(İçinizde Cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu,
Rabbinin kesin hükmüdür. Allah’tan sakınanları oradan
kurtarır; zalimleri [kâfirleri] de dizüstü çökmüş olarak orada
bırakırız.) [Meryem 71, 72]
(İman edip de imanlarını şirkle bulaştırmayanlar,
Cehennemde ebedî kalmaktan emindirler. Onlar için, bu korku
yoktur) [En’am 82]
Cehenneme girip, oradan çıkan kimse, ebedi Cennetliktir. Bir
âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size
mutlaka ödenecektir. Cehennem ateşinden uzaklaştırılıp
Cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur.) [Âl-i İmran 185]
Âyet-i kerimeleri açıklayan Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Allahü teâlâ iman sahiplerine, Cehennemde, günahları
kadar azap eder. Sonra imanları sebebiyle ebedi olarak Cennete
sevk eder.) [Ebu Nuaym]
(Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde sonsuz
olarak kalmayacak, Cehennemden çıkarılacaktır.) [Buhari,
Müslim]
(Cehennem ehlinin bir kısmı ne ölür, ne azaptan kurtulur,
ne de hayata kavuşur. Bir kısmı da, ölür kömür halini alır. O
zaman şefaat izni çıkar. Onlar Cennet kıyılarına kadar getirilir,
Cennet ehline “Bunları hayat ırmaklarında yıkayın” denir.
Yıkandıktan sonra yeni bitmiş taze ot gibi hayat bulurlar.)
[Müslim, İbni Mace, Darimi]
(Tevhid ehlinden bazıları günahları sebebiyle Cehenneme
girince, puta tapanların onlara, “Allah’a inanmanız size yarar
sağlamadı” demeleri üzerine, Allahü teâlâ gazap eder. İman
ehlini Cehennemden çıkarıp hayat ırmağında yıkatır. Temiz
halde Cennete girerler.) [Ebu Nuaym]
(İyi kötü herkes Cehenneme girer. Yalnız mümine, serin ve
selamet olur, İbrahim’e ateşin serin olduğu gibi. Allah takva
ehlini kurtarır, zalimleri ise orada yüzüstü bırakır.) [İbni Mace]
(Şefaat etmeye devam ederim ve şefaatim de kabul olunur.
Ya Rabbi lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyen
herkese şefaatimi kabul et derim. Böylece zerre imanı olan hiç
kimse Cehennemde kalmaz.) [Deylemi]
(Sayısız insan Cehenneme girer. Bana da şefaat izni verilir.
Secdeye kapanıp şefaat isterim. O zaman “Kaldır başını, şefaatin
kabul olundu” buyurulur.) [Taberani]
(Vallahi Cehenneme giren mümin, orada 80 yıl kalmayınca
çıkamaz.) [Deylemi]
İmam-ı Rabbani hazretleri de, (İman ehli, günahları dolayısıyla
Cehenneme girince yüzleri kara olmaz ve zincire vurulmaz.
Cezalarını çekince Cehennemden çıkarılır) buyurdu. (2/67)
Cehennemle korkutmak
Sual: Kâfirleri Cehennemle korkutmanın faydası olmayacağı
Kur’anda bildirilirken, hocaların Cehennemin sonsuz azabından
bahsetmesinin sebebi nedir?
CEVAP
Evet, Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kâfirleri [azapla] korkutsan da, korkutmasan da fark etmez;
çünkü inanmazlar.) [Bekara 6]
Tefsirlerde, kâfirler açısından fark etmese de, Peygamber
efendimizin vazifesi olan emr-i marufu ve nehy-i münkeri yapması
gerektiği bildirilmektedir. Bu âyet-i kerime, sonsuz olan Cehennem
azabının dehşetinden bahsetmeyin demek değildir. Öyle olmuş
olsaydı, Allahü teâlâ, Cehennemin sonsuz, azabının da çok şiddetli
olduğunu sık sık tekrar etmezdi.
(Kâfirlerin temelli kalacakları Cehennemin azabı çok
şiddetlidir) mealinde birçok âyet-i kerime vardır. Ayrıca Peygamber
efendimiz müminler için müjdeleyici, kâfirler için korkutucu [ikaz
edici] olarak gönderilmiştir.
Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Ey nebi, biz seni [inanıp inanmayanlar ve iyi amel edip
etmeyenler için] bir şahit, [inananlara Cenneti] müjdeleyici ve
[inanmayanları Cehennemle] korkutucu olarak gönderdik.) [Ahzab
45]
Dinimizin temeli, imanı, farzları ve haramları öğrenmek ve
öğretmektir. Allahü teâlâ, peygamberleri bunun için göndermiştir.
Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslamiyet yıkılır, yok olur.
Allahü teâlâ, Emr-i maruf yapmayı emrediyor. Yani, benim
emirlerimi bildiriniz, öğretiniz buyuruyor. Nehy-i münker yapmayı da
emrederek, yasak ettiğini bildirdiği haramların yapılmasına razı
olmamamızı istiyor.
Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyun!)
[Tahrim 6]
(İçinizde, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten
sakındıran bir cemaat bulunsun. İşte bunlar, kurtuluşa
erenlerdir.) [Âl-i İmran 104]
Mümine nasihat kâr eder. Cehennem azabının şiddeti
bildirilmeli ki, müminler kâfirliğe özenmemelidir. Âyet-i kerimede
mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat et, çünkü nasihat, müminlere elbette fayda verir.)
[Zariyat 55]
Soğuk Cehennem (Zemheri)
Sual: Ateistler, (İslamiyet sıcak bölgede olduğu için insanlar
ateş ile korkutulmuştur. Kutuplarda gelseydi, soğuk azaplardan
bahsedilirdi. Şimdi din kitaplarında niye soğukla azaptan
bahsedilmiyor) diyorlar. Bazı kimseler de (Şeytan ateşten yaratıldığı
için Cehennem ateşi onu yakamaz, onun için şeytan, açıkça
meydan okuyor) diyorlar. Yine bir zat da, (Kâfir, yaptığı kötü
amellerle cezayı hak etmiş ise de, bu amellerinin cezasını çektikten
sonra, zamanla ateş ile ülfet peyda eder ve artık ateş ona azap
edemez) diyor. Bu konuda dinimizin hükmü nedir?
CEVAP
Önce şunu bilmek gerekir. Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur.
Kudreti sınırlı olan ilah olamaz. Allahü teâlâ kâfirlere azap etmekten
aciz değildir. Kâfirlerin azapları hafiflemez, aksine artar. Bu
konudaki âyetlerden birkaçının meali şöyledir:
(Onların azapları hiç hafifletilmez.) [Bekara 86]
(Orada temelli kalırlar, azapları hafifletilmez ve
geciktirilmez.) [Al-i İmran 88]
(Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti kâfir olarak
ölenlerin üzerinedir. Lanette temelli kalırlar, azapları da
hafifletilmez ve geciktirilmez.) [Bekara 161, 162]
(Onların azapları hafifletilmez ve tehir de edilmez.) [Nahl 85]
(Kâfirler öldürülmez ki ölsünler, Cehennemdeki azapları da
hiç hafifletilmez.) [Fatır 36]
(Ateşte olanlar, Cehennemin bekçilerine: “Rabbinize yalvarın
da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin” derler. Halbuki
kâfirlerin yalvarması boşunadır.) [Mümin 49,50]
(Orada devamlı kalırlar, azapları hafifletilmez, kurtuluş
ümitleri de yoktur.) [Zuhruf 75]
Cehennem azabı sadece ateş değildir. Birçok azap çeşitleri
vardır. Birkaçı şöyledir:
1- Soğukla azap,
2- Yılan akrep gibi hayvanların sokması,
3- Başına topuzlarla vurmak,
4- Aç bırakmak,
5- Zakkum yedirerek bağırsakları parçalamak,
6- Vücutları büyültülerek azabın şiddetlendirilmesi,
7- İrinli su içirmek,
8- Gayya kuyusuna atmak,
9- Uçurumlardan yuvarlamak,
10- Zifiri karanlıkta azap,
11- Büyük azap veren pis kokulara maruz bırakmak,
12- Azapların her gün katlanarak çoğaltılması,
13- Sonsuza kadar azap edilmesi.
Kadı zade Ahmed efendi buyuruyor ki:
Cehennemde bir yere Zemherir veya Zemheri denir. Çok
soğuk Cehennemdir. Soğukluğu pek şiddetlidir. Bir an dayanılmaz.
Kâfirlere, bir soğuk bir sıcak, sonra soğuk sonra sıcak Cehenneme
atılarak, azap yapılacaktır. (Amentü şerhi)
Cehennemde çok soğuk Zemheri azapları bulunduğu, Kimya-i
saadet ve Dürret-ül-fahire kitabında yazılıdır. Buhari, Müslim, İbni
Mace ve diğer hadis kitaplarında, yazın sıcaklığı sıcak Cehennemin
nefesinden, kışın soğukluğu da Zemheri Cehennemin nefesinden
olduğu bildiriliyor. Reşahat kitabında da, (Zemheri denilen soğuk
Cehennemin azabı çok şiddetlidir) deniyor.
İlk insan topraktan, diğer insanların bedenleri toprak
maddelerinden meydana geldi. Ama insan, et ve kemiktir, toprak
değildir. Şeytan da ateş ve havadan yaratılmışsa da ateş ve hava
değildir. (Eşbah)
Allahü teâlânın, şeytana soğuk Cehennemde de, sıcak
Cehennemde de azap etmeye elbette gücü yeter. Aciz insanın
yaptığı demir testere demiri kestiği gibi, ateş de ateşi yakar. Bugün
fen ilmine vakıf olanlar, cisimlerin elementlerden meydana geldiğini
bilir. Mesela, yanıcı hidrojen gazı ile yakıcı oksijen gazının terkibiyle
su meydana gelmektedir. Su ise, kendini meydana getiren oksijen
ve hidrojene hiç benzememektedir. İnsan topraktan, cin ve şeytan
da ateş ve havadan yaratıldığı halde, yaratılış maddelerine
benzemez.
Kur’an-ı kerimin bir çok yerinde, (Ve hüve ala külli şey’in kadir
= Onun her şeye gücü yeter) buyuruluyor. İki âyet-i kerime meali
şöyledir:
(Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’ın olduğunu
elbette bilirsin. O dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. Allah
her şeye kadirdir.) [Maide 40]
(Allah, sana bir sıkıntı verirse, Ondan başkası gideremez.
Sana bir iyilik verirse, onu başkası engelleyemez. O, her şeye
kadirdir.) [Enam 17]
Cehennem azapları çeşit çeşittir. Kur’an-ı kerimde mealen
buyuruluyor ki:
(Yakıtı insan ve taş olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için
hazırlanmıştır.) [Bekara 24]
(Zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir. O, karınlarda
maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar. “Suçluyu
yakalayın, Cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap
olarak kaynar su dökün” denir.) [Duhan 43-48]
(Elbette zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı
onunla dolduracaksınız; kaynar sudan içeceksiniz; susamış
develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. İşte ceza gününde
onlara sunulacak ziyafet budur!) [Vakıa 52-56]
(Cehennemde ona irinli su içirilir! O suyu yudumlar, ama
yutamaz. Ölüm [öldürücü azap] ona her yönden gelirse de, ölüp
kurtulamaz, arkasından çetin bir azap gelir.) [İbrahim16,17]
(Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokarız; onların derileri
yandıkça, daha fazla acı duymaları için derilerini değiştiririz.
Allah güçlü ve hakîmdir!) [Nisa 56] (Onların derileri değişmese de
Allahü teâlânın azap etmeye gücü yeter. Ancak yeni deriler
yaratarak azap edecektir.)
(Onların azaplarını kat kat artıracağız.) [Nahl 88] (Cennette,
müminlere nimetleri her gün kat kat artırıldığı gibi, Cehennemde de
kâfirlere her gün azapları katlanır. Katlanarak çoğalan azaplar
sonsuza kadar böyle devam eder. Bu Allahü teâlâ için güç bir şey
değildir. Ol demesi yeterlidir.)
(Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insan ve taş olan ateşten
koruyun.) [Tahrim 6] (Düşünün, taşı yakan ateş, deri ile ülfet mi
kurar?)
Bu âyeti dinleyen bir genç, bu nasıl taş diye sorunca, Resulullah
efendimiz, (O taşlardan biri bir dağ üstüne atılsa, bütün dağlar
[bütün dünya] kül olur) buyurdu. (İbni Ebiddünya)
Yukarıdaki âyet-i kerimeleri açıklayan hadis-i şeriflerden bazıları
şöyledir:
(Kâfirler, Cehennemde isteklerinin hiç birisi
karşılanmayınca, “Ya Malik, Rabbin hiç değilse canımızı alsın”
derler. O da “Siz ölmeden, hep böyle azapta kalacaksınız” der.)
[Tirmizi] (Zuhruf suresinin 77, Mümin suresinin 49,50 âyetleri de
aynı mealdedir.)
(Cehennemliklere ateş dokununca, yakıp kömür eder.)
[Müslim]
(Cehennemden bir damla su gelse, dünyayı zehir eder.)
[Beyheki]
(Cehennem yılanının soktuğu kâfirin bütün etleri dökülür.
Cehennem akrepleri kâfiri soktuğunda, zehrinin acısı,
Cehennem ateşini unutturur.) [Hâkim]
(Cehennem halkının yiyeceği olan zakkumdan bir damla,
sulara karışsa, hepsini zehirler, içilmez hale getirir. Ya bütün
yiyecekleri zakkum olanların halini düşünün.) [Hâkim, Tirmizi]
(Cehennemde yılanın soktuğu kimse, 70 yıl acısını çeker.)
[İ. Ahmed, Taberani, Hâkim]
(Cehennemin demir topuzuyla, bir dağa vurulsa, dağ
parçalanır kül haline gelir.) [Hâkim]
(Cehennemden birisi dünyaya gelse, onun korkunç
görünüşü ve saçtığı pis kokudan herkes ölür.) [İbni Ebiddünya]
(Kâfirin bir dişi, Uhud dağı kadar büyük olacaktır.) [Müslim]
(Kâfirin iki omuz arası at ile gidilen üç günlük yol kadar
uzun olacaktır.) [Buhari]
Yukarıdaki âyet-i kerime ve hadis-i şerifler, Allahü teâlânın her
şeye gücü yeteceğini, azap etmekten aciz olmadığını, kâfirlere,
artırarak sonsuza kadar çeşitli şekillerde azap edeceğini
göstermektedir. Bazı şeylere güç yetiremeyen, ilah olamaz. (Deri
ateşle ülfet eder, artık ateş yakmaz) sözü bir veli tarafından ilhamla
söylenmişse, söyleyen mazur olur, ancak ona uyanlar ve inananlar
felaketten kurtulamaz. Çünkü ilham dinde senet değildir.
Dondurucu soğuk
Sual: İnsan suresinin, (Müslümanlar Cennette koltuklara
kurulmuş olarak bulunurlar; orada ne yakıcı sıcak görülür, ne de
dondurucu soğuk) mealindeki 13. âyeti Cenneti anlatmaktadır. Bu
âyet Cehennemde ateşin ve dondurucu soğuğun olduğunu işaret
etmiyor mu?
CEVAP
Âyete biz mana veremeyiz. Ancak İslam âlimleri, adı Zemheri
olan çok şiddetli soğuk bir Cehennemin olduğunu bildiriyorlar.
Kütüb-i sittede bulunan bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Allahü teâlâ ateşe iki defa nefes almaya izin verdi. Biri
yazın, biri kışın. Yazın en şiddetli sıcağı ile kışın zemheri
soğuğu onun iki nefesidir.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi,
İbni Mace, Nesai]
Şeytana azap
Sual: Ateşten yaratılan şeytan, Cehennemde azap görebilir mi?
CEVAP
Hâşâ Allah, şeytana azap vermekten aciz midir? Kitaplarda
bildiriliyor ki:
Cehennemin bir bölümüne Zemherir denir. Yani soğuk
Cehennemdir. Soğukluğu pek şiddetlidir. Bir an dayanılmaz.
İmansızlara bir soğuk, bir sıcak, sonra soğuk, sonra sıcak
Cehenneme atılarak şiddetli azap yapılacaktır. (Feraid-ül fevaid)
Cehennemde soğuk Zemherir azaplarının bulunduğu, imam-ı
Gazali hazretlerinin Kimya-i Saadet ve başka kitaplarında da
bildirilmektedir. İlk insan topraktan yaratıldı. Diğer insanların
bedenleri toprak maddelerinden meydana geldi. Fakat insan, et ve
kemiktir, toprak değildir. Cin de böyledir. Ateş ve havadan meydana
gelmişse de, ateş ve hava değildir. Şeytan da ateş ve havadan
yaratılmışsa da ateş ve hava değildir. (Akâm-il-Mercân)
Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur. Aciz değildir. Şeytana soğuk
Cehennemde de, sıcak Cehennemde de azap eder. Demir testere
demiri kestiği gibi, ateş de ateşi yakar. Allahü teâlâ için hiçbir güçlük
yoktur. Cehennem ateşi o kadar şiddetlidir ki, dünyaya bir kıvılcım
gelse, her şeyi yakıp kül eder. (Tergib)
Bugün fen ilmine vakıf olanlar, cisimlerin elementlerden
meydana geldiğini bilir. Mesela, yanıcı hidrojen gazı ile yakıcı
oksijen gazının terkibiyle su meydana gelmektedir. Su ise, kendini
meydana getiren oksijen ve hidrojene hiç benzememektedir. İnsan
topraktan, cin ve şeytan da ateş ve havadan yaratıldığı halde,
yaratılış maddelerine benzemez.
Kısacası Allahü teâlâ, zalimlerin cezasını vermekten aciz
değildir. Soğukla cezalandırdığı gibi, ateşle veya başka bir şeyle de
cezalandırır. Cehennemde azap sadece ateşle değildir. Çeşitli azap
şekilleri vardır.
Kâfir çocukları Cennete girecek mi?
Sual: Akıl baliğ olmadan önce ölen kâfir çocukları, Cennete
girecekler mi, girmeyecekler mi?
CEVAP
Bu konuda, İslam âlimleri yedi farklı kavil bildirmişlerdir. Bunlar
şöyledir:
1- Akıl-baliğ olmadan ölen kâfir çocukları, Cennete girer. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Cennette İbrahim aleyhisselamın etrafında çocuklar
dolaşır. Bunların içinde müşriklerin küçükken ölen çocukları da
bulunur.) [Buhari]
(Rabbimden, müşrik çocuklarını bağışlamasını diledim,
kabul edip Cennete soktu.) [E.Nuaym]
(Her çocuk İslam fıtratı üzere [İslam’a elverişli olarak] doğar.)
[Buhari]
2- Kâfir çocukları Cennette müminlere hizmetçi olur. Hadis-i
şerifte buyuruldu ki:
(Rabbimden, küçükken ölen müşrik çocuklarının Cennette
müminlere hizmet etmelerini istedim, kabul etti.) [Hakim-i
Tirmizi]
(Müşriklerin çocukları Cennet ehlinin hizmetçileridir.)
[Taberani]
3- Ana babalarına tâbi olur. Ana babasından biri, Cennete
giderse, çocuk da Cennete gider. İkisi de Cehenneme giderse,
çocukları da Cehenneme gider. Küçükken ölen müşrik çocuklarının
ahiretteki durumları sorulunca Resulullah efendimiz (Babalarına
tâbidirler) buyurdu. Hiçbir amel işlemeden nasıl babalarına tâbi olur
denilince, şöyle buyurdu:
(Büyüseydiler, ne amel işleyeceklerini Allah elbette bilir.)
[Ebu Davud]
İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Müşrikler de, çocukları da Cehennemliktir.) [İ.Ahmed]
(Kız çocuğunu diri diri gömen de, gömülen de
Cehennemdedir.) [Ebu Davud]
[Günahsız çocuğun Cehenneme gideceği yedi kavilden biridir.
Kendi aklına göre bu hadis-i şeriflere uydurma diyen kimse,
hadislerin ve kavillerin ne olduğu bilmeyen cahildir. Farklı hadis-i
şeriflerden dolayı farklı mezhepler meydana çıkmıştır. İmam
arkasında Fatiha okumak Şafii’de farz iken Hanefi’de harama yakın
mekruhtur. İki hükmün birbirine bu kadar zıt olması, Resulullah
efendimizin farklı bildirmesindendir. Peygamber efendimiz de,
ümmetine rahmet olması için farklı bildirmiştir. Bunun için bir kişi
kendi mezhebine göre yapamadığı işi, sıkıntı olunca başka hak
mezhebe göre yapmakta, farklı kavildeki rahmetten istifade
etmektedir.]
4- Kâfirlerin çocukları, büyüseydi mümin veya kâfir olacaktı. Bu
ise ilm-i ilahide bilindiğine göre, hüküm de ona göredir. Yani kâfir
olacaklar Cehenneme, Müslüman olacaklar ise Cennete gider.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Akıl-baliğ olsalardı, ne amel işleyeceklerini Allah elbette
bilir.) [Buhari, Müslim, Nesai]
5- Cennete de, Cehenneme de girmez. Araf denilen bir yerde
kalır. Fakat burası da devamlı değildir. Çünkü kıyamette Cennet ile
Cehennemden başka yer yoktur. Hatta, (Ahirette imtihan olurlar,
kazananlar Cennete, kaybedenler Cehenneme gider) diyen âlimler
de olmuştur.
6- Kâfir çocukları toprak olacaktır. Cennete gitmek için imanlı
olmak, Cehennemde ebedi kalmak için de imansız olmak şarttır.
Kâfirlerin çocukları ne imanlı, ne de imansızdır. Bunlar yok olacaktır.
Dağ, orman, mağara veya çölde yaşayıp da dinden haberi
olmayanlar da, imanlı olmadıkları için Cennete girmez, Allah’ı,
Cenneti, Cehennemi duymadığı ve inkâr etmediği için Cehenneme
de girmez, hayvanlar gibi yok edilir.
7- Bazı âlimler, farklı hadis-i şerifler karşısında susmuşlar, bir
şey dememişlerdir. [Bu bilgiler, Mektubat-ı Rabbani, Feraid-ül
fevaid ve Tac gibi muteber eserlerden alınmıştır.]
Kâfir çocuğu iman ederse
Sual: Kâfir çocuğu, iman edip buluğdan önce ölse, ne yapılır?
CEVAP
Müslüman çocuğu gibi muamele edilir.
Kâfirler Cehenneme gider
Sual: Bazı kimseler, ateist, Budist, ateşperest, Hıristiyan ve
Yahudi Cennete girer diyorlar. Bunlar kâfir değil mi? Kâfir
Cehenneme girmeyecek mi?
CEVAP
Bir hoca da, yukarıda bildirilen kâfirlerin hepsinin Cehennemlik
olduğunu anlatınca, esnaftan birkaç kişi geliyor, (Hocam biz sizin
görüşünüze katılmıyoruz. Kâfirlerin de Cennete gireceğini bildiren
başka hocalar vardır) diyorlar. Hoca, (Bu benim kendi görüşüm
değildir, zaten hiç kimsenin kendi görüşü dinde senet olmaz. Bu
Allahü teâlânın, Kur’an-ı kerimde açıkça bildirdiği bir hükmüdür)
diyor. Ama onlar, (Allah’ın açık bir hükmü olsa hiç öteki hocalar
böyle söyler mi) diye itirazlarına devam ediyorlar. Onun için kâfirleri
bile Cennete koymaya çalışanlara cevap olması için bu yazıyı
yazmak zorunda kaldık.
Dinimizde dört delil var. Bunlardan kıyas-ı fukahayı ve icma-i
ümmeti kaldırmaya çalışıyorlardı, sadece Kitap ve sünnet diyorlardı,
son zamanlarda, Sünneti de devreden çıkarmaya çalıştılar. Sadece
Kitap [Kur’an] kalmıştı. Demek şimdi Kur’an-ı kerime olan itimadı da
sarsmaya çalışıyorlar.
Müslüman olmayan herkesin ebedi Cehennemlik olacağı
hükmü, bizim görüşümüz değil, yüce Allah’ın kesin emridir, âyet ve
hadislerle sabittir. Bunu inkâr eden Müslüman kâfir olur. Bu konuda
yüzden fazla âyet vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Elbette, ehl-i kitaptan [Yahudi ve Hıristiyan] olsun,
müşriklerden olsun bütün kâfirler Cehennem ateşindedir, orada
ebedi kalırlar. Onlar yaratıkların en kötüsüdür.) [Beyyine 6]
(Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının!) [Al-i İmran
131]
(Allah’a ve Resulüne karşı isyan edip sınırlarını [dinin
hükümlerini] aşanı Allah ebedi kalacağı bir ateşe sokar.) [Nisa 14]
(Resule karşı gelip, müminlerin yolundan başka bir yola
gideni, o yönde bırakır ve Cehenneme sokarız; orası ne kötü bir
yerdir.) [Nisa 115]
(İnkârcıları, zalimleri Allah asla affetmez, onları içinde ebedi
kalacakları Cehennem yoluna iletir. Bu da Allah'a kolaydır.)
[Nisa 168, 169]
(Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir diyenler kâfir olmuştur. Allah,
kendine ortak koşana Cenneti haram kılar; artık onun yeri
ateştir ve zalimler için yardımcı yoktur.) [Maide 72]
([Allah, Şeytana] dedi ki: Yerilmiş ve rahmetten kovulmuş
olarak, oradan çık, defol; and olsun ki sana uyanları ve sizin
hepinizi Cehenneme dolduracağım.) [Araf 18]
(Kâfirlerin akıbeti ateştir.) [Rad 35]
(İçinde ebedî kalacağınız Cehenneme girin! Kibirlenenlerin
yeri ne kötüdür.) [Nahl 29]
(Biz, Cehennemi kâfirler için bir zindan yaptık.) [İsra 8]
(Tartıları hafif gelip hüsrana uğrayanlar, Cehennemde ebedi
kalır.) [Müminun 102,103]
(Allah’a ve Resûlüne inanmayan o kâfirler için çılgın bir
ateş hazırladık.) [Fetih 13]
(Ey Nebi, kâfirlerle [silahla] ve münafıklarla [öğütle, delille,
belgeyle] cihad et, [öğüt de kâr etmezse] onlara sert davran!
Onların gidecekleri Cehennem, ne kötü yerdir.) [Tevbe 73,
Tahrim 9]
(Cehennem, tagutları [kâfirleri] bekleyen yerdir.) [Nebe 21-22]
(Facirler [kâfirler] Cehennemdedir.) [İnfitar 14]
(Kâfirlere Cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler
[de kurtulsunlar] Cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz,
küfürde ileri gideni böyle cezalandırırız.) [Fatır 36]
Yaratıcıya inanmak yetmez
Sual: Bir tanrıya inansa da, inanmasa da bütün gayrimüslimler
Cehenneme gidecek mi? Bu konuda âyet var mı?
CEVAP
Birçok âyet ve hadis vardır. Âyet-i kerimelerden bazılarının
mealleri şöyledir:
(Kâfirler için hazırlanan, yakıtı insan ve taş olan ateşten
sakının.) [Bekara 24]
(Âyetlerimizi yalanlayan kâfirler, Cehennemliktir, orada
ebedi kalırlar.) [Bekara 39]
(Kötülükleri [günahları] kendilerini çepeçevre kuşatanlar
Cehennemliktir, orada ebedi kalırlar.) [Bekara 81]
(İnkârcının [kâfirin] az bir süre rızkını verir, sonra onu
Cehennem azabına maruz bırakırım. Orası ne kötü yerdir.)
[Bekara 126]
(Allah’tan kork denilince işlediği günahlar sebebiyle daha
çok gurura kapılan kimseye, Cehennem yetişir. Ne kötü yataktır
orası.) [Bekara 206]
(İnkârcıların [kâfirlerin] dostları tâğuttur, onları aydınlıktan
karanlığa sokar. İşte bunlar Cehennemliktir, orada ebedi
kalırlar.) [Bekara 257]
([Mubah bilip] tekrar faizcilik yapanlar Cehennemliktir, orada
temelli kalırlar.) [Bekara 275]
(İnkârcıların [kâfirlerin] malları da, evlatları da Allah indinde
bir fayda sağlamaz [onları cezadan kurtaramaz.] Onlar Cehennem
yakıtıdır.) [Al-i İmran 10]
(İnkârcılara de ki: Mağlup olacak ve Cehenneme
sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir!) [Al-i İmran 12]
(Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Ona ortak
koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalblerine korku salacağız.
Gidecekleri yer de Cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne
kötüdür!) [Al-i İmran 151]
(İnkârcıların diyar diyar [refah içinde] gezip dolaşmaları seni
[ümmetini] aldatmasın! Bu [tez gelip geçen] az bir menfaattir,
sonunda onların varacakları yer Cehennemdir. Orası ne kötü
yerdir!) [Al-i İmran 196, 197]
(Âyetlerimizi inkâr edip kâfir olanları yarın [elbette] ateşe
sokacağız.) [Nisa 56]
(Bir mümini [mümin olduğu için] kasten öldürenin cezası,
içinde ebedi kalacağı Cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu
lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.) [Nisa 93]
(İşte onların [Allah’ı bırakıp şeytanı dost edenlerin] yeri
Cehennemdir; ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamazlar.)
[Nisa 121]
(İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar, Cehennemliktir.)
[Maide 86]
(Âyetlerimizi yalanlayıp büyüklük taslayanlar,
Cehennemliktir, orada temelli kalırlar.) [Araf 36]
(And olsun, Cehennem için birçok cin ve insan yarattık;
onların kalbleri var ama anlamazlar; gözleri var, görmezler;
kulakları var, işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta
daha da aşağıdır.) [Araf 179]
(Kâfirlikte ısrar edenler Cehenneme toplanacaktır.) [Enfal
36]
(Müşriklerin, Allah'ın mescitlerini imar etmeye yetkileri
yoktur. [Beğendikleri] bütün işleri boşa gidecek; ebedi olarak
ateşte kalacaklardır.) [Tevbe 17]
(Cehennem, kâfirleri mutlaka kuşatacaktır.) [Tevbe 49]
(Şu gerçeği anlamıyorlar mı: Allah'a ve Resulüne karşı
gelene muhakkak içinde ebedi kalınacak Cehennem ateşi
vardır.) [Tevbe 63]
(Allah, erkek kadın münafık ve kâfirlere ebedi kalacakları
Cehennem ateşini hazırladı. O ateş onlara yeter. Allah onlara
lanet etti. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.) [Tevbe 68]
(Müşriklerin Cehennemlik oldukları belli olduktan sonra,
akrabaları bile olsa, artık onlar için, Peygamber de, müminler
de istiğfar edemezler.) [Tevbe 113]
(Şakiler [azaba maruz kalanlar] ateştedir, orada feci şekilde
inleyip, solurlar.) [Hud 106]
(Şaşacaksan, onların, "Biz toprak olduktan sonra mı
yeniden yaratılacağız?" demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar
Rablerini inkâr edenler, boyunlarına demir halka vurulanlardır.
Onlar Cehennemliktir, orada temelli kalırlar.) [Rad 5]
(Sağlam söz verdikten sonra Allah’a verdiği sözde
durmayanlara, Allah'ın emrettiği bağları koparanlara [akrabalık
bağlarını kesenlere] ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet
olsun, kötü yurt, [Cehennem] onlaradır.) [Rad 25]
(Allah’ın nimetine nankörlük eden ve kavimlerini helâk
yurduna [Cehenneme] sürükleyen [müşrikler] ler, oraya
girecektir. Orası ne kötü bir karargahtır.) [İbrahim 28, 29]
(Kıyamette onları [kâfirleri] kör, dilsiz ve sağır bir halde
yüzüstü haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer
Cehennemdir.) [İsra 97]
(Biz Cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık.) [Kehf
102]
(Allah'tan başka taptıklarınız [putlar] ile birlikte siz
Cehennem yakıtı olacaksınız.) [Enbiya 98]
(Âyetlerimizi bozmak için tartışanlar, fesat çıkaranlar,
Cehennemliktir.) [Hac 51]
(Senden bir an önce azabın gelmesini isteyen kâfirleri
Cehennem çepeçevre kuşatacaktır.) [Ankebut 54]
(Allah kâfirleri lanetlemiş ve onlara çılgın bir ateş
hazırlamıştır.) [Ahzab 64]
(Kâfirler, zümreler halinde Cehenneme sürülür. Orada,
bekçiler, “Size, Rabbinizin âyetlerini bildiren ve bugüne
kavuşacağınızı ihtar eden resuller gelmedi mi” derler. Onlar, “Evet
geldi” derler; ama azap vaadi [Elbette Cehennemi (kâfir olan) cin
ve insanlarla dolduracağım vaadi] kâfirlerin üzerine
gerçekleşmiştir.) [Zümer 71]
(Yoldan çıkanlar [kâfirler] Cehenneme odun olmuştur.) [Cin
15]
(Biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş
hazırladık.) [İnsan 4]
Cehennemi görmek
Sual: Tekasür suresinde, (Kesin bilgi sahibi olsaydınız,
Cehennemi elbette görürdünüz) deniyor. Niye bilirdiniz denmiyor
da, görürdünüz deniyor?
CEVAP
Burada görmekten maksat, kalb gözüyle görmektir. Yani,
(Bildirilenleri kesin olarak bilip iman etseydiniz, kalb
gözlerinizle görürdünüz) deniyor; çünkü ilm-i yakînle bilmek,
insanın Cehennemi kalb gözüyle görmesini sağlar. Bazı âlimlere
göre, burada bildirilen, ahirette görmektir, bu hitap da kâfirleredir.
(Ahirette Cehennemi [ve layık olduğunuz azabı] muhakkak
göreceksiniz) demektir. (Kurtubi tefsiri)
Taptığınız şeyler
Sual: Enbiya suresinin 98. âyetinin mealinde, (Siz de, Allah'ı
bırakıp da taptığınız şeyler de, Cehenneme girecektir) deniyor.
Bir ateist, (Buna göre, Hıristiyanların taptığı Hazret-i İsa da,
Cehenneme girecek) dedi. Buna nasıl cevap vermek gerekir?
CEVAP
Meal okumak böyle yanlışlıklara sebep olur. Bu âyet-i kerimede,
(ve mâ ta'budüne) ifadesindeki mâ, cansızlar için söylenir, orada
(taptığınız şeyler)den maksat putlardır. İbni Abbas hazretleri
buyurdu ki:
Bu âyet-i kerime nazil olunca müşrikler, (Bizim ilâhlarımıza
hakaret ediliyor) dediler. Putperestler, (İsa da mı cehenneme
gidecek) diye, ateistler gibi aynı şeyi sordukları zaman, şu âyet-i
kerime indi:
(Kendileri için daha önceden tarafımızdan iyilik takdir
edilmiş olanlar, Cehennemden uzaktır) [Enbiya 101] (Kurtubi
tefsiri)
İnsanları yargılamak
Sual: (Hristiyanlar kâfirdir, ateistler dinsizdir) diyerek insanlar
Cehenneme yollanıyor. Bir insanı yargılayıp, onu Cehenneme
göndermeye hangi yetkiye dayanarak karar veriliyor?
CEVAP
Hiç kimsenin böyle bir yetkisi yok. Cehenneme gönderen de
yok. Sadece dinin emri bildiriliyor. Müslümanların Cennete, kâfirlerin
Cehenneme gideceğini bildiren Allahü teâlâdır. Acaba bundan niye
alınan çıkar ki? Bu âyet-i kerimeleri, ancak kâfirleri dost bilenler
inkâr eder.
Cehennem ebedidir
Sual: İbni Teymiyye, (Kâfir, Cehennemde ebedî kalmaz)
sözünden dolayı tekfir ediliyor da, aynı sözü söyleyen İbni Arabî
niye tekfir edilmiyor?
CEVAP
Kâfirlerin sonsuz Cehennemde kalacağını bildiren birçok âyet
vardır. Birinin meali:
(Kâfirlerin malları ve çocukları kendilerini Allah’ın
azabından asla kurtaramaz. Onlar Cehennemliktir ve orada
ebedî olarak kalırlar.) [Âl-i İmran 116]
Bu âyet-i kerime, müteşabih olmayıp, muhkem, açık olduğu için
tevil edilemez. Bu bakımdan, İbni Teymiyye bu âyet-i kerimeye göre
küfre düşmüştür. Aynı sözü söyleyen İbni Arabî hazretleri,
mazurdur, çünkü bu sözü söylediği zaman, sekr hâlinde idi. Yani
tasavvuf sarhoşluğu içindeydi, sözünün farkında değildi. Allahü
teâlânın rahmet deryasına dalmış, her tarafı rahmet görüyordu.
Onun için, (Bu rahmet deryasında, kâfirler de ebedi kalmaz) dedi.
Günahkâr müminler Cehennemden çıkınca, onlara ait Cehennemin
yeşil çayır çimenlerle kaplı olduğunu gördüğü zaman, yedi
Cehennemin hepsi böyle olacak sanmış, tasavvuf sarhoşluğu içinde
yanılmıştır. Kasten söylememiştir. Yoksa aklı başında olan kimse,
âyet-i kerimeye aykırı olarak böyle küfür söz söylemez. İbni
Teymiyye ise, şuurlu bir şekilde bu sözü söyleyerek küfre girmiştir.
İkisi arasında fark çoktur. Birinde tasavvuf [evliya] sarhoşluğu var,
ötekinde Vehhabi sarhoşluğu var.
Kâfirlerin pişmanlığı
Sual: (Kâfirler âhirette de iman etmeyecekler, pişman
olmayacaklar. Cehennem azabı da kâfirlere zarar vermeyecek,
zamanla ateşle ülfet kazanacaklar yani ateşe alışacaklardır) diyenler
oluyor. Bu görüşler dinimize aykırı değil midir?
CEVAP
Elbette aykırıdır. Kıyamet günü herkes gerçekleri görecek ve
kâfirler, dünyada iman etmediklerine çok pişman olacaklardır. (Bizi
dünyaya gönderin, iyi ameller işleyeceğiz) diyeceklerdir. Kendilerine,
(Siz dünyadan gelmiyor musunuz) diye cevap verilecektir. Şiddetli
azabı görünce, (Keşke toprak olsaydık) diyeceklerdir. (Nebe 40,
Secde 12, İbrahim 44)
(Kâfirler ahirette pişman olmaz) diyenler bu âyetleri inkâr etmiş
olurlar. Kâfirlerin azaplarının hiç eksilmeyeceği, hatta artacağı, çok
pişman olacakları Kur’an-ı kerimde açıkça bildirilmiştir. (Bekara
86,162, Al-i İmran 88, Nahl 85, Fatır 36, Mümin 49,50, Zuhruf 75)
Bu âyet-i kerimeler nasıl inkâr edilir ki?
Yanlış yargı
Sual: (Ateist ve dinsiz Cehenneme gidecektir) deniyor. Bu
yargı, yanlış değil mi? Kimin Cennete, kimin Cehenneme gideceğini
yalnız Allah bilmez mi?
CEVAP
Ateist iman ederse Cennete gidebilir, Müslüman da küfre düşüp
Cehenneme gidebilir. Bunu kimse bilemez elbette, fakat (Ateist iman
etmeden ölürse Cehenneme gider) demenin mahzuru yoktur, çünkü
bunu Allahü teâlâ bildiriyor. Söyleyen yargıda bulunmuyor. Kitaptan
naklediyor. Mesela Allahü teâlâ, (Kâfirler ebedî Cehennemde
kalacaktır) buyuruyor. Bir kimsenin de, kâfirlerin sonsuz
Cehennemde kalacağını söylemesi, bunu nakletmesi demektir.
Kendiliğinden bir şey söylemiş olmuyor.
Kâfirlerin iyi işleri
Sual: İnsanlığa birçok hizmet veren kâfirlerin iyi işleri, keşifleri,
nazarı itibara alınacak mı? Yoksa topluma büyük zulümleri olan bir
kâfir ile aynı kefeye mi konacaktır?
CEVAP
Hayır, aynı kefeye konmaz. Sekiz Cennet, yedi Cehennem
vardır. Cennettekilerin, ihlâslarına ve amellerine göre dereceleri
farklıdır. Peygamberlerle, şehitlerle sıradan bir Müslüman’ın
derecesi aynı değildir. Cehennemdeki kâfirlerin durumu da böyledir.
Firavun gibi ilahlık davası güdüp yeni doğan masum çocukları kesen
bir zalimle, kendisinden başka hiç kimseye zararı olmamış, topluma
çeşitli hizmetler veren bir kâfirin durumu aynı değildir.
Cehennem 7 tabakadır. Her birinin azabı üstündekinden daha
şiddetlidir. (Feraid-ül-fevaid)
1. tabaka: Adı Cehennem’dir, azabı en hafiftir. Burada,
günahkâr Müslümanlar azap görür.
2. tabaka: Adı Sair’dir. Ateşi ve azabı şiddetlidir. Burada,
Yahudiler azap görür.
3. tabaka: Adı Sekar’dır. Bu daha şiddetlidir. Burada
Hıristiyanlar azap görür.
4. tabaka: Adı Cahim’dir. Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar
azap görür.
5. tabaka: Adı Hutame’dir. Burada Mecusiler, Budistler,
Brehmenler azap görür.
6. tabaka: Adı Lazy’dir. Ateistler, müşrikler, dinsizler azap
görür.
7. tabaka: Adı Haviye’dir. En şiddetlisidir. Burada münafık ve
mürtedler azap görür.
Her tabakadaki kâfirlerin de azabı farklıdır. Aynı tabakada olan
cömert bir kâfir ile zalim bir kâfirin azabı aynı değildir. Her kâfir,
zulmünün derecesine göre farklı azap görür. Yerleri aynı olmasına
rağmen azapları farklı olur. Zalim kâfir, diğer kâfirlere göre azabı
daha şiddetli hisseder.
Cennet nimetleri de böyledir. Derecesi yüksek olan daha çok
faydalanır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Dünyada
İslamiyet'in yalnız suretine kavuşanlar, Cennetin de yalnız suretine
kavuşacaklar, yalnız onun zevkini, tadını alacaklardır. Dünyada
İslamiyet'in hakikatine kavuşanlar, Cennetin de hakikatine
kavuşacaklardır. Cennetin yalnız suretine ve yalnız hakikatine
kavuşanlar, aynı nimetlerden mesela aynı meyvesinden yedikleri
halde, farklı lezzet duyacaklardır. Resulullahın zevceleri, müminlerin
anneleri olup, Cennette Resulullahın yanında bulunacaklar, aynı
meyveyi yiyecekler; fakat farklı tat alacaklardır. Duydukları lezzet,
hep aynı olsa idi, müminlerin annelerinin, bütün insanlardan
[Peygamberlerden de] daha üstün olmaları lazım gelirdi. (2/50)
Cehennemden kurtulmak yalnız Müslümanlara mahsustur.
Kâfirlerin iyi işleri, ne kadar çok olursa olsun, onları Cehennemden
kurtaramaz ve azaplarını hafifletemez. Birkaç âyet meali şöyledir:
(Kâfirlerin faydalı işleri fırtınalı bir günde rüzgârın
savurduğu küller gibidir. Ahirette o işlerin hiç faydası olmaz.)
[İbrahim 18]
(Deki: Size en çok ziyana uğrayanları haber verelim mi?
Onlar dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sandıkları halde,
çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini
ve Ona kavuşmayı [dirilmeyi, hesabı, ceza ve mükâfatı] inkâr
eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir. Onlar için,
kıyamet günü, hiç bir terazi tutmayız. [İyilikleri ile kötülüklerini
ölçmeyiz çünkü amelleri boşa gitmiştir, tartıya girecek makbul
şeyleri kalmamıştır.]) [Kehf 103, 104, 105]
(Kâfirlerin iyi işleri engin çöllerde görünen seraba benzer.
Susayan kimse onu uzaktan su sanır; ama yanına varınca,
umduğunu bulamaz.) [Nur 39]
Kâfirlerin azapları hafiflemez. Birkaç âyet meali şöyledir:
(Kâfirler orada temelli kalırlar, azapları hafifletilmez ve
geciktirilmez.) [Al-i İmran 88]
(Kâfirler öldürülmez ki ölsünler, Cehennemdeki azapları da
hiç hafifletilmez.) [Fatır 36]
(Onlar, Cehennemin bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da hiç
değilse bir gün, azabımızı hafifletsin” derler. Hâlbuki kâfirlerin
yalvarması boşunadır.) [Mümin 49, 50]
Demek ki, kâfirlerin dünyada yaptıkları iyilikler ve faydalı işleri
azaplarını yok etmez, aşağıda açıklandığı gibi, sadece azabı daha
hafif olan Cehennemin bir tabakasına girmelerine yardım eder.
Bazı âlimler, (Kâfirlerin azabı hafifletilmez) âyetini açıklarken,
(Zaman bakımından hafifletilmez, sonsuz azap görür; ama iyilikleri
yüzünden azabı hafifletilen olur) diyerek şu âyetleri bildirmişlerdir:
(Kıyamet günü adalet ölçüsünü ortaya koyarız. Kimseye bir
zulüm yapılmaz, [kötülüğün cezası adaletle verilir], hardal tanesi
kadar iyilik eden karşılığına kavuşur.) [Enbiya 47]
(Herkes [iyi kötü] ne getirmişse, onu görecektir.) [Tekvir 14]
(Zerre kadar hayır yapan sevabını, zerre kadar şer yapan
cezasını görecektir.) [Zilzal 7,8]
Kâfirlerin azapları sonsuzdur, hafifletilmez; ama cezası hafif
olanlar olabilir, ayda, yılda bir gün azap görmeyenler olabilir. Bu
konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Cuma hariç, zeval vakti namaz kılmak mekruhtur. Çünkü
Cuma günü Cehennem kızdırılmaz, diğer günler Cehennem
ateşinin hızı arttırılır.) [Ebu Davud, Beyheki, İ. Adiy]
(Zeval vakti Cehennem çok şiddetlenir.) [Müslim, Ebu Davud,
Tirmizi, Nesai]
(Allahü teâlâ, Cehennem kapıcısına, cömert kâfir için,
“Bunu cömertliği derecesinde hafif yere koy” buyurur.)
[Deylemi, Ebu-ş-şeyh]
(Cehennemde en hafif azap Ebu Talib’e yapılır. Ateşten iki
nalın sebebiyle beyni kaynar.) [Müslim] (Ebu Talibin diriltilerek
iman ettiği Muhtasarı Kurtubi’deki hadis-i şerifte bildirildi.)
(Kıyamette en şiddetli azabı, zalim hükümdar görür.) [Ebu
Nuaym]
Resulullah efendimiz, kâfirlerin, dünyada yaptığı iyilikler, onları
Cehennemin ebedi azabından kurtarmayacağını; ama zalim kâfire
göre azabı daha az hissetmesine sebep olacağını bildirip, şu
mealdeki âyeti okudu: (Firavun ailesini azabın en şiddetlisine
sokun.) [Mümin 46] (Hâkim)
Ebu Leheb, Resulullah efendimizin dünyaya geldiğini
müjdeleyen Cariyesi Süveybe’yi sevincinden dolayı azat etmişti.
Bunun için, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabı hafifler.
İki parmağı arasından çıkan serin suyu emerek ferahlar. (M.
Nasihat)
Demek ki, kâfirler sonsuz Cehennemde kalmakla beraber,
içlerinde haftada, ayda veya yılda bir kere azapları hafifleyenler
olabilir. Bunlar istisnadır, istisna ise kaideyi bozmaz.
Kâfirler Cehenneme girmeyecek mi?
Sual: Bir arkadaş milletine hizmet eden bütün kâfirler
Cehenneme girmez dedi. Yanlış değil mi?
CEVAP
Müslüman olmayanların yani bütün kâfirlerin Cehenneme
gireceğini Allahü teâlâ bildiriyor. Bunu günlük işlerdeki örneklerle
açıklayalım: Mesela, Türkistanlı bir Türk Türkiye’ye gelse; Türk
vatandaşlığına kabul edilmediği sürece, profesör olsun, Edison gibi
bilim adamı olsun, Türk vatandaşına tanınan haklardan
faydalanamaz. Mesela oy kullanamaz, milletvekili olamaz. Çünkü
T.C. vatandaşı değildir. Vatandaş olmayan, bu haklara sahip
olamaz. Allahü teâlâ da Cennete girmek için, mümin olma şartını
koymuştur.
Bir Türk resmi dairedeki bir memurun yanına gelip, ona
günlerce yardım etse, ay sonunda o Türk’e bir kuruş para verilmez.
Hâlbuki o dairedeki herhangi bir personel, çok az çalışsa, hatta izinli
olsa da, ay sonunda maaşını alır; çünkü bu personelin o dairede
kaydı vardır. Başka kimselerin o dairede kayıtları bulunmadığı için,
çalışmaları nazarı itibara alınmaz. Mümin olan; suç ve günah işlese
de, iman kaydı bulunduğu için Cennete gider. İman kaydı
bulunmayan kâfir de, yararlı işler yapsa da Cehenneme gider.
Hacca veya bazı ülkelere giderken pasaport istenir,
pasaportsuz olan o ülkeye sokulmaz. İman pasaportu [Müslüman]
olmayan da, ister Nobel ödülü alsın, ister elektrik ampulünü bulsun,
isterse dünyanın her yerine yol, çeşme, cami yaptırsın, onun hiçbir
iyiliğine sevap verilmez ve Cennete giremez.
Cennetin sahibi Allahü teâlâdır. Cennete girmek için, faydalı iş
yapmayı değil, önce Müslüman olma şartını koymuştur. Müslüman
değilse, iyi işleri faydasızdır; ama Müslüman çok günahkâr olsa,
hatta günah işlerken, zulmen öldürülse şehid olur. (Fetava-i
Hayriyye 1/16, Redd-ül-muhtar 2/253)
Müslüman olmayanların hiçbir iyiliğine sevap verilmez. İmam-ı
Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Ahirette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed
aleyhisselama uyanlara mahsustur. Dünyada yapılan bütün iyilikler
ve keşifler, Onun yolunda bulunmak şartı ile ahirette işe yarar. Ona
uymayanın yaptığı her iyilik dünyada kalır, ahiretinin yıkılmasına
sebep olur. (1/184)
İyi işlere, ibadetlere sevap verilebilmesi için, düzgün iman sahibi
olmak gerekir. Bid’at ehli bile, Müslüman olduğu halde, ibadetlerine
sevap alamaz. Nerede kaldı ki, gayrimüslimler, iyiliklerine sevap alıp
da Cennete girsin.
Bir profesör, insanlığa faydalı çok eserler yapsa; fakat çeşitli
insanları suçsuz yere öldürse, hırsızlık etse, yaptığı iyiliklere
bakılmadan, bulunduğu devletin kanunlarına göre cezası ne ise
verilir. Hak teâlâ da, imansızlıktan, yani küfürden başka günahları,
dilerse affedeceğini; fakat kâfirliği, yani gayrimüslim olmayı asla
affetmeyeceğini bildirmektedir. Müslüman olmayan herkes
gayrimüslimdir, yani kâfirdir. Kâfirin de yaptığı hiçbir iyiliğin, Allah
katında kıymeti yoktur; hatta cami, çeşme yaptırsa, namaz kılsa,
oruç tutsa hiç kıymeti olmaz. Allahü teâlânın sözüne Müslüman
inanır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah şirki [her çeşit kâfirliği] affetmez.) [Nisa 48]
(Kâfir olarak ölenlerin işleri, dünyada da, ahirette de boşa
gider.) [Bekara 217]
(Kâfirlerin [iyi olarak] yaptığı bütün işler, kıyamette boşa
gider.) [Tevbe 17]
(İmansızın ameli boşa gider.) [Maide 5]
(Kâfirlere ahirette yalnız Cehennem vardır. Emekleri boşa
gider.) [Hud 16]
Resulullah efendimizin sözlerine de ancak Müslüman inanır.
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Cennete ancak Müslüman girer.) [Buhari]
(İmanı olmayan Cennete girmez.) [Tirmizi]
(Beni duyup da iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan elbette
Cehenneme girecektir.) [Hâkim]
Zerre kadar iyilik
Sual: Bir hadiste, (Allah, zerre kadar iyilik eden kimseyi,
âhirette rezil rüsvay etmez) buyuruluyor. Bu hadise göre, iyilik
eden bütün kâfirlerin Cennet’e gideceği anlaşılmıyor mu?
CEVAP
Hadis-i şerifler, genelde şartsız söylenir. Şartsız söylenince bazı
şartların olduğu anlaşılır. İkincisi, hadis-i şerife mânâ vermeye
kalkmak yanlış olur. Yetkili âlimlerin açıklamasıyla beraber
okumalıdır.
Hadis-i şerifte bildirilen kimse Müslümandır ve itikadı
düzgündür, çünkü bu iki şart olmayınca, o kimse muhakkak
Cehenneme gider. Müslüman olmayanın hiçbir iyiliğinin değeri
olmaz. Demek ki, Müslüman olmak ve doğru itikada sahip olmak
şarttır. Bunlara sahip olan müminin, zerre kadar iyiliği zayi olmaz. O
iyiliği sebebiyle büyük nimetlere kavuşur. Bir hadis-i şerif meali de
şöyledir:
(Ömründe bir defa Allahü teâlâyı anan veya Ondan korkan
Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]
Elbette bu hadis-i şerifte de, mümin olarak ölme şartı vardır.
Cömert kâfirler
Sual: Cömert olan kâfirlerin, Cehennemdeki azabı hafifler mi?
CEVAP
Kâfirlerin azaplarının durdurulduğu anlar olursa da, her zamanki
azapları hafiflemez. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Kâfirlerin azapları hiç hafifletilmez.) [Bekara 86]
Cömert kâfirlerin azapları ise, diğer kâfirlere göre daha hafif
olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, Cehennem kapıcısına, cömert kâfir için, “Bunu
cömertliği derecesinde hafif yere koy” buyurur.) [Deylemi, Ebu-şşeyh]
Cehennem azabının en hafifi bile çok şiddetlidir. Dünyadaki
ateşten kat kat daha şiddetlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cehennemde en hafif azap gören, beynini kaynatan
ateşten iki nalın olan bir kimsedir. Bazıları topuğuna kadar
ateşe girmiş olarak azap görür. Kimi dizlerine kadar, kimi
göğsüne kadar, kimi burnuna kadar, kimi de tamamen ateşe
batmış olarak azap görür.) [Hâkim]
Sadece cömertlere değil, bütün Cehennem halkının azabının
durdurulduğu anlar olur. Mesela Cuma günleri ve Mevlid gününde
azap yapılmaz. Bu ayrı bir şeydir. Cömert de olsa kâfirin azabı hiç
hafiflemez. Bunun gibi, Ebu Leheb, Resulullah efendimizin dünyaya
geldiğini müjdeleyen cariyesini sevincinden dolayı azat ettiği için,
her yıl, o gece, azabı hafifler. Bunlar kâfirlerin azabının hafiflediğini
göstermez. Hattâ bu hafif azabı görerek, iman etseydim, hiç azap
görmezdim diyerek, bu olayın ona her yıl hatırlatılması, belki de,
pişmanlığını artırır.
Kâfirlerin iyilikleri
Sual: Kur'an-ı kerimde kâfirlerin azaplarının hiç hafiflemeyeceği
çeşitli âyetlerle bildiriliyor. Topluma iyilikleri dokunmuş kâfirlerle,
topluma zehir kusturmuş zâlim kâfirlerin durumu aynı olabilir mi?
CEVAP
Elbette aynı olmaz. Zâlim kâfirle mazlum kâfir aynı azabı
görmediği gibi, cimri kâfirle cömert kâfir de aynı azabı görmez.
Cehennemdeki en hafif azap bile çok şiddetlidir. Dünya
işkenceleriyle mukayese bile edilmez.
Çok cömert olan Hatem-i Tai’nin ve Peygamberimizin dünyaya
geldiğini müjdeleyen cariyesi Süveybe’yi sevincinden azat eden Ebu
Leheb’in azaplarının hafifleyeceğini bildiren hadis-i şerifler vardır.
Fahr-i âlemi çok seven Ebu Talib’in azabının hafifleyeceğini bildiren
hadis-i şerif pek meşhurdur:
Dar-ül-İslam’da bulunan kâfirler, Müslümanlığa inanmasalar da,
İslamiyet’e uyarlarsa azapları hafifler. Kâfirlere âhirette sevab ve
mükâfat olmayacağı için, azaplarının azalacağı düşünülür. (F.
Bilgiler)
Cehennemde ateş yok mu?
Sual: Sitenizde, (Cennette nimet, Cehennemde azap ve ateş
yok, herkes nimeti ve ateşi kendisi götürür) deniyor. İmam-ı
Rabbani’den naklen, (Cennetteki her şey, dünyadaki ibadetlerin,
iyiliklerin meyveleridir) denilerek, (Cennette ağaç yoktur. Tesbih,
tahmid, temcid ve tehlil okuyarak, oraya çok ağaç dikin) hadisi
bildiriliyor. Başka yerdeyse, Cennetin nimetlerle, Cehennemin ateş
ve başka azaplarla dolu olduğu bildiriliyor. Bu çelişki değil midir?
CEVAP
Çelişki yoktur, ikisi farklı şey değildir. Biri diğerini
açıklamaktadır. Cehennemdeki azaplar, kâfirler için hazırlanmıştır.
Yani kâfir, o azaplara kendi ameline karşı maruz kalıyor. Ateşini
kendisi götürür demek, kötü ameliyle Cehennemi hak eder demektir.
Cennet nimetleri müminler içindir. Üç âyet-i kerime meali:
(Cennetin neresine bakarsanız bakın, bol nimet ve büyük
saltanat görürsünüz.) [İnsan 20]
(İyi amellerinin mükâfatı olarak [Cennette, müminleri]
memnun edecek ne nimetler hazırlandığını, hiç kimse bilemez.)
[Secde 17]
(Allahü teâlâ, kullarını dar-üs-selama [selamet, saadet yeri
olan Cennetine] davet ediyor.) [Yunus 25]
Bir hadis-i şerif meali:
(Cennetten bir tırnak ucu kadar bir şey dünyaya gelse,
Batıyla Doğu arasındakileri tezyin ederdi. Cennet ehlinden bir
kişi bilezikleriyle beraber gözükse, nuru güneşin ışığını
söndürürdü. Güneşin yıldızları söndürdüğü gibi.) [Tirmizi]
Cehennem azapları kâfirler içindir. Üç âyet-i kerime meali:
(De ki: Gerçek Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın,
dileyen inkâr etsin! Biz zalimler için, duvarları çepeçevre onları
içine alacak bir ateş hazırladık. Onlar yardım istediklerinde,
erimiş maden gibi, yüzleri kavuran bir su serpilir. Bu ne kötü bir
içecek ve Cehennem ateşi ne kötü bir duraktır!) [Kehf 29]
(İşte onu, Sekar’a [Cehenneme, şiddetli bir ateş içine]
atacağım. Sekar, [içine girenleri] ne çıkartır, ne de azaptan
vazgeçer. İnsanın derisini yakıp kavurur.) [Müddessir 26-29]
(Kâfirler için hazırlanmış olan Cehennem ateşinden
sakının!) [Al-i İmran 131]
Kâfirler için hazırlanan Cehennem, Müslümanları yakmaz. Bir
hadis-i şerif meali:
(İyi kötü herkes [Cehennem üzerine kurulmuş Sırattan] geçer.
İbrahim aleyhisselama ateşin serin olduğu gibi, mümine, serin
ve selamet olur. Öyle ki Cehennem, “Müminin nuru nârımı
söndürüyor” diye bağırır.) [İbni Mace] (Demek ki Cehennemde ateş
var, ama mümini yakamıyor.)
Cehennemde ateş ve azap olduğunu bildiren birkaç hadis-i şerif
meali şöyledir:
(Cehennemden bir kıvı____________lcım dünyaya düşse, sıcaklığının
şiddeti ve pis kokusu doğuyla batıyı kaplardı.) [İbni Medûye]
(Eğer Cehennem yiyeceği olan zakkumdan bir tek damla
dünyaya damlasa, dünya halkının yaşayışını fesada verir.)
[Tirmizi, İbni Mace, İ. Ahmed]
(Kibirli, Cehennemin azabı en şiddetli olan Bolis çukuruna
sokulur.) [İslam Ahlakı]
(Akşam namazını kıldıktan [duadan] sonra, yedi kere
Allahümme ecirni minen-nâr diyen, o gece ölürse, ona
Cehennem ateşinden kurtuluş emânı verilir. Sabah namazından
sonra da, aynı şekilde okuyup, o gün ölene yine ateşten
kurtuluş emânı verilir.) [Müslim] (Cehennemde ateş olmasaydı,
böyle dua edilmesi emredilmezdi. Emân, güvence, garanti
belgesidir.)
Resulullah efendimiz, Miraç’ta, Cennetteki nimetleri,
Cehennemdeki azapları gördü. Cenab-ı Hakk’ın cemalini görmek
arzusundan ve zevkinden, Cennetteki nimetlerin hiçbirine bakmadı.
Cehennemde vazifeli Zebani denilen meleklere, ateş zarar vermez.
Denizin balığa zararlı olmaması gibidir. (İtikadname) [Cehennemde
ateş olmasaydı, Zebanilere ateşin zarar vermeyeceği bildirilmezdi.]
Her mümin, iyi ameli kadar nimete kavuşur. İnanmak ve iyi amel
işlemek, Cennete nimet götürmek olur. İnkâr etmek ve kötü amel
işlemek de, Cehenneme ateş götürmek olur. Şifalı bal, şeker
hastasına zarar verir. Suç balda değildir. Bazı gıdalar da, bazı
kimselere alerji yaparak zarar verir. Suç gıdada değil, ona müsait
olmayan bünyededir. Cehennemin kâfire zarar vermesi de böyledir.
Müminle kâfiri Cehenneme atsalar, kâfir azap görür, mümin görmez.
Cennet nimetlerinin en üstünü, Allahü teâlâyı görmektir. Mümin,
Allahü teâlâyı, cemal sıfatıyla görmekle, en büyük nimete kavuşmuş
olacaktır. Cehennem azaplarının en büyüğü de yine Allahü teâlâyı
görmektir. Kâfir, Allahü teâlâyı kahr ve celal sıfatıyla görmekle, en
büyük azaba maruz kalacaktır. (İtikadname)
Cennet ve Cehennem şimdi vardır. (Herkese Lazım Olan
İman)
Netice: Demek ki, Cennetteki nimetler, müminlerin amellerine
göre, Cehennemdeki azap da kâfirlerin amellerine göre
hazırlanmıştır. Yedi Cehennemin ve sekiz Cennetin olması bu
yüzdendir. Herkes ameline göre, nimete veya azaba maruz
kalacaktır. Mümin Cehenneme girse bile, Cehennemdeki ateş onu
yakamayacağı için herkes ateşini kendi götürür denmiştir.
Müctehide hata etti demek
Sual: Şöyle diyenler var: İmam-ı Rabbani, (Dağda yetişip,
hiçbir din duymayıp, puta tapan müşrikler, imanları olmadıkları
için Cennete girmez. Peygamber gönderip haber vermeden,
yalnız akıllarıyla bulamadıkları için, kullarını sonsuz olarak
Cehenneme atmaz. Bunlar bütün hayvanlar gibi yok edilir)
diyorsa da, ictihadında hata etmiştir. Fetret devrinde olduğu gibi,
dinin ulaşmadığı kimseler, ehl-i necat yani Cennetliktir. Ayrıca yok
etmek, Cehenneme sokmaktan daha büyük cezadır. Dinin
ulaşmadığı bir kimseye, Cehennemden daha ağır ceza verilir mi?
CEVAP
Burada iki büyük hata var:
Bir kimse, İmam-ı a’zam, İmam-ı Şafii ayarında büyük bir
müctehid olsa bile, başka bir müctehide hata etti diyemez; çünkü
(İctihad ictihadla nakzolunmaz) kaidesi meşhurdur. Şafii’de imam
arkasında Fatiha okumak farzdır. Hanefi’de ise, tahrimen mekruh
yani haramdır. Hanefiler, (Şafiilerin bu hükmü yanlıştır) diyemediği
gibi, Şafiiler de, (Hanefilerin bu hükmü yanlıştır) diyemez. İmam-ı
Matüridi ile İmam-ı Eş’arinin farklı ictihadları için, biri doğru, öteki
yanlış denmez. (İmam-ı Rabbani ictihadında hata etmiştir) demek
cüretini göstermek, taassup kadar cahilliği de ortaya sermek
demektir.
İkinci hata ise, (Bir kimseyi yok etmek toprak haline getirmek,
Cehennemden büyük cezadır) sözüdür. Cehennemin şiddetli
azabına göre yok olmak büyük kurtuluştur. Çünkü âhirette, kâfir
Cehennemin şiddetine dayanamayacak, (Yâ leyteni küntü türaba)
yani (Keşke toprak olsaydım) diyecektir. (Nebe suresi, âyet 40)
Eshab-ı kiram ve diğer İslam âlimleri, Cehennemin şiddetinden,
hatta hesap vermekten o kadar çok korktukları için, taş, toprak, kuş
olmayı, hiç doğmamış olmayı istemişlerdir. Birkaç örnek:
Hazret-i Ebu Bekir, (Keşke bir kuş, bir yeşil ot olsaydım, hiç
insan olmasaydım da kıyamette hesaba çekilmeseydim)
buyururdu. Hazret-i Ömer de, Cehenneme düşme korkusundan, bir
avuç toprak, bir çöp ve hiç doğmamış olmayı istemiştir. (İhya, Zeynül-
mecalis, Kurret-ül ayneyn)
Hazret-i Osman da, (Ölünce dirilmemek isterdim) derdi.
Sahabeden Ebu Zer hazretleri, (Cehenneme düşmektense, bir
ağaç olmak isterdim) derdi. (İhya)
Kâfirlerin, sonsuz azaba dayanamayacaklarını, toprak olmak
isteyeceklerini bildiren âyet-i kerimeyi hiçe sayıp, bu sonsuz azabı,
yok olmaktan daha hafif görmek kadar ahmaklık olmaz.
Cennetin anahtarı
Sual: (Cennetin anahtarı, ibadet değil, imandır) deniyor. Hâlbuki
İslam Ahlakı kitabındaki bir hadiste, (Cennetin anahtarı namazdır)
buyuruluyor. Yine hadis-i şerifte, (Fakirleri sevmek Cennetin
anahtarıdır) ve (Kılıç, Cennetin anahtarıdır) buyuruluyor. Namaz
kılmak ve fakirleri sevmek ibadet olduğuna göre, (Cennetin anahtarı
imandır) demek doğru olur mu?
CEVAP
Dinimizde bir kaide var. Şartsız bildirilen şeylerde bazı şartlar
var demektir. Özellikle hadis-i şerifler, açıklamaları ile birlikte
alınmazsa yanlışlıklara sebep olur. (La ilahe illallah, Cennetin
anahtarıdır) ve (Cennetin anahtarı “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ
şerike-leh” demektir) hadis-i şerifleri de, Cennetin anahtarının
iman olduğunu göstermektedir.
Mızraklı ilmihalin adı Miftah-ül-Cennet yani Cennetin
anahtarıdır. Bu kitapta iman ve amel bilgileri vardır. Yalnız imanla
Cennete girilirse de, yalnız amelle Cennete girilmez. Amelsiz iman
makbul, imansız amel ise makbul değildir. Peygamber efendimiz,
(Hiç kimse, ibadeti sebebiyle Cennete girmez) buyurmaktadır.
İmanı olan kimsenin ibadeti az da olsa, çok da olsa Cennete, Allahü
teâlânın lütfu ve ihsanı ile girilir. Lütuf ve ihsana kavuşmak için,
imanlı olmak şarttır. İmanı muhafaza edebilmek için ibadete de
ihtiyaç vardır. İbadet etmeyerek günaha giren kimsenin imanını
koruması, imkânsız denecek kadar çok zordur. Çünkü haramlar
insanı küfre sürükler. İmanı korumak için namaz çok lüzumludur.
Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir. Onun için
Peygamber efendimiz, (Cennetin anahtarı namazdır) buyuruyor.
(Kılıç, Cennetin anahtarıdır) buyurulması da, dinin ve imanın
muhafazası için cihadın, emr-i marufun farz olduğunu
göstermektedir. Fakiri, fakir olduğu için sevmemek de kibirdendir.
Kibrin yeri Cehennemdir. Şeytan kibirlendi, kâfir oldu. Müşrikler,
kibirlerinden dolayı iman etmediler. Kibir, her hayra manidir.
Yukarıda bildirilen namaz, kibirsizlik ve cihad, amelle ilgiliyse
de, dolaylı olarak imanı ilgilendirdiği ve imanı tehlikeye sokup kâfir
yapacağı için bunlara Cennetin anahtarı denmiştir.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 158084 ziyaretçi (496032 klik) kişi burdaydı!

DUYURU PANOSU

SİTEMİZDE ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMADIĞINIZ KONULARI MESAJLA BİLDİREBİLİRSİNİZ.... İSLAMİ BİLGİLER

Video

TR.GG REKLAM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=