BAŞLIK

Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne düşündüklerini bilir. O'nun huzuruna çıkarıldıkları gün herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her şeyi bilir. (NÛR - 64)

Resimler

Dost Siteler

Başlık

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2) O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ TEFSİR ORUÇ ABDEST

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ İLMİHAL BİLGİLERİ MEZHEP CANLI TV MÜBAREK GÜN VE GECELER HADİS NAMAZ KURAN-I KERİM DİNLEPEYGAMBERLER HAYATI NAZAR BESMELENİN FAZİLETİ CİNLER NASİH

Resulullah efendimizi anmak ibadettir

Resulullah efendimizi anmak ibadettir
Sual: Mevlid ne demektir, mevlid okumaya bazıları bid’at diyor,
doğru mu?
CEVAP
Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel
ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin
doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.
Resulullah efendimiz dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in
cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek
kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni
azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde,
azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet
veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da
anlaşılmaktadır. Hâfız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu
Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap
çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım
hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi
sevincimden azat etmiştim. Bunun için, bu gecelerde azabım
hafifliyor) dedi. Ebu Leheb gibi azgın bir kâfirin azabı hafifleyince, O
yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mümin, Onun doğduğu
gece sevinir, malını uygun yerlere dağıtır, ziyafet verir, böylece,
Peygamberine olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ onu Cennetine
sokar.) [M. Nasihat]
Resulullah efendimiz, mevlid gecelerinde eshab-ı kirama ziyafet
verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı.
Hazret-i Ebu Bekir de, halife iken, eshab-ı kiramı toplar, Resulullah
efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı. Bu
gece, Resulullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mucizeleri
okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya ertesi gün
oruç tutmakta mahzur yoktur. Tutulması iyi olur, sevap olur.
İslam âlimleri mevlid gecesine çok önem vermişlerdir. Hazret-i
Mevlana, (Mevlid okunan yerden belalar gider) buyurmuştur.
Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir.
Hatta, Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu
bildiren âlimler de vardır.
(Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse,
Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin) hadis-i şerifine
uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur.
Resulullah efendimizi öven çeşitli mevlid kasideleri vardır. Meşhur
olan ve Türkiye’de her zaman okunan Mevlid kasidesini Süleyman
Çelebi, 15. asırda yazmıştır. Bu kasidenin asr-ı saadetten sonra
yazılması, bid’at olmasını gerektirmez. Çünkü Resulullah efendimizi
övmek ibadettir. Her zaman Onu övücü kasideler, yazılar yazılabilir.
Onları da okumak bid’at değil, sevap olur. Mevlid-i şerif okumak,
Resulullah efendimizin dünyaya gelişini, miracını ve hayatını
anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Her müminin
Resulullah efendimizi çok sevmesi gerekir. Bu da zaten imanın
gereğidir. Çok sevmek kâmil mümin olmanın da alametidir. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen,
mümin olamaz.) [Buhari]
(Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir.) [Deylemi] (Bu
ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin
şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler
okurlardı.)
(Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.) [Deylemi]
(Resulullahı seven de Onu çok anar.)
Vehhabiler, mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve ondan
şefaat isteyen Müslümanlara müşrik damgasını basıyorlar. Bunu
açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı
övmek bid'at olmaz. Bu övgüden ancak Allah’ı sevmeyen rahatsız
olur; çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir:
(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]
(Senin için bitmeyen, sonsuz ecir vardır. Elbette sen en
büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 3-4]
(Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor. Ey iman
edenler, siz de salevat getirin!) [Ahzab 56]
Erkek kadın karışık olmadan, çalgı, müzikli ilahi ve başka haram
karıştırmadan, Allah rızası için okumak, salevat-ı şerife getirmek,
tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o
gecenin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. (Ni'met-ül kübrâ,
Hadika, M. Nasihat)
Resulullah efendimizi çok övmek, mahlûkların en üstünde
olduğunu söylemek, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberine verdiği
üstünlükleri saymak ve Ondan şefaat istemek, büyük ibadettir. Buna
karşı koymak, koyu bir cahillik, pek çirkin bir inattır. Resulullahı
övmek, anmak lazım geldiğine delil olarak, Ahzab suresinin (Allah
ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de
salevat getirin) mealindeki 56.âyet-i kerimesi yetmez mi?
Vehhabi mantığına bakın!
Vehhabi Feth-ul-mecid kitabının önsözünde, (Süud torunu
Abdülaziz tevhidi yeniledi. Arabistan yarım adasına sulh ve
emniyet getirdi. Oğlu Süud da, geçmişlerinin yoluna hayat
verdi. Hulefa-i raşidinin yolunu açtı) diyor. Süud oğullarının
kılıçlarının keskin olmasına dua ediyor. Yunanistan’da, Atina’nın en
lüks otellerinde, yüzlerce gayri meşru cariye ile, Yunan kızları
arasında, yıllarca sefalet, içki ve fuhuş âlemleri sürerek 1384 [m.
1964] de zevk, safa, işret içinde ölen Süudü ve dedelerini övmek
için (hayat verdi, yol açtı) gibi methiyeler söylemesi, ondan yardım
dilemesi şirk, suç olmuyor da, ehl-i sünnetin, Allahü teâlânın sevgili
Peygamberini övmesi, o yüce Peygamberin, mahlûkların en yüksek
derecesinde olduğunu bildirmesi, (Her istediğini vereceğim)
müjdesi ile şereflenmiş olan o en yüksek Peygamberden yardım ve
şefaat istemesi, suç ve şirk oluyormuş.
Utanmadan bu yazıları, din kitabı diyerek müslümanların önüne
sürmektedir. Gençleri aldatmak, mezhepsiz yapmak için, İslam
âlimlerine, müslümanların gözbebeklerine, müşrik, sapık demekten
haya duymamaktadır. Hadis-i şeriflerde, Resulullahın kendi yüksek
makamını anlatmasına, acaba ne diyecektir. Peygamberlerin
seyyidi, gelmiş gelecek, bütün insanların en üstünü olduğunu
bildirdiği için, o şerefli Peygambere de, (hâşâ) kirli kalemini
bulaştırmak küstahlığını mı yapacak?
Peygamber efendimiz hem habib hem halildir
“Bazı kimseler, Peygamberimize Habib denmesi uygun değildir.
Habib sevgili demektir. Allah’ın sevgilisi olur mu!“ diyorlar.
Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselama "Habibim" buyuruyor.
Habib, sevgili demektir. Sevgi ise çeşitlidir. Ormanı, çiçeği, suyu
sevmek başkadır, yemekleri, meyveleri sevmek başkadır. Ana
babayı, evladı sevmek başka, hanımı sevmek başka, Allahü teâlâyı
sevmek daha başkadır. Bütün sevgileri yalnız hanımı sevmek gibi
kabul etmek çok yanlıştır.
Şimdi imam-ı Gazali, imam-ı Kastalani hazretleri gibi İslam
âlimlerinden naklen Allahü teâlânın sevip sevmediği kimseleri
bildirelim!
Kur'an-ı kerimde mealen (Allah, onları [Eshab-ı kiramı,
salihleri] sever, onlar da Allah’ı sever) buyuruluyor. (Maide 54)
Allahü teâlâ şunları sever:
(Sabredenleri sever.) [A.İmran 146]
(Tevekkül edenleri sever.) [A.İmran 159]
(İyilik edenleri sever.) [Bekara 195]
(Adalet edenleri sever.) [Maide 42]
(Tevbe edenleri sever.) [Bekara 222]
Allahü teâlâ şunları sevmez:
(Aşırı gidenleri sevmez.) [Bekara 190]
(Fesadı sevmez.) [Bekara 205]
(Zalimleri sevmez.) [A. İmran 57]
(Kibredenleri sevmez.) [Nahl 23]
(Hainleri sevmez.) [Enfal 58]
Allahü teâlâ, Peygamber efendimize, (De ki, eğer, Allah’ı
seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin, günahlarınızı
affetsin!) buyuruyor. (A.İmran 31)
Peygamber efendimiz de, (Allah ve Resulü bir kimseye,
herkesten daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olmaz) buyuruyor.
(Buhari)
Selman-ı Farisi hazretlerinin bildirdiği hadis-i kudside
buyuruluyor ki:
(Ey Resulüm, İbrahim’i halil [dost] edindiysem de, seni de
habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiçbir şey
yaratmadım. Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım.) [Mevahib-i
Ledünniyye]
Yine aynı kitaptaki hadis-i şerifte, (Allah, İbrahim’i halil
edindiği gibi beni de halil edindi) buyuruluyor. Şu halde
Peygamber efendimiz hem habibdir, hem halildir.
Sevginin kuvvetli olmasına aşk denir. Mevlidde de (Habibim
sana aşık olmuşam) ifadesi geçer. Bazı kimseler, nefsin şehvani
arzularına aşk dedikleri için Allahü teâlânın, Habibini çok sevmesini,
yani aşk ile sevmesini kabul edemiyorlar. (Mevlidin burası yanlış)
diyorlar.
Allahü teâlâ, en çok Habibini sever.
Dinde, fazla sevgiye aşk denir. Mevlidde geçen ifade de yanlış
değildir. İlahi tenzihe aykırı yeri yoktur. (Allah Habibini çok sevmez)
demek yanlıştır.
Sual: Mevlid kitabında, (Habibim sana âşık olmuşam) ifadesini,
bazı kimseler uygun bulmuyor, hatta, Hıristiyanları seven bazı
kimseler, o kısmı değiştirip okuyorlar. Bunun dinen mahzuru var
mıdır?
CEVAP
Sevginin kuvvetli olmasına aşk denir. Aşk denilince illa şehevî
aşk anlaşılmamalıdır. Kitap okuma aşkı olur, parayı sevme aşkı olur.
Allah aşkı olur, hocayı sevme aşkı olur, dine hizmet etme aşkı olur.
Ana babaya yardım etme aşkı olur, olur da olur.
Mevlitte bildirilen aşkla ilgili ifade, Allahü teâlânın habibini
[sevgilisi olan Muhammed aleyhisselamı] sevdiğini bildiriyor. Elbette
Allahü teâlâ habibini her şeyden, herkesten çok seviyor. Allah için
niye seviyor ki denmez. Yani Mevlitteki ifade çok yerindedir.
Mevlid okumak ibadettir
Sual: İmam-ı Şa’rani’nin ve İbni Âbidin’in mevlid okutmaya
bid’at dediği doğru mu?
CEVAP
Hayır doğru değildir. Bu Selefilerin uydurmasıdır. Bu iki zat, dine
aykırı olarak yapılanlara ve bid’at karıştırılanlara bid’at demişlerdir.
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Minarede yakılmak için yağ adamak bâtıldır. Seyyid
Abdülkadir’e yağ adarlar da, minarenin doğu tarafına yakılır.
Bundan daha çirkini de, minarelerde mevlid okutmayı nezrederler.
Hâlbuki bu mevlide çalgı katıyorlar, şarkı ve oyun gibi şeyler
karıştırıyorlar. (Redd-ül muhtar)
Demek ki, o günkü mevlidlerde de, bugünkü bazı mevlidlerde
olduğu gibi teganni ve uygunsuz şeyler varmış. Onun için bu iki
büyük âlime isnat edilen yazılarda, mevlid kötülenmiyor, mevlid
cemiyetlerinde işlenen haramlar kötüleniyor. Bugün de mevlidlere
bid’at karıştırılıyor. Kadın erkek beraber oturup dinliyorlar. (Böyle
mevlid okumak uygun değil) demek, mevlidin kendisi kötü anlamına
gelmez. Mevlid, Resulullah efendimizi övmektir. Resulullah’ı övmek
ise ibadettir, fakat Selefler bu övmeye bid’at demektedir.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 156623 ziyaretçi (493698 klik) kişi burdaydı!

DUYURU PANOSU

SİTEMİZDE ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMADIĞINIZ KONULARI MESAJLA BİLDİREBİLİRSİNİZ.... İSLAMİ BİLGİLER

Video

TR.GG REKLAM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=