BAŞLIK

Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne düşündüklerini bilir. O'nun huzuruna çıkarıldıkları gün herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her şeyi bilir. (NÛR - 64)

Resimler

Dost Siteler

Başlık

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2) O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ TEFSİR ORUÇ ABDEST

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ İLMİHAL BİLGİLERİ MEZHEP CANLI TV MÜBAREK GÜN VE GECELER HADİS NAMAZ KURAN-I KERİM DİNLEPEYGAMBERLER HAYATI NAZAR BESMELENİN FAZİLETİ CİNLER NASİH

Şirk ve tehlikeli sözler

Şirk ve tehlikeli sözler
Şirk ve küfür nedir?
Sual: Hadis-i şerifte, Allah’a şirk koşmanın dışında küfre sokan
bir günah olmadığı bildiriliyor. Bilindiği gibi, şirkten yani Allah’a ortak
koşmaktan başka küfre düşürücü günahlar vardır. O halde, bu
hadis-i şerifteki şirk ne demektir?
CEVAP
Şirk, Allahü teâlâya ortak yapmak, benzetmek demektir.
Benzeten kimseye müşrik denir. Küfrün çeşitleri vardır. Hepsinin en
kötüsü, en büyüğü şirktir. Bir şeyin her çeşidini bildirmek için,
genelde, bunların en büyüğü söylenir. Bunun için, âyet-i kerime ve
hadis-i şeriflerde bildirilen şirk, her cins küfür demektir.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, şirki [her çeşit küfrü] asla affetmez ve şirkten
başka olan [büyük küçük bütün] günahları dilerse affeder.) [Nisa
48]
Bir kâfir, bir kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir
mümin de, bir söz söylemekle kâfir olur. Küfre düşürücü söz
kullananın imanı gider de haberi olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi
olmaz. Halbuki ondan, gömleğin çıktığı gibi, iman çıkmış olur.)
[Deylemi]
Küfre düşenin bütün ibadetlerinin sevapları yok olur, tevbe
ederse, geri gelmez, ayrıca, nikahını da yenilemesi gerekir. Tevbe
etmek için, yalnız Kelime-i şehadet söylemeleri kâfi değildir. Küfre
sebep olan o şeyden de tevbe etmeleri gerekir. Küfre düştüğü
şeyleri bilmiyorsa, bilip bilmediğim bütün küfür söz ve işlerden tevbe
ettim demesi yeterlidir.
Berika ve Hadika’da ve Mecmaul-enhür’de diyor ki:
(Erkek veya kadın, bir Müslüman, âlimlerin sözbirliği ile küfre
sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep
olduğunu bilerek, amden [yani tehdit edilmeden, istekle] veya
başkalarını güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese
dahi, imanı gider. Mürted olur. Buna Küfr-i inadi denir. Eğer bunun
küfre sebep olduğunu bilmeyip, amden söyler, yaparsa, yine mürted
olur. Buna Küfr-i cehli denir. Çünkü, her Müslümanın, bilmesi
gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür değil, büyük
günahtır. Küfr-i inadi ve küfr-i cehli ile mürted olanın, nikahı bozulur.
Zevcesinden vekalet alarak, iki şahit yanında veya camide cemaat
ile (Tecdid-i nikah) yapması gerekir. İkiden fazla tecdid için (Hulle)
lazım olmaz. Küfre sebep olan sözü, hata ederek [yani amden
olmayıp, yanılarak] veya tevilli olarak veya ikrah [tehdit] edilerek
söylerse, mürted olmaz ve nikahı bozulmaz. Küfre sebep olması,
âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü amden söyleyen mürted olmaz
ise de, bunun tevbe ve istiğfar etmesi ve tecdid-i nikah yapması
ihtiyatlı olur.)
(Her iki halde de küfre girenin önceki ibadetleri yok olur. Tevbe
ederse, geri gelmez. Zengin ise tekrar hacca gitmesi gerekir. Önce
eda ettiği namaz, oruç veya zekâtları kaza etmez. Fakat küfre
düşmeden önce yapmadığı ibadetleri kaza eder. Tevbe için yalnız
kelime-i şehadet söylemek yeterli değildir. Küfre sebep olan şeyden
de tevbe etmesi gerekir. Küfre sebep olan sözü, hata ederek,
yanılarak veya tevilli olarak söyleyen veya küfrü gerektirdiği âlimler
arasında ihtilaflı olan bir sözü bilerek söyleyen küfre girmez. Fakat
tecdid-i iman etmesi iyi olur.)
Kâfir kime denir?
Sual: Allah’ı inkâr edene kâfir dendiğine göre, Allah’ın varlığına
inanan ehl-i kitaba, kâfir denir mi?
CEVAP
Müslümanlığa göre insanlar ikiye ayrılır:
1- Müslüman olanlar,
2- Müslüman olmayanlar.
Müslüman olmayanlara gayrimüslim veya kâfir denir. Kâfirler
de ikiye ayrılır:
1- Kitaplı kâfirler [ehl-i kitap],
2- Kitapsız kâfirler.
Hristiyanlarla Yahudiler, kitaplı kâfirdir. Ateist, müşrik, Budist,
Mecusi ve daha başka dine inananlar kitapsız kâfirdir. Kitaplı kâfirler
de, kitapsız kâfirler de Cehennemliktir.
Kitap ehli kâfirler, yani Hristiyan ve Yahudilerin hepsi
Cehennemliktir. Birkaç âyet-i kerime meali:
(Elbette, ehl-i kitaptan [Yahudi ve Hristiyan] olsun,
müşriklerden olsun, bütün kâfirler Cehennem ateşindedir,
orada ebedi kalırlar. Onlar yaratıkların en kötüsüdür.) [Beyyine
6]
(“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kâfir olmuştur.
Hâlbuki Mesih demişti ki: Ey İsrail oğulları, Rabbim ve Rabbiniz
olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki, Allah, kendine ortak koşana
Cenneti haram kılar. Artık onun yeri ateştir ve zalimler için
yardımcı yoktur.) [Maide 72]
(Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin!
Onlar, [İslam düşmanlığında] birbirinin dostudur. Onları dost
edinen de, onlardan [kâfir] olur. Allah, [kâfirleri dost edinip
kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51] (Ehl-i kitap hak
olsa, onlarla dost olana kâfir denir miydi?)
(Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe
inanmayan, Allah’ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram
tanımayan ve hak dini [İslamiyet’i] din edinmeyen kimselerle;
zelil bir halde kendi elleriyle [boyun eğerek] cizye verinceye
kadar savaşın.) [Tevbe 29]
(Âyetlerimizi yalanlayanlar kâfirdir, onlar Cehennemliktir,
orada ebedî kalırlar.) [Bekara 39] (Müslüman olmayanların hepsi,
âyetleri inkâr edip kâfir oluyor.)
(Âyetlerimizi inkâr edip kâfir olanları, yarın ateşe
sokacağız.) [Nisa 56]
Şirke de günah denir mi?
Sual: İslam Ahlakı ve Cevap Veremedi kitabında, yedi büyük
günah, (1- Şirk, 2- Adam öldürmek, 3- Sihir, yani büyü yapmak, 4-
Yetim malı yemek, 5- Faiz alıp vermek, 6- Savaştan kaçmak, 7-
Namuslu kadınlara iftira etmek) olarak bildiriliyor. Niye şirk, büyük
günahlar arasında bildiriliyor? Günah ayrı, küfür ayrı değil mi?
CEVAP
Günah veya haram, Allahü teâlâya isyan demektir, onun yasak
ettiği şeyi çiğnemek demektir. Bu yasakların en büyüğü elbette
şirktir, küfürdür. Onun için şirk, küfür, büyük günahlar arasında
sayılıyor. İsyan etmenin en büyüğü demek oluyor. Peygamber
efendimiz de, şirki büyük günahlar arasında bildiriyor. Demek ki,
haramların içinde şirk de, küfür de vardır. Herkes bu inceliği
anlayamıyor. Anlayamayınca da kitaplara kusur buluyor.
Haç Müslüman olur mu?
Sual: (Boynuna haç, beline zünnar yani papaz kuşağı takılıp bir
kere secdeye gidilirse veya namaz kılınırsa, haç ve zünnar
Müslüman olmuş olur. Artık bunlarla namaz kılmakta sakınca olmaz.
Diğer küfür alametlerinin hepsi böyledir) diyenler oluyor. Haç ve
zünnar Müslüman olur mu? Cebe bir şişe şarap konsa, onunla
namaz kılınsa, şarap Müslüman mı olur?
CEVAP
Haç ve zünnar, küfür alametidir. Bunlar secdeye gitmekle,
zemzemle yıkanmakla küfür alameti olmaktan çıkmaz. Haç denilen
putu, papazların zünnar denilen kuşaklarını ve diğer küfür
alametlerini, namaz kılarken kullanmak da küfür olur. Şarapla
namaz kılmak sahih olmaz ve şarap cepte olunca Müslüman falan
olmaz.
Puta tapmak ve şirk
Sual: Müşrikler de putların yaratıcı olmadığını bilip, sadece,
putları Allah’a yaklaşmak için vesile ediyorlar. Bunlar müşrik oluyor
da, Evliyayı Allah’a yaklaşmak için vesile eden niye müşrik olmasın?
CEVAP
Evliya-yı kiramı putlara benzetmek çok çirkindir. Müminler,
Enbiyaya ve Evliyaya tapınmıyor, bunların Allahü teâlâya şerik
[ortak] olmadığını biliyorlar. Enbiyanın ve Evliyanın, Allahü teâlânın
sevdiği kulları olduğuna, Allahü teâlânın, bu sevdiklerinin
bereketiyle, diğer kullarına merhamet edeceğine inanıyorlar. (Zararı
ve faydayı yaratan yalnız Allahü teâlâdır. Tapınmaya hakkı olan
yalnız Odur. Sevdiklerinin bereketiyle kullarına merhamet eder)
diyorlar. Müşrikler de, putlarının yaratıcı olmadığını söylüyorlarsa
da, putların tapınmaya hakları olduğuna inanıyor, bunun için
tapınıyorlar. (Putların ibadet edilmeye hakkı vardır) dedikleri için
müşrik oluyorlar. Yoksa, müşrik olmaları, (Bize şefaat etmelerini
istiyoruz) dedikleri için değildir. Putlardan şefaat beklemek de
elbette bâtıl, yani bozuk bir inanıştır. Böyle inanmak caiz değilse de,
bâtılsa da, şirk de değildir. Putlara tapınmak şirktir. (F. Bilgiler)
Küfre düşen ne yapmalı?
Sual: Bilip bilmeden çok söz söylüyor, doğru yanlış çok iş
yapıyoruz. Farkında olmadan küfre düşmüşsek ne yapmamız
lazımdır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Her Müslümanın Allahü teâlânın emirlerine uyması, yasak ettiği
şeylerden kaçması gerekir. İbadetleri yapmaya, haramlardan
sakınmaya önem vermeyenin imanı gider, kâfir olur. Kâfir olarak
ölen kimse, ahirette sonsuz olarak Cehennemde çeşitli azaplara
maruz kalır. Affedilmesine ve Cehennemden çıkmasına imkan ve
ihtimal yoktur.
Bir Müslümanın küfre düşmesi, yani kâfir olması çok kolay olur.
Çünkü her sözde ve her işte kâfir olmak ihtimali çoktur. Bunun için
küfrün sebebi bilinmese de, her gün bir kere, Ya Rabbi, bilerek
veya bilmeyerek küfre [kâfirliğe] sebep olan bir söz söyledim
veya bir iş yaptımsa, pişman oldum, beni affet demelidir. Böyle
tevbe eden muhakkak af olur, Cehennemden kurtulur. Cehennemde
sonsuz kalmamak için, her gün muhakkak tevbe etmelidir.
Müslümanın bu tevbeden daha önemli görevi yoktur.
Kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken bu hakları ödemeli,
kılınmamış namaz borçlarına tevbe ederken de, bunları kaza
etmeye çalışmalıdır. (Seadet-i Ebediyye)
İbadetleri yok olur mu?
Sual: Bir insan kâfir olsa, sonra Müslüman olsa, ibadetleri yok
olur mu?
CEVAP
Mürtedin önceki ibadetlerinin sevapları yok olur. Tekrar imana
gelirse, zengin ise, yeniden haccetmesi gerekir. Malları kendisine
geri verilir. Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza etmesi
gerekmez. Mürted olmadan önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza
etmesi gerekir. Çünkü mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz.
Mürted, imana gelirse, mürted iken kılmadığı namazlarını kaza
etmez. Çünkü kâfirler ibadetlere muhatap değildir. Yani onlardan ilk
istenen iman etmeleridir. (Hindiyye)
Küfre düşürücü sözleri öğrenmeli, küfre düşmemeye dikkat
etmelidir. Çünkü bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi
olmaz.) [Deylemi]
Küfre düşmemek için
Sual: Küfre düşmemek için ne yapmalı?
CEVAP
Küfre düşüren söz ve işleri öğrenerek bunlardan sakınmalı.
Müslüman bile bile küfre düşmez, kasten kendisini kâfir yapmaz,
ama bilmeden düşebilir. Bilmeden küfre düşen, bu duayı ihlâsla
okursa, imanı tekrar geri gelir:
(Allahümme innî e'ûzü bike min en üşrike bike şey'en ve
ene a'lemü ve estağfirüke li-mâ lâ a'lemü inneke ente allâmül
guyûb.)
Çıkılan kapıdan girmek
Sual: (Küfre düşen kimse, çıktığı kapıdan girmedikçe tevbesi
kabul olmaz) ne demektir?
CEVAP
Küfre düşüren bir sözü söyleyen veya bir işi yapan kimse
mürted olur. Mürted, küfrüne sebep olan şeyden tevbe etmedikçe,
kelime-i şehadet getirmekle ve İslamiyet'in bazı emirlerini yapmakla,
mesela namaz kılmakla, oruç tutmakla, hacca gitmekle, hayrat ve
hasenat yapmakla Müslüman olmaz. Bu bozuk itikatla ölürse imanla
ölmez. İnkârından yani inanmadığı şeyden tevbe etmesi, pişman
olması, İslamiyet'ten çıktığı kapıdan geri girmesi lazımdır. Yani
hangi söz söyleyerek dinden çıkmışsa, o sözüne tevbe etmesi
lazımdır. Mesela bir Müslüman, şaraba helâl dese yahut cin ve
meleklerin varlığına inanmasa mürted olur. Kelime-i şehadet getirse
de, namaz kılsa da, diğer emirlere uysa da, o inanışı devam
ediyorsa yine kâfirdir. Şarap haramdır, cin ve melek vardır diye
inanması gerekir. Bu küfürlerinde ısrar ederken, ben her çeşit küfre
tevbe ettim demekle küfürden kurtulamaz. Pişman olup, melek
vardır diye inanırsa, tevbe etmiş olur.
Bilmeden küfre girmek
Sual: Bir söz veya işin küfür olduğunu bilmeden işleyen, sonra
da, (Ya Rabbi bilerek bilmeyerek işlediğim küfürlere tevbe ettim)
dese, küfrü affolur mu?
CEVAP
Evet, affolur.
Küfre sebep olan söz ve işler
İbni Hacer-i Mekki hazretlerinin Zevacir isimli eseriyle, Hadika,
Berika, Birgivi, Miftah-ül Cenne, Mektubat-ı Rabbani, Seadet-i
Ebediyye, İbni Abidin’den aldığımız, küfre düşüren söz ve işlerden
bazıları şunlardır:
1- Allahü teâlâya layık olmayan şey söylemek. Mesela bir kimse
bir işi yaptığı halde, zaruretsiz (Allah biliyor ki yapmadım) demek.
Yahut, yapmadığı bir şey için, zaruretsiz (Allah biliyor ki yaptım)
demek. Böyle söylemek Allahü teâlâyı hâşâ cahillikle suçlamak olur.
2- Allah akıllıdır, şuurludur, iyi düşünür demek, Onu yaratıklara
benzetmek olur ki küfürdür.
3- Peygamberleri küçültücü şey söylemek, onlarla alay etmek.
Mesela Hazret-i Âdemi kastedip (İlk insan vahşi idi) demek. Veya bir
evliyayı peygamberden üstün bilmek. Yahut peygamberin dediği
doğru ise biz kurtulduk demek.
(Yalnız Kur'an), (Kur'andan başka kaynak tanımam),
(Kur'andan başka kaynağa lüzum yok), (Peygamber postacıdır,
vazifesi bitmiştir) gibi sözler de küfürdür.
4- Peygamber efendimizden sonra başka bir Peygamberin
geleceğini söylemek. (İsa aleyhisselam gelecekse de, Peygamber
olarak gelmeyecektir.)
5- Melekleri küçültücü şey söylemek. Mesela (Senin bakışın
bana Azrail gibi geliyor) demek. Yahut (Cebrail bile söylese
inanmam) demek. (Çocuklarınızı iyi yetiştirmezseniz, zebani olur)
demek.
6- İslam âlimlerinin sözlerini, fıkıh kitaplarını ve fetvalarını tazim
etmesi gerekirken tahkir etmek. Mesela (İmam-ı a'zamın kıyası hak
değildir) demek. Fetvayı yere çarpmak. Hadis ve tefsir kitaplarını
yere fırlatmak.
7- Ahirette olacak şeylerle alay etmek. Mesela (Ben Cenneti
istemem, Cehennemi isterim. Çünkü bütün fahişeler oradadır)
demek.
8- Allahü teâlânın emir ve yasaklarına yani Kur'an-ı kerimde ve
hadis-i şeriflerde açık bildirilmiş ve İslam âlimlerinin kitapları ile her
tarafa yayılmış, inanılması zaruri olan din bilgilerinden birine
inanmamak, beğenmemek veya önem vermemek. Mesela (Ben
görmediğim için cinlere, nazara inanmam) demek.
9- Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi yiyip içerken besmele
çekmek. Mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele
çekmek küfürdür. Hırsızlık yapılarak alınan bir şeyi yerken besmele
çekmek küfür olmaz. Çünkü burada yenilen şey değil, hırsızlık
haramdır.
10- Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları ve kâfirlik alameti olan
veya İslamiyet’i inkâr etmek ve inanmamak alameti olan ve tahkir
etmemiz vacip olan şeyleri yapmak, kullanmak. Bunlardan meşhur
olanlarını bilmeyerek veya şaka olarak veya herkesi güldürmek için
yapmak da küfürdür. Mesela zünnar denilen papaz kuşağını
bağlamak. Bunları güldürmek için de kullanmak küfre sebep olur.
İtikadının doğru olması fayda vermez. (Berika)
11- Yunan felsefecileri gibi, dünya ezeli ve ebedi demek.
12- İslamiyet’e, (İslam düşüncesi), (İslam nazariyesi) , (İslami
görüş) demek. [Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan
neticedir. Görüş de düşünce demektir. Nazariye de, akli, zihni
esaslara dayanan görüş, teori demektir. İslam âlimleri, (İnsanın, akıl,
şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allah’a
vermek küfürdür) buyuruyorlar.]
13- Allahü teâlânın bildirdiği hükümlere ilahi düşünce, ilahi
görüş, ilahi nazariye, ilahi şuur demek. Kur'an-ı kerimdeki
hükümlere "Kur'ani görüş" demek.
14- Kâfirlerin dini âyinlerini, bayramlarını beğenmek. Zaruretsiz
Hıristiyanların Noelini tebrik etmek. Kiliseye gidip, âyinlere iştirak
etmek.
15- (Yahudi ve Hıristiyanların Allah’a inananları Cennete
gidecek) demek.
16- Mucizeyi veya kerameti inkâr etmek.
17- Meşhur bir harama helal, meşhur bir helale haram demek.
Mesela domuz yağı helal, sirke haram demek.
18- Âyeti, besmeleyi, bir melek, bir peygamber ismi bulunan
yazıyı, kasten helaya, necasete, [pisliğe] atmak. Müslümanın ağzına
[def-i hacet lafzı ile] sövmek.
19- Kendisine kâfir diye hitap edilince, kabul ederek evet
demek.
20- Bir dilim ekmek, din ilminden iyidir demek. Din ilmi
küçümsendiği için küfürdür.
21- (Bir süre sonra Hıristiyan olacağım) diye düşünmek. Bir
bayan, bir Hıristiyan’la evlenmeye karar verdiği andan itibaren kâfir
olur. Bir erkek de bir ateist bayanla evlenmeye karar verdiği andan
itibaren kâfir olur.
22- Ağır bir hastalığa düşüp de, (Allah’ım canımı al da, istersen
kâfir olarak al) demek.
23- (Allah’ım çocuğumu aldın, başka elinden ne gelirse onu
yap) demek.
24- Tırnağı uzun olana, (Tırnağı kesmek sünnettir) dense, o da,
(olsun ne olacak) dese, kâfir olur. Tırnağını kesmediği için değil,
sünnete önem vermediği için küfür olur.
25- İnşallah, maşallah demek karın doyurmaz. Maşallahla
inşallahla iş olmaz veya namaz kılmak karın doyurmaz demek.
Bunları söylemekle dinimizin emri beğenilmemiş ve alay edilmiş
oluyor. İnşallah, Allah’ın izni ile demektir. Allah’ın izni olmadan hiçbir
şey olmaz. Onun için, hayır ve şer Allah’tandır diye iman etmek
gerekir. Hayır gibi şerrin de Allah’tan olduğuna inanmamak küfür
olur. İsteyen kul ama yaratan Allahü teâlâdır.
26- Sevdiği birine, (Sen bana Allah’tan da, Peygamberden de
sevgilisin) demek.
27- Küfre rıza küfürdür. Çocuklarının kâfir olmasına üzülmemek.
Mesela kızlarının gayri müslimle evlenmesine rıza göstermek.
28- Müslüman olmak isteyene, sen hele bekle, elimdeki şu işi
bitirip de geleyim diyerek, onun Müslüman olmasını geciktirmek.
29- Ecelin hoyrat eli demek. [Çünkü Ecel Allah’ın emri ile gelir,
Allah’ın emrini veya Azrail aleyhisselamın vazifesini zulüm gibi
göstermek küfürdür.]
30- Kâfire hürmet etmek, mesela hürmet gayesiyle papazın elini
öpmek.
31- Eshab-ı kiramdan her hangi birine kâfir demek. [Çünkü
Kur’an-ı kerimde hepsinin Cennetlik olduğu bildirilmiştir. Birine kâfir
denilince Kur’ana inanılmamış olur.]
32- (Mazlum kâfirler de Cennete girer) demek.
33- Haram paradan sevap ummak. Mesela bir bayan fuhuş
parası ile kurban kesse, bundan sevap umsa, küfre girer. Sevap
ummadan yaparsa küfre girmez.
34- Allahü teâlâyı mekanlı bilmek, mesela Hıristiyanlar gibi Allah
gökte oturuyor demek. Allahü teâlâyı kastedip, (Göklerden bir ses
geldi), (Allah, gökten bize bakıyor) demek. Böyle söylemek Allahü
teâlâya mekan isnat etmek olur. Dünya, gezegenler, Cennet ve
Cehennem ezeli değildir, sonradan yaratılmıştır, mahlûktur. Yer ve
gökler yok iken de Allahü teâlâ var idi. İslam âlimleri, (Allah her
zaman ve her yerde ebedi olarak hazır ve nazırdır) demenin caiz
olduğunu bildirmişlerdir. Ancak, Allahü teâlâ zamanlı ve mekanlı
olmadığı için bu söz, görünüş üzere kalmaz, mecaz olur. Bu
bakımdan (Allah, zamansız ve mekansızdır, hiçbir yerde olmayarak
hazır ve nazırdır) demek caiz olur. Böyle olmazsa, Allahü teâlâyı
zamanlı ve mekanlı bilmek olur ki bu ise küfürdür. Miftah-ül Cenne
kitabında (Bir kimse, "Allah’tan hali [boş] yer yok" dese veya "Allah
gökte benim şahidim" dese, kâfir olur. Çünkü Allahü teâlâya mekan
isnat etmiş olur. Halbuki Allahü teâlâ mekandan beridir) buyuruluyor.
(Küfür Bahsi)
35- (Namaz kılmam ama, sen kalbe bak, benim kalbim temiz)
demek. [Çünkü burada namaza önem verilmiyor, namaza önem
vermemek küfürdür. Namaz kılmayan hep haram işliyor demektir,
haram işleyenin kalbi temiz olmaz.]
36- (Anan baban esmer, sen nasıl sarışın oldun?) diyene, (Ben
imalat hatasıyım) demek. Böyle söylemekle hâşâ Yaratıcının yanlış
iş yaptığı söylenmiş oluyor
37- İbadetleri müzikle yapmak, ilahileri müzikle söylemek.
Çünkü ilahiler ibadettir, ibadete haram karıştırmak küfür olur. İçki
içerken besmele çekmek de küfür olur.
38- Filan Müslüman benim gözümde Yahudi gibidir demek.
39- Bir Müslüman şaka olarak, muteber bir din kitabına hurafe
dese veya alay ederek haram işleyene veya işletene "helal olsun"
dese, mürted olur.
40- Kur'anı teganni ile okuyan hâfıza, ne güzel okudun diyenin
imanı gider. (Dürr-ül-münteka)
41- Bir şarkıcıyı dinleyen veya herhangi bir haram işi gören
kimse bu harama, ne güzel dese, o anda imanı gider. (Müjdeci
Mek. 266)
42- İnsan için, dil alışkanlığı gibi bir sebeple değil de, kasten
yarattı, yaratıcı, yarattım, yaratıcıyım gibi sözler söylemek küfür olur.
Allah’tan başkasına, yaratıcı denmez. Yaratıcı, yalnız Allahü
teâlâdır. Mecaz anlamda yapmak, meydana getirmek manasında da
söylememelidir. Bu manada veya kasıtsız söyleyenlere küfre girdi
dememelidir.
43- Zaruri olan ve tevatür ile bildirilen din bilgilerine inanmayan
kâfir olur. Küfür olan her söz, ister şaka olarak, isterse gönülden
olmayarak olsun küfür olur. (Milel-nihal)
44- İslam bilgilerini ve ehli sünnet âlimlerini aşağılamak da,
küfürdür.
45- Yabancı kadınlara bakana, haramdır denilince, güzele
bakmak sevaptır demek küfür olur. Haramı kabul etmeyip, üstelik
sanki ibadet gibi sevap diyor. Yabancı kadınlara bakmak, gözü
zayıflatır ve kalbi karartır. Mubah olanı, güzeli sevmek, Allah’ın
kudretini temaşa etmek sevap olur.
46- Bir Müslümanın dinine, imanına sövmek küfürdür.
Evliyanın resmine tazim
Sual: Bir evliyanın resmine tazim etmek şirk olur mu?
CEVAP
Şirk, Allahü teâlâya ortak yapmak, benzetmek demektir.
Benzeten kimseye Müşrik, benzetilen şeye Şerik denir. Bir
kimsede, bir şeyde, üluhiyyet sıfatlarından birinin bulunduğuna
inanmak, onu şerik yapmak olur. Allahü teâlâya mahsus olan
sıfatlara üluhiyyet sıfatları denir. Sonsuz var olmak, yaratmak, her
şeyi bilmek, hastalara şifa vermek, üluhiyyet sıfatlarındandır. Bir
insanda, güneşte, inekte, herhangi bir mahlûkta, üluhiyyet sıfatı
bulunduğuna inanarak, ona tazim, hürmet etmeye, ona yalvarmaya,
ona İbadet etmek, tapınmak denir. O şeyler Sanem [put] olur.
Böyle zan olunan insanın ve kâfirlerin resimleri önünde, tazim edici
şeyler söylemek, yapmak da, ibadet etmek, şirk olur.
Bir insanda üluhiyyet sıfatlarından birinin bulunduğuna
inanmayıp, Allah’ın sevgili kulu olduğuna inanarak, bunun resmine,
tazim etmek şirk olmaz, küfür olmaz. Fakat, herhangi bir insanın
resmine hürmet etmek günah olduğu için, tazim, hürmet eden bir
Müslüman, fâsık olur. Haram olduğuna önem vermezse, diğer bir
haramı, önem vermeyerek yapanlar gibi Mürted olur.
Tazim ve tahkir
Sual: Dinen kıymetli olan şeylere saygısızlık, küfür olur mu?
CEVAP
Her saygısızlık küfür olmaz. İki örnek verelim:
1- Bir ihtiyaç olmadan Kâbe’ye karşı ayaklarını uzatmak,
Kâbe’ye saygısızlıktır, ama küfür değildir, tahrimen mekruhtur. Bunu
kasten yaparsa, yani Kâbe o tarafta olduğu için, onu hafife alarak
veya alay ederek ayaklarını uzatırsa küfür olur.
2- Namaz kılmamak Allahü teâlânın emrine saygısızlıktır; fakat
küfür değildir. Namazın farz olduğunu inkâr etmek yahut bu farzı
hafife almak, namaza önem vermemek ise küfür olur.
Küfre düşüren amel
Sual: Ehl-i sünnete göre, amel imandan parça olmadığına göre,
insan sadece itikadi bir konuda mı küfre düşer, ameli bir iş yapınca
da küfre düşebilir mi?
CEVAP
Peygamber efendimizin bildirdiği bütün emir ve yasaklarda
itikadi mesele vardır. Yani, Peygamber efendimizin bildirdiği bütün
emir ve yasaklara inanmak, hepsini beğenmek itikadi meseledir,
imanla ilgilidir. İmanda hassas nokta budur. Bunları yapıp
yapmamak ise günah ve sevapla ilgilidir. Küfür, dinimizde bildirilen,
inanılması, beğenilmesi gereken herhangi bir hususa inanmamak,
beğenmemek, saygı göstermemektir. Veya yine dinimizde bildirilen,
inanılmaması, beğenilmemesi gereken herhangi bir hususa
inanmak, beğenmek, saygı göstermektir. Birkaç örnek verelim:
1- Mushaf-ı şerifi yere atmak küfürdür. Bu sadece bir iştir, ama
Allah’ın kelamına saygısızlık olduğu için küfürdür.
2- İçki içen, domuz eti yiyen kâfir olmaz. Ama içkiyi içerken,
domuz eti yerken Besmele çekerse veya bunlar ne güzel şeyler
derse kâfir olur. Haram olan şeye saygı gösterilmiş, haramlığına
inanılmamış olur.
3- Hıristiyanların haçlarını kolye olarak kullanmak küfür olur.
Kolye takmak sadece bir iştir, ama saygı yerinde bulundurulduğu
için, küfür alametini beğendiği için küfür olur.
Nasıl hareket etmeli?
Sual: Müslüman olduğunu söyleyen, fakat sözlerinde veya
yazılarında küfrü gerektiren bir şey görülen kimseye kâfir denir mi?
CEVAP
Müslüman olduğunu söyleyen veya cemaat ile namaz kılarken
görülen bir kimsenin Müslüman olduğu anlaşılır. Sonra, bunun bir
sözünde, yazısında veya bir hareketinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin
bildirdikleri iman bilgilerine uymayan, küfrü gerektiren bir şey
görülürse, bunun küfür veya dalalet olduğu, bundan vazgeçip tevbe
etmek gerektiği söylenir; yine vazgeçmezse, bunun sapık veya
mürted olduğu anlaşılır. Namaz kılsa, hacca gitse, her ibadeti ve
iyiliği yapsa da, bu felaketten kurtulamaz. Küfre sebep olan
şeylerden vazgeçmedikçe, bundan tevbe etmedikçe, Müslüman
olamaz.
Her Müslüman, küfre sebep olan şeyleri iyi öğrenerek, mürted
olmaktan korunmalı, kâfir olanları ve Müslüman görünen yalancıları
iyi tanıyıp, zararlarından sakınmalıdır!
Yalandan hristiyan olmak
Sual: Avrupa’da yaşıyoruz. Hristiyan olan Müslümanlara para
ve imkân veriliyor. Sırf bu imkânlardan faydalanmak için, yalandan
Hristiyan olduğumuzu bildirsek bir mahzuru olur mu? Bunun gibi
ateistlerin içinde ateist görünmekte sakınca var mıdır?
CEVAP
Çok sakınca vardır, çünkü bu işte bir zaruret yoktur. İbadetini
gizlemek ayrı, kâfir görünmek ayrıdır. Din kitaplarında, (Şakadan,
“Ben kâfirim” dese, kâfir olur) buyuruluyor. Yani bu işin şakası bile
olmuyor. Hattâ (Ehl-i kitap olmak, ateist olmaktan iyidir) demek bile
küfürdür. Allah’ın kötü dediğine iyi demek Allah’ın sözünü kabul
etmemek oluyor. Bu bakımdan şakadan da olsa, maddi menfaat için
de olsa, Hristiyan veya ateist görünmemeli.
Mazlum kâfirler
Sual: (Mazlum olarak öldürülen kâfirler de Cennete gider)
demek doğru olur mu?
CEVAP
Yanlıştır, öyle demekle Allahü teâlâ yalanlanmış olur. Kur’an-ı
kerimde her çeşit kâfirin sonsuz Cehennemde kalacağı bildiriliyor.
Mazlum olanlar bundan istisna edilmemiştir. Bir âyet-i kerime meali
şöyledir:
(Ehl-i kitap [Yahudi ve Hristiyan] olsun, müşrik olsun bütün
kâfirler, muhakkak Cehennemdedir, orada ebedi kalırlar. Onlar
yaratıkların en kötüsüdür.) [Beyyine 6]
Bunların mazlumları Cennete gider diye bir şey yoktur.
Küfrün şakası olmaz
Sual: Güldürmek niyetiyle kötü kimselere, (Deyyusan-ı kiram
hazretleri) demek küfür olur mu?
CEVAP
Evet, küfür olur. Küfür söz ve işlerden meşhur olanlarını,
bilmeyerek veya şaka olarak yahut herkesi güldürmek için yapmak
da küfür olur. (Birgivi vasiyetnamesi)
Allahlık demek
Sual: Ahmak insanları kötülemek maksadıyla (Allahlık Ali Bey)
diyorlar. Böyle söylemek küfür olur mu?
CEVAP
Evet, küfür olur. Eğer, (Sırf Allah’ı düşünür, dünyaya önem
vermez) anlamında söylenirse küfür olmaz.
Hareket de Allah’tandır
Sual: (Rızık Allah’tandır, fakat kulun da hareket etmesi gerekir)
demek, niye küfür oluyor?
CEVAP
Hareket de Allah’tan olduğu için, küfür oluyor. (Birgivi
vasiyetnamesi)
İnsanların işleri yalnız irade-i cüziyye ile meydana gelmez. Yani
insanın her istediği vücuda gelmez. Allahü teâlânın da, yalnız kendi
iradesiyle yaratması âdeti değildir. İnsan irade eder, hareket
etmesini ister, kudretini kullanır. Allahü teâlâ da irade ederse, iş
meydana gelir. (Berika)
Cansız maddelerin hareketleriyle, insan ve hayvanların ihtiyari,
istekli hareketleri arasında şu ayrılık vardır ki, kullar bir şeyi yapmayı
tercih edince ve dileyince, Allahü teâlâ da dilerse, kulu harekete
geçiriyor ve yaratıyor. Kulun hareket etmesi kulun elinde değildir.
(İtikadname)
Küfür sözler
Sual: Mezhepsiz bir yazar, (Allah'ın oğlu gelse, elimdekini
alamaz), (Bu serseri, Allah'ı yakalasa, iyi bir dayak çeker), (Bu hain,
Allah'tan hızlı koşacağını sanıyor), (Allah gökte şahidimdir) gibi
sözler ediyor. Böyle söylemek küfür değil midir?
CEVAP
Elbette küfürdür. İslam âlimleri, (İnsanlara ait sıfatları Allah’a
vermek küfürdür) buyuruyorlar.
Doğmak, doğrulmak, oğlu, kızı olmak insanlara mahsustur.
Bunun için, (Allah'ın oğlu gelse) demek küfür olur. Bunları mecaz
olarak da söylemek caiz değildir.
Yakalanmak, dayak yemek gibi şeyler insanlara mahsustur.
(Allah'ı yakalasa dayak çeker) demek küfür olur.
Koşmak, yürümek, gidip gelmek gibi sıfatlar insanlara
mahsustur. Allahü teâlâ böyle şeylerden münezzehtir. (Allah'tan
hızlı koşamaz) demek de küfürdür.
Allah mekândan münezzehtir. Bütün mekânları o yaratmıştır.
(Allah göktedir) demek küfür olur. (Miftah-ül Cennet)
Cimrilerin Allah’ı demek
Sual: Çok cimriye, (Cimrilerin Allah'ı), çok yalan söyleyene,
(Yalancıların Allah'ı), çok hırsızlık yapana, (Hırsızların Allah'ı)
deniyor. Böyle söylemek küfür değil midir?
CEVAP
Elbette küfürdür. İnsana Allah denmez. Hattâ cömertlere, (Bu
cömertlerin Allah'ı) demek de aynı şekilde küfürdür. Kötüler için,
(Cimrilerin kralı), (Yalancıların kralı) denebilir. Çok cömertler için de,
(Cömertlerin piri) veya (Cömertlerin şahı) denebilir. Kral, genelde
gayrimüslimler için kullanılır, Müslümanlar için kullanılması hoş
değildir.
Ateist Nietzsche
Sual: Yamuk kimselerin övdüğü Pakistanlı Muhammed
İkbal’in, ateist Nietzsche için, (Mevlana Celaleddin Rumi gibi
büyük bir zattır) dediği bildiriliyor. Yerli mezhepsizler de, bu ateisti
sevip övüyorlar. Ateisti böyle sevip övmek küfür olmaz mı?
CEVAP
Hubb-i fillah ve buğd-i fillah, İslamiyet’in temelidir, esasıdır.
Allah düşmanı olan kâfirleri sevip, böyle övmek küfürdür.
Küfür olmayan bazı sözler
Sual: Bir yazar, aşağıdaki sözlere küfür diyor. Bunlar küfür
müdür?
CEVAP
Bir Müslümanın bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa,
bunlardan 99’u küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse,
o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. Bir Müslümana
kâfir demek, onun kâfir olmasını istemek küfürdür. Onun için tevili
mümkün olan sözlerden dolayı bir Müslümana, bu sözün küfrü
gerektirir demekten sakınmalı. Şimdi sözlere bakalım:
Allahsız demek:
Bu söz genelde dinsiz, imansız, merhametsiz anlamında
söylenir. Onun için bu söz küfür olmaz.
İşimiz Allah’a kaldı demek:
Her işin yaratıcısı Allahü teâlâdır. Eskiden işimiz başkalarının
elinde idi de şimdi mi Allah’a kaldı? Ama böyle söylemek, kimse bu
işi beceremiyor ancak bu işi Allah yapar anlamında söylendiği için
küfür olmaz.
Hakimler hakimi demek:
Bu da küfür değildir. Hakimler hakimine şimdi Yargıtay başkanı
deniyor. Daha eskiden temyiz reisi denirdi. Daha eskiden de kâdı-ıkudat
deniyordu. Kadılar kadısı demektir. Allah’a padişah demek de
caizdir. Hatta padişahlar padişahı da denir. Osmanlı sultanlarından
bazılarına padişahlar padişahı demekte de mahzur yoktur.
Allah bilir ki şu şöyledir, Allah şahit şunu şöyle yaptım
demek:
Gerçekten bir iş yapılmışsa, Allah bilir ki yaptım demekte hiç bir
mahzur yoktur. Yapılan bir iş için de Allah şahit demekte hiç mahzur
yoktur. Ama yapılmayan bir şey için Allah yalancı şahit
gösterilemez. Ama zaten bu anlamda Müslüman söylemez.
Müslümana suizan ederek, her sözün altında küfür aramak yanlıştır.
Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrının hakkı Tanrıya:
Bu söz de küfür değildir. Mazlumun hakkı olduğu gibi zalimin de
hakkı olur. Sezar’ın hakkı varsa vardır. Kâfirin hakkı olmaz mı?
Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir demek:
Bir kimse kalkıp Türkiye’de kanun yapma hakkı kayıtsız şartsız
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dese yanlış mı olur? Libya’da ise
Kaddafi’nin dese ne olur? Olan bir şey söylenmiş olur. Kaddafi’nin
kanun koymaya yetkisinin olup olmaması ayrı şey. Ama Libya’da
böyledir. Filanca yerde de tek söz sahibi falandır demekte de
mahzur olmaz.
Sen Allah mısın demek:
Birisi bir şey söylese, mesela sana şunu haram ediyorum dese,
öteki de sen Allah mısın, o ne biçim söz dese, küfre girmez. Senin
yetkin yok sen aciz bir kulsun demek istiyorsa ona kâfir denir mi?
Allah’tan başkasından medet [yardım] istemek:
Herkes birbirinin yardımına muhtaçtır. Ölü diri herkesten yardım
istemek caizdir. Ruh ölmez. Allahü teâlâ dirilere yardım ettirdiği gibi
ölülere de yardım ettirir. Hızır aleyhisselamın ruhu naçar kalanlara
yardım etmektedir.
Doktor hayatımı kurtardı, frene basmasaydı ölmüştüm, şu
hap bana şifa verdi demek:
Bunlar da küfür değildir. Bu yemek beni doyurdu demek gibidir.
Yani doymamıza Allahü teâlâ yemeği sebep kılmıştır. İlacı
hastalığımıza şifa kılmıştır. Ameliyat eden doktoru hastalıktan
kurtulmamıza sebep yapmıştır. Sebeplerle yaratmak, Allahü
teâlânın âdetidir.
Devlete karşı çıkılır mı, ezer geçer demek:
Bundan daha normal bir söz olur mu? Küfür bunun neresinde?
Birisi ile dövüşürken, adamın eli armut toplamıyor ya, o da bize
vurur, adam kuvvetlidir belki o bizi öldürür demek küfür olur mu hiç?
Evet öldüren ve her işin yaratıcısı Allahü teâlâdır ama bunları sebep
kılmıştır. Herkesi Allah öldürdüğü halde, falanca falancayı öldürdü
demek caizdir.
Allah’tan başkasının adına kurban kesmek, Allah’tan
başkasına adak adamak:
Tapınmak için olanla, ikram için yapılanı karıştırmamak gerekir.
Bir Müslüman Allah’tan başkasına tapmaz. Tapan da zaten
Müslüman değildir. Kurban, adak ibadet demektir. İbadet de Allah
için olur, Onun rızasını kazanmak için olur. Rızasını kazanma yolları
çok çeşitlidir. Misafir veya devlet büyükleri gelince, onlara yedirmek
için kesmek haram olmaz. Çünkü, misafire ikram sevaptır, İbrahim
aleyhisselamın sünnetidir. (Bezzâziye)
Temel atılırken, hastalık gelince, hasta iyi olunca hayvan
kesmek de helaldir. Etleri fakirlere yedirilmektedir. (Hamevi)
Dileği olursa Allah için hayvan kesmeyi adak yapmak da caizdir.
(Bahr-ür-râık)
Şarta bağlı olarak Evliyaya adak yapmak da, kendini, günahı
çok, dua etmeye yüzü yok bilerek, mübarek birini vesile edip, Allahü
teâlâya yalvarmak demektir. Mesela (Hastam iyi olursa sevabı
Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, bir koyun
kesmek nezrim olsun) deyince, bu dileğin kabul olduğu çok
görülmüştür. Burada, Allah için koyun kesip, sevabı evliyaya
bağışlanmakta, onun şefaati ile, Allahü teâlâ, hastaya şifa vermekte,
kazayı, belayı gidermektedir.
Dini günler demek:
Selefiler, mübarek gün ve gecelere [Mevlid, Berat, Regaib gibi
gecelere] karşı oldukları için yazar da, bu günlere saldırıyor. Cuma,
bayram ve kandil günleri ve geceleri, Müslümanların mübarek gün
ve geceleridir. Bu mübarek gün ve gecelere kıymet veren Allahü
teâlâdır. Peygamberler de insandır. Ancak Allahü teâlâ onları
kıymetlendirmiş, güzide mevki ihsan etmiştir. Diğer insanlardan niye
ayırt ediliyor denemediği gibi, bazı gün ve geceleri kıymetli yaratan
Allahü teâlâya da bugünleri diğer günlerden niye ayırdın denemez.
Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş,
bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir.
Kullarının çok ibadet yapması, dua ve tevbe etmeleri için bu geceleri
sebep kılmıştır.
Din ayrı, dünya ayrı demek:
Din ve dünyanın ayrı olduğu bütün din kitaplarında yazılıdır.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah dilediğinin rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar
dünya hayatıyla şımardılar. Halbuki ahiretin yanında dünya
hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.) [Rad 26]
(Ahiret nimetlerini isteyene de, dünya nimetlerini isteyene
de onu veririz.) [Şura 20]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İnsanların kötüsü, din ile dünyayı yiyen [dini dünyaya alet
eden] kimsedir.) [İbni Asakir]
(Allahü teâlânın koruduğu hariç, din ve dünya işlerinde
parmakla gösterilmek zarar olarak yeter.) [Beyheki]
(Ahir zamanda insan din ve dünyasını ancak para ile korur.)
[Taberani]
(Din işlerinde kendinden üstün olanı görüp ona uyan,
dünya işlerinde ise kendinden aşağısına bakıp Allah’a hamd
eden şükretmiş olur.) [T. Gafilin]
İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından
kurtulmak için her gün 500 kere, (La havle vela kuvvete illa billah)
okuyun buyuruyor.
Din ayrı, siyaset ayrı demek:
Bu da din ve dünya demek gibidir. Siyaset, devlet işlerini
düzenleme ve yürütme ile ilgili görüştür. Kendi siyasetini din kabul
edenler, bizim siyasetimiz dinden ayrı gösterilemez demek istiyorlar.
Din elbette politikadan ayrıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hak teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip
buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını
talep etsin, sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın, din ile
dünya menfaatini talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]
(Dini dünya menfaati için öğrenene, ilmini paraya değişene
kıyamette ateşten gömlek giydirilir.) [Deylemi]
Zevklere ve renklere karışılmaz demek:
Elbette zevkler, renkler tartışılmaz. Herkesin zevki farklıdır.
Bunun küfürle ne ilgisi vardır? Hatta bir kimse, içki içse, kumar
oynasa, çıplak gezse, bu benim zevkimdir, bana karışmayın dese
bile, yine küfür olmaz. Çünkü harama helal demiyor. İslamiyet’e
değil, karşısındakine kızıyor. İslamiyet’e kızıyorsa, zaten o
Müslüman değil ki, küfre düşsün. Küfrün içinde olan küfre düşmez.
Bu benim özel hayatım hiç kimse karışamaz, demokrasi var
demek:
Özel hayatıma karışmayın demek de küfür olur mu? Bir sarhoş,
ben istediğim gibi içerim, istediğim gibi kumar oynarım, bunlar
benim özel hayatım dese küfür olmaz. Bunları helal kabul ederse
küfür olur. Mutezile ve Selefilikte, amel imandan parça kabul edildiği
için günah işleyenlere küfür damgası basılıyor.
Biz babadan, atalarımızdan böyle gördük demek:
Bunun küfürle ne ilgisi var ki? Atalardan iyi şeyler de görülür
kötü şeyler de. Bizim atalarımız içki içerdi, kumar oynardı dense bile
bunun küfürle ne ilgisi vardır ki? Burada haramı helal kabul etmek
yok ki.
Din şöyle diyor doğru, ama.... , haklısın, fakat… demek:
Adam dini inkâr etmiyor ki küfür olsun. Fâsık birisi, din zekât
verin diyor ama, parayı sevdiğim için veremiyorum, din oruç tutun
diyor ama mideme düşkünlüğümden tutamıyorum. Din içki haramdır
diyor ama, zevkime düşkünlükten bırakamıyorum dese küfür olmaz.
Burada dini inkâr etmek, haramı helal kabul etmek yok.
Paranın açamayacağı kapı yoktur demek:
Bu söz, para çok şeyler yapar demektir. Nitekim hadis-i şerifte
de, (Ahir zamanda insanların paraya ihtiyacı daha çok olur.
Çünkü insan o zaman din ve dünyasını ancak para ile korur)
buyuruluyor. (Taberani)
Bir ibadeti gösteriş veya dünyevi bir menfaat için yapmak:
Müslüman ibadetini Allah için yapar. İbadete riya karışabilir.
Riya karışan ibadete küfür denmez. İbadeti bir menfaat için yapmak
da küfür değildir. Mesela hacca gidenin niyeti, para kazanmak,
oradan ucuz mal getirmek olsa, bunun ibadetine sevap verilmez
ama buna küfür de denmez.
Azrail’le savaşıyor demek:
Ölümle pençeleşiyor da denir. Burada Azrail aleyhisselamı
kötüleyici söz yoktur. Onu veya başka melekleri kötülemek küfür
olur. Ama burada öyle bir durum yok.
Aşırı dinciler:
Genelde bu sözü dinsizler, Müslümanlara saldırmak için
kullanıyorlar. Onlar zaten dinsizdir. Ama bir Müslüman, diğer bir
Müslümana maşallah bu aşırı dincidir, çok mutaassıptır dese küfür
olmaz. Dine aşırı bağlı deniyor. Dinde aşırı gitmeyi ise dinimiz
yasaklamıştır. Mesela Peygamber efendimiz, (Din kolaylıktır.
Dinde aşırı gideni din mağlup eder) buyuruyor. (Nesai)
İslam dini akıl mantık dinidir demek:
Bunun neresi küfür ki? Kur’an-ı kerimde (Akletmez misiniz,
aklınızı kullanmaz mısınız?) gibi ifadeler çok geçer. Peygamber
efendimiz de buyuruyor ki:
(Aklı olmayanın dini yoktur.) [Ebuşşeyh]
(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemi]
(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhari]
(Akıl imandandır.) [Beyheki]
İslamiyet akla dayanan nakil dinidir. Selim akla uygundur. Dinde
aklın önemi büyüktür. Ancak yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip
yanılan kimseye felsefeci denir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen,
aklın ermediği yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altında akla doğruyu
gösteren büyük zatlara, İslam âlimi denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet
de ışık gibidir. Göz karanlıkta cisimleri göremez. Görmesi için ışık
gerekir.
Sorumsuzca söylenen sözler
Sual: İnsanı küfre düşüren sözler hakkında piyasada birçok
kitap var. Bunlara göre kim Müslüman kalabilir! Bu kitaplardan
bazılarını size gönderiyorum. İnceleyip, bu sözleri açıklar mısınız?
CEVAP
Küfür sözler konusunda piyasadaki kitaplarda, küfür olmayan
sözlere de küfür damgası basılmıştır. Şimdi bu sözleri inceleyelim:
(Allah’ın oğlu gelse bu işi yapamaz. Yürü Allah yürü, ye
Allah ye, uyu Allah uyu gibi sözleri söyleyen kâfir olur) deniyor.
Allah’ın oğlu demek, Allah şunu yapamaz demek elbette küfürdür.
Fakat diğer sözlerin küfürle hiç alakası yoktur. Çünkü bunu söyleyen
kimse, Allah yürür, Allah yer içer, Allah uyur demek istemiyor. Yolun
uzunluğunu, bitip tükenmediğini bildirmek için yürümekle bitmiyor
demek istiyor. Şarkılarda, türkülerde ve böyle sözler arasında Allah
ismini kullanmak doğru değildir. Ama küfür de değildir. Küfrün ne
olduğu dinin dört delili ile sabittir. Bunun dışında küfür olmaz. Bütün
milleti kâfir yapmak da çok tehlikelidir. Müslümana kâfir diyenin
kendisinin kâfir olacağı hadis-i şerifle de bildirilmiştir.
(En büyük Galatasaray, başka büyük yok diyen kâfir olur)
deniyor. Bunun küfürle ne alakası var? Kendi grubunda, yani
futbolda en büyük demektir. En büyük Türkiye gazetesi desek,
başka büyük yok desek, gazeteler içinde tirajı veya kalitesi en büyük
olan demektir. En büyük TGRT demek de böyledir. Televizyonlar
içinde en kalitelisi demektir. Hâşâ Allah’tan büyük anlamına gelmez.
Zoraki böyle bir anlam çıkarmak çok yanlıştır. Böyle sözlerle bütün
milleti kâfirlikle suçlamak ne kadar yersizdir.
(İslam dini akıl mantık dinidir demek çok yanlış bir sözdür)
deniyor. Bu ifadeyi kullanmak ne kadar yanlıştır. Kur’an-ı kerimin
birçok yerinde (Akletmez misiniz, aklınızı kullanmaz mısınız?)
gibi ifadeler çok geçer. Peygamber efendimiz de buyuruyor ki:
(Kişinin dini, aklı ölçüsündedir. Aklı olmayanın dini yoktur.)
[Ebuşşeyh]
(İnsanı ayakta tutan aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.)
[Beyheki]
(Akıllı olmak, din işlerinde sevinç kaynağıdır.) [İbni Asakir]
(Aklı doğru olmayanın dini de doğru olmaz.) [Taberani]
(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemi]
(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhari]
(Akıl imandandır.) [Beyheki]
İslamiyet nakil dinidir ve selim akla uygundur. Dinde aklın önemi
büyüktür. Ancak yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip yanılan
kimseye felsefeci denir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın
ermediği yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altında akla doğruyu
gösteren büyük zatlara, İslam âlimi denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet
de ışık gibidir. Göz karanlıkta cisimleri göremez. Görmesi için ışık
gerekir. Bunun için Hazret-i Ali, (Din, akıl ve görüş ile olsaydı,
mestin üstünü değil de altını meshetmek gerekirdi) buyurmuştur.
(Ne biçim kaderim varmış, alnımın kara yazısı, adam
ülkenin kaderini değiştirdi demek insanı imandan çıkarır)
deniyor. Halbuki İslam âlimleri, (Kaderin, hayırlısı, şerlisi, iyisi,
kötüsü, tatlısı, acısı, hep Allahü teâlâdandır. Çünkü, kader, bildiği
şeyleri yaratmak demektir) buyuruyorlar. Bir insanın başına kötü
işler gelirse, (Kaderim böyle imiş, veya bu alnımın kara yazısıdır, ne
kadar kötü kaderim varmış) demesinde mahzur yoktur. Çünkü hayır
şer Allah’tandır. Fakat (Adam ülkenin kaderini değiştirdi) demek
yanlıştır. Allah’ın kaderini kimse değiştiremez. (İntihar eden, Allah’ın
kaderini değiştirir) diyenler de vardır. Bütün bunlar kaderi bilmeyen
cahil kimselerin sözleridir.
(Sözde Müslümanlar, “ibadet ile Cennete girilmez, temiz
kalb gerek, Allah kalbe bakar” derler) diyerek böyle kimselerin
Müslüman olmadığı söyleniyor. Böyle söyleyen herkesi suçlamak
yanlıştır. Çünkü Peygamber efendimiz, (Hiç kimse, ibadeti sebebi
ile Cennete girmez) buyurmaktadır. Çünkü yaptığımız bütün
ibadetler kabul olsa bile, bir gözümüzün şükrünün karşılığı bile
değildir. Cennete, Allahü teâlânın lütfu ve ihsanı ile girilir. Lütfa ve
ihsana kavuşmak için, imanlı olmak şart olduğu gibi, ibadete de
ihtiyaç vardır. Bir insan ne kadar çok ibadet ederse etsin, ibadeti
sebebiyle kendini mutlaka Cennetlik olarak bilmemelidir. Kulun
vazifesi ibadet etmektir. Kur'an-ı kerimde mealen, (Ben cin ve
insanları yalnız bana ibadet etmeleri için yarattım) buyuruluyor.
Temiz kalb gerek demekte de mahzur yoktur. Çünkü Hadis-i
şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de bozuk olur.) [Beyheki]
(Allah, sizin güzel suretlerinize, mallarınıza bakmaz. Kalb ve
amelinize bakar.) [Müslim]
Allahü teâlâ kalblerde olan ihlasa ve Allah korkusuna bakar.
Amellerin, ibadetlerin kabul edilmesi için, yani sevap verilmesi için,
hem şartlarına uygun olması, hem de ihlas ile niyet edilmesi
lazımdır. Yani ibadetin kabul olması için, Allahü teâlânın rızası için
yapılması lazımdır.
(Arşimet kanunu, Newton kanunu demek imanı zedeler)
deniyor. Allahü teâlâ kâinatta çeşitli düzenler yaratmıştır. Suya belli
bir kaldırma gücü vermiştir. Bunu bulana onun ismini vermenin
küfürle ilgisi olmaz. Suya kaldırma gücünü Arşimet veriyor denmiyor
ki. Bunun varlığını Arşimet buldu deniyor.
(Kur’an okumak çok zordur demek bâtıl bir yaygaradır)
deniyor. Bilmeyene elbette zordur. Kimine yabancı dil, kimine
matematik zor gelir. Zora zor demenin bâtılla, küfürle ne alakası
vardır?
(Hele şu namazımızı kılalım da, rahat rahat çayımızı içelim
diyenlerin akıbetleri çok feci olur) deniyor. Bu ne kadar da yanlış
bir ifade? Adam, namaza çok önem veriyor ki, (Önce şu namazımızı
kılalım, namazı geciktirme endişesi ile çay içersek çayın tadını da
alamayız, hele namazı kılalım çayı nasıl olsa içeriz) demek istiyor.
Bu sözün neresi kötü ki? Âlimlerimiz, namaza mani olan işte hayır
yoktur buyuruyorlar. Vakit girer girmez, önce namazı kılmalı, ondan
sonra diğer işleri yapmalıdır.
(İslam bir bütündür, tamamını alan ancak Müslümandır)
deniyor. Bu söz izaha muhtaçtır. İtikadda öyle ise de amelde öyle
değildir. "Ya, dinimizin bütün emirlerini yapıp, bütün yasaklarından
kaçınmak veya hiçbirini yapmamak gerektiğini" söylemek, "Ya hep,
ya hiç" demek çok yanlıştır. birkaç günah işliyorum diye, diğer
günahları da yapmak gerekmez. İmam-ı Rabbani hazretleri
buyuruyor ki: (Bütün günahlara tevbe edip hepsinden kaçmak büyük
nimettir. Bu yapılamazsa, bazı günahlara tevbe etmek de nimettir.
Bunların bereketiyle belki bütün günahlara tevbe etmek nasip olur.
"Bir şeyin bütünü ele geçmez ise, hepsini de kaçırmamalı"
buyuruldu.)
(İbadet de gizli, rezalet de) diyenlere ateş püskürülüyor.
Halbuki hadis-i şerifte, (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü
teâlâ da, Kıyamette, o günahı herkesten saklar) buyuruluyor.
(Müslim)
İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da
imandandır. Günah gizlenmezse, fâsıklar bundan cesaret alır.
(Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya
olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli,
ibadet de gizlidir) denmiştir. Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i
şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin ayıpları görülmez.
Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını
istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmayacağı şeylerden
kaç!) buyurulmuştur.
Camileri siyasi arena haline getirmek isteyen bazı din cahilleri,
(Emperyalist kâfirlerin “Camide dünya kelamı konuşmak
günahtır” sözünü söyleyerek, Camiler, ziyaret yerleri, mevlit ve
hatim merkezleri haline getirilmiştir) diyor. Camilerin ziyaret
edilmesi, mevlit okunması, hele hatim yani Kur’an okunmasına karşı
çıkmak ne kadar çirkindir. Camide konuşmayı emperyalist kâfirler
değil, Allah ve Resulü yasaklıyor. Camide konuşmak sevapları
giderir. Hutbeyi bile nutuk çeker gibi yüksek sesle okumak haramdır.
Camide konuşulmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mescitte dünya kelamı söyleyenin ağzından kötü bir koku
çıkar. Melekler, "Ya Rabbi, bu kulun mescitte söylediği dünya
kelamından dolayı, ağzından çıkan fena koku bizleri rahatsız ediyor"
derler. Hak teâlâ da buyurur ki: "İzzetim, celalim hakkı için,
onlara büyük bela veririm.") [Ey Oğul İlm.]
(Ahir zamanda bazı kimseler, mescitlerde dünyadan, dünya
kelamından bahsedecekler. Onlarla beraber olmayın! Allahü
teâlânın böyle kimselerle işi yoktur.) [İbni Hibban]
(Hayvanların otu yediği gibi, mescitte konuşmak da
sevapları yer, yok eder.) [İ.Gazali]
Önce (tehiyyet-ül mescid) namazı kılıp veya başka ibadet yapıp,
itikâfa niyet ettikten sonra, hafif sesle ihtiyaç kadar konuşmak
caizdir. İhtiyaçsız mescitte konuşulmaz.
(Bu mahallenin çocukları ahlaksız) diyenlere de hücum
edilerek, (Her çocuk mümin ve günahsız doğar) deniyor.
Çocuğun günahsız doğduğu doğrudur, fakat mümin doğar demek
yanlıştır. Çünkü bir hadis-i şerifte (Kız çocuğunu diri olarak
gömen de, gömülen çocuk da Cehennemdedir) buyuruldu. (Ebu
Davud)
Kâfirlerin çocukları, akıl-baliğ olsaydı, mümin veya kâfir olacaktı.
Bu ise ilm-i ilahide bilindiğine göre, büyüyünce ne olacaksa hüküm
de ona göredir. Yani kâfir olacaklar Cehenneme, Müslüman
olacaklar ise Cennete gideceklerdir. Peygamber efendimize, küçük
yaşta ölen müşrik çocuklarının durumu sual edildiğinde (Akıl baliğ
olsalardı, ne amel işleyeceklerini Allah elbette bilir) buyurdu.
(Buhari)
Bu kavli bildiren âlimler olduğu gibi, çocuklar günahsız doğduğu
için kâfir çocuklarının da Cennete gideceğini söyleyen âlimler vardır.
Fakat çocuklar mümin olarak doğar diyen âlim yoktur
(Can çıkmayınca huy çıkmaz) sözü yanlış deniyor. Bu söz,
gazap, şehvet gibi insanın fıtratında olan şeylerin tamamen yok
edilemeyeceğini bildirmek için söylenmiştir. Şu hadis-i şerif de aynı
mealdedir:
(Bir dağ yerinden ayrılmış denirse, tasdik edin. Fakat, bir
kimsenin ahlakı değişmiş denirse inanmayın. Zira fıtri yapı
değişmez.) [İ.Ahmed]
Terbiye etmek başka, yok etmek başkadır. Bir erik çekirdeği, ne
elmadır, ne de eriktir. Bu çekirdek, toprağa konur, sulanıp
gübrelenirse, erik ağacı olabilir. Bu ağaçtan da erik alınabilir. Bu
ağaca ne kadar bakılırsa bakılsın, erik çekirdeğinden elma olmaz.
İşte can çıkar huy çıkmaz bu anlamdadır.
(Çocukları camiye sokmayanlar var. Her cami avlusu,
çocuk bahçesi haline getirilmeli. Caminin mimarisinde,
edebiyatında, musikisinde hep fayda vardır. Bu faydalardan
çocuklarımızı uzak tutmayalım) deniyor. Halbuki, hiç zarar
vermese de, camiye küçük çocuk getirmek mekruhtur. Zarar verir,
kirletirse haram olur. Hadis-i şerifte (Camiye çocuk ve deli
koymayın) buyuruluyor. (İbni Mace)
Musiki haramdır, harama helal diyen küfre girer.
(Ben cahilim demek, cahiliyet devrini kabul etmek olur)
deniyor. Halbuki Peygamber efendimiz, (Âlimim diyen kimse
cahildir) buyuruyor. (Taberani)
Hazret-i Şabi, (Bilmem demek, cahilliğini söylemek ilmin
yarısıdır. Allah rızası için bilmediği bir konuda, susanın aldığı
mükafat, bildiği konuda konuşanın aldığı mükafattan az değildir.
Çünkü cehaleti kabul etmek nefse çok ağır gelir) buyuruyor. İmam-ı
Gazali hazretleri, tevekkülün ikinci derecesini anlatırken buyuruyor
ki: (Bu kelime-i tevhidin manasına, kalbin inanmasıdır. Bu inanış, ya
başkalarından görerek, işiterek olur ki, bizim gibi cahillerin inanışı
böyledir. Yahut delil ile, aklın ispat etmesi ile inanır. Din âlimlerinin,
kelam ilmi üstadlarının inanması böyledir.)
Hikmet ehli bir zat, (Kötü sözlerimize dayanan, isteyene veren
ve cahilliklerimize göz yuman bizim efendimiz) der. Ben cahilim
demenin, ben cahiliyet devri itikadındayım demekle hiç bir ilgisi
yoktur.
(Bekârlık sultanlıktır sözü yanlıştır) deniyor. İslam’ın ilk
zamanları evlenmek tavsiye ediliyordu. Peygamber efendimiz,
(Evlenmek benim sünnetimdir, sünnetime uymayan benden
değil) buyuruyordu. Fakat ahir zamanda bu durum değişmektedir.
Çünkü Ebu Ya’lanın rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber
efendimiz, (İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhâz
olandır) buyurdu. Hafifülhâz nedir, dediklerinde, (Hanımı ve
çocuğu olmayandır) buyurdu. Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami, Ebül-
Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi.
Hicretin ikiyüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar
gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir.
(İhya)
Ebu Süleyman-ı Darani hazretleri, (Bekârlığa dayanmak, ailenin
çilesine dayanmaktan, onların eziyetine katlanmak, Cehennem
ateşine dayanmaktan daha kolaydır) buyurdu.
(Zaman çok kötüleşti demek, Allah’tan şikayettir; çünkü
(Zamana söven beni cezalandırır. Ben zamanım) hadisi kudsisi
vardır) deniyor. Zaman kelimesinin sanki tek bu anlamı mı var da
böyle söyleniyor?
Zaman kelimesinin anlamlarından birkaçı şöyledir:
1- Vakit demektir. Olayları sıralamaya yarayan başı ve sonu
belli olmayan mücerret kavram. Zaman akıp gidiyor gibi.
2- Çağ demektir. Osmanlıların ilk zamanlarında Türklerin itibarı
yüksekti gibi.
3- Gün demektir. Zaman olur beni de anlayan çıkar gibi.
4- An demektir. Bir zaman durakladı, konuşmadı gibi.
5- Mevsim demektir. Şimdi hasat zamanı gibi.
6- Elverişli vakit demektir. Tam hücum etme zamanı gibi.
7- Yaşanılan devir demektir. Zaman çok kötü oldu, bilir bilmez
herkes din adına ahkam kesiyor gibi.
(Zaman sana uymazsa sen zamana uy sözü çok yanlıştır)
deniyor. Halbuki “Zaman sana uymazsa, sen zamana uy” sözü
doğrudur. Zamana uymak, zamanın gerektirdiği hususlara uymak
demektir. Zamanın değişmesiyle, örf ve âdete ait hükümler
değişebilir. Nassa [Kur'an ve hadise] dayanan hükümler zamanla
değişmez. Dine aykırı olmayan örf ve âdete ait hükümler değişirse,
bunlara uymakta mahzur yoktur.
Mecellenin 39. maddesinde, zamanın değişmesiyle âdete ait
hükümlerin değişeceği bildirilmektedir. Mubah olan âdetlerde ve fen
bilgilerinde zamana uyulur. İbadetlerde zamana uyulmaz.
Herkes traktörle, kamyonla giderken, kağnı ile gitmek gerek
diye ısrar edilmez. Fakat günah olan bir şey, herkes tarafından
yapılsa, buna uyulmaz. Zamana ait işlerin değişmesine, zamanın
değişmesi denmiştir. Böyle misaller Kur'an-ı kerimde de vardır.
Mesela, (köy halkına sor) yerine, (köye sor) denilmiştir. (Yusüf 82)
Türkçede de, (şu sınıf tembel) denir. Burada anlatılan, sınıfın
kendisi değil, oradaki talebelerdir. Zamana uymak da, zamanın icabı
olan faydalı işlere uymak demektir. Zararlı, günah olan şeylere
uyulmaz. Zamanı kötülemek de, o zamanda yaşayan kötü insanları
tenkit etmektir. Yoksa zamanı yaratan Allah’ı kötülemek anlamında
değildir.
(Din siyasete alet edilmez diyenler, Müslümanları uşak
olarak kullanmak isteyenlerdir) deniyor. Yani apaçıkça din
istismarı normal görülüyor. Dini kullanarak, gerek şahsi, gerek siyasi
menfaat veya nüfuz sağlama işine din istismarı denir. Koltuk
kapmak, alkış toplamak, bir grup insanı peşine takmak gibi herhangi
bir menfaat, Allah rızasından başka niyetlerle yapılırsa riya olur.
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: İyi bil ki riya haramdır, riyakârı
Allah sevmez. Hadis-i şerifte:
(Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden, gösteriş
yapanlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna
bürünmüş birer kurttur) buyuruldu. (Tirmizi)
Din alet edilerek elde edilen mal, mevki için şair der ki:
Şu mala, makama ola ki lanet,
Ona din veya ırz edile alet.
Dini siyasete, politikaya alet etmek, yahut başka zararlı
maksatlar ve menfaatler için kullanmak, bir takım cahilleri, din ismi
altında, tahrik etmek çok büyük bir günahtır. Allahü teâlâ, en çok
bunu kötülemektedir. Din, tertemiz ahlak sahibi olmayı emreden, sırf
merhamet, sevgi ve büyüklere itaat, küçüklere şefkat emreden,
insanları doğru yola götüren Allahü teâlânın razı olduğu yoldur. Dini
herhangi bir menfaate, mesela siyasete alet etmek, yahut başka
zararlı maksatlar için kullanmak, bir takım cahilleri, din ismi altında,
tahrik etmek çok büyük bir günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yazıklar olsun ilmini ticaret vasıtası yapan kötü âlimlere ki,
devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah
onların ticaretine kesatlık versin!) [Hakim]
Vaaz etmek, dini yazı yazmak, kitap çıkarmak, ancak Allah
rızası için olunca, mevki, mal ve şöhret kazanmak için olmayınca
faydalı olur. Aksine olursa çok zararlı olur. Hadis-i şerifte buyuruldu
ki:
(Hak teâlâ, Hazret-i Âdem’e bin çeşit sanat öğretip buyurdu
ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep
etsin! Sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın! Dini kullanarak
dünyayı talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]
(Ne yapayım emir kuluyum demek yanlıştır. Allah’ın kulu
olmalı, kulun kulu olmamalı) deniyor. Bir başka cahil de şöyle
diyor: (Osmanlılarda, insan, Allah’ın değil, padişahın kuluydu.
Onun için padişah, halka "Kullarım" derdi. Sultanlık sistemine
karşı çıkmak, soylu mücadele vermektir) diyor.
Bazı kelimeler birkaç manaya gelir. Cümledeki yerlerine göre
manaları değişir. Mesela Mevla kelimesi, yedi manaya gelir. Daha
çok ilah, efendi, köle manasında kullanılır. (Mevla’nın rahmeti bol)
cümlesindeki mevla, ilah manasındadır. (Mevlana Celaleddin)deki
mevla da efendi demektir. Şimdi biri çıkıp da (Sen Celaleddine ilah
dedin) diyemez. Bunun gibi kul kelimesi de mahlûk, insan, köle,
bende, emir altında bulunan, tâbi, mensup gibi manalara gelir. Şimdi
birisi nezaket olsun diye (Bendeniz) dese, bende kul, köle demek
olduğu için, (Sen karşındakine bendeniz demekle onu ilah yaptın)
demek caiz olur mu? Padişahlar, sadık yardımcılarına "Kulum"
derdi. Burada kul, "Sağ kolum” demektir. Sultana ait seçkin
askerlere (Kapı kulu) denirdi.
(Allah’tan başkasına itaat etmek şirktir, kula kulluktur)
deniyor. Bu söz de çok yanlıştır. Çünkü Kur'an-ı kerimde, Allah ve
Resulüne ve ülülemre de itaat edilmesi emrediliyor. Âlimlere, ana
babaya itaat da dinimizin emridir. Bunlara itaat da Allah’a itaat olur.
(Hadika)
(Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözüne hadis demek
korkunçtur, Bayezid-i Bistamiye aittir) deniyor. O zaman adama
şu soruyu sorarlar: Bu korkunç sözü ne diye Bayezid-i Bistami
hazretleri söylemiştir? Bir âlimin söylemesi o sözün kötü olmasını mı
gerektirir? Burada şeyh, mürşid, rehber, üstad, öğretmen
anlamındadır. Din ilimlerini hocasız öğrenmek kolay mıdır? Hele
tasavvufu rehbersiz öğrenmek imkansızdır. Bayezid-i Bistami
hazretlerinin bu sözü, korkunç olarak vasıflandırılıp niye beğenilmez
ki? Burada tasavvuf düşmanlığı mı yapılıyor? Rehbere, üstada
kızılır mı? Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu
bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyacı vardır. Çünkü hadis-i şerifte,
(İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. (Taberani)
Kur'an-ı kerimde ise mealen, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden
sorun!) buyuruldu. (Nahl 43)
(Eğer o iki sene olmasaydı Numan helak olurdu sözü imamı
a’zama ait değildir, uydurma bir sözdür. Tasavvuf olmadan da
insan evliya olur) deniyor. Maksat tasavvufu kötülemek. Tasavvuf
düşmanlığı selefiler arasında çok yaygındır. Evliyaya, keramete
düşmanlık yaparlar. Bilmeyenin bilmediği şeyleri düşmanlık yapması
yadırganmaz. Atalarımız böyle kimseler için, (Kişi bilmediği şeylerin
düşmanıdır) buyurmuşlardır.
Muhammed Masum hazretleri, Mektubat kitabında buyuruyor ki:
Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür:
1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak,
2-Tasavvuf büyüklerinin tanımaları.
Birinci şekildeki imanda nefs azgınlığından vazgeçmemiştir,
iman hakiki değil, mecazidir. Bu iman gidebilir. İkincisinde nefs de
imana geldiği için iman yok olmaktan korunmuştur. (Ya Rabbi,
senden sonu küfür olmayan iman istiyorum) hadis-i şerifi ve Nisa
suresinin (Ey iman sahipleri, iman edin) mealindeki 136. âyet-i
kerimesi de hakiki imanı bildirmektedir. Bu âyet, (Hakiki imana
kavuşun) manasındadır.
İmam-ı Ahmed hazretleri ilim ve ictihadda çok yüksek dereceye
sahip olduğu halde, hakiki imana kavuşmak için Bişr-i Hafi [ve
Zünnun-i Mısri] hazretleri gibi evliyanın sohbetinde bulundu. İmam-ı
a'zam hazretleri de, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık
hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene
olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana
kavuşamazdım) buyurmuştur. Her iki imam da ilimde ve ibadette
son derece ileri oldukları halde, tasavvuf büyüklerinin sohbetinde
bulunarak marifeti ve bunun meyvesi olan hakiki imanı elde ettiler.)
(2/106)
Senaullah-i Dehlevi hazretleri de buyuruyor ki:
Tasavvufta fena makamına kavuşan, muhakkak imanla ölür.
Bekâra suresinin (Allahü teâlâ imanınızı zayi etmez) mealindeki
143. âyet-i kerimesi ve (Allahü teâlâ, kullarının imanlarını geri
almaz. Fakat âlimleri yok ederek ilmi geri alır) hadis-i şerifi, hakiki
imanın ve bâtın ilminin geri alınmayacağını göstermektedir. (İrşadüt-
talibin)
(Sizin düşmanınız şeytandır) âyet-i kerimesini delil getirerek,
bize düşman olan birisine (Sen benim düşmanımsın) demenin küfür
olduğu söyleniyor. Cahilliğin bu kadarına da pes artık. Bir Müslüman
da diğer Müslümana düşmanlık yaptı diye hemen ona kâfir denir
mi? Hangi kitap böyle yazar? Tarihte iki Müslüman ordu çarpışmadı
mı? Bunlara kâfir denir mi? Bu cahil adamlar, ellerine almışlar, bir
kâfir karası, önüne gelenlere rastgele sürüyorlar.
Müziğin her çeşidinin haram olduğu muteber eserlerde
bildirilirken, müziğin eğlendirici, düşündürücü, dinlendirici ve eğitici
yönleri de bulunduğu anlatılarak sanki bazı müziklerin caiz olduğu
söyleniyor. Mehter marşı, def, düğünde davul çalmak hariç elbette
müziğin her çeşidi haramdır. Tasavvuf müziği diye de bir şey yoktur.
(Kâfirler Allah’tan ümit keser) âyetini delil getirerek, (Bu
toplum düzelmez) diyenlerin küfre girdiği söyleniyor. Halbuki bu
âyetin, bununla hiç ilgisi yoktur. Delinin biri çıksa, (Ben hiç
hastalanmayacağım, göklerde uçacağım, dünyadaki herkesi
Müslüman edeceğim) dese, bir başkası da bunları yapamazsın
dese, hemen eldeki kara, bu adamın alnına yapıştırılır, (Sen
Allah’tan ümit kestiğin için kâfirsin) denir. Ben inansam da, ibadet
etsem de Allah beni affetmez) demek küfürdür. Allah’tan ümit
kesmek, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir. Yoksa bu işi
yapamazlar demenin küfürle ne ilgisi vardır?
Eli yağlı karalılar, (Gemisini kurtaran kaptan) sözüne de
saldırıyorlar. Halbuki bu söz, hadis-i şeriflere ve âlimlerimizin
bildirdiklerine aykırı değildir, çok güzel bir sözdür. Atalarımız aynı
anlamda, (Önce can, sonra canan) demişlerdir. Can kurtarılmadan
canan kurtarılmaz.
Kötü de olsa mevcudu kabullenme olacağı için, (Beterin de
beteri vardır) sözü de tenkit ediliyor. Halbuki İmam-ı Rabbani
hazretleri, (Hiç bir zaman, hiç bir şekilde, halinizden şikayetçi
olmayın. Her zaman şükredici olun. Beterin beteri vardır)
buyuruyor. Topal olan kimse, (Beni niye topal yarattın veya niye
kazada ayağımı koparttın) diye Allah’a isyan mı etmesi gerekir,
yoksa (Ya rabbi gözümü kör etmediğine, kulağımı sağır etmediğine
çok şükürler olsun demesi gerekmez mi? Her zaman beterin beteri
vardır diyerek hâlimize şükretmeliyiz.
(Kedinin bacağını gerdek gecesi ayırmak gerekir) sözüne de
saldırıyorlar. Halbuki bu sözün anlamı, tedbirini zamanında almak
gerekir demektir. Yoksa kedinin bacağını tutup ayırmak demek
değildir. Tedbir işin başında alınmazsa, zamanla olayları önlemenin
güç olduğu bildirilmektedir. Gerdek gecesi hanımı dövmek gerekir
diye bir şey yoktur. Çünkü çoluk çocuğu terbiye etmek için dövmek
doğru değildir. Ancak yanlış bir iş yapınca, cezalanabileceği hissini
vermek gerekir. Peygamber efendimiz, ev halkının dövülmemesini
emrettiği halde, terbiye edilmeleri için cezalanacakları, dövülecekleri
hissini taşımaları gerektiğini bildirmiştir. Bu hususta Peygamber
efendimiz, (Ev halkınızı terbiye edebilmek için bastonunuzu
onların göreceği yere asın!) buyurmaktadır. (Taberani)
Kur’an-ı kerimde de Cenab-ı Hak, (Azabım çok şiddetlidir)
diyerek kullarını ikaz etmektedir. O halde son pişmanlık fayda
vermez, kedinin bacağını ilk gece ayırmak gerekir.
(Babam öldü, hemen mezarını yaptırdım) diyene kızıyorlar,
israftır, dine aykırıdır diyorlar. Mezar düşmanı olduğunu çekinmeden
açıklıyorlar. Âlimlere evliyaya türbe yaptırmak bile caizdir. Bunun
için atalarımıza dil uzatmak çok yanlıştır. Aynı zihniyet enbiya ve
evliya kabirlerin yardım istemeye de, onlar için kurban kesmeye de
şirk diyorlar. Allah rızası için kurban kesip sevabını yatırdaki
evliyaya bağışlamanın dinen bir mahzuru yoktur. Hele şirk ile zerre
kadar ilgisi yoktur. Evliya kabirlerine gidip evliyanın aracı olmasını
istemenin şirkle bir ilgisi yoktur. Biz her şeyin yaratıcısının ve o
evliyaya yardım etme gücünü verenin Allahü telâlâ olduğunu
biliyoruz. En cahil bir kimse de, insanın yaratıcı olmadığını bilir.
Onun için evliya kabirlerine dua etmeye giden kimselere müşrik
demek çok çirkin bir harekettir.
Kötü bir iş yapılırken, (Elâlem ne der, dost düşman ne der)
sözüne de saldırıyorlar. Halbuki diğer sözler gibi, bu söz de dinimize
aykırı değildir. Kuldan utanmayan Allah’tan da utanmaz. Bir
kötülüğü işlerken Allah’tan utanmayan kimse, hiç değilse kuldan
olsun utanmalıdır. Kötü örnek olacağı için kötülüğü açıktan işlemek
daha fazla günahtır. Açıktan oruç yemek gizli yemeye göre daha
büyük günahtır. Onun için dinimizde açıktan oruç yiyen dünyada da
cezalandırılır. Çünkü kötülüğe örnek oluyor. Hadis-i şeriflerde
buyuruluyor ki:
(Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da,
Kıyamette, o günahı herkesten saklar.) [Müslim]
(Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde
bulundurmalıdır!) [Müslim]
İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da
imandandır. Günah gizlenmezse, fâsıklar bundan cesaret alır.
(Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya
olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli,
ibadet de gizlidir) denmiştir. Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i
şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin aybı görülmez.
Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını
istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmıyacağı şeylerden kaç!)
buyurulmuştur. Yani dost düşmanın ayıplıyacağı kötülükleri
yapmamalıdır.
Eli karalılar, saldıracak yer arıyorlar, (İyi atadan kötü evlat,
kötü atadan iyi evlat olabilir, sözü bâtıl bir sözdür, hiçbir
dayanağı yoktur) diyorlar. Bu çok normal bir sözdür. Âdem
aleyhisselam, Nuh aleyhisselam, büyük birer peygamber oldukları
halde, çocuklarından kâfir olanlar da olmuştur. Aksine Ebu Cehilin
oğlu, Eshab-ı kiramdan olmakla şereflenmiştir.
Her düğünü oyun eğlence sandıkları için, (Sünnet düğününde
Kur’an okumak küfürdür) diyorlar. Halbuki içkisiz yapılan ve başka
haram bulunmayan sünnet düğünlerinde mevlit ve Kur’an-ı kerim
okutmakta hiç mahzur yoktur. Müzik varsa, davul veya def
çalınıyorsa, eğlence arasında elbette Kur’an-ı kerim okunmaz.
Sünnet düğünü sebebiyle Kur’an-ı kerim okumaya engel olmak çok
çirkin bir harekettir.
(Allah cezanı versin demek bedduadır, böyle söylemek
haramdır) deniyor. Ceza kelimesi, iyi veya kötü karşılık, mükafat
demektir. Mesela ahirete, iyilik ve kötülüklerin karşılığının verildiği
yer anlamında dâr-ül-ceza denir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İyilik gördüğüne, cezakellahü hayran kesira [Allah, seni çok
hayırla mükafatlandırsın] diyen, ona en büyük duayı etmiş olur.)
[İ.Asakir]
Allah seni mükafatlandırsın anlamında Allah cezanı versin
demek beddua olmaz. Atalarımız Arapça bildiği için böyle
konuşurlardı. Yeni neslin bunları bilmediği için beddua sanması
yadırganmaz.
(İyi işler, iyi günler, iyi yolculuklar) demeye saldırıyorlar.
Hayırlı işler, hayırlı günler demek gerekiyormuş. Arapça olan hayrın,
yaklaşık Türkçe karşılığı iyi kelimesi ile ifade edilir. Ha hayırlı
dediniz, ha iyi dediniz fark eden bir şey olmaz. Bunun gibi ifadeleri
bir problem haline getirmek yanlıştır.
Malum yağlı karalılar, (Bana göre şöyle, bence böyle) sözünü
tenkit ederek birkaç güzel örnek vermişler, fakat yazdıkları üç ciltlik
eserleri şahsi görüşle, bana göre ile doludur. Atalarımız, bunun
gibiler için, (Bu ne perhiz…) demişlerdir.
Küfür olur mu?
Sual: Aşağıdaki sözleri söylemek küfür olur deniyor, doğru mu?
CEVAP
Tevil edilme imkânı olan sözlere, küfür denmez. İnternette
yayılan aşağıdaki sözlerin hiçbirisi küfür değildir.
(Fala inanma, falsız da kalma) demek:
Fala inanmak gerekir denmiyor. Fala inanılmaz; ama sen yine
fala bak diyerek günaha teşvik var. (İçki haram; ama sen yine
içmeye devam et) demek gibi uygunsuz bir sözdür. Böyle söylemek
caiz değilse de, küfür de değildir.
(Onda iman ne gezer) demek:
İmanı olmayan için, böyle söylemenin mahzuru olmaz.
(Kur’an çarpsın) demek:
Bu söz, küfür değildir. Böyle söylemek yemin olur; fakat böyle
yemin etmek de uygun değildir.
(Hastalığıma dayanamıyorum, artık beni öldür Allah’ım)
demek:
Ölümü istemek uygun değil; ama küfür de değildir.
(Haram ne tatlı şeymiş) demek:
Nefsin gıdası, küfür, haram ve mekruh olan, söz ve işlerdir.
Haramların tatlı gelmesi, bu yüzdendir. Burada niyet geçerlidir.
Haramı güzel ve tatlı görmek küfür olur. Haram; ama tatlı olduğu için
seviyorum demek de haramı tasvib manası olduğu için haramdır;
ama küfür olmaz. Bir hırsız, tereyağlı baklava çalsa, yerken, bu ne
tatlıymış dese, küfür olmaz. Harama helal demiyor, tatlıya tatlı diyor.
Haramı övücü söz olmadığı için, küfür olmaz. Açık gezen güzel bir
kadına da güzel demek küfür olmaz. Eğer açıklığına güzel
deniyorsa küfür olur. Bu inceliği iyi anlamalıdır.
Ramazan ayı gelince, (Ağır bir ay geldi) demek:
Bu söz küfür değildir. Bir ay oruç tutmak herkese kolay gelmez,
bazısına ağır gelir.
Zâlime âdil, âdil olana zalim demek:
Burada zâlimin zulmüne iyi denmiyor. İyi dense, harama helal
dendiği için küfür olur; fakat yalan söylüyor, zâlim birine âdil diyor.
Âdil olana da zalim diye iftira ediyor. Böyle söylemek günahsa da,
küfür olmaz.
Ölen birisi için, (Ah oraya gitmeseydi ölmeyecekti) demek:
Bu söz de, küfür değildir. Bu söz, (Yüzme bilmediği halde
kendini denizin ortasına atmasaydı, boğulmazdı) demek gibi bir şey.
Burada kaderi inkâr yoktur.
(Allah zengine çok veriyor, bana neden vermiyor) demek:
Vermeyiş sebebini araştırıyorsa, küfür olmaz. Hâşâ, Allah
haksızlık yapıyor, beni de zengin etmesi gerekirdi demek istiyorsa
küfür olur; fakat dinini bilen hiçbir Müslüman da böyle söz söylemez.
Onun için Müslümanın söylediği sözlere, hemen küfür dememelidir.
(Atın ölümü arpadan olsun) demek:
At arpayı sever, kimi de baklavayı sever. Şeker hastasına,
(Baklava yeme ölürsün) dense, o da, (Ölümüm baklavadan olsun)
derse küfür olmaz; çünkü günah işleniyorsa da, harama helal
denmiş olmuyor.
(Kıyamet, hacılar, hocalar yüzünden kopacak) demek:
Bu söz de küfür değildir. Peygamber efendimiz, (Ahir zamanda
din adamları, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram,
harama helal diyecekler, Kur’anı ticarete, menfaate alet
edecekler) buyuruyor. Bu, kıyamet alametlerindendir. Hakiki hacı,
hoca ve hiçbir Müslüman kalmayınca kıyamet kopacaktır.
(Güzele bakmak sevab) demek:
Bu, niyete göre değişir. Eğer, kâinatta Allahü teâlânın yarattığı
güzellikler için, mesela ne güzel ağaç, ne güzel kuş, ne güzel
meyve, ne güzel çocuk gibi şeyler söylemekte mahzur olmaz.
Kumar oynamak, şarap içmek, yabancı kadına bakmak gibi, haram
olan bir şey için söylemek, elbette caiz olmaz.
(Haydan gelen huya gider) demek:
Bu söz, kolayca kazanılan şeyler, kolayca elden çıkar demektir.
Buradaki hay kelimesinin Allahü teâlânın ismiyle alakası yoktur.
Bunun gibi, hayhay, baş üstüne demektir. Buradaki hay kelimesi de,
Allah anlamında değildir.
(Allah’ın sopası yok) demek:
Günah işleyeni, hainlik edeni, caniyi hemen cezalandırmaz gibi
anlamlarda söyleniyor. Her ne kadar hoş bir söz değilse de, küfür de
değildir.
(Şu işi yaparsam kâfir olayım, Allah’ımı inkâr edeyim) diye
yemin etmek:
Bu husustaki, iki kavilden biri şöyledir: Küfre sebep olan şeyleri
yemin niyetiyle söylemek küfür olmaz, yemin edilmiş olur; fakat
böyle yemin, Müslüman yemini değildir.
Namaz kıl denince, (Sonra kılarız) demek:
Farz olduğunu inkâr etmedikçe, namazla alay etmedikçe, sonra
kılarım demek, küfür olmaz.
Kadere küsmek
Sual: Kaderime küstüm demek küfür müdür?
CEVAP
Küfür değildir. İnsanın kaderi kötü olabilir. İnsan kötü kaderini
beğenmeyebilir. Kaderim kötüymüş diyebilir; ama suçu kadere
yüklemek caiz olmaz. Bu bakımdan, kaderime küstüm gibi manasız
bir şey söylenmemelidir.
Müslümana kâfir demek
Sual: Bir müslümana kızıp, (Ne kâfir o!) diye hakaret etmek
küfür olur mu?
CEVAP
Bir müslümanı kötülemek için, hakaret için kâfir demek küfür
olmaz. Kâfir olmasını isteyerek söylemek küfürdür. Yani bir
Müslümanın kâfir olmasını istemek küfürdür. Yoksa kötülemek
kastıyla kâfir demek, küfür olmaz. (İslam Ahlakı)
Fatiha okurken düşünmek
Sual: Namazda veya başka zaman Fatiha’daki, (Yalnız sana
ibadet ederiz) mealindeki (İyyake na’büdü) âyetini okurken, başka
şey, mesela para, kadın gibi dünyevi şeyler düşünmek küfre sebep
olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz. Onlara tapılmıyor ki, küfür olsun! Namaz kılarken
de, başka zaman da, insanın hatırına yetmiş türlü kötü şey gelebilir.
Bunlar küfür olmaz. Hatta hatıra küfür düşünce bile gelse yine küfür
olmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kalbe gelen kötü düşünce, söylenmedikçe ve buna uygun
hareket edilmedikçe affedilir.) [Buhari]
Ümit kesmek
Sual: (Seda evlenmekten ümidini kesti. Suzan boyunun
uzamasından ümidini kesti. Çamur spor, şampiyonluktan ümidini
kesti) gibi sözler, Allah’tan ümit kesmek olup küfür değil midir?
CEVAP
Küfür olan, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir. Ben
Cehenneme gideceğim, Allah beni asla Cennetine koymaz demek,
küfür oluyor. Bunun gibi, Allah’ın azabından emin olmak da
küfürdür. Yani Allah beni garanti Cennetine koyar demek de
küfürdür, fakat diğer işlerden ümit kesmek küfür değildir. O işin
şartları yerine gelmezse, o iş olmaz. Bir işten değil, Allah’tan ümit
kesmek, Allah bu işi yapamaz gibi düşünceler küfürdür.
Eşek demek
Sual: (Birine, eşek, domuz veya eşek oğlu eşek veya domuz
oğlu domuz demek küfürdür) diyenler oluyor. Bunlar küfür müdür?
CEVAP
Bunları söylemek kesinlikle küfür değildir. Bunlardan daha ağırı
ise, bir kimseye hakaret için kâfir demektir. İslam Ahlakı kitabında,
(Bir Müslümanı kötülemek için, hakaret için kâfir demek küfür olmaz.
Kâfir olmasını isteyerek söylemek küfürdür. Yani bir Müslümanın
kâfir olmasını istemek küfürdür. Yoksa kötülemek kastıyla kâfir
demek, küfür olmaz) deniyor.
Bir insan şakadan ben kâfirim dese bile, küfre rıza gösterdiği
için kâfir olur. Ancak, (Kâfir olayım ki, şu iş şöyledir) diye yemin etse
kâfir olmaz, çünkü S. Ebediyye’de, (Küfre sebep olan şeyleri, yemin
niyetiyle söylerse kâfir olmaz, yemin etmiş olur) deniyor.
Demek ki, birisine hakaret etmek, yani onu kötülemek için kâfir
demek küfür olmadığı gibi, (domuzun teki), (cahilin biri) gibi sözler
söylemek de küfür olmaz. Ama hakiki bir âlime cahil demek veya
başka bir sözle hakaret etmek küfür olur. Bu, âlimin şahsına değil,
ilmine hakarettir. Mesela İmamı a'zam hazretlerine hakaret eden
kimse, alacak verecek davasından veya şahsi bir düşmanlıktan
dolayı değil, ilminden dolayı hakaret ettiği için kâfir oluyor.
Hakiki bir âlime ahmak, cahil, domuz, eşek diyen tazir olunur.
Hakaret ederek söylerse, kâfir olur, İmam-ı Muhammed buyuruyor
ki, küfre sebep olan her sözü söylemek de, böyle küfür olur. İlme ve
âlimlere hakaret eden kâfir olur. (İslam Ahlakı)
Demek ki bir Müslümana eşek, domuz, köpek, maymun, öküz,
ayı, yılan, akrep veya bunların oğlu demek mesela öküz oğlu öküz,
ayı oğlu ayı gibi sözler söylemek küfür değildir. Âlimin ilmine hakaret
için söylenirse küfür olur. Âlime başka sebeplerle hakaret etmek
küfür olmaz. Fakat alacağını vermeyen veya kendine zarar veren,
çoluğunu çocuğunu döven bir âlime, böyle dünyevî bir sebeple
sövüp saymak küfür olmaz.
Allah'a siz demek
Sual: Allahü teâlâya saygı için siz demek küfür olur mu?
CEVAP
Saygı için siz demek küfür olmazsa da, sen diye dua etmek
gerektiği din kitaplarında yazılıdır.
Vahyin geliş şekli
Sual: Mezhepsizliği sicilli bazı kimseler, (Falanca hoca, Cebrail
aleyhisselamın vahyi Muhammed aleyhisselamdan aldığını
söylüyor, dolayısıyla, Muhammed aleyhisselama Allah diyor) diyerek
onu tekfir ettiler. (Mezhepsiz değilim) diyenler de, (Rivayeti zayıftır)
diye tenkit ettiler. O hocayı böyle bir tenkit uygun mudur?
CEVAP
O hocanın bu rivayeti zayıf olsa bile, tekfir edilecek bir şey
yoktur. Hâşâ Peygamber efendimize Allah denmiyor. Resulullah’ın,
Cebrail aleyhisselamdan üstün olduğu anlatılıyor. Hiç öyle bir rivayet
olmasa bile, küfürle ne ilgisi var ki? O hoca, (Kur'an Allah kelamı
değil) mi diyor? Hâşâ perde arkasındaki Allah mıdır diyor? Demediği
şeyleri ona yakıştırmak iftira olur. Vahyin önce Peygamberimize,
sonra Cebrail aleyhisselama, sonra da tekrar Resulullah'a gelmesi,
akla da, dine de aykırı değildir. Böyle bir şey gerçekten vardır veya
yoktur. Bir rivayete dayanarak vardır denmesi küfür olmaz. Allahü
teâlâ, vahyi dilediği gibi gönderir. Niye öyle vahiy gönderiyorsun
denir mi hiç? Zayıf rivayet deniyor. Zayıf olması küfrü gerektirmez.
O hoca, mezhepsizliğe ve bâtıl yollara karşı olduğu için,
Muhammed aleyhisselamın övülmesine tahammül edemeyenler, bir
bahaneyle ona saldırıyorlar.
Söylenmesi caiz olmayan sözler
Sual: Söylenmesi caiz olmayan sözler nelerdir?
CEVAP
Bazılarını bildirelim:
1- Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek
uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya
gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.
2- Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek
caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa
Peygamber denmiş olur. Allah’ın kudreti ile kurtuldu demek gerekir.
3- Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz değildir.
4- Ana babası kâfir olanın, namazda zammı sure olarak
(Rabbenağfirli velivalideyye...) âyetini okuması caizdir, salli
bariklerden sonra dua olarak okuması caiz değildir.
5- (Haram ama seviyorum) demek haram olur, küfür olmaz.
6- (Allah yazdıysa bozsun) demek, dua niyetiyle caizdir.
7- Kâfire, (dayı, amca, dayıcığım, buyurun) demek, âdet olarak
söylendiği için caizdir.
8- Allah bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira
düşünmek mahlûklara mahsustur.
9- (Allah kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş) demek uygun
değildir. Allahü teâlâ ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı
çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür
olmaz.
10- Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor, demek caiz
olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz.
Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.
11- Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi
demek caizdir.
12- Müslüman ölü için (Toprağı bol olsun) demek caiz olmaz, bu
ifade gayri müslimler için kullanılır.
13- (Allah kuşların planını kader defterine çizerken yakıt
ihtiyaçlarını da hesaba katmış) demek caiz ise de böyle ifadeler
kullanmak uygun olmaz.
14- (Allah insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş) demek caiz
ise de dememelidir.
15- Kâfire yaptığı iyilik için Allah razı olsun ifadesini imana
gelmesini veya "Allah razı olduğu şekle çevirsin" diye niyet ederek
söylemek caizdir.
16- (Allah unutmadı) demek edepsizlik olur. Sanki böyle
demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle
söylememeli.
17- (Allah yarattı demem döverim, almadan vermek Allah’a
mahsus) gibi sözler küfür olmaz, ancak, Allahü teâlânın ismini,
gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin
gibidir.
18- Şerefsizim ki doğru söylüyorum demek caiz değildir.
Müslüman böyle söylemez.
19- (Anam avradım olsun) demek küfür olmaz. Ama Müslümana
böyle söylemek yakışmaz.
20- İlah yerine, (Ey rahmeti bol padişah) demek, ibadet olmayan
yerlerde caizdir.
21- Eskimiş Kur'an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama,
eski Kur'an olmaz. Kur’an, Allah kelamı demektir. Kur'an-ı kerimin
kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur'an,
küçük Kur'an demek de caiz olmaz.
22- Kur'an için antivirüs programı, Resulullah için yürüyen
Kur'an, Savaş Peygamberi, Allah için mimar, sanatçı diyenler var.
Böyle söylemek caiz değildir. Çünkü Allahü teâlânın isimleri,
tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine mevkuftur, bağlıdır.
İslamiyet’in söylediği ismi söylemelidir. İslamiyet’in bildirmediği isim
söylenemez. Ne kadar iyi, güzel isim olsa da, söylenmez. Dinde
bid’at çıkarılmamalı. Diğerleri de böyledir. Allah Resulüne, Allah
kelamına saygı göstermeli, misyonerlerin tuzaklarına düşüp de
Müslüman olarak böyle şeyler söylememeli.
23- Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek
oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hazret-i Âdem'e
kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir”
diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hazret-i Âdem'e kadar gitmez. Böyle
söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler
söylemez.
24- (Anladıysam Arap olayım) demek uygun değildir. Niyeti,
Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.
25- (Allah bana kulum demesin) diyerek yemin etmek caiz
değildir, çok tehlikelidir.
26- Allah’a akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahlûktur.
Allahü teâlâ aklın yaratıcısıdır.
27- Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden
anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya
işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar.
Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan
kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid'atlerden nasıl
kaçılır ki?
28- İnsanlar için, (Beni ihya etti, beni ihya ettiniz) demek caiz
değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek
anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.
29- Annenin evladına, (Sana kurban olayım) gibi söz söylemesi,
caiz değildir. (Seni verene, seni yaratana kurban olayım) demelidir.
Allah cezanı versin demek
Sual: Kötülük eden, zulmeden kimseleri Allah'a havale etmek,
(Allah bunun cezasını versin demek) caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. (İslam Ahlakı)
Tehlikeli sözlerle ilgili çeşitli sorular
Sual: (Bir şeyi çok görse, mahalakallah dese, manasını
bilmese, kâfir olur) deniyor. Burada, (Bir şeyi çok görse),
(Mahalakallah) ve (manasını bilmese kâfir olur) ifadelerinin
anlamları nedir?
CEVAP
Bir şeyi çok görse demek, çok şey görse demektir. Denizde
binlerce balık görse, havada binlerce bıldırcın görse demektir.
Mahalakallah, Allah ne kadar çok şey yaratmış anlamındadır.
Denizdeki balıkları görüp Allah ne kadar da çok şey yaratmış
anlamında, mahalakallah demek böyledir.
Manasını bilmese kâfir olur demek, mahalakallahın ikinci
manası, Allah yaratmadı demektir. Balıkları görüyor, kuşları görüyor,
bunları Allah yaratmadı anlamında söylüyorsa küfür olur. Her şeyi
Allah yaratmıştır. Bir şey söylerken ne söylediğini bilmeli denmek
isteniyor.
Farzı ve vacibi inkâr
Sual: Farzı inkâr gibi, mütevatir hadisi de inkâr küfürdür; ama
vacib sünnetten daha kuvvetli olduğu halde vacibin vacipliğini inkâr
eden, kâfir olmuyor, sebebi nedir?
CEVAP
Mütevatir hadisi inkâr, Peygamber efendimizi inkârdır. Bu ise
küfürdür; ama ictihadla bulunan farzı veya vacibi inkâr küfür olmaz.
Örnek verelim:
Kurban kesmek vacibdir, ama diğer üç mezhep sünnettir.
Onlara siz sünnet demekle, vacibi inkâr ettiniz denebilir mi? Ama bir
Hanefi vacibi inkâr ederse mezhepsiz olur; çünkü kendi mezhebini
beğenmemiş olur.
Gusülde ağzın içini yıkamak Hanefi’de farz, Maliki ve Şafii’de
sünnettir. Onlar farzı inkâr etmiş olmuyor; ama bir Hanefi bunu inkâr
ederse, kendi mezhebinin hükmünü inkâr etmiş olur. Kendi
mezhebinin hükümlerini beğenmeyen de en azından mezhepsiz
olur. Küfre kadar gidebilir.
Allah’ın mucizesi demek
Sual: Allah’ın mucizesi demek caiz midir?
CEVAP
Caiz ise de, her kelimeyi yerinde kullanmalıdır. Allah’ın kudreti,
Allah’ın hikmeti demelidir. Sihir, istidrac, keramet, mucize gibi
harikaların hepsini yaratan Allahü teâlâdır. Peygamber, Allah’ın
kudreti ile birçok harikaların meydana gelmesine sebep olur.
Peygamberlerin elinde meydana gelen mucizelerin yaratıcısı da
Allahü teâlâdır. Nitekim Allahü teâlâ, peygamberlerine verdiği
mucizeleri bildirdikten sonra (Bunları yapan biziz) buyuruyor.
(Enbiya 79)
Allahü teâlâ, sevdiği insanlara, iyilik, ikram olmak için ve azılı
düşmanlarını da aldatmak için, bunlara, âdetini bozarak, sebepsiz
harika şeyler yaratıyor.
1- Peygamberlerden, meydana gelen harikalara (Mucize) denir.
2- Evliyadan meydana gelen harikalara (Keramet) denir.
3- Evliya olmayan müminlerden meydana gelen harikalara
(Firaset) denir.
4- Fâsıklardan, günahı çok olanlardan, zuhur edenlere
(İstidraç) denir. Allahü teâlânın aldatarak, nimet şeklinde gösterdiği
musibettir. Bu, onun Cehenneme gitmesine sebep olur.
5- Kâfirlerden zuhur edenlere ise (Sihir), yani büyü denir.
“Allah’ın mucizesi”
Sual: Kalbin çalışmasına, gözün görmesine Allah’ın mucizesi
demek caiz mi?
CEVAP
Caiz ise de, Allah’ın kudreti, hikmeti demeli, çünkü mucize
peygamberlere mahsus bir harika, yani olağanüstü bir hâldir.
Allah’ın kerameti de denmez, çünkü keramet, evliyaya mahsus bir
harikadır. Allah’ın sihri de denmez, çünkü sihir, kâfirlerden görülen
harika demektir. Her tabiri yerli yerinde kullanmalıdır.
Allah’ını seversen
Sual: Allah’ını seversen veya Allah aşkına şunu yap
denince, o işi yapmak şart mıdır?
CEVAP
O işi yapmamak günah olmazsa da, mubah olan işleri yapmak
iyi olur. Allah aşkına diyerek bir kimseden dünyalık bir şey istemek
caiz değildir. Böyle kimseler hadis-i şerifle lanetlenmiştir. (Hadika)
Allah vergisi
Sual: Bir kimsenin kendisi veya sesi güzel olsa, bunlar için
Allah vergisi demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Bilal-i Habeşi hazretlerinin de, çok güzel sesi vardı, Allah
vergisi idi. Peygamber efendimiz, (Yâ Bilal, güzel sesinle bizi
ferahlandır) buyurarak, ezan okumasını emrederdi. İnsan güzel
sesi ile, Kur’an-ı kerim, ezan, ilahi okuyabileceği gibi, o güzel sesini
günah işlemekte de, kullanabilir. Açık gezen bir kadının kendisine
veya sesine, Allah vergisi veya güzel demek, işlediği günaha güzel
demek anlamına gelmez.
Ne var, ne yok?
Sual: Birisi, (Ne var, ne yok?) deyince, (Sağlık, güzellik) gibi
sözlerle cevap verilebilir mi? Bazı kimseler bu soruya "Allah var,
şeriki yok" diye cevap veriyor ve böyle cevap vermenin gerektiğini
iddia ediyorlar.
CEVAP
Birinci şekilde söylemenin mahzuru yok. İkinci şekildeki cevap
ise, sorulan soruya cevap değildir. Sen evde bir kişi misin diye
sorulsa, öteki de bir olan Allah’tır dese, sorulan sorunun cevabı olur
mu? Bunlar, dini bilmeyen kimselerin uydurdukları sözlerdir.
Harbi ne demek?
Sual: “Hakikaten” manasında “harbiden” demenin bir mahzuru
var mıdır?
CEVAP
Hayır, mahzuru yoktur. Harbi kelimesi şu anlamlara gelir:
1- Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk.
2- Doğru, hilesiz, mert. Harbi bas demek de, doğru yürü, hızlı
yürü demektir.
3- Arapça savaşla ilgili demektir.
4- İslam ülkesindeki gayrimüslimlere zimmi, kâfir ülkesinde olan
gayrimüslimlere harbi denirdi. Şimdi zimmi de yok, harbi de yoktur.
Siz ikinci anlamda konuşuyorsunuz, mahzuru olmaz. Mesela
harbi ol kardeşim demek, doğru dürüst ol demektir. Harbi konuşalım
demek, doğru konuşalım demektir.
Allah’ın sopası yok
Sual: Allah’ın sopası yok ki demek küfür olur mu?
CEVAP
Niyete bağlıdır, tevil edilirse küfür olmaz. Günah işleyeni, hainlik
edeni, caniyi anında cezalandırmaz anlamında söyleniyor ki, küfür
olmaz. Sanki Allah’ın bir şeyi noksan gibi böyle ifadeler kullanmak
uygun değildir.
İyi insan demek
Sual: İyi huylu veya işinde başarılı olan kâfir ve fâsık bir kimse
için, iyi insan demek caiz midir?
CEVAP
İyi insan, sâlih insan demektir. Müslüman olmayan, itikadı
bozuk olan veya çekinmeden, açıkça günah işleyen fâsık, sâlih
olamaz. Kâfir veya fâsık, iyi huylu ise veya işini iyi yapıyorsa, o huyu
söylenebilir veya işi için iyi denebilir. Mesela, (Çok cömerttir,
yardımseverdir, işinin ehlidir. İyi bir avukattır, iyi bir doktordur)
denebilir. Bu, işini iyi yapıyor demektir. Kötü kimseye iyi insan
denmez.
Şeytan doldurur
Sual: Boş silahı temizlerken şeytan doldurur deniyor. Şeytan
boş silahı doldurur mu?
CEVAP
Hayır. Bu söz, (Silahı boş zannettiğimiz halde, boş olmayabilir,
şeytan unutturabilir veya başkası doldurmuş olabilir. Dikkatli olmalı)
anlamında söyleniyor.
Alay edilince gülmek
Sual: Hıristiyanlıkla veya Yahudilikle alay edilen filmlere
gülmenin, mahzuru olur mu?
CEVAP
Allahü teâlâ ile, Peygamberlerle, meleklerle alay edilirse, buna
gülmek caiz olmaz, kasten gülmek küfre sebep olur. Gayr-i ihtiyari
yani istemeden, elinde olmadan gülmek küfür olmaz.
Gayrimüslimlerin uydurduğu bir hurafe veya batıl bir inançla alay
edilirse, ona gülmek küfür olmaz. Kendileri de, Müslüman olunca, bu
hurafelere nasıl inandık diye hayret edip gülüyorlar.
Ezeli düşmanımız
Sual: Şeytan ezeli düşmanımız, Yunan ezeli rakibimiz demek
caiz midir?
CEVAP
Ezelî kelimesi, manası bakımından yalnız Allahü teâlâ için
kullanılır, (Uzun zaman) ve (Eski) manasında mahlûklar için de
kullanılır.
Cennet gibi demek
Sual: Beğendiğimiz bir yer için, (Dünya Cenneti) veya (Cennet
gibi yer) demek caiz midir?
CEVAP
Caizdir, ancak Cennette, hatıra hayale gelmedik çok büyük
nimetler olacağı için, dünyadaki, en kıymetli, en büyük nimet bile
Cennete benzetilemez. Cenneti basite indirmek gibi olur.
Allah kerimdir demek
Sual: Bir Müslüman, (On günlük kömürüm kaldı. Ondan sonra
Allah kerimdir) dedi. Ben de, (Tevbe de kâfir oldun. Daha önce Allah
kerim değil miydi?) dedim. Arkadaşım kâfir olmadı mı?
CEVAP
Müslümanların böyle sözlerini tevil etmek, hemen kâfir
dememek gerekir. O Müslüman, (On günlük kömürüm kaldı. Ondan
sonra Allah bir çıkış yolu ihsan eder. Nasıl olsa O kerimdir) demek
istemiştir.
Allah yardımcın olsun demek
Sual: Bir arkadaşa, Allah yardımcın olsun, dediğimde dedi ki,
(Yardımcı bir işi yapan asıl kişiye yardım eden, fakat o işi tam olarak
bilmeyen kişiye denir. Mesela, müdür yardımcısı, müdürden daha az
bilgiye sahiptir. Allah yardımcın olsun, demek caiz olmayabilir.)
Allahü teâlâ yardımcın olsun, demek caiz midir?
CEVAP
Akıl yürütmekle din olmaz. Sonra bir kelimenin tek anlamı esas
alınmaz. Burada Allah yardımcın olsun demek, Allah sana yardım
etsin, kolaylık ihsan etsin demektir. Bunun da hiç mahzuru yoktur.
Bütün âlimler böyle söylemiştir.
İnsana sadakat yaraşır, görse de ikrah,
Yardımcısıdır doğruların, hazret-i Allah.
Şaka yapmak
Sual: Arkadaşımız iştahlı olduğu için kalan yemekleri sünnetle
diye hep ona teklif ederiz. Geçtiğimiz yine bir yemekte şaka
maksadıyla sünnetçi geldi filan dedik ve gülüştük. Niyetimiz sünneti
tahkir değildi ama sonradan tehlikeli bir şaka mı yaptık dedik ve çok
rahatsız olduk. Bu tür şakalar imanı giderir mi?
CEVAP
İmanı gidermez; çünkü sünnetle alay kastınız yokmuş; ama dini
hususlarda kesinlikle fıkra anlatmamalı, böyle lüzumsuz şakalar
yapmamalıdır.
Putperest ve hayalperest
Sual: Putperest, puta tapan, ateşperest ateşe tapan demek
olduğuna göre, tapmak anlamına gelen perest kelimesini kullanarak
hayalperest, menfaatperest demek caiz olur mu?
CEVAP
Perest, sadece tapmak anlamında değildir. Seven, çok seven
anlamında da kullanılır.
Hayalperest, hayal kurmayı seven, hayal peşinde koşan;
menfaatperest, çıkarını seven, hep kendi menfaatini düşünen
kimse demektir. Bunlar gibi, Hakperest, hakkı seven, hak taraftarı
demektir. Şehvetperest, şehvetine düşkün demektir. Bu kelimeleri
kullanmanın mahzuru olmaz.
Allah gönderdi demek
Sual: Bir kimse, önemli bir iş için birinin yanına gelince, öteki
memnuniyetinden, (Seni Allah gönderdi) diyor. Önemli bir söz
söyleyince de, (Sana bunu Allah söyletti) diyor. Böyle söylemek
küfür müdür?
CEVAP
Hayır. Bizi yürüten, gönderen, konuşturan, yaşatan, öldüren,
her şeyimizi yapan Allahü teâlâdır. Asıl bunu inkâr etmek küfür olur.
Bir âyet-i kerime meali:
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
Dönme ne demektir?
Sual: Tarihte dönmeleri okuyoruz. Çokları Müslümanlığa
karşıdır. (Sonradan görme, gâvurdan dönme) sözü doğru değil
mi?
CEVAP
Dönmelerden genelde samimi olmayanlar için öyle söz ediliyor.
Yoksa samimi olarak dönen, tertemiz Müslüman olur. Sonradan
görmeler, genelde yeni duruma ayak uyduramayıp gülünç duruma
düşerler. Hatta kimseye bir şey vermeyenleri, verse bile rahatsız
edip burnundan getirenleri çok olur. Davud aleyhisselam buyuruyor
ki:
(Sonradan görmüş birinden bir şey istemek, elini
ejderhanın ağzına sokmaktan kötüdür.) [İ. Asakir]
Hasbelkader
Sual: Hasbelkader bu işin başına geldim dedim, böyle
söylemek küfür olur mu?
CEVAP
Böyle söylemekte mahzur yoktur. Kelime olarak hasbelkader,
kader icabı demektir. Yani Allah böyle takdir etmiş, biz de buraya
geldik demektir. Türkçe’de bir başka anlamı da, (Biz bu işe layık
falan değiliz; ama Allahü teâlâ böyle takdir buyurduğu [ihsan
ettiği] için geldik) demektir.
Bir tanem demek
Sual: Telefonda hanımıma bir tanem dedim. Arkadaş, (Öyle
deme, bir tane olan Allah’tır. Böyle söylemekle küfre girdin, dinin
gitti, nikâhın da bozuldu) dedi. Böyle söylemekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Böyle söylemenin hiç mahzuru yoktur.
Çok şey borçluyum
Sual: Ona çok şey borçluyum demek uygun mudur?
CEVAP
Maddi-manevi iyilik edene teşekkür edilir. (İnsanlara teşekkür
etmeyen, Allah’a şükretmemiş olur) buyuruldu. (Ona çok şey
borçluyum) demekte de mahzur yoktur.
Min Malallah ya Muhsinin
Sual: (Min Malallah ya Muhsinin) ne demektir?
CEVAP
(Ey ihsan sahipleri, hayır sahipleri, iyilikseverler, Allah’ın size
verdiklerinden siz de ihtiyaç sahiplerine verin) demektir.
Peder baba demektir
Sual: Peder ne demektir? Baba yerine kullanmak caiz midir?
CEVAP
Peder, Farsça baba demektir. Kullanmakta mahzur yoktur.
Babaya peder, kayınbabaya kayınpeder denir.
Şimdi geldim bismillah demek
Sual: Bir kitapta (şimdi geldim bismillah dese, afattır) deniyor.
Burada afattan murat nedir?
CEVAP
Tehlikeli iş, felaket demektir. Kibirlenerek, kendini büyük
göstererek, sanki padişah gelmiş gibi, yanıma besmele ile girilir gibi
şeyler söylemek uygun değildir anlamındadır.
Fatıma Ana
Sual: Hazret-i Fatıma’ya, Fatıma Ana demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Hazret-i Fatıma’ya ve Eshab-ı kiramın hanımlarının
hepsine hürmet için anne, valide demek caizdir. Yaşlı kadınlara da
hürmet için ana denir.
(Bir kadına ana denilirse, kocasına peygamber denilmiş olur.
Bunun için Hazret-i Fatıma’ya ana denince Hazret-i Ali’ye
peygamber denmiş olur) sözü yanlıştır, uydurma bir sözdür.
Kraldan çok kralcı
Sual: Kâfir hükümdarlara kral dendiği için, Müslüman bir
kimseye, (Kraldan çok kralcı geçiniyor) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz, öyle söylemek caizdir. Bu bir deyimdir. (Sahibi
veya yetkilisi razı oluyor, sana ne oluyor da razı olmuyorsun?)
demektir.
İllallah demek
Sual: Çocuk yaramazlık edince, (İllallah dedirtiyor) diyorlar.
Böyle söylemek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. İllallah demek, (Ancak Allah…) demektir. Yani,
ancak Allah bu işi halleder demektir.
Banka iyi kazanıyor
Sual: Banka iyi para kazanıyor demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır. Bu işte iyi para var, demek çok para demektir. İyi, çok
anlamında kullanılıyor.
Öbür dünya
Sual: Ahirete, öbür dünya demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Enel hak
Sual: Hallacı Mansur, Enel hak demekle ben batıl değilim,
hakkım diyor diye tevil etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sırat köprüsü
Sual: İnce köprü için (Sırat köprüsü gibi) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Trafik kurbanı
Sual: Mecazi olarak trafik kurbanı, şöhret kurbanı demek caiz
mi?
CEVAP
Evet.
Kötü hava
Sual: Kötü hava şartları veya hava muhalefeti demek caiz
midir?
CEVAP
Evet. Zira hayır şer de Allah’tandır. Amentü’de bunu her zaman
söyleriz. İyi havayı Allah yaratıyor da, kötü havayı başkaları mı
yaratıyor? Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Her şeyi yaratan Allah’tır.) [Zümer 62]
Sabahın körü
Sual: (Sabahın körü denmez, sabahın nuru demelidir) deniyor,
doğru mu?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. Sabahın körü ifadesi, sabahın en erken
saatinde, ortalığın iyice aydınlanmadığını anlatıyor. Göz iyice
görmediği zaman demektir. Ayrıca nur, aydınlık demektir ki, o saatte
aydınlık olmuyor. Sabahın nuru demek yanlış olur.
Tahmin
Sual: Tahmin yürütüp (Amerika yenilir) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
İbiş demek
Sual: Kötü kimseye (İbiş) diye hakaret etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Allah’ın da hesabı var
Sual: Herkesin bir hesabı var Allah’ın da bir hesabı var demek
uygun mu?
CEVAP
Caizdir.
Düşmez kalkmaz
Sual: (Düşmez kalkmaz bir Allah) demek uygun mudur?
CEVAP
Evet, uygundur.
Delikanlı
Sual: Delikanlı demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Canına değsin
Sual: Su ikram edene (Geçmişlerinin canına değsin) demek
caiz mi?
CEVAP
Evet.
İyi şanslar
Sual: (İyi şanslar, şansın bol olsun) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Adam eksen biter
Sual: (Bu toprağa adam eksen biter) demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Verimli toprak denmek isteniyor.
Sual: (Bu işin lamı, cimi yok) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Hilkat garibesi
Sual: İki başlı bir çocuk olunca, "hilkat garibesi" demek caiz
midir?
CEVAP
Caizdir. Allah böyle yaratmış demektir. Cenab-ı Hak, her şeye
kadirdir.
Helal olsun demek
Sual: Hileli iş yapana, (Helal olsun adama) demek küfür olur
mu?
CEVAP
Hayır; çünkü hile değil, gizleme işi için söyleniyor.
Yediğiniz haram
Sual: Çoluk çocuğa, (Yediğiniz haram) demek, yani helal
şeylere haram dendiği için küfür müdür?
CEVAP
Hayır.
Her şey haram demek
Sual: Kızarak, (Bize her şey haramdır) demek küfür olur mu?
CEVAP
Olmaz.
Görüşmem demek
Sual: Bir Müslümana (Ahirette seninle görüşmem) demek küfür
mü?
CEVAP
Hayır.
Kâfir ölünce
Sual: Kâfir ölünce inna lillah... âyetini okumak caiz mi?
CEVAP
Evet.
İngilizce kursunda
Sual: İngilizce kursunda kimi John, kimi Gabriel oluyor, küfür
olur mu?
CEVAP
Hayır.
Yerden göğe kadar
Sual: (Yerden göğe kadar haklısın) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Hâfız ismiyle koruyor
Sual: (Allah canlıları hâfız ismiyle koruyor) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
İlahi kasd
Sual: İlahi kasd demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Çince mi?
Sual: İslam yazısını eğri yazana (Bu, Çince mi?) demek küfür
mü?
CEVAP
Hayır.
Yapma günahtır demek
Sual: Mubah bir şeyin yapılmasına mani olmak için, (Yapma
onu, günah) demekle mubaha haram demiş olur muyuz?
CEVAP
Hayır.
İlahi demek
Sual: Şaşkınlığı belirtmek için, ilahi Ali Bey demek caiz mi?
CEVAP
İlahi, ilaha yani Allah’a ait demektir. Yani, Ey Allah’ın kulu Ali
Bey demektir. Caizdir.
Saygı için
Sual: Saygı için, (Allahü teâlâ buyuruyorlar ki) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Affediniz
Sual: Allah’a, (Günahımı affediniz) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Müftü olsam
Sual: Müftü olsam, gıybet edenlerin dillerinin kesilmesine fetva
verirdim demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.
Zembille mi indi?
Sual: (Gökten zembille mi indi?) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz.
Şarap içmek istiyorum demek
Sual: Şarap içmek istiyorum demek küfür mü?
CEVAP
Küfür olmaz. Şarap içilse de küfür olmaz, haram olur.
Allah’ın ismine hürmet
Sual: Konuşurken, (Koş Allahım koş), (Ye Allahım ye) gibi
şeyler söylemek veya (Allah yarattı demem, döverim) demek caiz
midir?
CEVAP
Allahü teâlânın ismini lüzumsuz yere kullanmak, hürmetsizlik
olur, günah olur. Lüzumsuz yere yemin etmeye benzer.
Yahya kitabı tut
Sual: Mızraklı İlmihal’de, (Yahya adlı kimseye, “Ya Yahya!
Huz-il-kitabe=Yahya, kitabı tut!” demek küfür olur) deniyor. Kitabı
tutmak niye küfür oluyor?
CEVAP
Bu ifade, Meryem sûresinin 12. âyetinin başıdır. Böyle Kur’an
lafzıyla söylemekle, Kur’an-ı kerim hafife alınacağı ve oyuncak
hâline getirileceği için küfür oluyor.
İşi Allah’a kalmak
Sual: (Artık, işimiz Allah’a kaldı) demek küfür müdür?
CEVAP
Bütün işler, hayır ve şer Allah tarafındandır. (Önce işleri biz
yapıyorduk, şimdi yapamadıklarımız ona kaldı) anlamında
söylenirse, küfür olur. Hakikatte, her işi yapan Odur. İnsanlar ve
diğer sebepler, sadece vesiledir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
Hayhuy ve hayhay
Sual: Bazı kitaplarda, (Çalgı aletleriyle hayhuy etmek zikir
değildir) deniyor. Birisine şunu yapar mısın denince, isteyerek,
seve seve anlamında (hayhay) deniyor. (Haydan geldi, huya gitti)
de deniyor. Böyle söylemekle, Allah’ın hay ismiyle alay edilmiş
olmuyor mu?
CEVAP
Hayhuy, Farsça bir kelimedir, gürültü, karışıklık, kargaşa
demektir. Hay ismi kalın Ha harfiyle, Farsçadaki hayhuy kelimesi
ise ince He harfiyle yazılır. Yani hayhuy kelimesinin Hay ismiyle
hiçbir ilgisi yoktur. Kelimenin yarısını alıp, (Hay, Allah’ın ismidir)
demek yanlıştır. Haydutluk kötü dense, içinde hay kelimesi olduğu
için, Hay ismine hakaret sayılır mı?
Çalgıyla zikretmek, la ilahe illallah demek de haramdır,
küfürdür. Çalgıyla zikredenler, hayhuy ediyorlar, yani gürültü
çıkarıyorlar. Çalgılı zikir, ibadet olmaz, hayhuy olur. Bu da,
haramdır, hatta küfür olur.
Haydan gelen huya gider deyimi de, kolayca kazanılan şeyler,
kolayca elden çıkar demektir. Buradaki hay ve huy da, Farsçadaki,
ince He harfiyle yazılan ve bir anlamı da boş yere uğraşmak olan
hay-u huy’dan geliyor. Deyimde geçen hay ve huy kelimelerin,
Allahü teâlânın Hay ismiyle alakası olmadığı gibi, birisine şunu
yapar mısın denince, isteyerek, seve seve anlamında (Hayhay
yaparım) demenin de, Hay ism-i şerifiyle ilgisi yoktur. Böyle indî
benzetmeler, cahillerin işidir.
Kaçın kur’ası
Sual: Bir kimse için, (Kaçın kur’ası) demek caiz midir?
CEVAP
Kur’a, çekiliş demektir. Eskiden askerde, devreler kur’ayla
belirlenirdi. Eskiler, daha tecrübeli olduğu için, onu kandırmak zor
anlamında, kaçın kur’ası denirdi. Yani böyle söylemekte mahzur
yoktur.
Mübarek isimlere hürmet
Sual: (Koyun olmayan yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi
derler) demek caiz midir?
CEVAP
Hayır, caiz değildir.
Tanrı’nın hakkı üçtür demek
Sual: (Tanrı'nın hakkı üçtür) deniyor. Bunun Hristiyanlardan
geldiği doğru mudur?
CEVAP
Hristiyanlıkta, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh diye üç ilaha inanılır.
Her ilahın bir hakkı olduğu düşünülerek söylenmiş olabilir.
Müslümanlıkta böyle bir şey yoktur.
Hayırlı işler demek
Sual: İçki satan veya kumar oynatan yere gidince, hayırlı işler
demek caiz midir?
CEVAP
Hayır.
41 kere maşallah
Sual: Kırk bir kere maşallah demek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir.
Zâlim krallar vardı
Sual: Masal ve hikâyelerde bazı padişahların, sultanların çok
zalim olduğu bildiriliyor. Padişahların, astığı astık, kestiği kestik mi
idi?
CEVAP
Kâfirlerin devlet başkanlarına kral denir. Vaktiyle Fransa, İngiliz
ve Bulgar kralları böyle idi. Bir İslam padişahına, Müslümanların
halife diyerek, saydıkları ve sevdikleri mübarek bir zata kral demek,
onun kâfir olduğunu söylemek anlamına gelir. Bir de kral,
gayrimüslim milletin kralı olduğu için, onun milletine de gayrimüslim
denmiş olur. Genelde zâlim olan, krallardır. Kral masalları tercüme
edilirken, padişah veya sultan diye tercüme edildiklerinden, böyle
hatalar oluyor. Bazıları da, şahla padişahı karıştırıyorlar. Mesela
Şah İsmail ve Ekber Şah, Osmanlı padişahı değildi. Kralların ve
şahların zulümlerini padişahlara yüklemek doğru olmaz.
Kokona demek
Sual: Boyanmış yaşlı bir kadın için, (Şu kokona teyze, ne kadar
boyanmış, maskara olmuş) dedim. Arkadaşım, (Kokona Hristiyan
kadına denir. Müslüman kadına kokona denirse küfür olur) dedi.
Böyle demek küfür olur mu?
CEVAP
Kokona, Hristiyan kadınına dendiği gibi, süsüne düşkün yaşlı
kadına da denir. Maskaraya dönmüşse, maskara demek küfür
olmaz.
Şarkılardaki ifadeler
Sual: Bazı şarkılarda, Allah, maşallah, inşallah veya vallahi
billahi gibi ifadeler geçiyor. Bunları söylemek uygun mudur?
CEVAP
Allahü teâlânın ismini böyle yerlerde kullanmak, hürmetsizlik
olur, günah olur. Lüzumsuz yere yemin etmeye benzer. Doğru
olarak çok yemin etmek, Allahü teâlânın ismine ve yemine kıymet
vermemek olur. Bunlara kıymet vermeyerek yemin etmek, çok
çirkindir. Şarkılarda, temsillerde, eğlencelerde yemin etmek böyledir.
Bir iş için yaratılmak
Sual: İyi bir terzi için, (Allahü teâlâ bu kimseyi sanki terzilik
yapması için yaratmış) demek caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Terzilik kabiliyeti vermiş demektir.
Yürü ya kulum!
Sual: Bazı zengin kimselerden bahsederken, (Allah buna yürü
ya kulum demiş) deniyor. Böyle demek caiz mi?
CEVAP
Caizdir, mahzuru olmaz.
Hava çok sıcak
Sual: Bir arkadaş, (Uf be hava çok sıcak) dediğim zaman,
(Havayı sıcak yapan Allah’tır böyle demekle Allah’a isyan ettin) dedi.
(Hava çok sıcak, hava çok soğuk dayanamıyorum) demekle Allah’a
isyan mı olur?
CEVAP
Hiçbiri Allahü teâlâya isyan olmaz. Kötü hava şartları demekte
de mahzur yoktur. Kaderim çok kötü demekte de mahzur yoktur.
Bunların hiçbirisiyle Allahü teâlâ suçlanmıyor. Cehennem çok sıcak
desek, Allahü teâlâ mı suçlanmış olur? (Bu sıcaklarda oruç tutmak
zordur) dense, Allahü teâlâ suçlanmış olmaz. Sabah namazına
kalkmak zor oluyor demekte de mahzur yoktur. Hastalığı veren de
Allahü teâlâdır. (Çok başım ağrıyor, dayanamıyorum) demekle
Allahü teâlâya isyan edilmiş olmaz.
Papaz olduk demek
Sual: Biriyle tartışınca veya kavga edince, papaz olduk deniyor.
Böyle söylemek küfür mü?
CEVAP
Kavga ettik, birbirimizi kırdık anlamında söylemek küfür değilse
de, uygun olmaz; çünkü şakadan bile, ben papazım, ben
Hıristiyan'ım demek küfür olur.
Bazı kimseler kâfir olan yani Müslüman bile olmayan papazları
takva sahibi kimseler olarak bildiriyorlarsa da, Allahü teâlâ
Müslümanları papaz olmaktan korusun.
Gebermedim demek
Sual: Bazı kimseler, çok yorulunca geberdim diyorlar. Geçen
gün bir arkadaşa hâl ve hatırını sordum. O da, (Daha gebermedim)
dedi. Ben de, (Kâfir geberir, tevbe et) dedim. Arkadaşın öyle
söylemesi küfür olur mu?
CEVAP
Gebermek argo bir deyimse de, geberdim veya gebermedim
demek küfür olmaz. Bir hayvanın ölümüne veya sevilmeyen insan
için, öldü manasında, (Geberdi gitti) denir. Bunu Müslüman için
söylemek uygun değilse de, küfür de değildir.
(Eve kömür taşıdım; ama geberdim) demek de çok yoruldum
demektir. Böyle söylemek küfür olmaz.
Gebermek, aşırı ilgi ve sevgi beslemek için de kullanılır.
(Falanca filanca için geberiyor) derler. Bu da küfür değildir.
Çok acıkan kimseler, (Açlıktan geberiyorum) derler. Bunların
hepsini söylemek küfür değilse de, argodur, uygun olmaz.
Bir de yaramazlık yapan çocuklara, (Geberesice) derler. Bu da
küfür değilse de, uygun değildir.
İşe yaratmak
Sual: Yaratmak Allah’a mahsus olduğuna göre, (Eski eşyaları
işe yaratıyorlarmış) demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır. Oradaki yaratmak, işe yararlı hale getirmek demektir.
Helal olsun
Sual: (Helal olsun adamlara, sonunda helal şarap da yapmışlar)
demek küfür olmaz mı?
CEVAP
Birincisi, helal şarap olmaz. İçinde alkol yoksa, ona zaten şarap
denmez. Şarap, alkollü içki demektir. Bu, temiz idrar, helal idrar
demeye benzer. İdrar temiz de, helal de olmaz. Şarap da, temiz ve
helal olmaz. Temiz ve helal olana da, şarap denmez.
Ne niyetle olursa olsun, kesin haram olan bir şeye, helal olsun
demek küfür olur, niyete bakılmaz; ancak Türkçede helal olsun
sözü, sadece tasvip anlamında kullanılmıyor, yazıklar olsun
anlamında da kullanılıyor. Bu anlamda kullanılınca küfür olmaz.
Maşallah
Sual: (Maşallah dediği kırk gün yaşıyor) demekle maşallah
sözü kötülenmiş mi oluyor?
CEVAP
Hayır, böyle demekle onu söyleyen kötülenmiş oluyor, Maşallah
sözü kötülenmiş olmuyor. Adam o kadar sakar ki, Maşallah dedikleri
bile, fazla yaşayamıyor denmek isteniyor; ama yine de maşallah
kelimesini bu işlere karıştırmamalıdır.
Bir varmış, bir yokmuş
Sual: Masal anlatmaya başlarken, (Bir varmış, bir yokmuş)
veya (Bir varmış, iki yokmuş) demekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Hayır, ikisini söylemekte de mahzur yoktur.
Ben müneccim miyim?
Sual: Birine bilinmeyen bir olay sorulunca, (Ben müneccim
miyim, nereden bileyim?) diyor. Böyle söylemek caiz mi? Müneccim
gaybı bilir mi?
CEVAP
Müneccimin iki anlamı var. Necm yıldız, müneccim de astronom
yani gök ve yıldız bilimcisi demektir. Bunlar gaybı bilemez. İkincisi,
yıldız falına bakan kimseler demektir. Falcılar da gaybı bilemez.
Hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın, neticede, (Gaybı müneccim
bilir, ben bilemem) anlamında söylenirse küfür olur. Böyle tehlikeli
sözlerden sakınmalıdır.
Müslümana yobaz demek
Sual: Bir Müslüman olarak, beğenmediğimiz huylarından dolayı
bir Müslümana yobaz dememiz uygun mudur?
CEVAP
Müslümanın, Müslümana yobaz demesi kesinlikle uygun
değildir. Kâfir olma tehlikesi bile vardır, çünkü bu tabiri din
düşmanları, dinine bağlı, namaz kılan, oruç tutan, tesettüre riayet
eden, içki içmeyen, haramlardan sakınan Müslümanlara hakaret için
kullanıyorlar. Gerici demek de böyledir. Müslümansın diye hakaret
edemeyince, gerici, yobaz diyorlar. Din düşmanlarının kullandığı bu
kelimeyi Müslüman, Müslüman için kullanmamalı. Kullanmışsa
tevbe etmelidir.
İmanım gevredi demek
Sual: Zor bir işten sonra yorulup, canım çıktı anlamında,
(İmanım gevredi) demekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Mahzurludur. İman kelimesine hürmet etmeli. İmanım zarar
gördü dememeli. Canım çıktı demenin mahzuru olmaz.
Ortalık bozuldu demek
Sual: Toplumun kötü hâle geldiğini anlatmak için, (Yalansız iş
mi kaldı, faiz yemeyen mi var?) demenin küfür olduğu söyleniyor.
Niye küfür oluyor?
CEVAP
Hayır, bu sözler küfür değildir. Toplumun bozulduğunu
göstermek için söyleniyor. Buradan, herkes yalan söylüyor, herkes
faiz yiyor anlamı çıkmaz. (Ramazanda İzmir’de hiç kimse oruç
tutmuyor) denince, burada çoğunluğun oruç tutmadığı anlatılmak
isteniyor. (Seni sabahtan beri bekliyorum) demek, çoktandır seni
bekliyorum demektir. (Yalansız iş yok, faiz yemeyen yok) dense ve
söylenen yanlış da olsa, yine küfür olmaz. Yanlış veya yalan
söylemiş olur. Kasten yalan söylemek büyük günahsa da, küfür
değildir.
Kader utansın demek
Sual: Kader utansın demek küfür müdür?
CEVAP
Burada niyetin önemi vardır. (Kaderim kötü imiş, yazıklar olsun
bu kötü kaderime) demek küfür olmaz, çünkü günahlarımız
yüzünden kaderimiz kötü olmuştur. Yani kaderimizin kötü olmasına
kendimiz sebep olduk. Kader, kendi arzumuzla yapacağımız iyi veya
kötü işlerin kaderimiz olarak belirlenmesidir. Günahlarımızın
durumuna göre, bu kötü de olabilir, iyi de olabilir. Ama (Kötü
işlerimizi kötü olarak yazmamalıydın) diyerek, amellerimize göre
kaderimizi belirleyen Rabbimiz suçlanırsa elbette küfür olur.
Farz düşmanı mı?
Sual: (Kaza namazı borcu olan, nafile namaz kılamaz)
mealindeki birkaç hadis-i şerifi kaynaklarıyla nakledince, kazası
olduğu hâlde nafile kılan, hattâ mekruh olmasına rağmen, cemaatle
nafile namaz kıldıran sakalsız bir hoca, Peygamber efendimizin
emrine uyarak farzı kaza ettiğim için bana, (Sen Sünnet
düşmanısın) dedi. İslam âlimlerinin açıklamasına uygun olarak
hadis-i şeriflere uymaya, Sünnet düşmanlığı denir mi? Sünnete
düşman olmak küfür değil midir? Bir Müslümana kâfir diyenin de,
kendisi kâfir olmaz mı? Ben de ona, (Sen farzı bırakıp nafileyle,
sünnetle meşgul oluyorsun, sen de Farz düşmanısın) desem, ben
de hocanın yuvarlandığı uçuruma düşmüş yani küfre girmiş olur
muyum?
CEVAP
Elbette, bir Müslümana Sünnet düşmanı veya Farz düşmanı
demek küfür olur. Farzı da, Sünneti de beğenmeyen kâfir olur. Farz
veya Sünnet düşmanı diyerek bir Müslümanı tekfir edenin kendisi
kâfir olur. Hocanın, taassubundan dolayı gözünü kan bürümüş ki,
Resulullah'ın bildirdiklerine uyan Müslümana Sünnet düşmanı, yani
kâfir diyebiliyor. Resulullah'ın emrine uyarak Farza öncelik tanıyana,
(Sünnet düşmanı) diye iftira etse de, nafileye öncelik tanıdığı için
ona, (O zaman sen de Farz düşmanısın) diyerek onun düştüğü feci
duruma düşmemeli.
Sakal bırakmak sünnettir. O hoca, sakalsız olduğuna göre, ona
(Sen Sünnet düşmanısın) demek, hocanın mantığına uygunsa da,
böyle söylemek dinen uygun olmaz. Hoca, taassup sarhoşluğuyla
ağzından çıkanı kulağı duymadığı için, aklı başında olan onun
seviyesine inmez.
İbadete menfaat karıştırmak
Sual: (Hem zayıflar, hem de sigarayı bırakırım) düşüncesiyle,
Allah rızası niyetiyle kaza orucu tutmak şirk olur mu?
CEVAP
Allah rızası için niyet edip, dünya menfaatlerini de düşünmek,
sevabı azaltırsa da şirk olmaz. Oruç borcundan da kurtulmuş olur.
Allah rızası için oruca başlayıp (Oruç, zayıflamaya ve sigarayı
bırakmaya da sebep olur) diye düşünmenin hiç mahzuru olmaz.
Mahzurlu olan, zayıflamak, sigaradan kurtulmak gibi bir dünya
menfaatini düşünerek oruç tutmaktır. Abdest alan kimsenin, (Elim
yüzüm de temizlenmiş oluyor) demesinin, namaz kılanın, (İhtiyaç
kadar hareket etmiş de oluyorum) diye düşünmesinin mahzuru
olmaz.
Cennetten çıkan dayak
Sual: Biri, (Dayak Cennetten çıkmadır) diyerek dayak atmayı
övüyor, öteki de, (Dayak iyi bir şey olsaydı Cennetten çıkmazdı)
diyor. Böyle söylemek küfrü gerektirir mi?
CEVAP
Küfür olmazsa da, büyük günah olur. Cennette dayak ve üzücü
şey yoktur.
Kur'an mümini
Sual: Bazı mezhepsizler, (Kur'an mümini) tâbirini sık sık
kullanıyorlar. Bu tâbir, bildiğimiz müminden farklı mıdır?
CEVAP
Evet, çok farklıdır. Mümin tâbiri, dinimizdeki dört delilin hepsine,
yani Kur'an, Sünnet, İcma’ ve Kıyas-ı fukaha’ya inanan Müslüman
demektir. Kur'an mümini tâbiri ise, son üç delili kabul etmeyen ve
Kur'ana da, kendi görüşüne göre yanlış mâna veren zındık
demektir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kur’an-ı kerimin tefsiri, ancak Resulullah'tan “sallallahü aleyhi
ve sellem” işitildiği gibi yapılabilir. (Kur’an-ı kerimi, kendi
görüşüne, anlayışına göre tefsir eden kâfir olur) hadis-i şerifi,
bunu bildirmektedir. (m. 234)
Hele şükür
Sual: (Hele şükür demek küfürdür. Çünkü Hel Roma
tanrıçasıdır) diyorlar. Hele şükür demek küfür müdür?
CEVAP
Küfür değildir. Bu, cahillerin uydurmasıdır. Hele kelimesi,
özellikle manasına geldiği gibi, sonunda anlamıyla geciken
davranışları bildirmek için kullanılan bir sözdür. Hele şükür demek,
sonunda işimiz oldu demektir.
Bir sözle kâfir olmak
Sual: (Bazen söz küfür olsa da, söyleyeni kâfir yapmaz. Elfaz-ı
küfrü, küfründen değil, cehaletinden söylemiş olabilir; çünkü kalben
imanı terk etmemişse, sırf bu sözden dolayı imanı gitmiş olmaz)
diyorlar. Cahillikten dolayı söylemek küfür olmuyor mu? Burada,
küfre girmemek için, herkesin cahil olması mı isteniyor?
CEVAP
Küfür sözleri bilmemekte, cahillik özür olmaz. Bir kâfir, bir
kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir mümin de, bir söz
söylemekle kâfir olur. Bir hadis-i şerif meali:
(Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi
olmaz.) [Deylemi]
Bir Müslüman, âlimlerin sözbirliğiyle küfre sebep olacağını
bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, istekle
veya başkalarını güldürmek için söyler, yaparsa, manasını
düşünmese de, imanı gider. Buna küfr-i inadi denir. Eğer, cahillikle,
yani bunun küfre sebep olduğunu bilmeyip, isteyerek söyler,
yaparsa, yine küfür olur. Buna küfr-i cehli denir. Her Müslümanın,
bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Cahilliği özür değildir.
Küfre sebep olan sözü, ancak yanılarak, tevilli olarak veya tehdit
edilerek söylerse, kâfir olmaz. (Berika, Hadika, Mecma-ul-enhür)
Küfür söz söyleyen
Sual: Küfrü gerektiren bir sözü söyleyen Müslümana, kâfir
gözüyle bakılabilir mi?
CEVAP
Müslümana hüsnü zan edilir. (Belki yanılarak söylemiştir, belki
tevili olan bir sözdür, belki de tevbe etmiştir) diye hüsnü zan
etmelidir. O tevbe etmemişse de, biz hüsnü zan ettiğimiz için
günaha girmeyiz.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey
anlaşılsa, bunlardan doksan dokuzu küfre sebep olsa, biri
Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir
dememek gerekir. (3/38)
Bu husus, bir sözün veya bir işin, yüz manası olduğu durum
içindir. Yoksa, yüz sözden veya yüz işten biri imanı gösterse, 99’u
küfrü bildirse, bu kimseye Müslüman denilmez; çünkü bir kimsenin
yalnız bir sözü veya bir işi bile, açık olarak küfrü gösterse, yani
imanı gösterecek hiçbir manası olmasa, o kimsenin kâfir olduğu
anlaşılır. Başka sözlerinin ve işlerinin imanı göstermeleri, imanlı
olduğunu bildirmeleri, o kimseyi küfürden kurtarmaz, Müslüman
olduğuna hükmedilmez. (Kıyamet ve Ahiret)
Mürtede hüsnüzan
Sual: S. Ebediyye’de, (İslam dinine inanmayanlar öldükten
sonra, bunlar için, “Belki tevbe etmiştir” demek boştur. Bunların
zulüm yapan âzâlarının iyilik etmesi, diliyle dua etmesi ve
mazlumları hoşnut edecek vasiyette bulunmaları gerekir. Böyle
tevbe etmeyen mürtedlerin ölülerine hüsnüzan edilmez) deniyor.
Kâfirin, mürtedin iyiliğinin ve dua etmesinin ne faydası olacak ki?
CEVAP
Elbette kâfirin ve mürtedin iyiliklerine sevab verilmez; fakat bazı
kimseler, bir kâfir veya bir mürted ölünce, (Belki ölmeden önce
tevbe edip Müslüman olmuştur. Hüsnüzan etmek gerekir) diyorlar.
Burada, böyle söyleyenlere cevap veriliyor; yani (Dinimizde hüküm
zahire, görünüşe göre verilir. Tevbe ettiğini, pişman olduğunu
gösteren bir alamet yoksa hüsnüzan edilmez, Müslüman kabul
edilmez. Bu alametler de, zulmünün aksini gösteren hareketlerdir)
denmek isteniyor. Tevbe ettiği biliniyorsa, o zaman hüsnüzan
ediliyor. Tevbe ettiği bilinmiyorsa, tevbe etmiştir diye hüsnüzan
edilmez. Tevbe etmiş bile olsa, biz bilmediğimiz için, hüsnüzan
etmeyişimizin vebali olmaz; çünkü açıktan işlenen günahların
tevbesi açık olur.
Bir sözle olur
Sual: Dinden habersiz biri, (Bir sözle insan kâfir olmaz, bir sözle
kadın boş olmaz. Bu işte bir yanlışlık var) dedi. Gerçekten bir
yanlışlık var mı?
CEVAP
Hiçbir yanlışlık yoktur. Her şey bir söze bağlıdır. Birkaç örnek
verelim:
1- Bir kelime-i şehadet getirmekle kâfir Müslüman olur.
2- (Allah yok) veya (Cennet, Cehennem yok) diyen Müslüman,
kâfir olur.
3- Elin kızı bir sözle başkasının hanımı olduğu gibi, yine bir
sözle de, mesela (Boş ol) demekle de, kendi hanımı yabancı kadın
olur.
Bir sözle çok şey olur. İnsan bir sözle vezir olur, bir sözle rezil
olur. Öldür denir, ölür.
Yunus Emre bunu çok güzel anlatır:
Bir söz
Yanlışını sil de söyle!
Sözlerini bil de söyle!
Surat asma, gül de söyle!
Yüzünü ak ede bir söz.
Söz ola, kese savaşı,
Söz ola, kestire başı,
Söz ola, zehirli aşı,
Balla kaymak ede bir söz.
Sözlerini pişir de sat!
Yaramazı kenara at!
Yanlışlığa verme fırsat!
Canına tak ede bir söz.
Anlatılmaz söz dönemi,
Büyüktür sözün önemi,
Azap dolu Cehennemi,
Sekiz uçmak ede bir söz.
Yunus, söylersin hazırdan,
İmdat beklersin Hızır’dan,
Çok dikkat et, o huzurdan,
Seni ırak ede bir söz.
Uçmak: Cennet
Zorla küfür söz söyletmek
Sual: Zorla veya tehditle, küfrü gerektiren şey söyletilen şahıs,
küfre düşmüş olur mu?
CEVAP
İkrah edilince, bu sözlerden bazılarını söylemek küfür olmaz.
İkrah, bir insanı, istemediği bir şeyi yapması için, haksız olarak
zorlamak demektir. Zorlamanın ikrah olması için dört şart lazımdır:
1- Zorlayanın, korkuttuğu şeyi yapabilecek kuvvette olması.
2- Zorlananın korkutulan şeyin muhakkak yapılacağını bilmesi.
3- Korkutulan şeyin, ölüm veya bir uzvun kesilmesi veya üzücü
bir şey olması.
4- Zorlanan şeyin, yapılmaması gereken bir şey olması
lazımdır.
İkrah iki türlü olur:
Mülci ikrah, Mülci olmayan ikrah.
Mülci, ağır olup, insanın rızasını ve ihtiyarını yok eder. Zorlanan
şeyin yapılması zaruri olur. Bu da, ölüm, bir uzvun veya bütün malın
telef olması veya bu ikisine sebep olacak hapis ve dayak [Zaruri
olan nafakayı temin etmek için çalışmaya mani olunması ve başka
çalışacak yer bulamamak korkusu da mülci ikrahtır.]
Mülci olmayan ikrah, yalnız rızayı yok eder ki, bir günden çok
hapis veya şiddetli dayak ile korkutulmaktır. [Böyle ikrah da, küfr-i
hükmi için özür olur.] İlim, şeref sahiplerine sert söylemek, bunlar
için ikrah olur. Mahrem akrabanın hapsedilmesi, kanunla ceza da
ikrah olur. İkrah ile yaptırılması istenen şey birkaç çeşittir:
1- Yapması caiz, yapmaması ise sevap olan şeylerdir. Mülci
ikrah ile küfre sebep olan söz söylemek, mesela Resulullahı
kötülemek böyledir. Fakat, bunları söylerken Tevriye etmesi, yani
Muhammed ismindeki başkasını düşünmesi, puta secde ederken,
Allahü teâlâya secde etmeyi düşünmesi gerekir. Tevriye etmek
lazım olduğu hatırına gelmezse mazur olur. Namaz kılma, kadın için
başını aç, kendinin ve başkasının malını telef et, karını boşa diye
zorlamak ve kadının zina ile ikrahı ve livata böyledir.
2- Mülci ikrah ile yapması haram olan şeylerdir. Bir Müslümanı
veya zimmiyi öldürmek veya bir uzvunu kesmek veya bunlara sebep
olacak kadar hapsetmek ve dövmek, erkeğe zina et diye zorlamak
böyledir. Kendini öldürmesi için ölüm ile tehdit edilenin kendini
öldürmesi caiz olmaz. [Düşman eline geçince, ırzına geçilip, işkence
ile öldürüleceğini anlayanın, kendini ve yakınlarını öldürmesi caiz
olmaz.]
Savaşınca öldürüleceğini, savaşmazsa esir olacağını anlayan,
düşmana saldırmaz. Düşmana zarar vereceğini bilerek saldırıp
öldürülürse, caiz olur. Düşmana zarar vermeyecek ise, saldırması
caiz olmaz.
3- Mülci olan ikrah ile yapması helal, hatta farz, yapmayıp
ölmesi günah olan şey şunlardır: İçki, kan içmek, leş, domuz yemek.
Mülci olan veya olmayan bir tehditle, zorlama ile yapılan
sözleşmeler sahih olmaz.
Mülci olmayan ikrah ile de yapılan nikah, talak, nezir, yemin
sahih olur. İkrah bitince, nikahtan ve talaktan vazgeçebilir. Nezirden
vazgeçemez. Nezir olarak verdiğini, ikrah edenden isteyemez. İkrah
edilerek borçlusunu affetmesi sahih olmaz.
Mülci olmayan ikrahla leş, kan ve domuz yenmez, şarap içilmez
ve Müslümanın malı telef edilmez. Çünkü mülci olmayan ikrahla
zaruret hâsıl olmaz. Ölmemek için leş, domuz yenir ve kan, şarap
içilir. Yemez, içmez de ölürse Cehenneme gider.
Mülci ikrah ile, bu içkiyi iç, şu malı sat denilse, malını satar.
Şarabı içmesi de caiz olur. Caiz olacağını bilmediği için, içmez ve
satmaz da öldürülürse, şehid olur. Sultanın haksız olarak, zulüm ile
para, mal istemesi ikrah olur. Bunları vermek caiz olur. (İbni Âbidin,
Dürer-ül-hükkâm)
Küfre rıza nasıl olur?
Sual: Küfre rıza küfür olur ne demektir, küfre rıza nasıl olur?
CEVAP
Küfre rıza, bir Müslüman’ın, kâfir olmasını veya kâfir olarak
ölmesini istemek yahut kâfirin küfrünü beğenmek demektir. Bunları
istemek küfür olur. Kâfirin, küfür üzere kalmasını istemek küfre rıza
değildir. (Fetavel-Haremeyn)
Birkaç örnek verelim:
1- Haç takan Müslümana, haçı takmaya devam et demek, onun
küfrüne rıza göstermek olur.
2- Bir Müslüman için, (Ya Rabbi bunu kâfir olarak öldür) demek
de onun küfrüne razı olmaktır.
3- Günah işleyen bir Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur.
Bir hadis-i şerifte, (Müslümana, işlediği günahlardan dolayı kâfir
demeyin! Kâfir diyenin kendisi kâfir olur) buyuruluyor. (Buhari)
La ilahe illallah diyen Müslüman, Amentü’deki altı esasa inanan
Müslümandır. Başka hadis-i şeriflerde, Müslüman olmak için
Amentü’deki altı esasa inanmak gerektiği bildirildi. Bu altı esastan
birisine inanmayan Müslüman olmaz. Mesela kadere inanmayan,
peygamberlerden birine inanmayan kâfir olur. Yahudiler, Hazret-i
İsa’ya ve Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için, hıristiyanlar
da bizim Peygamberimize inanmadıkları için kâfirdir.
4- Oğlunun kızının kâfir olmasına kızmamak, onu men
etmemek, hoşgörü ile karşılamak küfre rıza olur.
5- Kızının gayrimüslimle evlenmesine rıza göstermek.
6- Müslüman olmak isteyene, sen hele bekle, elimdeki şu işi
bitirip de geleyim diyerek, onun Müslüman olmasını geciktirmek yani
küfürde kalmasına rıza göstermek.
Müslümana kâfir demek
Sual: (Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur) buyuruluyor.
Hakaret niyetiyle Müslümana (Sen ne kâfirsin) demek de küfür olur
mu?
CEVAP
Bir Müslümanı kötülemek için, kâfir demek küfür olmaz. Kâfir
olmasını isteyerek söylemek küfür olur. (İ. Ahlakı)
Günah ve şirk ayrıdır
Sual: Günah ayrı, şirk ayrı mıdır?
CEVAP
Din kitaplarında büyük günahlar sayılırken şirk de sayılmıştır.
Mesela hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Büyük günahlar, Allah’a şirk koşmak, ana babaya asi
olmak, adam öldürmek ve yalan yere yemindir.) [Buhari]
Başka bir hadis-i şerifte ise, (Günahlar üç türlüdür: Kıyamette
affedilmeyen günahlar, terk edilmeyen günahlar, dilerse Allahü
teâlânın affedeceği günahlar) buyuruldu. Kıyamette asla
affedilmeyen günahlar şirktir. Kur'an-ı kerimde de mealen, (Allahü
teâlâ şirkten başka günahları dilerse affeder) buyuruluyor. (Nisa
48)
Terk edilmeyen günahlar ise kul haklarıdır. Allahü teâlânın
dilerse affedeceği günahlar ise, kul hakkı bulunmayan günahlardır.
(Berika)
(Günah işleyen kâfir olmaz) denince, şirkin, küfrün buna dahil
edilmediği anlaşılır.
Gizli şirk, riyadır. Allahü teâlâ, ameline riya karıştıran kimse için,
(Şu kimse, benimle nasıl alay ediyor) buyurur. Bu, şuna benzer:
Bir genç, imamın kızı ile evlenmek ister. İmamın gözüne girmek için,
namazlarını ön safta kılar, imama hizmet eder. Maksadı imama
hizmet değil, kızı alabilmek için zemin hazırlamaktır.
İşte riya ile amel eden kimse de, insanların kalbinde yer etmek
ister. Bu ise Allahü teâlâ ile alay etmek olup büyük günahtır. Onun
için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Riya küçük şirktir.) [Taberani]
(Şirkten sakınınız! Şirk, karıncanın ayak sesinden daha
gizlidir.) [Hakim]
Bir kimse, namaz kılarken, insanları görünce, daha dikkatli
hareket ederse, Allah’tan gayriye de tazim etmiş olur. Bu ise, şirke
yakındır. Görünüşte Allah’a tazim ediyorsa da, kalben insanlara
tazim etmektedir. İbni Mesud hazretleri, böyle kimseler için, (Bunlar
Allah’ı hafife almış sayılırlar) buyurdu. Tanıdıklarının yanında
ibadetlerine itina gösteren kimse, hükümdarın yanında ayak ayak
üstüne atıp da, onun hizmetçilerinin yanında ayağını indirip edebe
riayet eden ahmağa benzer.
Resul-i ekrem efendimiz, karıncanın ayak sesinden daha gizli
olan şirkten sakınılmasını emretmiştir. Bu öyle bir riyadır ki, herkes
bunu kolay anlayamaz. Bir kimse, ibadetlerini gizli yapar, kimseye
duyurmak istemez. Hatta duyulsa da sevinmez. Ancak, yaptığı
ibadetler, dine hizmetler için, başkalarının kendisine saygı
duymasını bekler. Eğer böyle bir hizmeti olmasaydı, kimseden
saygı, sevgi beklemezdi.
İbadetlerini sırf Allah rızası için yaptığı halde, insanların
kendisine değer vermesini istemesi, gizli şirktir. Hazret-i Ali bildiriyor
ki, böyle kimseler için kıyamette Allahü teâlâ, şöyle buyuracaktır:
(Dünyadaki alış-verişlerde, size kolaylık gösterilmedi mi?
İhtiyaçlarınız görülüp size iyilik, ikram edilmedi mi? İşinizin
karşılığını dünyada aldınız, şimdi size sevap yoktur.)
Yaptığı ibadetlerin ve iyiliklerin başkaları tarafından
duyulmasına, takdir edilmesine sevinmek riya alametidir. Bir kimse,
(Gece Bekara suresini okudum) dedi. İbni Mesud hazretleri, (Bunu
açığa vurmakla, okuduğunun karşılığını dünyada almış oldun)
buyurdu.
Başka biri de, (Ya Resulallah, tam bir sene oruç tuttum)
deyince, Peygamber efendimiz, (Oruç tutmamış oldun) buyurdu.
(Müslim)
İbadetleri, iyilikleri açığa vurmaktan sakınmalıdır! Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Bir kimse, yaptığı amelini duyurmaya çalışırsa, riya
yaparsa, bundan vazgeçene kadar, Allahü teâlânın gazabında
olur.) [Taberani]
Her çeşit günahın ve kötülüğün en kötüsü küfürdür. Küfrün
çeşitleri vardır. Hepsinin en kötüsü, en büyüğü şirktir. Bir şeyin her
çeşidini bildirmek için, çok kere, bunların en büyüğü söylenir. Bunun
için, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde bildirilen şirk, her çeşit
küfür demektir.
Allah’a şirk koşan, tevbe ederse, tevbesi kabul olur. Tevbe
etmeden, şirk üzere, yani müşrik olarak ölen kimseyi, Allahü teâlâ
affetmez. Müşrik, ölmeden önce tevbe ederse affolur. (Redd-ülmuhtar)
Hatta, bir kâfir Müslüman olunca, bütün günahları sevaba
çevrilir. Allahü teâlânın affı ve mağfireti boldur. İman edip salih amel
işleyince, günahlarını sevaba tebdil etmektedir. Mülk Onundur,
dilediğine, dilediği kadar ihsan eder. Bunda şaşılacak bir şey yoktur.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin
günahlarını sevaplara çeviririm. Allah çok affedici ve çok
esirgeyicidir.) [Furkan 70]
Bu âyet-i kerimenin Hazret-i Vahşi için indiği Hadika’da
bildirilmektedir. Medarik tefsirinde, (Tevbe edip)ten murad, (Şirkten
tevbe edip) demek olduğu bildirilmektedir. Demek ki, şirkten tevbe
edip iman edenlerin günahları sevaba çevrilmektedir.
Mümini öldürmek
Sual: Bir âyetin mealinde, (Bir mümini kasten öldüren, ebedî
Cehennemde kalır) deniyor. Ebedî Cehennemde kâfirler kalıyor.
Katillik küfür mü oluyor?
CEVAP
Katillik küfür değil, büyük günahtır. Bir mümini kazaen veya
alacak, borç, dünya işleri gibi herhangi bir sebeple öldüren kâfir
olmaz. O âyet-i kerimeyi Ehl-i sünnet âlimleri, (Bir mümini, mümin
olduğu için öldüren ebedî Cehennemliktir) diye açıklamışlardır.
Nazar boncuğu şirk mi?
Sual: Nazar boncuğu takmak, şirk olan bir hurafe midir?
CEVAP
Nazar boncuğu takmaya şirk veya hurafe diyenler, vehhabilerle
onların tesiri altında kalan kimselerdir.
Nazar boncuğu, bizzat kendisi nazarı önlemez. Nazarı önleyen
Allahü teâlâdır. Bakan kimse, önce bunları görünce, gözlerinden
çıkan zararlı şualar bunlara isabet eder. Böylece, nazar boncuğunu
takan kimse kötü nazarlardan korunmuş olur. İbni Abidin hazretleri
buyuruyor ki:
Temime boncuk demektir ki, Araplar onları çocuklarına takarlar,
onlarla çocuklarından, nazarı, kötü bakışları uzaklaştırdığını
sanırlardı. İslamiyet bunu kaldırmıştır. Onlar temimenin kendisinin
deva ve şifa kaynağı olduğuna inanıyorlardı. Hatta bunları Allah’a
ortak koştular; çünkü onlar temimelerle, kendileri hakkında yazılmış
kaderlerin değişip yok olmasını beklerlerdi. (İbni Esir)
Temime, cahiliye devrinde, boyna veya ellere asılan bir ip olup,
bunu kendilerinden zararı uzaklaştırmak için yapıyorlardı. İslamiyet
bunu yasaklamıştır. (Zeylai)
Haniye kitabında, (Ekili tarlalara, karpuz tarlalarının içerisine
korkuluk dikmekte, beis yoktur) denilmektedir. Bunları gözlerin yani
kötü nazarın def’i için yapıyorlar; çünkü kötü nazar haktır, mala,
insana, hayvana isabet eder. Bir kadın, tarladaki ürüne nazar
değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah efendimiz,
(Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Kötü bakışlı kimse tarlaya
baktığında, önce bakışı o dikilen kuru kafaların üzerine düşer; çünkü
yüksekte olup, ilk görünen odur. Ondan sonra bakışı tarlaya düşer
ki, artık bu zarar vermez. (Redd-ül-muhtar)
İbni Abidin hazretleri, caiz olmayan temimeyi bildirdikten sonra,
nazar değmemesi için tarlaya kemik, hayvan kafası koymak caiz
olduğunu bildirmektedir. Bakan kimse, önce bunu görüp, tarlayı
sonra görür. Mavi boncuk ve başka şeyleri bu niyetle taşımanın
temime olmayacağı, caiz olacağı buradan anlaşılmaktadır. (S.
Ebediyye)
Hayvan kafasıyla nazar boncuğu arasında fark yoktur. İkisi de
nazarı önlemez; fakat ilk bakınca, nazar bunlara gelir, sonra başka
yere bakılsa da zararı olmaz. Bizzat hayvan kafası ve nazar
boncuğu nazarı önler diye itikat etmek caiz olmaz. Bunlar nazarı
önlemeye sebep oluyor. Bunu da bizzat Resulallah efendimiz
tavsiye ediyor. Resulullah efendimizin bu emrine şirk diyenler,
(Şefaat ya Resulallah) demeye de şirk diyorlar. Vehhabilerin veya
onların etkisinde kalanların sözlerine itibar etmemelidir.
Tütsü yakmak
Sual: (Tütsü yakmak bâtıl bir inançtır. Tütsü son 15 yıldır bizim
ülkemizde yaygınlaştı. Budizm inancında vardır. Ayrıca, tütsü
yakılan eve cinler musallat olur) diyenler oluyor. Bunlar doğru
mudur?
CEVAP
Tütsü yakmakla cinler musallat olmaz. Bu hurafedir.
Tütsülemek, kötü kokuyu yok etmek için yapılır. Budistler de
yapsa, tütsü yakmak günah olmaz. Din kitaplarımızda deniyor ki:
Nazar değen çocuklara tütsü yapmak caizdir. (Fetava-i
Hindiyye)
Cenaze, örtülü olarak, tütsülenerek yıkanır. (Redd-ül-muhtar)
Nimet-i İslam kitabında da, cenazeyi tütsülemenin müstehab
olduğu yazılıdır.
Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Oruçlu ziyaretçinin hediyesi sakalına koku sürünmek,
elbisesini tütsülemektir.) [Beyheki]
(Meleklerin hediyeleri, camilere tütsü koymaktır.) [Ebu-şşeyh]
Resulullah öd ağacıyla tütsülenir, ona bazen kafur da
katardı. (Müslim)
Ebu Davud’daki bir hadis-i şerifte de, hazret-i Fatıma’nın tütsü
yaptığı bildiriliyor.
Allah yüzüne baktı demek
Sual: (Allah onun yüzüne baktı) veya (Allah onun yüzüne
bakmadı) gibi tabirleri kullanmak küfür olduğu söyleniyor. Böyle
konuşmak caiz mi, küfür müdür?
CEVAP
Bunları söylemenin bir mahzuru yoktur. Bunlar birer tabirdir.
Yüzüne baktı demek, Allah ona merhamet etti, acıdı demektir.
Yüzüne bakmadı demek, ona acımadı, azap etti demektir. Bir hadisi
şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, sizin güzel suretlerinize, mallarınıza bakmaz.
Kalblerinize ve amellerinize bakar.) [Müslim]
Buradaki bakmak, sevap veya azap verir demektir. Yani Allahü
teâlâ, insanın yeni, temiz elbisesine, makam ve rütbesine bakarak
sevap vermez. Amelini ne düşünce ile, ne niyetle yaptığına bakarak
sevap veya azap verir. (S. Ebediyye)
İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Kıyamet günü Allahü teâlâ, şu üç sınıf insana rahmet
nazarı ile bakmaz:
1- Alış verişinde yalan söyleyerek fahiş fiyatla mal satana.
2- Gelişi güzel her şeye yemin edene.
3- Kendisinde su olduğu halde, başkasına vermeyene.) [Ey
Oğul İlmihali]
(Altı şey, altı halde gariptir:
1- İçinde namaz kılınmayan Mescitler gariptir.
2- Okunmayan Kur'an-ı kerim gariptir.
3- Fısk işleyenler yanında Kur'an-ı kerim gariptir.
4- Kötü huylu, zalim kocanın elindeki saliha kadın gariptir.
5- Kötü huylu kadının elindeki salih koca gariptir.
6- Kendini dinlemeyen kavmin arasındaki âlim gariptir.
Allahü teâlâ, kıyamet gününde bu altı maddede
bildirilenlere rahmet nazarı ile bakmaz. Yani onlara acımaz, azap
eder. (Menakıb-ı Çihar Yâri Güzin)
Yine Menakıb-ı Çihar Yâri Güzin kitabında bildiriliyor ki:
Allahü teâlâ, bu ümmete Ramazanda beş şey verir ki, başka
ümmetlere vermedi.
1- Ramazanın ilk gecesi olduğu zaman, onlara [bu ümmete]
rahmet nazarı ile nazar eder. Allahü teâlâ, kime rahmet nazarı ile
bakarsa, artık ona azap etmez.
2- Allahü teâlâ meleklere, (Bu ayda ibadetleri bırakın, ümmeti
Muhammede istiğfar edin) buyurur.
3- Allahü teâlâ Cennet meleklerinin reisi Rıdvan’a buyurur:
(Cenneti süsle ve kapılarını aç. Ümmet-i Muhammed’den bir
kimse bu ayda ölürse, cesedi gelinceye kadar, ruhu Cennete
dahil olsun.)
4- Allahü teâlâ, Cehennem meleklerinin reisi Malik’e,
Cehennemin kapılarını kapatmasını emreder. (Eğer, bu
ümmetten günahkâr biri ölürse, Ramazan ayı geçene kadar,
Cehennemde azap olmasın.)
5- Allahü teâlâ, Kadir gecesini verir. Hatta eğer bir kimse, o
gecede ibadet etse, günahlarını affeder. O gecede Cehennemden
azat olur. (Ravda-tül ulema)
Bu konudaki hadis-i şerif meallerinden bazıları da şöyledir:
(Komşusunun hanımı ile zina edenin, Allahü teâlâ yüzüne
bakmaz, onu Cehenneme koyar.) [Deylemi, Haraiti]
(Kim gösteriş için bir elbise giyerse, o elbiseyi çıkarıncaya
kadar Allahü teâlâ onun yüzüne bakmaz.) [İ.Asakir]
(Kibirlenerek elbisesini yerde sürüyenin yüzüne Allahü
teâlâ kıyamette rahmetle bakmaz.) [Buhari]
(Allahü teâlâ şu üç kişinin yüzüne bakmaz, onlar için acıklı
bir azap vardır:
1- Zina eden ihtiyar,
2- Yalan söyleyen idareci,
3- Kibirli fakir.) [Müslim]
(Allahü teâlâ, kıyamette, tevbe etmedikçe, şunların yüzüne
bakmaz, onları Cehenneme sokar:
1- İstimna eden,
2- Homoseksüel,
3- Devamlı içki içen,
4- Ana babasını döven,
5- Komşusuna eziyet eden,
6- Komşusunun karısı ile zina eden.) [Beyheki]
Allah da köre öyle bakar
Sual: Kör Allah’a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar demek
küfür mü?
CEVAP
Niyete bağlıdır. Birisi size kötülük edince bu sözü söylemek, sen
bana kötülük ediyorsun benden iyilik mi bekliyorsun anlamında
söylenmişse küfür olmaz. Sen Allah’a bir adım gidersen o sana on
adım yaklaşır demek de böyle caizdir. Sen ibadet etmezsen, Allah’a
inanmazsan Ondan merhamet beklemeye ne hakkın var demek
anlamında söyleniyorsa mahzuru olmaz. Mahzuru olmasa da böyle
ifadeler kullanmamalı. Bunlar hoş söz değil.
Güzel demek küfür mü?
Sual: Müziğin haram olduğuna inandığı halde, (Şu şarkı çok
hoşuma gidiyor, söyleyen sanatçı da çok güzel) diye söylemek küfür
olur mu?
CEVAP
Bunları söylemek küfür değildir. Haramı helal bilmek, harama
güzel demek küfür olur. Bir Alman, Fransız yani bir kâfir kızı güzel
ise, güzel demek küfür olmaz. Şu günah ama hoşuma gidiyor
demek küfür olmaz. Günah olduğunu bilip, şarkı dinlemek de öyle.
Nefsimizin hoşuna gider. Günahlar nefsin hoşuna gidebilir.
Harama helal demek, haramı beğenmek, iyi demek, güzel
demek küfürdür.Yoksa güzele güzel demek, şarkıcı kadına güzel
demek, sesine güzel demek küfür olmaz. Zina etmek hoşuma
gidiyor demek küfür olmaz. Zinayı beğenmek, günah olmadığını
söylemek, helal demek, iyi demek küfür olur. Haram olduğunu
bilerek işlemek, hoşuma gidiyor, çok tatlı oluyor demek küfür olmaz.
Burada incelik, haramı beğenmek ayrı, hoşumuza gitmesi, tatlı
gelmesi ayrıdır.
Bir hırsız, çeşitli numaralar yaparak polisin elinden kurtulsa, biz
de numaralarını kastederek, helal olsun hırsıza desek küfür olmaz,
çünkü onun hırsızlığını beğenmedik, yaptığı numaralar hoşumuza
gitti. Şarkıcının da sesi, güzelliği hoşumuza gidebilir. Sesi güzel
demek küfür olmaz.
Ancak dikkat etmeli. İslam âlimleri buyuruyor ki: (Nefsin gıdası
haramlardır.) Nefsi emmare ise kâfirdir ve ahmaktır. Her isteği
kendi aleyhine, zararınadır. Bu yüzden onun isteklerini yapıp,
gıdasını vermemeli, yani haram, günah işlememelidir. Nefs ve
şeytan hakimiyeti ele geçirirse, insan istemese bile, kendini
günahlardan alıkoyamaz, bile bile işler. Aynı freni patlayan,
direksiyonu boşa dönen arabaya şoförün hakim olamadığı gibi.
Nerede duracağı, nereye çarpacağı belli değil. Günümüzde çoğu
insan bu durumdadır.
Güzele güzel demek
Sual: (Güzel bir kadına güzel diyen kâfir olur) deniyor. Doğru
mudur?
CEVAP
Güzel kadına güzel demek küfür olmaz. Harama helal veya
harama güzel demek küfür olur. Mesela açık saçık giyinen kadının
bu hâline güzel denirse küfür olur.
Kabul olmayacak dua
Sual: Kabul olmayacak duaya amin denmez demek, küfrü
gerektirir mi?
CEVAP
Önce kabul olmayacak dua olur mu, olmaz mı ona bakalım!
Mesela, (Ya Rabbi, beni peygamber yap) demek kabul olmayacak
bir duadır. Böyle dua etmek Allah’ın emrine aykırıdır ve böyle duaya
amin denmez.
Ayrıca Allahü teâlânın âdetine zıt olan dualara da amin
denmez. Mesela, (Beni öldürme, beni melek yap, beni kadın yap)
demek böyledir. Ayrıca ibadet yapmadan Cennete girmek için dua
etmek de günahtır. (İslam Ahlakı)
Haramdan sadaka verse, alan fakir de haramdan olduğunu
bilerek, verene, Allah razı olsun dese veya Allah kabul etsin dese ve
veren de, amin dese, ikisi de imanlarını kaybeder. Başka biri de
amin dese, o da kâfir olur. (Birgivi şerhi)
Haram olduğu bilinen belli mal ile cami veya başka hayır
yaptırmak ve bunlara karşılık sevap beklemek küfürdür. (Redd-ülmuhtar)
Demek ki kabul olmayacak ve amin denmeyecek dualar vardır.
Bu bakımdan, (Kabul olmayacak duaya amin denmez) demek küfrü
gerektirmez. Fakat böyle sözler söylememek iyi olur.
Arap olayım demek
Sual: Anladıysam Arap olayım demek küfür olur mu?
CEVAP
Bu sözü din düşmanları çıkarmıştır. Arap, güzel demektir; siyah,
zenci demek değildir. Bugün Arap denilen kimseler Arap değil, çoğu
fellah, kimileri de zencidir. Zengibar’dan, Habeşistan’dan gelenlere
de, kasıtlı olarak Arap demişlerdir.
Peygamber efendimiz Arap idi. Araplar beyaz, buğday benizli
olur. Bilhassa Peygamberimizin sülalesi beyaz ve çok güzel idi.
Günümüzde de bu mübarek soydan gelen seyyidler var, hiçbiri
zenci değildir. Peygamberimizin vefatında, Eshab-ı kiramın hepsi,
sonra da evlatları, İslamiyet’i dünyaya yaymak için, Arabistan’dan
çıktı. Asya’nın ötelerine, Afrika’ya, Kıbrıs’a, İstanbul’a, her yere
dağıldı. Allah’ın dinini, Onun kullarına tanıtmak için canlarını feda
ettiler. Bu geniş topraklar, o mübarek şehitlerle doludur. Sultan II.
Abdülhamit Han’ın amirallerinden Eyüp Sabri Paşa, Mirat-ülharemeyn
kitabında, Mekke şehrinde, iki Arap evinin kalmış
olduğunu yazmaktadır. Bugün ise hiç yoktur.
Bugün kendilerine Arap denilen kimselerin yanlışlıkları ve
sapıklıkları yüzünden Arap kelimesine hakaret etmek yanlış olur.
Seyyidler Arap’tır. Genelde, İslamiyet’i kötülemek için Arap
kötülenmektedir. İslamiyet’i kötülemek için, dinin emirlerine irtica
denmesi gibidir. Bu oyuna gelmemelidir. Dinimizde ırk üstünlüğü
yoktur. Ama bazı milletler diğerlerinden daha faziletli olabilir. Bunun
için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Müslüman Arabı sevmek imandandır.) [İ. Neccar]
Ebu cehil gibi dinsiz Arabı sevmemek de, imandandır.
Kâfir olayım demek
Sual: İnandırmak için, (Kâfir olayım veya şerefsizim ki, Ali
beyin arabası yok) deniyor. Bu yemin olur mu?
CEVAP
Bu hususta iki kavil var:
1- (Ali beyin arabası yoktur, varsa kâfir olayım) dense, Ali beyin
arabası olsa da, olmasa da, öyle diyen kimse, kâfir olur. Niyetine
bakılmaz, yani niyeti geçersizdir.
2- Küfre sebep olan şeyleri, yemin niyeti ile söylerse, kâfir
olmaz, yemin etmiş olur. Ama böyle yemin, Müslüman yemini
değildir.
Şerefsizim veya şerefsiz olayım demek de çok çirkindir.
Müslüman kendine veya başka Müslümana böyle dememelidir.
Şerefsiz demek; ahlaksız, namussuz ve haysiyetsiz demektir.
Halbuki Müslüman, Allah indinde muhterem, aziz, mübarek, kıymetli
insan demektir.
Küfür ve küfür bulaşığı
Sual: Küfür bulaşığı ne demek, küfre sebep olacağı bildirilen
işleri yapan kâfir olmuyor mu?
CEVAP
Bu hususta, İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Cehennemde sonsuz olarak yanmak, küfrün karşılığıdır. Bir
kimse, imanı varken, kâfirlerin ibadetlerine, bayramlarına kıymet
verirse, âlimlerimiz, bu kimsenin imanının gideceğini bildiriyor.
Zamanımız Müslümanlarının çoğu, bu belaya yakalanmıştır. Hâlbuki
Peygamberimiz, (Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde
sonsuz olarak kalmayacak, Cehennemden çıkarılacaktır)
buyuruyor. Bunun açıklaması şöyledir:
Bir kimse, dinde inanılması lazım olan şeylerden, bir tanesine
bile inanmamış, şüphe etmiş veya beğenmemişse imanı gider, kâfir
olur. Bu kimse Cehennemde ebedi yanacaktır. Bir kimse de, Kelimei
tevhid söyleyip, bunun manasını kabul eder, (Muhammed
aleyhisselam, Allahü teâlânın Peygamberidir, her sözü doğrudur,
güzeldir) diyerek, ona uygun olmayanlar yanlıştır, kötüdür diye
inanırsa ve son nefesinde de öyle ölüp, ahirete, bu imanla giderse,
onun durumu farklıdır. Bu kimse, kâfirlerin mukaddes bildikleri
günlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa veya bir
günahı hafif görerek, önem vermeden işlerse, bunlara küfür bulaşığı
denir. Bu kimse de Cehenneme girer, ama kalbinde zerre kadar
imanı olduğu için, Cehennemde sonsuz kalmaz.
İmanı olanlardan, büyük günah işleyen [ve tevbe etmeden
ölen]lere gelince, Allahü teâlâ, bu günahları isterse affeder, isterse
günahı temizleninceye kadar Cehennemde azap eder. Cehennem
azabı, ister sonsuz olsun, ister belli bir zaman olsun, küfür için, küfür
sıfatları ve bulaşıklıkları içindir. Küfürden kaçınan iman sahiplerinin
yaptıkları büyük günahlar, ya imanları hürmetine, cenab-ı Hakk’ın
merhametiyle veya kalble tevbe, dille istiğfar ederek ve bedenle
hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile affedilir. Günahta
kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek de lazımdır. Böyle
affedilmeyenler, dünya sıkıntıları ve dertleriyle veya son nefeste can
verirken, çekecekleri zahmetlerle temizlenir. Bunlarla da
temizlenmezse, bazıları kabir azabı çekmekle affa kavuşur. Bazıları
ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve kıyamet gününün şiddetleriyle
affedilip günahları biter ve Cehennem azabıyla temizlenmeye lüzum
kalmaz. Nitekim Enam suresi, 82. âyetinde mealen, (İman edip de
imanlarını şirk ile bulaştırmayanlar, Cehennemde ebedî
kalmaktan emindirler. Onlar için, bu korku yoktur) buyuruldu. Bu
ayet-i kerime, sözümüzün doğru olduğunu göstermektedir, çünkü
buradaki zulüm, şirk demektir.
Bu fakir, bir gün, bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm halindeydi.
Kalbine teveccüh ettim. Kalbi kararmıştı. O zulmetin temizlenmesi
için çok uğraştım, fayda vermedi. Uzun zaman yokladıktan sonra, o
siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu ve kâfirlerle ve
küfürle olan bağlılığından, beraberliğinden olduğu anlaşıldı. O kadar
uğraştığım halde, o zulmetler temizlenemedi. Bunların ancak, küfrün
cezası olan, Cehennem ateşiyle temizleneceği anlaşıldı, fakat
kalbinde zerre kadar iman nuru da görüldüğünden, bunun
sayesinde Cehennemden çıkarılacaktır. Hastayı bu halde görünce,
cenaze namazını kılayım mı, diye düşünceye daldım. Kalbimi uzun
zaman yokladıktan sonra, kılmak lazım olduğunu anladım. Demek
ki, kalbinde iman varken, [zaruret yokken de] kâfirlerle düşüp
kalkan, onların bayramlarına, paskalyalarına uyanların cenaze
namazlarını kılmalı, bunları kâfir bilmemeli. Bunların, imanları
sayesinde Cehennemden çıkacaklarına inanmalı, fakat hiç imanı
olmayanlara, [Muhammed aleyhisselamın bir sözünü ve âdetini bile
beğenmeyenlere] af ve mağfiret yoktur. Bunlar, küfürlerinin karşılığı
olarak Cehennem azabında sonsuz kalacaklardır. (Mektubat
Tercümesi 1/266)
Küfür bulaşıklığı
Sual: Küfür bulaşıklığı olan işleri işleyen, mesela üzülmeden
gıybet eden veya başka günah işlemiş olan salih bir müslüman,
sonsuz olarak Cehennemde kalır mı?
CEVAP
Kâfirler gibi sonsuz Cehennemde kalmaz. Gıybet eden hangi
kimse, gıybet ederken üzülür? Hâlbuki günahı üzülmeden işlemek
küfürdür. Küfür alameti olan söz ve işleri yapan, hükmen kâfir olur.
Gıybet eden kimseye kâfir denir mi? Sorulduğunda, gıybetin haram
olduğuna inanıyorsa ona kâfir denmez. Kâfir denirse yeryüzünde
Müslüman kalmaz. Hâlbuki küfür bulaşıklarını işleyenlerin de,
kâfirler gibi sonsuz cehennemde kalmayacağını âlimlerimiz
bildirmiştir.
Dört mezhepte de haramdır
Sual: S. Ebediyye’de, dört mezhepte de haram olan bir şeye
helal, helal olan bir şeye haram diyenin kâfir olacağı bildiriliyor.
Buna birkaç örnek verilebilir mi?
CEVAP
Bazı örnekler verelim:
1- Hayzlı ve nifaslı iken namaz kılmak, oruç tutmak, camiye
girmek, dört mezhepte de haramdır. (S.Ebediyye)
2- Erkeklerin yabancı kadının yüzünden ve avuçlarının içinden
ve dışından başka yerine bakmaları, dört mezhepte de haramdır.
(Redd-ül-muhtar)
3- Cünüp olan erkeğin ve kadının, gusletmeden, abdestsiz
yapılması caiz olmayan, ibadetlerden birini yapması, dört mezhepte
de haramdır. (El-fıkh-ü alel-mezahib-il-erbea)
4- Müta nikâhı ve geçici nikâh dört mezhepte de haramdır,
bâtıldır. (Mizan)
5- Dürr-ül-muhtar’ın, (Kur’an-ı kerim okurken, harf
eklemeyecek, kelimeyi bozmayacak şekilde teganni etmek caiz ve
güzeldir. Aksi takdirde haramdır. Böyle teganni edene, ne güzel
okudun demekte küfür korkusu vardır) ifadesini İbni Abidin
hazretleri, şerh ederken buyuruyor ki: Teganni eden hâfıza, ne
güzel okudun diyen kimse kâfir olur demişlerdir; çünkü dört
mezhepte de haram olan bir şeye, güzel diyen kâfir olur. (Redd-ülmuhtar)
6- Sarhoş eden içkiler, dört mezhepte de şarap gibi galiz
necasettir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)
7- Namaza başlarken, tekbir getirmek, dört mezhepte de farzdır.
(İslam Ahlakı)
8- Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhepte de caiz
değildir. (Mevahib-i ledünniyye)
9- Dört mezhebin icmaına inanmayan kâfir olur.(Redd-ülmuhtar)
10- Yayılan bid’atin kötülüğünü Müslümanlara duyurmak dört
mezhepte de farzdır. Bu konuda icma-i ümmet vardır. (Mektubat-i
Masumiyye)
Dört mezhepte de haram olan bir şeyi severek, beğenerek,
helal sayarak yapan, söyleyen kâfir olur. Mecbur olarak, âdete ve
nefsine uyarak veya nafaka temini için, istemeyerek, üzülerek yapan
kâfir olmaz.
Mürted müslüman olsa
Sual: Mürted tekrar müslüman olunca, mürted olmadan önce
kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir mi?
CEVAP
Müslüman olan mürtedin, Müslümanken terk ettiği ibadetleri
kaza etmesi gerekir; çünkü namaz ve orucu terk etmek günahtır ve
günah tekrar Müslüman olduktan sonra baki kalır. (Dürer ve gurer)
Mürtedin, mürted olmadan önceki ibadetleri ve sevabları yok
olur. Tekrar imana gelirse, zenginse, yeniden hac etmesi lazım olur.
Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza gerekmez. Mürted olmadan
önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza etmesi lazımdır. Çünkü
mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz. (İslam Ahlakı)
Mürtedin mürtedken kılmadığı namazları kaza etmesi
gerekmez. (Hindiyye)
Hindiyye’de sadece, mürtedken kılmadığı namazları kaza etmez
deniyor. Mürtedlikten önceki kılmadığı namazları kaza edeceği
anlaşılmaktadır.
Dininden dönen bir kimse, mürtedliği zamanındaki namazlarını
kaza etmediği gibi, daha önce kıldığı namazlarını da kaza etmez.
Bundan yalnız hac müstesnadır. (Dürr-ül-muhtar)
Burasını açıklayan İbni Abidin hazretleri, (Daha önce kıldıklarını
iade etmez) buyuruyor. Buradan da kılmadıklarını kaza etmesi
gerektiği anlaşılmaktadır; çünkü Dürer ve gurer’de bu husus açıkça
bildirilmiştir.
Bin kere tevbeyi bozmak
Sual: (Kur’an-ı kerime göre, bir Müslüman dinden çıkıp mürted
olsa, sonra tevbe edip Müslüman olsa, sonra tekrar mürted olsa,
bundan sonra tevbe etse bile, artık onun affedilmesi mümkün değil)
deniyor. Doğru mu?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. O âyet-i kerimenin meali şöyledir:
(İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar
inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları, Allah ne
bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.) [Nisa 137]
Burada, (İnkârdan sonra tevbe edenler affedilmez) denmiyor,
(İnkârlarını arttıranlar yani kâfir olarak devam edenler
affedilmez) deniyor. Bir kimse kaç kere mürted olursa olsun,
sonunda tevbe ederse Müslüman olur. Yani bin kere tevbesini
bozsa da, sonunda tevbe etmişse, son durumu geçerli olur. Hüküm,
neticeye göre verilir. İmam-ı Kurtubi hazretleri de buyurdu ki:
Bu âyet-i kerimeye göre, Musa aleyhisselama iman edip, sonra
Uzeyr aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanlar, sonra Uzeyr
aleyhisselama iman edip de, sonra İsa aleyhisselamı inkâr edip kâfir
olanlar, sonra da Muhammed aleyhisselamı inkâr ederek küfürlerini
artırmış olanları Allah mağfiret etmez. Allahü teâlânın, (Sonra da
küfürlerini artırmış olanlar) sözünün anlamı, küfür üzere ısrar
edenler demektir. (Kurtubi tefsiri)
Maksudun mabudundur
Sual: Tasavvuf büyüklerinin, (Maksudun yani arzu ettiklerin,
mabudun olur) sözü ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve
evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir insanın maksudu, arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ
kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete,
alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şeyse, bu maksudu,
mabudu olur, yani arzu ettiği şey mabudu olur, arzusuna ibadet
etmiş olur; çünkü ibadet, zilletin, son derecesidir. Allahü teâlâdan
başka mabud tanımamak için, Ondan başka maksud, Ondan başka
murat olmamak lazımdır. Bunun için de, (La ilahe illallah) derken,
Ondan başka maksud olmadığını bilmek lazımdır. Bu manayla, bu
kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, hiçbir maksudları kalmaz.
Ondan başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka mabudumuz
yoktur sözleri doğru olur ve çeşitli ilahlardan kurtulmuş olurlar.
Ondan başka maksud bırakmamak suretiyle, Ondan başka mabud
bırakmamaya kavuşmak, imanın kâmil olması için şarttır ve Evliyaya
mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan mabudlarından kurtulmasına
bağlıdır. Nefs, itminana kavuşmadıkça, bu derece ele geçmez.
İslam dininin esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten,
yorulmaktan kurtarmaktır; çünkü insanlar zayıf, nazik yaratılmıştır.
Bunun için, İslamiyet diyor ki, bir kimse, maksadına kavuşmak için,
Allah göstermesin İslamiyet’in dışına çıkarsa, [bir farzı bırakır, bir
haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içer, açık
gezerse], bu maksudu, onun mabudu olur, ilahı olur. Maksudu için
İslamiyet’in dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram
işlemezse, İslamiyet, o maksudu reddetmez, men etmez ve onu
maksud bilmez. Onun maksudunun yine yalnız Allahü teâlâ ve Onun
dinini gözetmek olduğu anlaşılır. O maksuda karşı, o kimsede,
yaradılış icabı, bir arzu hâsıl olmuştur; fakat bu arzusu, İslamiyet’e
olan arzusunun miktarına yetişememiştir. (c.3, m.3)
Demek ki bir şeyi yaparken Allahü teâlânın rızası için
yapıyorsak, o şey mabudumuz olmaz. Mesela, haramlardan
kurtulmak, dinini daha iyi yaşayabilmek için evlenen kimsenin
evliliği, onun mabudu olmaz.
Efendim demek
Sual: Gayrimüslime efendim demek küfür müdür?
CEVAP
Tazim [hürmet] edilmesi emredileni tahkir [aşağılamak] ve tahkir
edilmesi emredileni de tazim etmek küfürdür. (Birgivi
vasiyetnamesi şerhi)
Hadis-i şerifte, (Münafık [ve her çeşit kâfir] ile konuşurken,
efendim demeyin) buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek,
saygıyla selam vermek, üstadım demek, küfür olur. (Berika)
Saygı için efendim demek küfürse de, âdet olan kelimelerle
hitap etmek küfür olmaz. Telefonda bir gayrimüslime, buyurun
efendim demek küfür olmaz, çünkü âdet böyledir. Gayrimüslime
selam vermek de küfürdür, çünkü kâfire dua edilmez. Selam da
duadır, ancak iş düşünce âdet olarak selam verilebilir. Onlar zaten
selamı bilmez. Onlar gibi söylemekte, mesela Bonjour, Good
morning, Guten morgen, Günaydın, İyi günler veya İyi akşamlar
demekte mahzur yoktur.
Mister, Miss, Mösyö, Madam, Matmazel gibi kelimeler de
böyledir. Mailin, mektubun sonuna, Sincerely yazılıyor. Sayın
anlamında dear deniyor. Bunlar saygı için değil, âdet olduğu için
söyleniyor. Bir de, gayrimüslimi üzmemek için de, bu kelimelerin
kullanılması caizdir.
Tekfircinin tekfirleri
Sual: Küfürle ilgili birkaç kitaptan aldığım sözler doğru mudur?
CEVAP
Bu sözler tamamen şahsi görüşle yazılmıştır. Bir insana kâfir
diyebilmek için nakli esas almak gerekirdi. Şahsi görüşle bir insan
tekfir edilemez. Bir şey haramsa veya küfürse kitaplarda yazılıdır.
Harama, küfre delil aranır, ama mubaha delil aranmaz. Mesela,
(Muz yemek haramdır, kivi yemek küfürdür) diyen kimseye, (Delilini
göster) denir. Mubah diyene delil sorulmaz. Yani, (Hangi kitapta
mubah olduğu yazılı?) diye sorulmaz. Biz, bu birkaç tekfircinin
aşağıya aldığımız sözlerinin küfür olmadığını söylüyoruz. Küfür diye
iddia eden çıkarsa, delilini onun göstermesi lazımdır. Küfür değildir
diyene delil sorulmaz. Ananas yemek küfür değil dersek, hiç kimse,
(Delilini göster) diyemez.
Şahısların yanında âlimler ve evliya zatlar da tekfir ediliyor, yani
onlara kâfir deniliyor. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yalanlar yazılır, âdetler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma
dil uzatılırsa, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Allahü
teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti, doğruyu bilip de,
gücü yettiği hâlde bildirmeyene olsun! Allah, böyle âlimlerin, ne
farzlarını, ne de başka ibadetlerini kabul eder.) [Deylemi, Ebu
Nuaym]
Bu hadis-i şerifte bildirilen lanete uğramamak için, bu tekfirciye
cevap yazmak zorunda kaldık. Maddeler hâlinde cevap veriyoruz:
1- Tekfirci, (Allah'a mekân ittihaz etmek küfürdür. Mesela,
“Allah'a bir karış yaklaşana, Allah bir arşın yaklaşır” veya “Allah,
Evliya zatların kalbine girer” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu yaklaşma manevi yaklaşmadır. Allahü teâlâya yaklaşmak
demek, O’nun sevgisini ve rızasını kazanmak demektir. Birisine,
yakın dostum demek, evimiz yakın, beraber yaşıyoruz demek değil,
dostluğumuz iyi demektir. Allahü teâlânın yakınlığını da böyle
anlamalıdır. Kâbe veya camiler Allah'ın evi demek de, Allah'a
mekân tayin etmek değildir. Kâbe'nin ve camilerin önemini
belirtmek, kıymetli yer olduğunu göstermek içindir. Evliyanın kalbi
elbette kıymetlidir. Hadis-i kudsilerde buyuruluyor ki:
(Ey Âdemoğlu, bana gelmek için ayağa kalkarsan, ben de
sana doğru yürürüm. Bana doğru yürürsen, ben de sana doğru
koşarım.) [İ. Ahmed]
(Sevdiğim kulumun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli,
yürüyen ayağı, konuşan dili olurum. İstediğini veririm.)
[Beyheki]
(Bana bir karış yaklaşana, ben bir arşın yaklaşırım. Bir arşın
yaklaşana, bir kulaç yaklaşırım. Yürüyerek gelene, koşarak
yaklaşırım.) [Buhari, İ. Ahmed]
(Yere göğe sığmam, mümin kulların kalbine sığarım) hadis-i
kudsisi de böyledir. İmam-ı Rabbani hazretleri, bu hadis-i kudsiyi
şöyle açıklamaktadır:
Yer ve gök çok geniş olmakla beraber maddedir. Mekânlıdır. Bir
şeye benzetilebilir. Nasıl oldukları anlaşılır. Mekânsız olan, nasıl
olduğu bilinmeyen mukaddes varlık, bunlarda yerleşemez.
Mekânsız olan, mekânda yerleşmez. Benzeri olmayan, benzeri
olanla bir arada bulunmaz. Mümin kulun kalbi ise, mekânsızdır.
Nasıl olduğu anlaşılamaz. Bunun için, burada yerleşir. (Mektubat-ı
Rabbani)
Görüldüğü gibi Tekfirci, imam-ı Buhari’yi, dört hak mezhepten
birinin reisi olan imamı Ahmed’i, muhaddis âlim imam-ı Beyheki’yi
ve ikinci bin yılın müceddidi imam-ı Rabbani hazretlerini küfürle
suçlamaktadır. Tekfir etmek, geri tepmeli topa benzer, geri teperse
sahibini parçalar. Yani Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur.
2- Tekfirci, (“Allah, bu kâfire iman nasip etmesin” demek, küfre
rıza olduğundan küfürdür) diyor.
CEVAP
Küfre rıza, bir Müslüman’ın, kâfir olmasını veya kâfir olarak
ölmesini istemektir, küfürdür, fakat kâfirin, küfür üzere kalmasını
istemek küfre rıza değildir. (Fetavel-Haremeyn)
Bir insan bir kâfire niye öyle desin ki? Belki o kâfir,
Müslümanlara zulmetmiştir. Zulmü yanına kalmasın diye böyle
denmiş olabilir. Durup dururken bir kâfire öyle beddua edilmez.
Edilmişse haklı bir sebebi vardır.
Görüldüğü gibi kâfirin küfür üzere kalmasını istemek, Allah ona
iman nasip etmesin demek küfre rıza değildir. Tekfirciler şöyle
düşünüyor:
(Bir kâfiri savaşta öldürmekle onun Cehenneme gitmesi
istenmiş olacağı için caiz olmaz, çünkü kâfirin Müslüman olma
ihtimali vardır.)
Bu yanlış bir düşüncedir. Peygamber efendimiz kâfirlerle
savaştı. Belki o kâfirler zamanla imana gelebilirdi. Ama kâfirken
öldürüp Cehenneme göndermek küfür olsaydı, Peygamber
efendimiz kâfirlerle savaşmaz, onların canını Cehenneme
yollamazdı.
3- Tekfirci, (Allahsız veya Allahsızlar demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bir dinsize, Allahsız demek, onu Allah yaratmadı demek
değildir. Onun dinsiz, imansız, merhametsiz olduğunu söylemektir,
küfür değildir. Hiçbir Müslüman, bir dinsize, Allahsız dediği zaman,
seni Allah yaratmadı anlamında söylemez. Her Müslüman, Allah'tan
başka yaratıcı olmadığını gayet iyi bilir. Tekfircinin adamı küfre
sokmak için zoraki mâna yakıştırmaya çalışması çok yanlıştır.
4- Tekfirci, (Allah büyüktür demek küfürdür. Çünkü onu insana
benzetmiş olur) diyor.
CEVAP
Hiç kimse o manada söylemez. Allah'ı dağ gibi kocaman bir
varlık gibi düşünmez. İnsanları küfre sokmak için zoraki yakıştırma
bu. Her namazda Allahü ekber diyoruz. Allah büyüktür demektir.
Hattâ en büyük, çok büyük demektir. Her şeye küfür demek ne
kadar yanlıştır. Bir başka tekfirci de, (En büyük Fenerbahçe demek
küfürdür, çünkü en büyük Allah’tır) diyor. Spor kulüpleri içinde en
büyüğü şudur demek küfür olmaz.
5- Tekfirci, (“Allah, Âdeme ruhundan üfledi” demek küfürdür)
diyor.
CEVAP
Bu durum, âyet-i kerime ile sabittir. Ancak mümin, Allah’ın cisim
olmadığını, hayâl ettiği her şeyin Allah olmadığını bilir. Ruhumdan
üfledim demekle ona ruh verdiğini anlar. Anlamayan çıkarsa o da
anlayana sorar. İşte o âyet-i kerimenin meali:
(Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara
topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan
üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.) [Hicr 28, 29]
Biz onun için, hiç kimse âyete mâna vermeye kalkmasın,
müfessirlerin açıklamasını esas alsın diyoruz. Din meallerden
öğrenilmez diyoruz. Âyetleri anlamak öyle kolay değil. Yanlış
anlamalarından dolayı 72 sapık fırka meydana gelmiştir.
6- Tekfirci, (“Allah nurdur” veya “Allah Muhammed'i kendi
nurundan yarattı” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Tekfirci ya çok cahil veya İslam âlimlerini tekfir etmek için
bahaneler arıyor. Nur suresinin 35. âyetinde, (Allah, göklerin ve
yerin nurudur) buyuruluyor. Ancak bu, mahlûk olan ışık olarak
kabul edilmez. Kimse hâşâ Allah'ı, mahlûk olan bir ışığa benzetmez.
Çünkü mümin, Allah'ın hiçbir şeye benzemediğini bilir. Bir hadis-i
şerif meali de şöyledir:
(Her şeyden önce benim nurumu, Allah kendi nurundan
yarattı.) [İmam-ı Kurtubi]
Tekfirci galiba, nuru maddî bir şey sanıyor da, Allah'ın nurundan
alınıp peygambere veriliyor gibi görüyor. Yoksa Peygamber
efendimizi yalanlamaya kalkmaz.
7- Tekfirci, (Kader utansın demek küfürdür) diyor.
CEVAP
(Kaderim kötü imiş, yazıklar olsun bu kötü kaderime) demek
küfür olmaz, çünkü günahlarımız yüzünden kaderimiz kötü olmuştur.
Yani kaderimizin kötü olmasına kendimiz sebep olduk. Kader, kendi
arzumuzla yapacağımız iyi veya kötü işlerin kaderimiz olarak
belirlenmesidir. Günahlarımızın durumuna göre, bu kötü de olabilir,
iyi de olabilir. Bu manada, (Kaderim utansın, kaderim kötüymüş)
demek küfür olmaz. Ama (Allah, kötü işlerimizi kötü olarak
yazmamalıydı, yanlış yaptı) diyerek, amellerimize göre kaderimizi
belirleyen Rabbimizi suçlamak küfür olursa da, böyle bir sözü de bir
Müslüman asla söylemez. Söylüyorsa o zaten Müslüman değildir.
8- Tekfirci, (“Güzel Allah’ım” veya “Allah güzeldir, güzeli sever”
demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Hep maddî açıdan bakıyor, sanki kadına, erkeğe, maddî bir
şeye güzel denmiş sanıyor. Hiç öyle söyleyen Müslüman olur mu?
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Allahü teâlâ cemildir, cemal sahiplerini sever.) [Müslim]
Bu hadis-i şerifin Türkçe söylenişi, (Allah güzeldir, güzeli
sever) şeklindedir. Allahü teâlânın bütün yarattıkları bir nizam
dâhilindedir, güzel bir düzen içindedir, kul da, işlerini böyle bir düzen
içinde yaparsa, Allah böyle kulu da sever demektir. Kelime üzerinde
durmak, insanları küfre sokmak için zoraki yakıştırma yapmak
normal bir şey değildir. Müslümanı küfre sokmaya değil, küfürden
kurtarmaya çalışmalıdır.
9- Tekfirci, (“Yürü Allah’ım yürü, dön Allah dön, ye Allah’ım ye”
demek küfürdür) diyor.
CEVAP
İnsan uzak bir yere giderken, yorulup, (Ne uzakmış, yürü
Allah’ım yürü bir türlü bitmiyor) der. Diğerleri de böyle. Yoksa,
(Allah’ım sen yürü) demek değildir. Öyle bir şeyi ne Müslüman, ne
de gâvur söyler. Bu bir deyimdir. Yorgunluğun, dönmenin ve
yemenin çok olduğunu göstermek için söylenir. Yoksa Allah'ı
yürüyen bir varlığa benzetmek olmaz. Bu, insanları küfre sokmak
için zoraki yakıştırmadan ibarettir.
10- Tekfirci, (“Allah sana da zulmetsin” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Her Müslüman bilir ki Allah zulmetmez. Zulmedene zalim denir.
Hiçbir Müslüman Allah'a zalim demez. Bana zulmedene, Allah da
zulmetsin demesi, Allah senden bunun intikamını alsın demektir.
Hemen insanları küfre sokmak için sen Allah'a zalim diyorsun
dememeli, onu kurtarmaya çalışmalı.
11- Tekfirci, (“Canımı sıkmayın, üstüme fazla gelmeyin, yoksa
imandan çıkarım” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
(Canımı sıkarsanız, üstüme fazla gelirseniz, yanlış bir şey
söyler dinden çıkabilirim) demek istiyor. Bu manayı değil de,
imandan çıktım mânasını vermek, insanları küfre sokmak için gayret
etmekten başka şey değildir.
12- Tekfirci, (Kâfire “Allah senden razı olsun” demek küfürdür)
diyor.
CEVAP
Kâfire dua edilmez, selam verilmez, ama ihtiyaç hâlinde Allah
razı olsun denirse bu, Allah seni razı olacağı hâle getirsin demektir.
Kâfirin hidayeti için dua edilir. İhtiyaç hâlinde selam da verilir. Selam
da bir duadır. Allah razı olsun anlamına da gelir. Kâfirin hidayeti için
dua eden Müslümana, kâfir oldun demek çok çirkindir.
13- Tekfirci, (“Yunan bizim ezeli düşmanımız” demek küfürdür)
diyor.
CEVAP
Tekfirci, ezeli kelimesi Allah'tan başkası için kullanılmaz
zannediyor galiba. Ezeli kelimesi çok eski anlamında da kullanılır.
Her sözün altında bir küfür aramak yanlıştır.
14- Tekfirci, (“İbrahim aleyhisselam hayatında üç kere yalan
söyledi” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Muteber tarih kitaplarında bu açıkça anlatılıyor. Bunlar zaruret
hâlinde söylenmiştir. Yalanın üç yerde caiz olduğu hadis-i şerifle
bildirilmiştir. Uyun-ül besair ve Hadika’da savaşta, din
düşmanlarından korunmak veya Müslümanları korumak için yalanın
caiz olduğu açıklanıyor. Caiz demek, günah değil demektir. İbrahim
aleyhisselam din düşmanlarına karşı, günah olmayan yalanı
söylemiştir. Günah olmayan bir yalan için küfür demek çok yanlış
olur.
15- Tekfirci, (Hazreti Eyyûb’ün cesedine kurt düştü demek
küfürdür) diyor.
CEVAP
Peygamberlerin beş veya yedi sıfatı vardır:
Sıdk [her işleri doğrudur, yalan söylemezler],
Tebliğ [Dini eksiksiz bildirirler],
Adalet [her işte hakkı gözetirler],
İsmet [günah işlemezler],
Emanet [emindirler],
Fetanet [çok akıllı, anlayışlı, zekidirler],
Emnül-azl [peygamberlikten azledilmezler yani peygamberlik
onlardan geri alınmaz.]
Hastalanmak, yaralarının kurtlanması, peygamberlik sıfatlarına
aykırı değildir. Yukarıdaki yedi sıfattan hangisine aykırıdır? Dinde
nakil esastır. Aklen din olmaz.
Eyyüb aleyhisselamın yaralarının kurtlandığını büyük âlim
Alâaddin-i Attar hazretleri de bildirmektedir. (S. Ebediyye)
Eyyüb aleyhisselamın yarasına kurtlar düştü diyen kâfir olursa,
bu büyük evliya zat da tekfir edilmiş olur. Onun için tekfirden çok
sakınmalıdır. Kâfir dediğimiz kimse, kâfir değilse, kendimiz küfre
gireriz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bir Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur.) [Buhari]
16- Tekfirci, (Hazreti Yusuf için, “Bir an, içinden günah işleme
düşüncesi geçti” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Günah işlemek ayrı, düşüncesinin geçmesi ayrıdır. Gönülden
geçip de yapılmayan ve söylenmeyen şeyler günah değildir. Yusuf
aleyhisselamla ilgili husus Kur'anı kerimde şu mealde bildiriliyor:
(Hazret-i Yusuf dedi ki: Ben nefsimi temize çıkarmam, benim
nefsim kötü şeyler istemez demiyorum, çünkü nefs, Rabbim
acıyıp korumadıkça, hep kötülüğü emreder.) [Yusuf 53]
Tekfirci iftirasını ispatlamak için bu âyet-i kerimeyi mi
yalanlayacaktır? Yusuf aleyhisselam günah işlememiştir. Kalbinden
bir şey geçmişse bu günah değildir.
17- Tekfirci, (“Peygamberimiz Kur’an okurken müşriklerin
putlarını anlatan âyet-i kerimeye gelince, şeytan putları öven birkaç
sözü, araya sokuşturdu” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Ehl-i sünnet âlimlerinin en büyüklerinden birisi olan, imam-ı
Rabbani müceddidi elfi sani Ahmed Faruki hazretleri faydalı ilimler
hazinesi Mektubat’ında buyuruyor ki:
Çok kimsenin bildiği gibi, bir gün Resulullah efendimiz Eshabı
ile oturuyordu. Kureyşin ileri gelenleri ve kâfirlerin şefleri orada idiler.
Seyyid-ül-beşer Necm suresini okudu. Onların putlarını anlatan
âyet-i kerimeye gelince, mel’un şeytan putları öven birkaç sözü, o
Server’in sözüne ekledi. Dinleyenler, bunları da Resulullah'ın sözü
sandılar. Orada bulunan kâfirler, “Muhammed bizimle barış yaptı,
putlarımızı övdü” dediler. Oradaki Müslümanlar da, buna şaşırıp
kaldılar. O Server (Ne oluyorsunuz?) diye sordu. Eshab-ı kiram, (Siz
okurken bu sözler de araya karıştı) dediler. Hemen Cebrail-i emin
vahy getirdi. O sözleri şeytanın karıştırdığını, bütün Peygamberlerin
sözlerine de karıştırmış olduğunu bildirdi. Allahü teâlâ, o sözleri
âyet-i kerime arasından çıkardı. Kendi kelamını sapasağlam yaptı.
(1/273)
Bu yazıdan anlaşıldığı gibi, böyle bir olayın olması Kur'an-ı
kerime gölge düşürmez. Allahü teâlâ, şerefli sözüne leke sürdürür
mü hiç?
18- Tekfirci, (“La mevcude illallah” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
La mevcûde illallah = Allah’tan başka varlık yok demektir. Bu
ifade Ehl-i sünnete aykırı değildir. İbni Arabi hazretlerini tenkit eden
İmam-ı Rabbani hazretleri de aynısını çeşitli mektuplarında uzun
uzun bildiriyor. Yalnız Allah vardır, âlem hayal mertebesinde
yaratılmıştır buyuruyor. Şu sual, âlimler tarafından İmam-ı Rabbani
hazretlerine soruluyor:
Sual: Âlimler diyor ki, Allahü teâlâ, bu âlemin içinde ve dışında
değildir. Âleme bitişik de değildir. Ayrı da değildir. Bunun
açıklanması nasıl olur?
İmam-ı Rabbani hazretleri buna şöyle cevap veriyor:
İçinde, dışında olmak, bitişik ve ayrı olmak gibi şeyler, var olan
iki şey arasında düşünülebilir. Hâlbuki sualde, iki şey mevcut
değildir ki, bunlar düşünülebilsin. Çünkü Allahü teâlâ vardır. Âlem,
yani Ondan başka her şey vehim ve hayaldir. Âlemin var görünmesi,
Allahü teâlânın kudreti ile devamlı olup, vehim ve hayalin kalkması
ile yok olmuyor. Ahiretteki sonsuz nimetler ve azaplar bunlara
oluyor. Fakat âlemin varlığı vehim ve hayaldedir. [Yani dışarıda var
olmayıp, vehme ve hayale var görünmektedir.] Vehim ve hayalin
dışında bir varlık değildir. Allahü teâlânın kudreti, vehim olunan,
hayal olan bu görünüşleri devam ettirmektedir. Var gibi
göstermektedir.
Hayalde bulunan bir şey, dışarıda var olan bir şeyle bitişiktir,
onun içindedir denemez. Fakat var olan, mevcut olan bir şey,
hayalde olan şeyin içinde de, dışında da ve ayrı da değildir, bitişik
de değildir. [Bunu nokta-i cevvale ile açıklıyor. Merak eden,
mektubun aslına bakabilir.] (2/98)
Görüldüğü gibi, Muhyiddin Arabi gibi zatların La mevcude
illallah demeleri, tekfircinin sandığı gibi kâinatta gördüğümüz her
şey Allah demek değildir. Onlar hayâl mertebesinde yaratılmıştır
demektir.
19- Tekfirci, (Hazret-i Ebu Bekr’in veya başkalarının vücudunun,
Cehennemin kapısını kapatacak kadar büyütülmesi için dua ettiğini
söylemek küfürdür) diyor.
CEVAP
Hazret-i Ebu Bekir dedi ki:
Ya Habiballah! Hak teâlâ iki ev halk etti. Birinin adı Cennet ve
birinin adı Cehennemdir. Elbette takdir yerini bulup, ikisini de
dolduracaktır. Birini yaramaz kulları ile, birini salih kulları ile. Dedim
ki, (Ya Rabbi! Bu zayıf kulunun bedenini büyültüp, Cehenneme
koy ki, benim bedenimle Cehennem dolsun. Senin emrin yerini
bulsun. Bütün âlem, Cehennem korkusundan kurtulsun.) Ondan
sonra Eshab-ı güzin hazret-i Ebu Bekrin böyle duasına ve yüksek
himmetlerine hayran olup, cümlesi hayır dua ettiler. (Menakıb-i
Çihar Yar-ı Güzin, 28. M.)
Abdullah ibni Ömer hazretleri, bir gün Resulullah'ın şerefli
huzuruna gelmişti. Buna çok iltifat buyurup, (Kıyamet günü
herkesin beratı, yani kurtuluş vesikası, her işi ölçüldükten
sonra verilir. Abdullah’ın beratı ise, dünyada verilmiştir) hadis-i
şerifi ile bunu medh ve sena buyurdu. Sebebi sorulunca, (Kendisi
vera ve takva sahibi olduğu gibi, dua ederken “Ya Rabbi!
Benim vücudumu, kıyamet günü o kadar büyük eyle ki,
Cehennemi yalnız ben doldurayım. Cehennemi insanla
dolduracağım diye verdiğin sözün böylece yerine gelmiş olsun
da, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden hiç kimse
Cehennemde yanmasın” diyerek din kardeşlerini kendi
canından daha çok sevdiğini göstermiştir) buyurdu. Ebu Bekr-i
Sıddık’ın da böyle dua ettiği (Menakıb-i Çihar Yar-ı Güzin)
kitabında yazılıdır. (Hak Sözün Vesikaları)
Görüldüğü gibi böyle dua etmenin çok faziletli olduğunu bizzat
Resulullah efendimiz haber veriyor. Kaynak vermeden öyle dua
küfür, böyle söylemek küfürdür diyerek, elindeki tekfir damgası ile
her yeri damgalamak çok yanlıştır.
Ancak Resulullah'ın ümmetini bu derece seven, şefkatli olan bir
kimse böyle bir dua edebilir. Böyle dua etmek faziletliymiş diye
içinden gelmeden, laf olsun diye böyle dua etmek kıymetsizdir.
20- Tekfirci, (Allah yazdıysa, bozsun demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu bir duadır. Tekfirci kaderin değişip değişmeyeceğini
bilmediği için buna hemen küfür damgasını basmış. Kaderin
değişen ve değişmeyen kısmı vardır. Değişmez sandığı için küfür
dediği anlaşılıyor. Bazı tekfirciler de, (Ya Rabbi bana şunu ver
demek, emir olduğu için, Allah'a emir vermek küfür olur) diyor.
Bunlar hep aynı kafadan. Dua ederken verir misin denmez ver denir.
Ver demek emir değil, rica ve arzudur.
Kaza-i muallak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi
amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir. Üç hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez, fakat kabul olan
dua, o belâ gelirken insanı korur.) [Taberani]
(Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız dua
değiştirir ve ömrü, yalnız ihsan, iyilik artırır.) [Hâkim]
(Sıla-i rahim ömrü uzatır.) [Taberani]
Demek ki dua ile değişebilen kaderimiz vardır. (Ya Rabbi o iş
kaderimde varsa, [kaza-i muallak ise] onu değiştir) anlamında, Allah
yazdıysa bozsun demek küfür değil, duadır.
21- Tekfirci, (Allah’ın gücüne gitmesin demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Güce gitmek ne demek? Gücenmek, darılmak, üzülmek gibi
manalara gelir. (Allah’ın gücüne gitmesin) demek, (Ya Rabbi yanlış
bir şey söylemişsek, günaha girmişsek bizi affet) anlamında bir
duadır.
Konuşma arasında çirkin bir söz kullanmak gerektiğinde o
sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için (Sözüm
meclisten dışarı) diye bir deyim vardır. Bu da öyledir. (Çirkin bir şey
söylersek, ya Rabbi bizi affet) demektir. Bir Müslümana bir
sözünden dolayı hemen kâfir oldun denmez, onu kurtaracak yollar
aranır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey
anlaşılsa, bunlardan doksan dokuzu küfre sebep olsa, biri
Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir
dememek gerekir. (3/38)
Bütün âlimler küfür dese, sadece biri küfür değil dese Allahü
teâlâ o sözü küfür saymıyor. Tekfircinin dediği şeylerin bazıları dört
mezhepte de, küfür değildir. Üzerinde ittifak olmayan sözlerden
dolayı hemen bir Müslümanı tekfir etmekten sakınmalıdır.
22- Tekfirci, (Küfür sözden dolayı tevbe istiğfar etmekle iman
kazanılmış olmaz, kelime-i şehadet getirmek şarttır) diyor.
CEVAP
Müslüman zaten kelime-i şehadet getiriyor, namaz kılıyor,
namazda da kelime-i şehadet getiriyor. Söylediği veya işlediği
küfründe ısrar ediyorsa, kelime-i şehadet getirmesi onu küfürden
kurtarmaz. Mesela bir kimse, Cehennem yok dese, bu
düşüncesinde ısrar ettiği sürece bin kere kelime-i şehadet getirse
Müslümanlığa giremeyeceğini İmamı a'zam hazretleri bildirmektedir.
(Ne söyleyerek veya ne yaparak küfre girmişse, onu terk etmedikçe
imana gelmiş olmaz) buyuruyor. Tekfirci muteber bir kitaba
dayanmadan, kafasına göre konuştuğu için, ne çamlar devirdiğini,
az çok dini bilen herkes açıkça görür.
23- Tekfirci, (Çalgı çalarak Kur'an okumak küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu sözü doğrudur. Muteber kitaplar da öyle yazıyor. Hattâ
ilahileri çalgıyla, müzikle söylemenin de küfür olduğu muteber
kitaplarda yazılıdır.
Şu kadar var ki, meşhur olmayan küfür bir söz veya iş için, bir
Müslüman, (Ya Rabbi bilerek veya bilmeyerek işlediğim küfürler için
tevbe ettim) derse, Allahü teâlânın onu affettiğini âlimlerimiz
bildiriyor.
Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde,
Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine
[haramlara] uyması lazımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan
sakınmaya ehemmiyet vermeyenin imanı gider, kâfir olur. Kâfir
olarak ölen kimse, kabirde azap çeker, âhirette Cehenneme gider.
Cehennemde sonsuz yanar. Affedilmesine, Cehennemden
çıkmasına imkân ve ihtimal yoktur. Her sözde, her işte kâfir olmak
ihtimali çoktur. Kâfir olmak çok kolay olduğu gibi, küfürden
kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahi, her gün bir
kere istiğfar etse, yani (Estagfirullah) dese, muhakkak affolur, yani,
(Ya Rabbi! Bilerek veya bilmeyerek küfre sebep olan bir söz
söylediysem veya iş yaptıysam, pişman oldum, beni affet!) diyerek
tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak affolur. Cehenneme
gitmekten kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, her gün
muhakkak tevbe ve istiğfar etmelidir. (S. Ebediyye)
Allah'ın sıfatları
Sual: Bilindiği gibi Allah'ın hayat, ilim, sem’i, basar, kelam,
irade… gibi sıfatları vardır. Bir tekfirci, (Allah insan gibi vardır, insan
gibi bilir, insan gibi konuşur, insan gibi görür, insan gibi işitir, insan
gibi diler demek küfürdür) diyor. Böyle söylemesi doğru mudur?
CEVAP
Doğru değildir. Çünkü Müslüman, (Allah bilir, işitir, görür) der.
İnsan gibi (Allah, gözle görür, kulakla işitir, dille söyler) demez. Yani
insan denilen âciz yaratığın sıfatını Yaratıcı’ya vermez. Yaratıcı’nın
sıfatları da, yaratılanlarda aynen olmaz. İnsanın işitmesi, bilmesi
sınırlıdır. Allahü teâlânın sıfatlarıyla mukayese edilmez. Bunun için
hiçbir Müslüman, (İnsan, Allah gibi işitir) veya (Allah, insan gibi işitir)
demez. Görmek, bilmek gibi diğer sıfatları da böyledir. (Böyle
demek küfürdür) diye ortaya bir söz atmak yersiz olur. Müslümanın
söylemediği şeyleri söyletip, onu küfre sokmaya çalışmak yanlıştır.
Küfrü gerektiren söz söyleyenler olur da, onları ikaz için söylenebilir,
ama müslümanların söylemedikleri şeyleri söyleyip ortalığı
bulandırmaya çalışmak doğru değildir.
Yine bir tekfirci, (“Dön Allah’ım dön” diye Allah'a hitap etmek
küfür olur) diyor. Bu sözün Allahü teâlâ ile ilgisi yoktur. Hangi
Müslüman Allah'a (Dön yâ Rabbi!) diye hitap eder ki? Kişi kendi
döndüğünü kast edip, (Hep aynı yerde dönüp duruyorum) demek
istiyor.
Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve
Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve
şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en
La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve
resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı
şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.
Tecdid-i İman Duası
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam
düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk
itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime,
gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle
yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin
evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz
Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında
gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır.
Bildirdikleri doğrudur.
(Amentü billahi ve bi-ma cae min indillahi, alâ muradillahi,
ve amentü bi-Resulillahi ve bi-ma cae min indi Resulillahi alâ
muradi Resulillah. Amentü billahi ve Melaiketihi ve kütübihi ve
Rüsülihi velyevmil-ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi
teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun eşhedü en la ilahe illallah ve
eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü)
Tecdidi İman ve Nikah Duası
Nikah tazelemek çok kolaydır. Hanımdan vekalet aldıktan
sonra, iki şahit yanında, (Öteden beri, nikahlım olan hanımımı,
onun tarafından vekaleten ve tarafımdan asaleten kendime
nikah ettim) denir.
Şu duayı da okumak iyi olur:
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha
tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 156623 ziyaretçi (493712 klik) kişi burdaydı!

DUYURU PANOSU

SİTEMİZDE ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMADIĞINIZ KONULARI MESAJLA BİLDİREBİLİRSİNİZ.... İSLAMİ BİLGİLER

Video

TR.GG REKLAM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=