BAŞLIK

Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne düşündüklerini bilir. O'nun huzuruna çıkarıldıkları gün herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her şeyi bilir. (NÛR - 64)

Resimler

Dost Siteler

Başlık

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2) O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ TEFSİR ORUÇ ABDEST

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ İLMİHAL BİLGİLERİ MEZHEP CANLI TV MÜBAREK GÜN VE GECELER HADİS NAMAZ KURAN-I KERİM DİNLEPEYGAMBERLER HAYATI NAZAR BESMELENİN FAZİLETİ CİNLER NASİH

Aklın dinde önemi büyüktür

Aklın dinde önemi büyüktür
Sual: İnsan, bir yol gösterici, bir kılavuz olmadan aklı ile Allah’ın
bildirdiği doğru yolu bulabilir mi?
CEVAP
Tarih incelenirse, insanların kendi başlarına gittiklerinde, hep
yanlış yollara saptıkları görülür. İnsan, kendini yaratan büyük kudret
sahibinin var olduğunu, aklı sayesinde düşündü. Fakat, Ona giden
yolu bulamadı. Bunu önce etrafında aradı. Kendine en büyük
faydası olan güneşi, yaratıcı sandı ve ona tapmaya başladı. Sonra
büyük tabiat güçlerini, fırtınayı, ateşi, denizi, yanardağları gördükçe,
bunları yaratıcının yardımcıları sandı. Herbiri için bir suret, simge
yapmaya kalktı. Bundan da putlar doğdu. Bunların gazabından
korkarak kurbanlar kesti. Her yeni olayla, o olayı simgeleyen putların
miktarı da arttı. İslamiyet başladığı zaman, Kâbe’de 360 put vardı.
Bugün bile güneşe, ateşe tapanlar vardır. Rehbersiz karanlıkta
doğru yol bulunamaz.
Allahü teâlâ, insanı yaratınca, ona hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden,
faydalıyı zararlıdan ayırabilmesi için aklı verdi. Akıl hakkında hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Akıllı, Allahü teâlâdan en çok korkan, Onun emir ve
yasaklarına en güzel uyandır.) [İbni Muhber]
(Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel
edendir.) [Tirmizi]
(İnsanların yaptıkları hayırların mükafatı, akılları nispetinde
verilir.) [Ebuşşeyh]
(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemi]
(Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.) [İ.
Gazali]
Akıl bir ölçü aletidir. Allahü teâlâya ait bilgilerde ölçü olmaz.
Akıl, insandan insana değiştiği için, bazı insanlar dünya işlerinde
isabet ettiği halde, bazıları yanılabilir.
Aklın belli bir sahası vardır. Bunun dışındakileri ölçmeye,
anlamaya gücü yetmez. Akıl insanlar arasında eşit olarak bulunmaz.
En yüksek akıl ile en aşağı akıl arasında binlerce dereceleri vardır.
Şu halde Aklın yolu birdir demek çok yanlıştır.
Her işte ve hele dini işlerde akla güvenilemez. Din işleri, akıl
üzerine kurulamaz. Çünkü akıl, bir kararda kalmaz. Herkesin aklı,
birbirine uymadığı gibi, bir adamın, selim olmayan aklı da, bazen
doğruyu bulur, bazen de yanılır ve yanılması daha çok olur. En akıllı
denilen kimse, din işlerinde değil, uzman olduğu dünya işlerinde
bile, çok hata eder. Çok yanılan bir akla nasıl güvenilebilir? Devamlı,
sonsuz olan ahiret işlerinde, nasıl olur da, akla uyulur?
Aklın anlayamadığı veya yanlış anladığı çok şey vardır ki,
bunları Peygamber bildirir. Peygamber, uzman bir tabip gibidir.
İlaçların tesirlerini iyi bilir. Halk arasında, akla dayanarak, uzun
tecrübelerle bazı ilaçların tesiri bilinirse de, akıl sahibi kimseler,
bunu bilinceye kadar tehlike ve zararlara düşer. Bunları bilmeleri
için, yorucu, uzun zaman gerekir. Aklını, başka lüzumlu işleri
yapmak için kullanmaya vakit kalmaz. Tabibe az bir şey vermekle
ilaçların faydalarına kavuşurlar. Hastalıktan kurtulurlar. Peygambere
lüzum yoktur demek, tabibe lüzum yok demekten daha yanlıştır.
Peygamberin bildirdikleri teklifler, Allahü teâlâdan vahiy olduğu için,
hepsi doğrudur. Hepsi faydalıdır. Tabibin bilgileri, düşünce ve
tecrübe ile olduğu için, hepsinin doğru olduğu da söylenilemez.
Akıl, göz gibidir, İslamiyet bilgileri de ışık gibidir. Gözümüz,
maddeleri, cisimleri karanlıkta göremez. Allahü teâlâ, görme
aletimizden faydalanmamız için, güneşi, ışığı yaratmıştır. Güneşin
ve çeşitli ışık kaynaklarının nuru olmasaydı, gözümüz işe
yaramazdı. Tehlikeli cisimlerden, zararlı yerlerden kaçamaz, faydalı
şeyleri bulamazdık. Evet, gözünü açmayan veya gözü bozuk olan,
güneşten faydalanamaz. Fakat, bunların güneşe kabahat bulmaya
hakları olmaz.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 156974 ziyaretçi (494142 klik) kişi burdaydı!

DUYURU PANOSU

SİTEMİZDE ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMADIĞINIZ KONULARI MESAJLA BİLDİREBİLİRSİNİZ.... İSLAMİ BİLGİLER

Video

TR.GG REKLAM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=