BAŞLIK

Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. O, kullarının ne yaptıklarını ve ne düşündüklerini bilir. O'nun huzuruna çıkarıldıkları gün herkese yaptıklarını haber verecektir. Allah her şeyi bilir. (NÛR - 64)

Resimler

Dost Siteler

Başlık

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2) O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ TEFSİR ORUÇ ABDEST

İSLAMİ BİLGİLER NAMAZ İLMİHAL BİLGİLERİ MEZHEP CANLI TV MÜBAREK GÜN VE GECELER HADİS NAMAZ KURAN-I KERİM DİNLEPEYGAMBERLER HAYATI NAZAR BESMELENİN FAZİLETİ CİNLER NASİH

Akıl herkeste eşit mi?

Akıl herkeste eşit mi?
Sual: Akıl herkeste eşit mi?
CEVAP
Akıl herkeste eşit değildir. En yüksek akıl ile en aşağı akıl
arasında binlerce derece vardır. Her işte ve hele dini işlerde akla
güvenilemez. Din işleri, akıl üzerine kurulamaz. Çünkü akıl, bir
kararda kalmaz. Herkesin aklı, birbirine uymadığı gibi, selim
olmayan akıl, bazen doğruyu bulur, yanılması ise, daha çok olur. En
akıllı denilen kişi, mütehassıs olduğu dünya işlerinde bile, çok hata
eder. Hele ahiret bilgilerinde akla hiç güvenilmez.
İnsanların şekil ve ahlakları gibi, akıl ve ilimleri de, farklıdır.
Birinin aklına uygun gelen birşey, başkasının aklına uygun
gelmeyebilir. O halde, din işlerinde, akıl, tam bir ölçü olamaz. Ancak,
akıl ile din birlikte, tam ve doğru bir vesika ve ölçü olur.
Selim olmayan akıl, bir gerçeği kabul etmezse, bunun ne
kıymeti vardır? Selim olan akıl, din hükümlerinin hepsinin pek
yerinde ve doğru olduğunu açıkça görür.
Mutezile'ye göre aklın yolu birdir. Akıl, herkeste eşittir. Akıl
şaşmaz bir hüccettir. Akıl ile Allah’ın varlığını bilme mecburiyeti
olduğu gibi, haram ve helal olan şeyleri de akıl ile bilme mecburiyeti
vardır. Halbuki, haram, helal ancak nakil ile anlaşılır. Akıl dinde delil
değildir.
Dinimizde delil dörttür:
Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas-ı fukaha.
Bid'at ehli, (Aklın ve dinin yolu birdir. Dört mezhebi bire
indirmelidir! Akla ve dine uygun olanlarını toplayıp bir mezhep haline
getirmek gerekir) diyor. Halbuki Peygamber efendimiz farklı
ictihadların rahmet olduğunu bildirmiştir. Her ne kadar akıl, iyiyi
kötüden ayıran bir kuvvet ise de, her işte ölçü olmaz. Allahü teâlâya
ait bilgilerde akıl senet olmaz. Akıl, kendi başına dinin emir ve
yasaklarını bilseydi, Peygamberlere, âlimlere lüzum kalmazdı.
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Nakil yolu ile anlaşılan, Peygamberlerin bildirdikleri şeyleri, akıl
ile araştırmaya uğraşmak, düz yolda güç giden yüklü bir arabayı,
yokuşa çıkarmak için zorlamaya benzer. Yokuşa doğru at,
kamçılanırsa, çabalaya çabalaya, ya yıkılıp canı çıkar veya alıştığı
düz yola kavuşmak için sağa sola ve geriye kıvrılarak arabayı yıkar
ve eşyalar harap olur. Akıl da, anlayamadığı ahiret bilgilerini
çözmeye zorlanırsa, ya insan aklını kaçırır veya bunları alışmış
olduğu, dünya işlerine benzetmeye kalkışarak, yanılır, aldanır ve
herkesi aldatmaya çalışır.
Akıl, his ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve
onlara bağlılıkları bulunan şeyleri birbirleri ile ölçerek, iyilerini
kötülerinden ayırmaya yarayan, bir ölçü aletidir. Böyle şeylere
bağlılıkları olmayan varlıklara akıl erdiremeyeceğinden, şaşırıp kalır.
O halde, Peygamberlerin bildirdikleri şeylere, akla uyup uymadığına
bakmadan inanmak gerekir.
Peygamberlerin, aklın üstünde bulunan sözlerini, akla
danışmaya kalkışmak, akla aykırı bir iş olur. Engin denizde, acemi
kaptanın, pusulasız yol almasına benzer.
Ahiret bilgileri ve Allahü teâlânın beğenip beğenmediği şeyler
ve Ona ibadet şekilleri, eğer aklın çerçevesi içinde olsalardı ve akıl
ile doğru olarak, bilinebilselerdi, binlerce Peygamberin
gönderilmesine lüzum kalmazdı. İnsanlar, dünya ve ahiret saadetini
kendileri bulurdu. Allahü teâlâ, hâşâ Peygamberleri boş ve
lüzumsuz yere göndermiş olurdu. Hiçbir akıl, ahiret bilgilerini
bulamayacağı, çözemeyeceği içindir ki, Allahü teâlâ, her asırda
dünyanın her yerine, Peygamber göndermiş ve en son ve kıyamete
kadar değiştirmemek üzere ve bütün dünyaya Peygamber olarak,
Muhammed aleyhisselamı göndermiştir.
Her Peygamber, akıl ile bulunacak dünya işlerine dokunmayıp,
yalnız bunları araştırmak, bulup faydalanmak için çalışmayı
emretmiş, Allahü teâlânın beğendiği ve beğenmediği şeyleri açık
olarak bildirmiştir.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 156974 ziyaretçi (494132 klik) kişi burdaydı!

DUYURU PANOSU

SİTEMİZDE ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMADIĞINIZ KONULARI MESAJLA BİLDİREBİLİRSİNİZ.... İSLAMİ BİLGİLER

Video

TR.GG REKLAM

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=